Av. Zeki Demirci
Av. Zeki DemirciRehberNº 079İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku

Kazandırıcı Zamanaşımı ile Tapu Tescili: Şartlar ve Dava Yolu

Kazandırıcı zamanaşımı ile tapu tescili: TMK md. 712 ve md. 713 şartları, hangi taşınmazların kazanılamayacağı, imar-ihya ve tescil davasının yürütülmesi.

Av. Zeki DemirciRehberPaylaş:XLinkedIn

Kazandırıcı Zamanaşımı ile Tapu Tescili: Şartlar ve Dava Yolu

İlgili çalışma alanı → İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku: Tapu iptali ve tescil, zilyetlik ve taşınmaz mülkiyeti uyuşmazlıkları için çalışma alanı.

Kırk yıldır ekilen bir tarla, kütükte hiç görünmediği hâlde mülkiyete dönüşebilir. Aynı tarlanın öncesi mera ya da orman ise, geçen süre ne olursa olsun mülkiyet doğmaz. Kazandırıcı zamanaşımı ile tapu tescili talebinde sonucu belirleyen ilk soru sürenin uzunluğu değil, taşınmazın hukuki niteliğidir.

Türk Medeni Kanunu bu alanda iki ayrı rejim kurar. Biri tapuda kayıtlı taşınmazlarda yolsuz tescili sağlamlaştırır, diğeri tapusuz taşınmazı ilk defa kütüğe taşır. İkisinin şartları, süresi ve sonucu birbirinden ayrıdır.

Olağan ve Olağanüstü Zamanaşımı Ayrımı

Ayrım, taşınmazın kütükteki durumundan doğar.

Olağan zamanaşımı, TMK md. 712 ile düzenlenir ve tapuda kayıtlı taşınmazı konu alır. Burada kütükte bir tescil vardır; ancak tescil geçerli bir hukuki sebebe dayanmaz. Kurumun işlevi, yolsuz tescili zamanla sağlam hâle getirmektir.

Olağanüstü zamanaşımı ise TMK md. 713 ile düzenlenir. Konusu, kütükte hiç kayıtlı olmayan taşınmaz ile maliki kütükten anlaşılamayan ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş kişi adına kayıtlı taşınmazdır. Burada amaç, uzun süredir fiilen sürdürülen malik gibi kullanımı hukuki mülkiyete çevirmektir.

İki rejim arasındaki en keskin fark iyiniyettir. TMK md. 712 iyiniyeti şart koşar; TMK md. 713 koşmaz. Bu farkın gerekçesi ve doktrindeki tartışması için olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı makalesine bakılabilir.

Olağan Zamanaşımı: Tapuda Kayıtlı Taşınmazda On Yıl

TMK md. 712, geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişinin, zilyetliğini davasız ve aralıksız on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürmesi hâlinde, kazandığı mülkiyet hakkının sicilden silinmesinin istenemeyeceğini öngörür.1

Dört unsur birlikte aranır: kütükte malik olarak yazılı olmak, tescilin geçerli hukuki sebepten yoksun bulunması, on yıllık davasız ve aralıksız zilyetlik, bu sürenin tamamında iyiniyetin sürmesi. İyiniyet TMK md. 3 ölçütüne göre belirlenir; kişinin durumun gerektirdiği özeni göstermemesi hâlinde iyiniyet iddiası dinlenmez.

Uygulamada bu hüküm çoğunlukla savunma olarak ileri sürülür. Yolsuz tescile dayanan tapu iptali ve tescil davasında davalı, on yıllık sürenin dolduğunu ve iyiniyetli olduğunu ileri sürerek talebi karşılar. Devir işleminde iyiniyetin hangi ana göre belirleneceği ayrı bir tartışmadır; konu için tapu devrinde iyiniyet hangi anda aranır sayfasına bakılabilir.

Olağanüstü Zamanaşımı: Yirmi Yıllık Malik Sıfatıyla Zilyetlik

TMK md. 713/1, tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişiye, mülkiyet hakkının kütüğe tescilini isteme yetkisi tanır. Talep, taşınmazın tamamı, bir parçası ya da bir payı bakımından ileri sürülebilir.

TMK md. 713/2 aynı koşulları, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı taşınmazlar için de kabul eder. Bu fıkrada yer alan ve yirmi yıl önce ölmüş kişi adına kayıtlı taşınmazları kapsayan ibare Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir; bugün tapuda ölü kişi adına görünen taşınmaz, yalnızca bu sebeple zamanaşımına konu olmaz.

Zilyetliğin nitelikleri şu üç başlıkta toplanır. Malik sıfatıyla zilyetlik, taşınmazı kendi malı gibi kullanma iradesini gerektirir; kiracı, ortakçı, vekil ya da hizmetli sıfatıyla sürdürülen kullanım süre işletmez. Davasız zilyetlik, zilyetliğe karşı açılıp sonuçlanmış bir dava bulunmamasını ifade eder; el atmanın önlenmesi ya da ecrimisil davası süreyi keser. Aralıksız zilyetlik ise fiilî hâkimiyetin sürekliliğini arar; TMK md. 976 anlamında geçici nitelikteki kesintiler süreyi düşürmez.

Önemli: Taşınmaz üzerinde ecrimisil ödemek ya da kira ilişkisini kabul etmek, malik sıfatıyla zilyetlik iddiasını kökünden zayıflatır. Zamanaşımı savunması planlanırken geçmişte imzalanmış her belge bu gözle taranmalıdır. Konunun ayrıntısı için ecrimisil ve el atmanın önlenmesi rehberi ile el atmanın önlenmesi davası nedir sayfalarına bakılabilir.

Zamanaşımıyla Kazanılamayan Taşınmazlar

Süre şartı gerçekleşse dahi bazı taşınmazlar özel mülkiyete geçmez.

TMK md. 715, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu belirtir. Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar kimsenin mülkiyetinde değildir ve özel mülkiyete konu olamaz.

3402 sayılı Kanun md. 16, kamu malı niteliğindeki yerleri sayar. Mera, yaylak, kışlak, otlak, harman yeri gibi orta malları özel siciline yazılır; bu yerler zilyetlikle kazanılamaz. Yol, meydan, köprü gibi kamunun ortak kullanımına ayrılmış yerler ile kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar da aynı kapsamdadır.

Ormanlar bakımından yasak anayasal düzeydedir. Anayasa md. 169, Devlet ormanlarının zamanaşımı ile mülk edinilemeyeceğini açıkça öngörür. Kıyı ve sahil şeridi ile kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin özel kanun yasakları da ayrıca gözetilir.

Hangi taşınmazın hangi gerekçeyle kapsam dışında kaldığı için hangi taşınmazlar zamanaşımıyla kazanılamaz sayfasına bakılabilir.

İmar-İhya ile Kazanma

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki her yer mutlak biçimde kapalı değildir. 3402 sayılı Kanun md. 17, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmemiş araziden masraf ve emek harcanarak tarıma elverişli hâle getirilen taşınmazların, aynı Kanun md. 14 şartları varsa imar ve ihya edenler ya da halefleri adına tespit ve tescil edileceğini düzenler.

Bu hükümde iki aşama vardır ve sıra bağlayıcıdır. Önce imar-ihya tamamlanır: taşlık, çalılık, bataklık ya da benzeri nitelikteki yer, emek ve masrafla tarım arazisine dönüştürülür. Yirmi yıllık zilyetlik süresi ise imar-ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu sıra gözetilmeden yapılan hesap, tescil talebini dayanaksız bırakır.

Sıranın somut bir uyuşmazlıkta nasıl uygulandığı imar-ihya ve yirmi yıllık zilyetlik kararında görülür. Kurumun tanımı ve sınırı için imar-ihya nedir, tapu kazandırır mı sayfasına bakılabilir.

Zilyetliğin Devri ve Sürelerin Eklenmesi

Yirmi yıllık sürenin tek kişide geçmesi aranmaz. Zilyetlik TMK md. 977 uyarınca teslimle devredilir; devir hâlinde önceki zilyedin süresi devralanın süresine eklenir. Miras yoluyla intikalde de süre kesintisiz devam eder; mirasçı, murisin zilyetliğini kendiliğinden sürdürür.2

Sürelerin eklenmesi için devrin belgelenmesi gerekir. Harici satış senedi, muhtar ve ihtiyar heyeti onaylı belgeler, vergi kayıtları ve zilyetliğin fiilen el değiştirdiğini gösteren tanık anlatımları bu halkayı kurar. Harici satışın kendi hukuki sonuçları ayrıca değerlendirilir; konu için harici satış sözleşmesi geçerli midir sayfasına bakılabilir.

3402 sayılı Kanun md. 14, kadastro yoluyla zilyetlikle kazanmada yüzölçümü sınırı öngörür. Belgesiz taşınmazlarda sulu toprakta kırk dönüm, kuru toprakta yüz dönüm sınırı aşıldığında, aşan kısım zilyetlikle kazanılamaz. Bu sınır, tescil davasının kapsamını baştan belirler.

Tescil Davasında Görev, Yetki ve Husumet

Tescil davası asliye hukuk mahkemesinde görülür; genel görev kuralı 6100 sayılı Kanun md. 2 ile belirlenmiştir. Yetki bakımından 6100 sayılı Kanun md. 12 uygulanır: taşınmazın aynına ilişkin davalar taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır ve bu kural kesindir.

Husumet, TMK md. 713/3 ile düzenlenmiştir. Dava Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine, varsa tapuda malik görünen kişinin mirasçılarına karşı açılır. Taşınmazın bulunduğu yere göre köy ya da belediye tüzel kişiliği ile orman idaresi de davaya dahil edilir. Husumetin eksik yöneltilmesi, esasa girilmeden red sonucu doğurur.

Yargılama usulü ilan şartını içerir. TMK md. 713/4 uyarınca davanın konusu gazeteyle bir defa, ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan olunur. Son ilandan başlayarak üç ay içinde itiraz edilmez ya da itiraz yerinde görülmezse ve iddia ispatlanırsa hâkim tescile karar verir. Kararda taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir; karara teknik bilgileri içeren kroki eklenir.

Kadastro görmüş yerlerde ayrıca 3402 sayılı Kanun md. 12/3 gözetilir. Kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak dava açılamaz. Bu süre hak düşürücüdür ve resen dikkate alınır.

İspat Araçları

Zilyetlik iddiası soyut anlatımla ispatlanmaz. Yerel bilirkişi ve tanık dinlenmesi, taşınmaz başında keşif yapılması ve keşifte fen ile ziraat bilirkişilerinin görevlendirilmesi olağan usuldür. Fen bilirkişisi taşınmazın konumunu ve sınırlarını haritaya bağlar; ziraat bilirkişisi kullanımın niteliğini, ekim düzenini ve imar-ihya iddiası varsa dönüşümün gerçekliğini raporlar.

Belge tarafında kadastro tutanakları, tespit ve tespit dışı bırakma kayıtları, orman kadastro haritaları, memleket haritası, hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri kullanılır. Hava fotoğrafları özellikle imar-ihya tarihinin belirlenmesinde belirleyicidir; farklı yıllara ait görüntülerin karşılaştırılması, arazinin ne zaman tarıma açıldığını gösterir. Vergi kayıtları, su ve elektrik abonelikleri ile tarımsal destekleme kayıtları zilyetliğin sürekliliğini destekler.

Uygulamada

Dava açılmadan önce taşınmazın hukuki niteliği kesinleştirilmelidir. Orman kadastrosu, mera tahsis kayıtları ve kamu hizmetine tahsis kararları araştırılmadan açılan tescil davaları, esasa girilmeden reddedilir. Bu araştırma dosyanın en ucuz ve en belirleyici aşamasıdır.

Süre hesabı geriye doğru kurulur. Tapu kaydının oluştuğu, kadastro tespitinin yapıldığı ya da imar-ihyanın tamamlandığı tarih belirlenir; yirmi yıllık süre bu tarihten geriye ya da ileriye doğru sayılır. Karşı taraf çoğu zaman bu tarih üzerinden savunma kurar; süreyi başlatan olayı ispat edememek, zilyetliğin uzunluğunu tartışmasız kılsa bile davayı kaybettirir.

Tanık seçimi dosyanın omurgasıdır. Taşınmazı çocukluğundan beri bilen, komşu parsel maliki olan ve kullanımın kesintisiz sürdüğünü doğrudan gözlemine dayandırarak anlatabilen tanıklar tercih edilir. Duyuma dayalı anlatımlar tek başına yeterli görülmez.

Karşı taraf konumundaki idare ya da mirasçı bakımından strateji tersine kurulur. Kiracılık, ortakçılık ya da ecrimisil ilişkisini gösteren tek bir belge, yirmi yıllık zilyetlik iddiasını malik sıfatı unsurundan yoksun bırakır. İdare vekilliğinde ilk aranacak belge budur.

Harç ve dava değeri de baştan planlanır. Tescil talebinin değeri taşınmazın değerine göre belirlenir; eksik harçla açılan dava, tamamlanmadığı takdirde işlemden kaldırma sonucu doğurur. Konu için tapu iptali davasında dava değeri ve harç nasıl belirlenir sayfasına bakılabilir. Yirmi yıllık zilyetliğin tek başına yeterli olup olmadığı sorusu ise yirmi yıllık zilyetlikle tapu alınabilir mi sayfasında ayrıca karşılanır.


İlgili içerikler için bkz. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı, İmar-İhya ve Yirmi Yıllık Zilyetlik, Hangi Taşınmazlar Zamanaşımıyla Kazanılamaz, İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku.

Dipnotlar

  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, RG 08.12.2001/24607, md. 3, md. 705, md. 712, md. 713, md. 715, md. 976 ve md. 977; 3402 sayılı Kadastro Kanunu, RG 09.07.1987/19512, md. 12, md. 14, md. 16 ve md. 17; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, RG 04.02.2011/27836, md. 2 ve md. 12.

  2. Kazandırıcı zamanaşımının şartları, zilyetliğin nitelikleri ve sürelerin eklenmesi konusunda bkz. DÜZCEER, Ali Rıza, Kazandırıcı Zamanaşımıyla Taşınmaz İktisabı, Ankara: Yetkin Yayınları, 1994; KÜLAHÇI SERENGİL, Şölen, "Olağanüstü Zamanaşımı Yoluyla Taşınmaz Mülkiyetinin Kazanılması", İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 2010, C. 73, S. 1-2, s. 219-244.

Sonraki dosya · Rehber

Kiracının Ödeyeceği ve Ödemeyeceği Giderler

Dosyayı aç →