Av. Zeki Demirci
Av. Zeki DemirciSoruNº 534İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku

Haciz Şerhi Olan Taşınmaz Satın Alınır mı?

Haciz şerhli taşınmaz satın alınabilir; ancak alıcı 4721 sayılı Kanun md. 1010 ve md. 1020 uyarınca haczi bilmediğini ileri süremez, ihale riski sürer.

Av. Zeki DemirciSık Sorulan SorularPaylaş:XLinkedIn

Haciz Şerhi Olan Taşınmaz Satın Alınır mı?

İlgili çalışma alanı → İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku: Tapu, şerh ve mülkiyet uyuşmazlıkları için çalışma alanı.

Kısa cevap: Haciz şerhi taşınmazın satışını hukuken engellemez; malik hacizli taşınmazı devredebilir ve tapu müdürlüğü işlemi kurar. Ancak alıcı, taşınmazı haciz yüküyle birlikte devralmış sayılır. 4721 sayılı Kanun md. 1010 uyarınca haciz, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir. 4721 sayılı Kanun md. 1020'nin son fıkrası ise kimsenin tapu sicilindeki kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğini belirtir. Sonuç olarak alacaklı takibi sürdürür ve taşınmaz alıcının mülkiyetindeyken ihaleyle satılabilir.1


Haciz Şerhi Nasıl Doğar

Haciz, icra takibinin kesinleşmesinden sonra alacaklının talebiyle konulur. 2004 sayılı Kanun md. 79, icra dairesinin haciz talebinden itibaren kısa süre içinde haczi yapmakla yükümlü olduğunu düzenler. 2004 sayılı Kanun md. 85, borçlunun malvarlığından alacağı karşılayacak miktarda malın haczedileceğini belirtir.

Taşınmaz haczinde fiili el koyma söz konusu değildir. 2004 sayılı Kanun md. 91, taşınmaz haczinin tapu siciline bildirilmesini ve kütüğe işlenmesini öngörür. Kütüğe geçirilen bu kayıt, uygulamada haciz şerhi olarak anılır ve haczin üçüncü kişilere karşı etkisini doğurur.

Alıcının Hukuki Durumu

Haciz şerhinden sonra taşınmazı devralan kişi, mülkiyeti kazanır ancak haczin sonuçlarına katlanır. Bu, tasarruf yetkisi kısıtlamalarının şerh verilmekle sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebileceğini düzenleyen 4721 sayılı Kanun md. 1010'un son fıkrasının doğrudan sonucudur.

Alıcı, haczi bilmediğini savunamaz. 4721 sayılı Kanun md. 1020, tapu sicilinin herkese açık olduğunu ve kimsenin sicildeki kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğini düzenler. Tapu kaydını incelemeden yapılan alım, iyiniyet savunmasını baştan kapatır.

Bu tabloda alıcı iki riskle karşı karşıyadır. Borç ödenmezse taşınmaz icra yoluyla satılır ve ihale alıcısı mülkiyeti kazanır. İkinci olarak, satın alan kişi ödediği bedeli satıcıdan geri istemek zorunda kalır; satıcının ödeme gücü yoksa bu talep kağıt üzerinde kalır.

Önemli: Haciz şerhi alıcıya haczi ödeme yükümlülüğü yüklemez. Alıcı borcun kişisel borçlusu haline gelmez. Ancak taşınmaz haczin konusu olmaya devam ettiği için, borcu ödemek dışında taşınmazı elde tutmanın yolu bulunmaz. Fiilen ortaya çıkan sonuç, alıcının başkasının borcunu ödemek zorunda kalmasıdır.

Satış Sırasında Borcun Kapatılması

Hacizli taşınmaz alımında tek güvenli yöntem, devir anında haczin kaldırılmasıdır. Uygulamada izlenen yol, satış bedelinin bir bölümünün doğrudan icra dosyasına yatırılması ve icra dairesinden haczin kaldırılmasına ilişkin müzekkerenin tapu müdürlüğüne gönderilmesidir. Devir işlemi, şerh silindikten sonra kurulur.

Bu düzenin sözleşmede yazılı hale getirilmesi gerekir. Ön protokolde hangi dosyaya ne kadar ödeneceği, ödemenin hangi tarihte yapılacağı ve şerh silinmezse bedelin nasıl iade edileceği açıkça düzenlenmelidir. Sözlü mutabakat, uyuşmazlık çıktığında ispat edilemez.

Birden çok haciz varsa tüm dosyaların tespiti şarttır. Tapu kaydında görünen her şerh için ayrı icra dosyası ve ayrı alacaklı bulunur. Tek dosyaya ödeme yapılıp diğerleri gözden kaçırıldığında taşınmaz hacizli kalmaya devam eder. Kayıt üzerindeki şerhlerin bütününün etkisi için şerh verilmiş taşınmaz satılırsa ne olur sayfası yol gösterir.

İhale Riski ve Sonrası

Borç ödenmezse alacaklı taşınmazın satışını ister. Kıymet takdiri yapılır, satış ilanı çıkarılır ve taşınmaz elektronik ortamda ihaleye konulur. İhalenin kesinleşmesiyle mülkiyet ihale alıcısına geçer.

Bu aşamada haciz sonrası malik olan kişinin konumu güçsüzdür. Satışa itiraz edebileceği sebepler sınırlıdır; haczin varlığına ve takibin kesinleşmesine dayalı itirazlar çoğu kez zamanında ileri sürülmediği için dinlenmez. İhale bedelinden artan bir tutar kalırsa bu tutar üzerinde hak iddia edilebilir, ancak taşınmaz kaybedilmiş olur.

Alıcının kalan yolu satıcıya yönelmektir. Satıcının taşınmazın hacizli olduğunu gizlemesi halinde ayıp hükümleri ve hile iddiaları gündeme gelir. Yine de bu talepler tazminatla sınırlı kalır; mülkiyetin geri kazanılmasını sağlamaz.

Uygulamada

En sık yapılan hata, tapu kaydının satış gününde yeniden çıkarılmamasıdır. Görüşmelerin başında temiz görünen kayda, devir tarihine kadar yeni haciz işlenebilir. Devir randevusundan hemen önce alınan güncel kayıt örneği, bu riski ortadan kaldıran tek belgedir.

İkinci hata, satış bedelinin tamamının satıcıya elden ödenmesidir. Ödeme icra dosyasına yönlendirilmediğinde alıcının elinde hiçbir güvence kalmaz. Bedel, dosya bazında ve banka kanalıyla ödenmelidir; ödeme dekontları icra dosyasıyla eşleştirilmelidir.

Üçüncüsü, satış vaadi veya ön ödemeli alımlarda kayda hiçbir koruyucu şerh konulmamasıdır. Alıcı, bedeli öderken kendi hakkını da kütüğe işletmelidir. Bu korumanın hukuki dayanağı ve süresi için satış vaadi şerhi kaç yıl geçerlidir ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesi şekil şartı nedir sayfalarına bakılabilir. Dava sürecinde kaydın dondurulması için başvurulacak yol ise ihtiyati tedbir şerhi tapuya nasıl işlenir sayfasında açıklanmıştır.


İlgili içerikler için bkz. İhtiyati Tedbir Şerhi Tapuya Nasıl İşlenir, Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi Şekil Şartı Nedir, Taşınmaz Satımında Resmî Şekil ve Şekle Aykırılık, İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku.

Dipnotlar

  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, RG 08.12.2001/24607; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, RG 19.06.1932/2128; 2644 sayılı Tapu Kanunu, RG 29.12.1934/2892.

Sonraki dosya · Soru

Hile Nedeniyle Tapu İptali Davası Nasıl Açılır?

Dosyayı aç →