Av. Zeki Demirci
Av. Zeki DemirciMakaleNº 109Marka Hukuku

Marka İtirazında ve Hükümsüzlük Davasında Kullanım İspatı Def'i

SMK m. 19/2 kullanım ispatı def'inin itiraz sürecindeki işleyişi, m. 25/7 ile hükümsüzlük davasına taşınması, ispat yükü tartışması ve güncel Yargıtay içtihadı üzerinden değerlendirilir.

Giriş

İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı — Marka tescili, itiraz, hükümsüzlük ve tecavüz uyuşmazlıklarında hizmet sayfası.

Tescilli bir markaya dayanarak itiraz eden veya hükümsüzlük davası açan taraf, çoğu zaman markasını fiilen kullanıp kullanmadığını hiç sorgulamaz. Oysa karşı tarafın elinde, itirazı veya davayı tek başına düşürebilecek bir araç bulunur: kullanım ispatı def'i. SMK m. 19/2 ile düzenlenen bu mekanizma, beş yıldan uzun süredir tescilli olup fiilen kullanılmayan markaların, sırf sicilde yer aldıkları için üçüncü kişilerin başvurularını engellemesine izin vermez.1 Mekanizma yalnızca itiraz aşamasıyla sınırlı değildir; SMK m. 25/7 aracılığıyla hükümsüzlük davalarına da taşınır ve davanın sonucunu doğrudan belirleyebilir.

SMK m. 19/2'nin Düzenleniş Amacı ve KHK Döneminden Farkı

556 sayılı KHK, kullanım ispatını yalnızca dar bir çerçevede tanımıştı: KHK m. 8/VII ile m. 35/II'nin birlikte uygulanması, yalnızca koruma süresi dolan ve yenilenmeyen markanın iki yıllık ek koruma döneminde geçerliydi; itiraz eden kişinin bu süre içinde markasını kullandığını göstermesi aranıyordu. Kural, itiraz sisteminin genelinde değil, dar bir istisnai durumda işliyordu.

SMK, bu dar istisnayı genel bir savunma aracına dönüştürdü. SMK m. 19/2 uyarınca, itiraza dayanak markanın tescil tarihi itibarıyla en az beş yıl geçmişse, başvuru sahibi itiraz eden taraftan markasını Türkiye'de ciddi biçimde kullandığını ya da kullanmamaya haklı bir nedeni bulunduğunu ispatlamasını talep edebilir. Kural artık koruma süresinin sona ermesi şartına bağlı değildir; tescilli her markaya karşı, beş yıllık kullanım süresi dolduğu andan itibaren ileri sürülebilir bir savunma hâline gelmiştir. Bu genişleme, portföy markacılığının (kullanılmayan markaların yalnızca sicildeki varlıklarıyla üçüncü kişilerin başvurularını engellemesinin) önüne geçme amacı taşır.

Ciddi Kullanım Ölçütü ve İspat Yükünün Dağılımı

Kanun, "ciddi biçimde kullanım" ifadesinin içeriğini tanımlamaz; ölçütün doldurulması doktrine ve içtihada bırakılmıştır. Doktrinde ciddi kullanım, markanın esas işlevine — mal veya hizmetin ticari kaynağını göstermeye — uygun yoğunlukta ve piyasaya etki edecek biçimde kullanılması olarak tanımlanır; markanın yalnızca hakkı korumak amacıyla sembolik biçimde kullanılması bu ölçütü karşılamaz.2

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2026 tarihli bir kararında bu ölçütü açıkça ifade etti: markanın "işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta" kullanılması gerektiğini belirledi. Somut olayda davalının sunduğu tek satıcılık sözleşmesi, beş yıllık dönemde yalnızca iki fatura ve otuz altı adet ürün satışı, kullanım niyetini gösteren ancak fiilî kullanımı ispatlamayan belgeler olarak değerlendirildi; markanın kullanılmadığına hükmedildi.3

Marka sahibinin markasını tescilli olduğu emtiada ciddi biçimde kullandığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delille ispat edilemediği hâllerde, kullanmama sonucu doğar.

İspat yükünün dağılımı ayrı bir tartışma konusudur. Genel ispat kuralına göre iddiasını ileri süren taraf ispatla yükümlüdür; ancak SMK m. 19/2 açıkça markanın kullanıldığını veya kullanılmamaya haklı neden bulunduğunu ispat yükünü marka sahibine yükler.4 Doktrinde bir görüş, kullanılmadığı iddia edilen tarafın da makul ölçüde şüphe uyandırıcı emare sunması gerektiğini savunur; bu emareler sunulduktan sonra ispat külfeti marka sahibine geçer.5 Bu yaklaşım, "olumsuz bir olgunun ispatı" güçlüğünü dengelemeyi amaçlar ve mahkeme uygulamasında yaygın kabul görür.

İtiraz Aşamasında Kullanım İspatı Def'inin İşleyişi

Kullanım ispatı def'i kendiliğinden dikkate alınmaz; başvuru sahibinin bunu açıkça ve süresinde talep etmesi gerekir. Talep üzerine TÜRKPATENT, itiraz eden markanın kullanım tarihine, kapsamına ve yoğunluğuna ilişkin delil sunması için süre tanır. Delil olarak fatura, sevk irsaliyesi, katalog, reklam harcaması kaydı, pazar araştırması raporu ve benzeri belgeler kabul edilir; TÜRKPATENT'in Kullanım İspatı Kılavuzu bu belgelerin taşıması gereken asgari nitelikleri ayrıca düzenler.

Def'in en pratik sonucu kısmi değerlendirmedir. İtiraz eden, markasını yalnızca bazı mal veya hizmetler için kullandığını ispatlayabiliyorsa, itiraz — ve sonrasında olası hükümsüzlük talebi — yalnızca bu mal veya hizmetlerle sınırlı olarak incelenir. Başvuru sahibinin işareti farklı bir sınıfta kullanması hâlinde, kullanımı ispatlanmayan mal ve hizmetler bakımından iltibas değerlendirmesi yapılamaz ve itiraz bu kısımlarda reddedilir.

SMK m. 25/7 ile Hükümsüzlük Davasına Taşınması

SMK m. 25/7, m. 19/2'de düzenlenen kullanım ispatı def'inin yalnızca idari itiraz aşamasıyla sınırlı kalmamasını sağlar: hükümsüzlüğü istenen markanın, dayanak markayla karıştırılma ihtimaline dayanılarak açıldığı hükümsüzlük davalarında da aynı def'i ileri sürülebilir. Bu düzenleme, itiraz aşamasında kullanılmama nedeniyle sınırlanan bir markanın, dava aşamasında sınırsız biçimde hükümsüzlük gerekçesi yapılmasını engeller.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025-2026 döneminde onadığı bir kararda bu mekanizma somut biçimde uygulandı. Davalı, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü talep edilen davada, cevap dilekçesini ıslah ederek davacının dayanak markaları için kullanım ispatı talebinde bulundu. Davacı kullanımını yalnızca bir kısım mal ve hizmet için ispatlayabildi; itiraz aşamasında bu emtialarla sınırlı bir kısmi ret kararı verilmişti. Bölge Adliye Mahkemesi, davalı vekilinin hükümsüzlük talebi yönünden ayrıca kullanım ispatı talebinde bulunmamış olmasına rağmen, ıslah yoluyla yapılan talebin hükümsüzlük davası bakımından da geçerli sayılması gerektiğini kabul etti; kalan mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmadığından SMK m. 6/1 koşullarının oluşmadığına hükmetti. Yargıtay, bu değerlendirmeyi onayladı.6

Uygulamada Sık Karşılaşılan Sorunlar

Uygulamada üç hata tekrar eder. Birincisi, başvuru sahiplerinin kullanım ispatı talebini süresinde ve açıkça ileri sürmemesidir; talep dilekçede sarih biçimde yer almadığı sürece def'i incelemeye alınmaz. İkincisi, marka sahiplerinin kullanım delilini yalnızca kullanım niyetini gösterecek belgelerle (izin başvurusu, test raporu, hazırlık yazışması) sınırlı tutmasıdır; Yargıtay bu tür belgeleri fiilî kullanımın değil kullanım niyetinin kanıtı sayar. Üçüncüsü, hükümsüzlük davasında def'in yalnızca cevap dilekçesinde değil, gerektiğinde ıslah yoluyla da ileri sürülebileceğinin gözden kaçırılmasıdır; yukarıdaki kararda olduğu gibi mahkemeler ıslahla yapılan talebi kabul etmektedir.

Stratejik Not

Başvuru veya davalı vekili açısından kullanım ispatı def'i, riski düşük ve getirisi yüksek bir savunma aracıdır: talep reddedilse dahi süreç normal seyrinde devam eder, kabul edilirse itiraz veya dava kısmen ya da tamamen düşer. Def'in etkili olması için dayanak markanın tescil tarihinin beş yılı geçip geçmediğinin dosya açılmadan önce kontrol edilmesi, itiraz ve dava dilekçelerinde talebin ayrı ayrı ve açıkça tekrarlanması, karşı tarafın sunduğu delillerin tarih, miktar ve pazara etki bakımından ciddi kullanım eşiğini karşılayıp karşılamadığının madde madde değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç

Kullanım ispatı def'i, marka sicilinin fiilî ticari hayattan kopmasını önleyen bir denge mekanizmasıdır. SMK m. 19/2 ile itiraz aşamasında tanınan bu savunma, m. 25/7 aracılığıyla hükümsüzlük davasına da taşınır ve kullanılmayan markaların sicildeki varlıklarını tecavüz veya hükümsüzlük iddiasına dönüştürmesini engeller. Yargıtay'ın güncel içtihadı, ciddi kullanım ölçütünü sıkı biçimde uygulamakta; kullanım niyetini gösteren belgelerle fiilî kullanımı birbirinden ayırmaktadır. Bu nedenle def'in ileri sürülmesi kadar, kullanımı ispatlayacak delillerin sistemli biçimde toplanması da marka sahipleri için ihmal edilmemesi gereken bir yükümlülüktür.

Konuya ilişkin süreç detayları için marka itiraz süreci ve kullanmama nedeniyle marka iptali rehberlerine, nispi hükümsüzlük nedenlerinin genel çerçevesi için marka hükümsüzlüğünde nispi nedenler makalesine, itiraz aşamasındaki pratik uygulama için marka itirazında kullanım ispatı sorusuna bakılabilir. Kapsamlı çerçeve için marka hukuku rehberi ve marka hukuku sayfaları takip edilebilir.

Dipnotlar

  1. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, RG 10.01.2017/29944, m. 19/2 ve m. 25/7. ↩

  2. Coşğun, G. (2018). Sınai Mülkiyet Kanunu Kapsamında Markanın Kullanılması, Seçkin Yayıncılık, s. 86. ↩

  3. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4541, K. 2026/1721, 26.03.2026 — "ciddi biçimde kullanım" ölçütünün tanımı ve kullanmama nedeniyle iptal davasında ispat standardı. ↩

  4. Özkök Yıldırım, B., Tanınmış Markanın Kullanılması Zorunluluğu ve Kullanılmaması Nedeniyle Kısmi İptali, Yüksek Lisans Tezi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 165. ↩

  5. Çolak, U. (2023). Türk Marka Hukuku, 5. Baskı, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, s. 989-990. ↩

  6. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/79, K. 2025/4585, 26.06.2025 — kullanım ispatı def'inin ıslah yoluyla hükümsüzlük davasında ileri sürülmesi ve kısmi değerlendirme. ↩

Sonraki dosya · Makale

Haksız Yapı ve Taşkın Yapıda Temliken Tescil: İyiniyet, Değer Üstünlüğü ve Bedel

Dosyayı aç →