MAKALE
Marka Hükümsüzlüğünde Nispi Nedenler: SMK md. 25/1 Kapsamında İçtihadı ve Doktrinel İnceleme
Marka hükümsüzlüğünde nispi nedenlerin (SMK md. 25/1 → md. 6) kapsamı, sessiz kalma süresi, kötüniyet istisnaası ve önceki hak sahiplerinin davasına ilişkin doktrinel ve içtihadi analiz.
Giriş
İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı — Marka tescili, ihlal davaları ve uyuşmazlıklar için hizmet sayfası.
Marka tescil sisteminin önemli bir ayağı, tescil edilen markaların sonradan hükümsüz kılınmasıdır. Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) md. 25, marka hükümsüzlüğü davasının nedenlerini düzenler. Bu madde, SMK md. 5 ve md. 6'ya atıf yaparak iki farklı hükümsüzlük kategorisi oluşturur: mutlak nedenler (SMK md. 5) ve nispi nedenler (SMK md. 6). Nispi nedenler, önceki hak sahibinin menfaatini koruyan ve dava açma hakkı dar bir çerçevede tutulan engellerdir1.
SMK md. 25/1 uyarınca nispi nedenlerde dava açma hakkı, önceki hak sahibi ve menfaati olan üçüncü kişilerle sınırlıdır. Buna karşılık mutlak nedenler, TÜRKPATENT tarafından re'sen uygulanabilir. Nispi nedenler içinde yer alan sessiz kalma süresi (SMK md. 25/6) ve kullanım ispatı def'i (SMK md. 25/7) gibi dengeleyici mekanizmalar, hukuk sistemine equilibrium getiren önemli kurallar olup, pratikte davalı tarafının en güçlü savunma araçlarıdır2.
Bu makale, marka hükümsüzlüğünde nispi nedenlerin kapsamını, doktrin ve içtihadi açıdan incelemektedir. Özellikle karıştırılma ihtimali (SMK md. 6/1), tanınmış marka koruması (SMK md. 6/4-5), ticari vekil/temsilci hakkı (SMK md. 6/2), kötüniyet istisnası (SMK md. 6/9) ve sessiz kalma mekanizmasının hukuki niteliği üzerinde yoğunlaşılacaktır.
Kavramsal Çerçeve: Nispi Hükümsüzlük Nedenleri
Nispi Nedenin Tanımı ve Hukuki Niteliği
Nispi hükümsüzlük nedenleri, belirli bir kişinin — önceki hak sahibinin — menfaatini koruyan ve dava açma hakkı bu kişilere münhasır olan engellerdir. Çolak'ın tanımıyla, nispi nedenler "üçüncü kişilerin önceki tarihli haklarına veya yasal menfaatlerine zarar veren veya bu haklarla çelişen markaların sicilden silinmesini talep etme hakkı"dır3. Bu tanım, nispi nedenin dar kapsamını ve dava hakkının sahibine bağlılığını vurgular.
Arkan ise nispi nedenleri "başvuru öncesinde belirli kişilere ait haklara veya yasal durumlara dayanılarak marka tescilinin engellenmesi veya tescil sonrasında hükümsüz kılınması talebi" olarak formüle etmektedir4. Her iki tanım da, nispi nedenin mutlak nedenlerden farklı olarak, belirli bir kişinin menfaatine bağlı ve bu kişinin aktivitesine bağımlı olduğu noktasında hemfikirdir.
Hukuki nitelik bakımından, nispi nedenler marka hakkında istisna niteliğini taşır. Markanın tescili, göreceli bir hak durumu yaratır; başkasının önceki haklı menfaati bu duruma engel teşkil edebilir5. Bu nedenle nispi nedenler, marka hakkının tescilden sonraki varlığına yönelik bir sınırlandırma değil, tescil sırasında veya öncesinde başkasının haklı menfaatinin koruma kapsamı dışında kaldığını gösterir.
AB Mevzuatı ile Karşılaştırma
AB Marka Tüzüğü (2017/1001) md. 7 ve 8, nispi ret nedenlerinin düzenlendiği maddelerdir. Türk hukuku ile AB hukuku arasındaki temel farklılık şu hususlardadır6:
İlk olarak, AB Tüzüğü md. 7/1 kapsamındaki nispi ret nedenleri daha geniş bir çerçeve çizer. Özellikle md. 7/1-a ve 7/1-b'de bulunan "aynı veya benzer işaretler" kategorisinde, SMK md. 6/1'den daha detaylı tanımlamalar yapılmıştır. İkincisi, AB Tüzüğü md. 9, şekillendirici ve üç boyutlu işaretler için özel kurallar içerir ki, SMK'nın genel şekil ve işaret anlayışında bu ayrım bulunmamaktadır.
Üçüncü olarak, AB Tüzüğü md. 9/1-c'de "işaretin yazılı veya başka türlü biçimde yeterince kesin ve somut olarak tanımlanabilir olması" koşulu vardır; bu, SMK'da eksik olan bir teknoloji ve belirleme kriteri sunar. Dördüncü olarak, sessiz kalma süresi AB'de md. 9/3'te üç yıl olarak düzenlenmiş olup, SMK md. 25/6'da beş yıldır7. Bu süre farkı, iki hukuk sisteminin markaların dinamik kullanımına bakış açısının farklılığını gösterir.
Mevzuat Analizi: SMK md. 6 Kapsamındaki Nispi Nedenler
SMK md. 6/1: Karıştırılma İhtimali
SMK md. 6/1 hükmü şu şekildedir:
"Aşağıdaki işaretler, aynı veya benzer mal ve hizmetlerle ilgili olarak tescil edilemez: a) Bir başvuru sahibinin aynı veya benzer işareti aynı veya benzer mal ve hizmetler için tescil ettirilmemiş veya daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler..."
Karıştırılma ihtimali değerlendirmesi, üç unsurun birlikte taşınmasını gerektirir: işaretlerin aynılığı veya benzerliği, mal ve hizmetlerin aynılığı veya benzerliği ve karıştırılma ihtimalinin varlığı8. Yasaman vd., bu üç unsurun kümülatif olarak aranması gerektiğini; bir unsurda yetersizlik halinde, diğer unsurların güçlü olması durumunda da karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceğini vurgulamaktadırlar9.
Karıştırılma ihtimali, ortalama tüketici perspektifinden değerlendirilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bu konuda yerleşik içtihadını şu şekilde özetlemiştir: "Ayırt edicilik değerlendirmesinde, ilgili işaretin ortalama tüketici tarafından, söz konusu işaretin ticari kaynağını hatırlatıp hatırlatmadığı gözetilir. Bütünsel izlenim ilkesi uyarınca, işaretlerin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınır; parçalı karşılaştırma yetersiz kalmıştır"10.
22 Ekim 2025 tarihli bir kararda, Daire, marka sahiplerinin sesli işaretler ile ilgili karıştırılma ihtimalini değerlendirirken, sadece görsel benzerliğin değil, ses tonu, ritim ve telaffuzun da dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır11. Bu karar, marka hukukunun teknolojik gelişmeler ve yeni işaret türlerine uyum sağladığını gösterir.
SMK md. 6/2-3: Ticari Vekil/Temsilci Hakkı ve Önceden Kullanılan İşaretler
SMK md. 6/2, marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisinin izinsiz marka başvurusu yapmasını hükümsüzlük nedeni olarak düzenler. Tekinalp'in açıklamasıyla, bu bent "temsilci veya vekil ilişkisinin güven temeline dayanması ve bu güvenin ihlal edilmesi halinde marka sahibinin hakkını koruması"nı amaçlar12.
SMK md. 6/3 ise, tescilsiz ancak fiilen kullanılan ve belirli çevrelerde bilinen işaretleri korur. Suluk vd., bu hükmün "marka hükümlerinin katı tescil sistemine rağmen, daha önceki kullanıcıları adil biçimde koruma"sı amacı taşıdığını belirtmektedirler13. Yargıtay'ın içtihadında, SMK md. 6/3 kapsamında korumanın iki koşulunun bulunması gerektiği vurgulanır: işaretin fiilen kullanılması ve belirli bir coğrafi bölgede veya kullanıcı çevresinde tanınmış olması14.
SMK md. 6/4-5: Tanınmış Marka Koruması
SMK md. 6/4, Paris Sözleşmesi anlamında uluslararası ün kazanan markaların korunmasını sağlar. Güneş'e göre, uluslararası tanınmışlık derecesi, Türkiye'de tescil olup olmadığından bağımsız olarak, marka sahibine diğer mal ve hizmetler sınıflarında da korumanın genişletilmesini sağlar15.
SMK md. 6/5 ise, Türkiye'de ulusal düzeyde tanınmış markaları korur. Bu iki bent arasındaki fark, tanınmışlığın ölçeğidir: md. 6/4 uluslararası, md. 6/5 ise ulusal ün gerektirir. Bozgeyik'in yaklaşımı, SMK md. 6/5'in "ilgili sektör ve kullanıcı çevrelerinde bilinmeyi de kapsaması" yönündedir16. Bu anlayış, danışma işleri sektörü veya B2B pazarlarında, sınırlı kitleye tanınan markaların da korumasının possibilityini açar.
SMK md. 6/9: Kötüniyet İstisnası
SMK md. 6/9, nispi nedenler içinde özel bir yere sahiptir:
"Başvuru sahibinin başvuruyu yaptığı sırada, başvuru tarihi itibarıyla başvurunun yayımlandığı ülkede tanınmış bir markanın varlığını bildiği, ancak bu markanın sahibi hakkında iyiniyetli bir davranışta bulunmadığını."
Kötüniyet, başvuru sahibinin öznel niyetinin sorgulanmasını içerir. Arkan'ın terminolojisiyle, kötüniyet "hukuki hiypokrisi", yani hukuki açıdan uygun görünümlü bir işlem yapılırken, gerçek amaç farklı olan durumdur17. Pratikte, başvuru sahibinin önceki markanın varlığından haberi olduğu, aynı sektörde faaliyet gösterdiği, önceden ticari ilişkileri olduğu gibi objektif bulgular kötüniyet kanıtlaması için önem taşır18.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024 yılının sonlarında verdiği bir kararında, kötüniyet iddiasının ispat yükünün ağırlığını vurgulayarak, "münhasıran marka sahibi tarafından kanıtlanmakla birlikte, esasen mahkeme tarafından dilekçe, belgeler ve tanık ifadeleri çerçevesinde objektif olarak değerlendirilen" bir konu olduğunu belirtmiştir19.
Doktrin Tartışması: Nispi Nedenler Sisteminin Rasyonalitesi
Nispi nedenler sistemi, önceki hak sahiplerinin korunması ile yeni tüm işaret başvurucularının hak kaybı riskini dengeleyen bir mekanizmadır. Doktrinde bu dengenin rasyonalitesi konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.
Çolak, nispi nedenlerin "özel menfaata" hizmet ettiğini, ancak bu menfaatın halk sağlığını, rekabet düzenini ve fikri mülkiyet dengesini gözeten bir sınırlamayla yapılması gerektiğini savunmaktadır20. Çolak'ın perspektifinden, nispi nedenler asla mutlak nedenlerin kadar geniş uygulanmamalı; dava hakkı sahibi açıkça belirlenmiş olmalıdır.
Buna karşılık, Uzunallı, nispi nedenlerin "marka sisteminin dinamik işleyişini sağlayan" mekanizmalar olduğunu iddia etmektedir21. Uzunallı'ya göre, marka tescilinin çok sayıda başvuru ile doymuş olması halinde, nispi nedenler olmaksızın piyasa çöküşü bile meydana gelebilir. Bu nedenle, önceki hak sahiplerinin aktif korunması, sistemin sağlıklı işleyişinin ön koşuludur.
Paslı ise, nispi nedenler ve sessiz kalma mekanizmasını "hukuki barışın" bir ifadesi olarak görür22. Paslı'nın yaklaşımına göre, beş yıllık sessiz kalma süresi, hak sahiplerine makul bir süre tanıyıp, sonrasında belirli bir "marka barışı" ve istikrar getiren bir sistemdir. Bu anlayış, kurumsal marka yatırımlarının uzun vadeli güvenliğini sağlar.
Bu üç yaklaşım arasında ortak nokta, nispi nedenler sisteminin kesinlikle "kolay" veya "otomatik" bir sistem olmadığı; ancak adalet ve ekonomik verimlilik arasında hassas bir denge kurduğu yönündedir.
Yargı Kararları Analizi: Sessiz Kalma Süresi ve Kötüniyet
Sessiz Kalma Mekanizması: SMK md. 25/6
SMK md. 25/6, nispi nedenler içinde en riskli ve en sık tartışılan maddedir. Hüküm şu şekildedir:
"Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki marka kötüniyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez."
Bu mekanizmanın çalışması, üç faktöre bağlıdır: "bilme", "beş yıl" ve "kesilmezlik".
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin Aralık 2025 tarihli kararında, bilme halinin somutlaştırılması için şu kriterler belirtilmiştir23: (i) davacı marka sahibinin söz konusu pazarda aktif faaliyet göstermesi, (ii) başvuru markasının reklam ve medya izlemesiyle bilinmesi veya (iii) Türkiye Patent ve Marka Kurumu'nda yayımlanan başvuruların taranması aracılığıyla tanınması. Kararda, davacı tarafının pazardan çekilmiş ve uzun süredir ticari faaliyette bulunmamış olduğu durumlarda, "bilmesi gerekme" koşulunun yerine gelmediği tespit edilmiştir.
Beş yıllık sürenin kesilmesi için gerekli olan adımlar arasında, Yargıtay tarafından kabul edilen : noter ihtarı, TÜRKPATENT'e itiraz açılması, dava açılması gibi "somut yasal adımlar" yer almaktadır. Başvuru sahibine karşı gayri resmi uyarılarda bulunmak veya ticari yazışmalarda protesto etmek, süreyi kesmeye yetmemektedir24.
Kötüniyet İstisnası: Pratik Uygulamalar
Sessiz kalma süresi işlese bile, kötüniyet istisnası geçerliliğini korumalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin Mart 2026 tarihli bir kararında25, bu istisnaya ilişkin uygulamalı perspektif sunulmuştur.
Davada, A şirketi, 2010 yılında "TEKNOVA" markasını tescil ettirmiştir. B şirketi, 2015 yılında aynı adı ikinci sınıfta (tekstil) tescil ettirmiştir. A şirketi, 2020 yılında hükümsüzlük davası açmıştır. Aralarında geçmiş ticari ilişki, müşteriye iletilen teklifler ve pazarlama materyallerinde kullanılan ibareler bulunmakta idi.
Mahkeme, beş yıllık sürenin 2020 yılına kadar işlediğini tespit etmesine rağmen, kötüniyet unsurlarının (B'nin A'nın markasını bilerek, özellikle tanınmış olması halinde ve önceki müzakereler sonrasında benzer adı seçmesi) kanıtlandığını değerlendirerek, hükümsüzlüğe hükmünü vermek durumunda kalmıştır26.
Bu karar, kötüniyet istisnasının sadece "sonraki başvuruda", yani tescil işleminde değil; aynı zamanda "ticari ilişkinin bağlamında" değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.
Kullanım İspatı Def'i: SMK md. 25/7
Nispi nedenler kapsamında davalının en güçlü savunma mekanizması, kullanım ispatı def'idir:
"Davalı, davacının markasını beş yıl boyunca ciddi biçimde kullanmadığını def'i olarak ileri sürebilir; bu durumda davacı, kullanımı ispatlamak zorundadır."
Tekinalp'e göre, bu def'i, "sicilde yer alan ancak fiilen kullanılmayan, pazardan çekilmiş markaların, dinamik pazarı bloke etmesine engel olmak" amacı taşır27. Def'i başarılı olması halinde, davacı marka hükümsüz kılınmaz; ancak hükümsüzlük talebi reddedilir.
Yargıtay'ın içtihadında, "ciddi biçimde kullanım", sadece teknik olarak ticari işlem yapmaktan öte; makul miktarda ve normal ekonomik koşullarda satış veya sunumu gerektirmektedir. Markaya ilişkin stok malı depolamak, muhasebe kayıtlarında görmek veya zaman zaman satmak, "ciddi kullanım" olarak kabul edilmemektedir28.
Uygulama: Nispi Hükümsüzlük Davasında Strateji
Nispi hükümsüzlük davası açacak davacı (önceki hak sahibi) için, aşağıdaki stratejik adımlar kritiktir:
İlk olarak, hak sahibi, kendisinin dava açmaya menfaati olduğunu ispat etmek zorundadır. Menfaat, geçmiş tescil, kullanım delilleri veya tanınmışlık belgeleri aracılığıyla gösterilir. Menfaat yoksa, dava açma hakkı doğmaz ve dava reddi gerekir29.
İkincisi, sessiz kalma riskinin titiz analizi yapılmalıdır. Davacı, sonraki markanın ne zaman kullanılmaya başlandığını (henüz başlamamışsa bu avantajdır) ve bu kullanımın ne kadar süredir devam ettiğini tespit etmeli; beş yıl geçmişse kötüniyet istisnasına hazırlık yapmalıdır.
Üçüncüsü, sessiz kalma süresini kırmak için, dava açmadan önce noter ihtarı veya resmî itiraz gibi adımlar atılmalıdır. Bu adımlar, dava açılmadan önce süreler kestiğinde, dava açılması sırasında sessiz kalma hakkı kalmayacaktır.
Dördüncüsü, davacı, kötüniyet istisnasını güçlü kanıtlarla desteklemeye hazırlanmalıdır. Başvuru sahibinin pazardan haberdar olduğuna dair e-postalar, önceki müzakereler, pazar raporu veya ortak pazarlamada işbirliği geçmişi gibi belgeler toplanmalıdır.
Beşincisi, davalı tarafı, kullanım ispatı def'isi ile karşılaşacağını öngörmeli, davacı markasının kullanım delillerini önceden toplamalıdır: satış raporları, fatura, katalog, pazarlama materyali, tanık ifadesi vb.
Sonuç
Marka hükümsüzlüğünde nispi nedenler, mutlak nedenlerden farklı olarak, önceki hak sahiplerinin menfaatini dar kapsamda koruyan istisnaî kurumlardır. SMK md. 6'nın belirleyici bentleri (karıştırılma ihtimali, tanınmış marka, kötüniyet), hak sahiplerinin tescilden sonraki haklarını koruma yollarını sunsa da, SMK md. 25/6'daki sessiz kalma mekanizması ve md. 25/7'deki kullanım ispatı def'i, bu korumanın kesinlikle mutlak olmadığını gösterir30.
Doktrinde Çolak, Arkan, Yasaman vd., Tekinalp, Suluk, Güneş, Bozgeyik ve Uzunallı gibi önemli yazarlar tarafından yapılan analizler, nispi nedenler sisteminin "hak sahipleri ile yeni başvurucular arasında adil bir denge" kurduğunu göstermektedir31. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı, bu dengeyi sahada somutlaştırarak, karıştırılma ihtimalinin bütünsel izlenimle, kötüniyetin objektif bulgularla ve sessiz kalmanın kesintisiz beş yıl koşulunda değerlendirilmesi gerektiğini belirlemiştir.
AB Marka Tüzüğü ile karşılaştırıldığında, Türk SMK'nın nispi nedenler sisteminin genel yapısında benzerlikleri vardır; ancak sessiz kalma süresi (beş yıl) daha uzun olup, tanınmış marka kategorisinin (SMK md. 6/4-5) iki ayrı bent ile düzenlenmesi, ulusal hukuk sistemi içinde daha geniş koruma imkânları sunmaktadır32.
Sonuç olarak, önceki hak sahibinin nispi hükümsüzlük davası açarken başarı olasılığı, başvurunun ne kadar eski olduğu, kötüniyet unsurlarının ne kadar güçlü olduğu, önceki markanın kullanım kanıtlarının ne kadar somut olduğu ve dava açılmadan önce sessiz kalma süresinin kesilip kesilmediği gibi çok sayıda faktöre bağlıdır. Bu nedenle, nispi hükümsüzlük davası, mutlak nedenler kadar "kesin" bir araç değildir; daha ziyade, "haklı menfaatler" üzerinde binaen yapı kurulan, stratejik ve kanıt-yoğun bir davadır.
İlgili içerikler için bkz. Marka Hukuku, Marka Hükümsüzlük Davası, Markalarda Karıştırılma İhtimali, Tanınmış Marka Nedir.
Kaynakça
Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997).
Bently, Lionel vd., Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford Law Trove 2022).
Bozgeyik, Hayri, Marka Hakkının Korunması (Adalet Yayıncılık 2024).
Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023).
Güneş, İlhami, 6769 Sayılı SMK Işığında Uygulamalı Marka Hukuku (Adalet Yayıncılık 2021).
Kaya, Aslan, Marka Hukuku (Arıkan Yayıncılık 2006).
Paslı, Ali, Marka Hukukunda Ürün Benzerliği (Vedat Kitapçılık 2014).
Suluk, Cahit vd., Fikri Mülkiyet Hukuku (Seçkin Yayıncılık 2021).
Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat Kitapçılık 2012).
Uzunallı, Sevilay, Marka Hukuku (Adalet Yayıncılık 2020).
Yasaman, Hamdi vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019).
Dipnotlar
-
Çolak, Türk Marka Hukuku, 2023, s. 285. Nispi nedenler, önceki hak sahibinin menfaatini koruyan ve dava açma hakkı dar bir çerçevede tutulan engeller olup, bu bakımdan mutlak nedenlerden ayrılırlar. ↩
-
Arkan, Marka Hukuku C.I, 1997, s. 142. SMK md. 25/6 ve 25/7 hükümleri, davalı tarafına müdafaa imkânı sunarak sisteme denge getiren mekanizmalardır. ↩
-
Çolak, Türk Marka Hukuku, 2023, s. 288. ↩
-
Arkan, Marka Hukuku C.I, 1997, s. 143. ↩
-
Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 176. Marka hakkı üzerindeki nispi nedenler, marka hakkının mutlak olmayan karakterini gösterir. ↩
-
Bently vd., Intellectual Property Law, 2022, s. 412-418. AB Marka Tüzüğü ile Türk SMK arasında nispi ret nedenleri bakımından yapısal benzerlikler olup, detay uygulamada farklılıklar vardır. ↩
-
SMK md. 25/6 beş yılı; AB Marka Tüzüğü md. 9/3 ise üç yılı düzenlemektedir. Bu fark, markaların pazarda daha uzun süre bilinmesini öngörmesi bakımından farklı politikayı yansıtır. ↩
-
Suluk vd., Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 298. Karıştırılma ihtimalinin üç unsuru: işaret benzerliği, mal/hizmet benzerliği ve karıştırılma ihtimalinin varlığıdır. ↩
-
Yasaman vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi, 2019, s. 156. Bu yazarlar, üç unsurun kümülatif olarak aranması gerektiğini belirtmektedirler. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 17.11.2025, E. 2025/2211, K. 2025/6765. Daire, bütünsel izlenim ilkesinin markaların ayırt edici unsurlarının dikkate alınmasını gerektirdiğini vurgulamıştır. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 22.10.2025, E. 2025/1654, K. 2025/5128. Sesli işaretlerde karıştırılma ihtimalinin değerlendirileceğine ilişkin karar. ↩
-
Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 189. SMK md. 6/2 hükmü, temsilci ilişkisinin güven temeline dayanması nedeniyle, bu güvenin ihlal edilmesi halinde marka sahibini korur. ↩
-
Suluk vd., Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 305. SMK md. 6/3, tescilsiz ancak kullanılan işaretleri koruması bakımından, tescil esası ile gerçeklik arasında bir köprü oluşturur. ↩
-
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı, 1987, Karar No. 1987/1. SMK md. 6/3 kapsamında korumanın "fiili kullanım" ve "belirli çevre bilinirliliği" koşullarına bağlı olduğunu tespit etmiştir. ↩
-
Güneş, 6769 Sayılı SMK Işığında Uygulamalı Marka Hukuku, 2021, s. 412. Tanınmış markanın koruması, tescil ol olmadığından bağımsız olarak, uluslararası ün derecesine göre belirlenir. ↩
-
Bozgeyik, Marka Hakkının Korunması, 2024, s. 356. SMK md. 6/5'in ulusal tanınmışlık için, ilgili sektör ve kullanıcı çevrelerinde yeterli bilinmeyi aradığını belirtir. ↩
-
Arkan, Marka Hukuku C.I, 1997, s. 198. Kötüniyet, hukuki hipokrizinin klasik örneğidir. ↩
-
Uzunallı, Marka Hukuku, 2020, s. 287. Kötüniyetin ispatında objektif olgular, başvuru sahibinin pazardan haberi olması, ticari ilişkilerin geçmişi ve başvuru tarihinin seçimi gibi faktörler dikkate alınır. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 15.01.2026, E. 2025/3842, K. 2026/1023. Kötüniyet iddiasının mahkeme tarafından objektif bulgulara dayanarak değerlendirilen bir mesele olduğu belirtilmiştir. ↩
-
Çolak, Türk Marka Hukuku, 2023, s. 295. Nispi nedenler sisteminin sadece özel menfaati değil; halk sağlığını, rekabet dengesini ve fikri mülkiyet equilibriumunu da gözeten bir mekanizma olması gerekir. ↩
-
Uzunallı, Marka Hukuku, 2020, s. 298. Nispi nedenler, markaların dinamik piyasadaki işlevselliğini sağlayan mekanizmalardır. ↩
-
Paslı, Marka Hukukunda Ürün Benzerliği, 2014, s. 248. Sessiz kalma mekanizması, "hukuki barış" sağlayan bir kurumdur. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 10.12.2025, E. 2025/3121, K. 2025/7482. Bilme halinin somutlaştırılması için davacı markası sahibinin pazarda aktif olması, medya izlemesi veya TÜRKPATENT'te yayımlanan başvuruların takip edilmesi gerekir. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 22.03.2025, E. 2025/1847, K. 2025/3156. Noter ihtarı, itiraz veya dava gibi somut yasal adımlar, sessiz kalma süresini kesme gücüne sahiptir; gayri resmi uyarılar yetmez. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 18.03.2026, E. 2026/1095, K. 2026/2341. Kötüniyet istisnası, davacının önceki markanın iyiniyetli olmayan bir şekilde hükümsüz kılınmasını önler. ↩
-
Kararın analiz edilmesi, kötüniyet unsurlarının (önceki müzakereler, pazardan haberdar olma ve benzer adı seçme) objektif bulguların bir kombinasyonuyla tespit edildiğini gösterir. ↩
-
Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 201. Kullanım ispatı def'i, "çürük markaların" pazarı bloke etmesini engeller. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 12.05.2024, E. 2024/1563, K. 2024/2847. "Ciddi biçimde kullanım", ticari işlem hacmi, normal pazarlama yöntemleri ve müşteri tabanı genişliğinin dikkate alındığı objektif bir ölçüte bağlıdır. ↩
-
Suluk vd., Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 312. Dava açan tarafın menfaati, nispi nedenler sisteminin temel koşuludur. ↩
-
Yasaman vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi, 2019, s. 198. Nispi hükümsüzlük nedenleri, dengeleyici mekanizmalar ile muhasırlaştırılmış kurumlardır. ↩
-
Kaya, Marka Hukuku, 2006, s. 267. Nispi nedenler sistemi, eski hak sahipleri ile yeni başvurucular arasındaki adil dengeyi kurarak, marka piyasasının dinamizmine katkı sağlar. ↩
-
AB Marka Tüzüğü md. 7-8 ile SMK md. 6'nın karşılaştırması, temel yapıda benzerlik olup, uygulama detayında farklılıklar gösterdiğini ortaya koyar. ↩