MAKALE
Marka Hükümsüzlük Davasında Nispi Nedenler (SMK md. 25/1 → md. 6)
SMK md. 6 kapsamında nispi hükümsüzlük nedenleri: karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, kötüniyet ve sessiz kalma süresi.
Marka hükümsüzlük davasında nispi nedenler, üçüncü kişilerin önceki haklarına dayanır. SMK md. 25/1, bu nedenlere SMK md. 6 üzerinden atıf yapar. Nispi nedenlerde dava açma hakkı kural olarak menfaati olan kişi — önceki hak sahibi — ile sınırlıdır. Sessiz kalma süresi ve kullanım ispatı def'i gibi dengeleyici mekanizmalar nispi nedenlere özgüdür.
Bu makale, nispi hükümsüzlük nedenlerinin kapsamını, sessiz kalma kuralını, kullanım ispatı def'ini ve kötüniyet istisnasını işlemektedir.
Nispi Hükümsüzlük Nedenleri: SMK md. 6'nın Çerçevesi
Nispi nedenler, önceki tarihli bir hak sahibinin menfaatini koruyan engellerdir. SMK md. 6'nın belirleyici fıkraları:
- SMK md. 6/1 — Karıştırılma ihtimali: Önceki tarihli tescilli veya başvurulu marka ile aynı veya benzer olup, aynı veya benzer mal/hizmetleri kapsayan ve karıştırılma ihtimali bulunan işaretler.
- SMK md. 6/2 — Ticari vekil/temsilci başvurusu: Marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisi tarafından izinsiz yapılan başvuru.
- SMK md. 6/3 — Başvuru tarihinden önce kullanılan işaret: Tescilsiz ancak fiilen kullanılan ve belirli bir çevrede bilinen işaret.
- SMK md. 6/4 — Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka: Türkiye'de tescil edilmemiş olsa bile uluslararası tanınmışlık.
- SMK md. 6/5 — Türkiye'de tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka: Sınıf dışı koruma kapsamı.
- SMK md. 6/6 — Diğer fikri mülkiyet hakları: Telif hakkı, tasarım hakkı, ticaret unvanı, kişilik hakları.
- SMK md. 6/9 — Kötüniyetli başvuru: Kötüniyetle yapılan başvurular.
Karıştırılma ihtimali değerlendirmesi, bütüncül izlenim ilkesi çerçevesinde yapılır; işaretlerin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınır.1
Sessiz Kalma Süresi (SMK md. 25/6)
SMK md. 25/6, nispi nedenlerde dengeleyici bir mekanizma getirir:
Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki marka kötüniyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.
Sessiz kalma süresinin unsurları:
- Bilme veya bilmesi gerekme. Önceki marka sahibinin sonraki kullanımdan haberdar olduğu (fiili bilgi) veya objektif koşullarda haberdar olmasının beklendiği (farazi bilgi) halleri kapsar.
- Kesintisiz beş yıl. Sürenin kesilmesi için noter ihtarı, TÜRKPATENT itirazı veya dava açma gibi somut adımlar gerekir.
- Kötüniyet istisnası. Sonraki başvurunun kötüniyetle yapıldığı ispatlanırsa sessiz kalma süresi işlemez.
Pratikte bu kural, marka sahibinin sonraki kullanımı fark ettiğinde hızlı hareket etmesini zorunlu kılar. Uzun süreli bilinçli pasiflik, hak kaybına yol açar.
Kullanım İspatı Def'i (SMK md. 25/7)
SMK md. 25/7, karıştırılma ihtimaline dayalı hükümsüzlük davalarında davalıya özgü savunma imkanı tanır. Davalı, davacının markasını beş yıl boyunca ciddi biçimde kullanmadığını def'i olarak ileri sürebilir. Bu durumda davacı, markasını tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerde beş yıllık süre içinde gerçek anlamda kullandığını ispatlamak zorundadır.
Bu mekanizma, sicilde yer alan ancak fiilen kullanılmayan "uyuyan markaların" hükümsüzlük silahı olarak kullanılmasını engeller. Kullanım ispatı def'i ile ilgili detaylı rehber için bkz. Kullanmama Nedeniyle Marka İptali.
Kötüniyet İstisnası (SMK md. 6/9)
Kötüniyet, nispi nedenler içinde özel bir konuma sahiptir:
- Süresizlik. Kötüniyet iddiası her zaman ileri sürülebilir; sessiz kalma süresi işlemez.
- Ağır ispat yükü. Kötüniyet, dış görünüş itibarıyla hukuki görünümlü bir başvurunun gerçek amacının önceki hak sahibine zarar vermek veya haksız yarar sağlamak olduğunu gerektirir.
- Objektif unsurlar. Başvuru sahibinin davacı markayı bildiği, aynı sektörde faaliyet gösterdiği, önceki müzakereler sonrasında benzer ibareye başvurduğu gibi somut olgular ispat gerektirir.
Kötüniyet analizi için ayrıca bkz. Kötüniyetli Marka Tescili Karar Analizi.
Kısmi Hükümsüzlük
SMK md. 25/5, hükümsüzlük hallerinin tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin yalnızca bir kısmına ilişkin olması durumunda kısmi hükümsüzlüğe karar verileceğini düzenler. Nispi nedenlerde kısmi hükümsüzlük uygulaması özellikle önemlidir:
- Davacının önceki markası belirli sınıflarda tescilli ise, aynı veya benzer sınıflara yönelik hükümsüzlük talep edilir.
- Ortak olmayan sınıflar için hükümsüzlük gerekçesi zayıflar; SMK md. 6/5 (tanınmışlık) dışında ret riski doğar.
Talep, ilgili mal ve hizmet sınıflarıyla sınırlı tutulmalıdır. Gerekçesiz biçimde tüm sınıflara yönelik hükümsüzlük talebi mahkeme nezdinde inandırıcılığı zayıflatır.
Stratejik Değerlendirme
Nispi hükümsüzlük davasında başarı için:
- Bent seçimi. Olaya en uygun bent belirlenmeli (6/1 karıştırılma, 6/4-5 tanınmışlık, 6/6 diğer haklar).
- Önceki hakkın ispatı. Marka tescil belgesi, kullanım delilleri, tanınmışlık ispatı somut olgularla ortaya konmalı.
- Sessiz kalma riskinin değerlendirilmesi. Davacının sonraki kullanımı öğrendiği tarih titizlikle tespit edilmeli; beş yıllık süre işlemişse kötüniyet iddiası esas savunma olmalı.
- Kullanım ispatı def'ine hazırlık. Davacı markasının kullanım delilleri önceden toplanmalı.
Sonuç
Nispi hükümsüzlük, önceki hak sahibinin menfaatini korumaya yönelik dar kapsamlı ancak güçlü bir araçtır. Sessiz kalma ve kullanım ispatı gibi dengeleyici mekanizmalar, dava öncesi hazırlığın stratejik önemini artırır. Kötüniyet istisnası, süresiz koruma sağlayan tek yoldur; ancak ağır ispat yüküyle işler.
İlgili içerikler için bkz. Marka Hükümsüzlük Davasında Nedenler (Hub), Marka Hükümsüzlük Davasında Mutlak Nedenler, Markalarda Karıştırılma İhtimali, Tanınmış Marka Nedir?, Kötüniyetli Marka Tescili Karar Analizi, Marka Hükümsüzlük Davası Süreci, Marka Hukuku Rehberi.
Kaynakça
ÇOLAK, Uğur: Türk Marka Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, 4. Bası, 2018.
YASAMAN, Hamdi: Marka Hukuku: 556 Sayılı KHK Şerhi, Vedat Kitapçılık, 2004.
Dipnotlar
-
Yargıtay 11. HD, 17.11.2025, E. 2025/2211, K. 2025/6765. Daire, SMK md. 6/1 kapsamındaki hükümsüzlük davasında karıştırılma ihtimali değerlendirmesinin işaretlerin baskın unsurları üzerinden bütünsel izlenim ilkesiyle yapılmasını; ayırt edici unsurların belirlenip bunların ortalama tüketici algısındaki yerinin somut olarak analiz edilmesini; parçalı karşılaştırmanın yetersiz kaldığını vurgulamıştır. ↩