Av. Zeki Demirci
Av. Zeki DemirciSoruNº 375Marka Hukuku

Alan Adı Korsanlığı (Cybersquatting) Nedir?

Alan adı korsanlığı, başkasının markasını alan adı olarak tescil ettirmektir. SMK md. 7/3-d, haksız rekabet boyutu ve delil tespiti yolları açıklanır.

Av. Zeki DemirciSık Sorulan SorularPaylaş:XLinkedIn

Alan Adı Korsanlığı (Cybersquatting) Nedir?

İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı: Marka tescili, itiraz ve ihlal uyuşmazlıkları için hizmet sayfası.

Kısa cevap: Alan adı korsanlığı, bir kişinin başkasına ait marka veya tanıtıcı işareti alan adı olarak tescil ettirip bu adı hak sahibine ya da rakibine satmayı, engelleme aracı olarak kullanmayı veya trafiği kendine yönlendirmeyi amaçlamasıdır. Fiilin hukuki karşılığı tek başlıkta toplanmaz: aynı davranış SMK md. 7/3-d kapsamında marka hakkına tecavüz, koşulları varsa TTK md. 55 kapsamında haksız rekabet oluşturur.

Uygulamada en yaygın iki görünüm vardır. Birincisi markanın birebir alan adı olarak kaydedilmesi, ikincisi yazım hatası varyantlarının kaydedilmesidir. İkinci biçim typosquatting olarak adlandırılır ve kullanıcının klavye hatasından yararlanır.


1. Marka Hakkına Tecavüz Boyutu

SMK md. 7/3-d, marka sahibinin, işaretin hukuka uygun olmayan biçimde ve ticari etki yaratacak şekilde alan adı, yönlendirici kod veya anahtar sözcük olarak kullanılmasını yasaklayabileceğini düzenler. SMK md. 29 ise md. 7'de sayılan biçimlerdeki kullanımı marka hakkına tecavüz fiilleri arasında sayar1.

Maddedeki "ticari etki" ölçütü belirleyicidir. Alan adının salt kayıtlı tutulması ile o ad üzerinden mal veya hizmet sunulması aynı ağırlıkta değildir. Sitede satış yapılması, rakibe yönlendirme bulunması veya reklam geliri elde edilmesi ticari etkiyi somutlaştırır.

Tecavüz tespit edildiğinde SMK md. 149 kapsamındaki talepler gündeme gelir: tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat, itibar tazminatı ve kararın ilanı. Alan adının devri talebi de bu çerçevede ileri sürülür.

Önemli: Marka tescilinin bulunmaması dava yolunu kapatmaz; ancak dosyanın ağırlık merkezini değiştirir. Tescilsiz işaret sahibi, önceliğini ve piyasada bilinirliğini ayrıca ispat etmek zorundadır. Bu ispat, tescil belgesinin sağladığı kolaylıkla karşılaştırıldığında hem zaman hem masraf yükü doğurur.


2. Haksız Rekabet Boyutu ve Kümülatif Koruma Tartışması

Alan adı korsanlığı, TTK md. 55 kapsamındaki dürüstlük kurallarına aykırı davranışlarla da örtüşür. Başkasının işareti ile karıştırılmaya yol açacak biçimde hareket etmek ve rakibin müşteri çevresinden yararlanmak, haksız rekabetin klasik görünümlerindendir2.

Tescilli marka bakımından bu iki korumanın birlikte uygulanıp uygulanamayacağı tartışmalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasında, tescilli sınai haklar bakımından kural olarak özel düzenleme esas alınmakta, haksız rekabet hükümlerinin özel hükümlerle aynı anda uygulanmasına mesafeli yaklaşılmaktadır. Karşı görüş ise haksız rekabet korumasının yalnızca rakipleri değil tüketicileri de koruduğunu, bu nedenle birlikte uygulanması gerektiğini savunur.

Pratik sonuç şudur: tescilli marka varsa dava SMK ekseninde kurulur, haksız rekabet iddiası tamamlayıcı ve kademeli talep olarak ileri sürülür. Tescil yoksa veya uyuşmazlık ticaret unvanı, işletme adı ya da tanıtım biçimine ilişkinse haksız rekabet ekseni asli dayanak haline gelir. Haksız rekabet taleplerinin kapsamı için haksız rekabet davasında hangi talepler ileri sürülebilir başlığına bakılabilir.


3. Delil Tespiti ve WHOIS Kaydı

Alan adı uyuşmazlıklarında delil kaybı hızlı gerçekleşir. Karşı taraf ihtarı aldığı anda siteyi boşaltabilir, satış ilanını kaldırabilir ve yönlendirmeyi kesebilir. Bu nedenle ihtardan önce mevcut durumun kayda geçirilmesi gerekir.

Kullanılabilecek yollar sırasıyla şunlardır: HMK md. 400 ve devamı uyarınca mahkemeden delil tespiti istenmesi, noter aracılığıyla site içeriğinin tespiti ve alan adına ilişkin kayıt bilgilerinin belgelenmesi. Delil tespiti talebi, ihtiyati tedbir talebiyle birlikte de sunulabilir.

WHOIS kaydı, kayıt sahibi, kayıt tarihi ve kayıt kuruluşu bilgilerini gösterir. Gizlilik hizmetleri nedeniyle kayıt sahibi görünmediğinde, bilgi kayıt kuruluşundan veya uyuşmazlık çözüm süreci içinde talep edilir. Kayıt tarihinin markanın tescil ya da bilinirlik tarihiyle karşılaştırılması, kötü niyet değerlendirmesinin çıkış noktasıdır.

Aynı kişinin çok sayıda benzer alan adını elinde tutması, tek başına güçlü bir gösterge oluşturur. Bu tespit, portföy taraması yapılarak elde edilir ve dosyaya ayrı bir başlık olarak konur.


4. Hangi Yol Önce Seçilmeli

Uyuşmazlık ".tr" uzantılıysa Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bünyesindeki mekanizma, genel üst düzey alan adlarında ise UDRP ilk akla gelen yollardır. İkisi de hızlıdır, ikisi de iptal veya devirle sınırlıdır.

Dava yolu ise geniş talep imkanı sunar ve kesin hüküm etkisi doğurur. Tazminat, ihtiyati tedbir ve kararın ilanı yalnızca bu yolla elde edilir.

Seçim şu ölçütle yapılır. Alan adı kullanılmıyorsa, kayıt sahibi yurt dışındaysa ve tek amaç adın geri alınmasıysa idari yol tercih edilir. Alan adı üzerinden aktif satış yapılıyorsa, marka itibarı zedeleniyorsa veya ölçülebilir zarar doğmuşsa dava yolu seçilir.

İki yol birlikte de yürütülebilir. İdari süreçten sonuç alınamaması dava hakkını ortadan kaldırmaz; buna karşılık dava açılması idari sürecin askıya alınmasına yol açabilir. Bu nedenle sıralama tesadüfe bırakılmaz. Mekanizmaların ayrıntısı için TRABİS alan adı uyuşmazlık çözüm mekanizması ve UDRP ile alan adını geri alabilir miyim başlıkları karşılaştırma sağlar.


Uygulamada

Marka sahibi tarafında en sık görülen hata, tepkinin geç verilmesidir. Kayıt sahibi alan adını yıllarca kullanır, içerik üretir ve müşteri çevresi oluşturursa, meşru menfaat savunması güçlenir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı riski hem idari süreçte hem davada karşımıza çıkar. İzleme, tescil kadar önemlidir.

İkinci hata, ihtarın hazırlıksız gönderilmesidir. Tespit yapılmadan gönderilen ihtar, karşı tarafa delilleri temizleme ve kaydı üçüncü kişiye devretme imkanı verir. Devir gerçekleştiğinde muhatap değişir ve süreç yeniden başlar. Kaydın dondurulmasına yönelik talep, ihtarla eşzamanlı yürütülmelidir.

Savunma tarafında ise kayıt sahibinin elindeki en güçlü argüman, alan adını uyuşmazlıktan önce dürüst biçimde kullandığını gösteren belgelerdir. Faturalar, sitenin geçmiş görüntüleri ve ticari yazışmalar bu savunmayı taşır. Kayıt sahibinin aynı ibareyi taşıyan bir unvanı veya markası varsa, dosyanın seyri baştan değişir.


İlgili içerikler için bkz. Domain Adı ve Marka Uyuşmazlıkları, Alan Adı Marka İhlali Sayılır mı, Marka İhlali ve Tecavüz Davaları, Marka Hukuku.

Dipnotlar

  1. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu md. 7, md. 29, md. 149, RG 10.01.2017/29944.

  2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 54, md. 55, RG 14.02.2011/27846; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 400, RG 04.02.2011/27836.

Sonraki dosya · Soru

Bağlantılı Haklar Nedir?

Dosyayı aç →