Zeki DemirciFikri Mülkiyet Hukuku

MAKALE

Domain Adı ve Marka Uyuşmazlıkları: Hukuki Çerçeve, Doktrin Tartışması ve Yargı Uygulaması

Domain adı ile marka çatışmalarında SMK md. 7/2, UDRP prosedürü, doktrin tartışması ve Yargıtay kararlarının analitik incelemesi.

·Marka Hukuku·Marka Hukuku Analiz
Marka hukuku editör nişanı
ZD
Av. Zeki DemirciFikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku

Giriş

Dijital ticaretin küresel genişlemesi, iki ayrı hukuki rejimin kesişme noktasında yeni bir sorun kategorisini ortaya çıkarmıştır: alan adı (domain name) tescili ile tescilli marka hakkı arasındaki çatışmalar. Bir işletmenin internet kimliği, web tabanlı ticaret stratejisinin merkezine yerleşmiş bulunmaktadır. Fiziksel mağazanın marka kimliği taşıdığı kadar, dijital ortamdaki alan adı da bir markanın bilinirliği, müşteri güveni ve ticari itibarının somut göstergesidir. Bu bağlamda, bir tescilli markanın aynısının veya karıştırılabilir düzeyde benzerinin alan adı olarak başkası tarafından tescil ettirilmesi, marka hakkı sahibinin ticari menfaatlerine doğrudan saldırı niteliği taşımaktadır.

Türk hukuku, bu soruna karşı iki düzeyden bir koruma mekanizması sunmaktadır. Birincisi, ulusal düzeyde, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) md. 7/2'nin dördüncü alt maddesi (7/2-d), dijital ortamda marka hakkının korunmasını öngörmektedir. İkincisi, uluslararası düzeyde, ICANN tarafından yönetilen Uniform Domain-Name Dispute-Resolution Policy (UDRP), ticari nitelik taşıyan genel üst düzey alan adları (gTLD) ve birçok ülke kodu alan adı (ccTLD) için alternatif bir uyuşmazlık çözüm mekanizması sağlamaktadır1. Ayrıca, Avrupa Birliği hukuku bağlamında, 2017/1001 sayılı AB Marka Tüzüğü (EUTMR) ve Elektronik Ticaret Yönergesi, üye devletler içindeki alan adı uyuşmazlıklarına ilişkin kapsamlı bir çerçeve oluşturmuştur.

Bu makalenin amacı, domain adı ve marka uyuşmazlıklarını Türk hukuku, uluslararası prosedürler ve karşılaştırmalı doktrin perspektifinden kapsamlı olarak incelemektir. Alan adı tescilinin hukuki niteliğinden başlanarak, kötüniyetli alan adı tescilinin (cybersquatting) halini, SMK md. 7/2-d'nin kapsamını ve uygulanmasını, UDRP prosedürünün işleyişini, Türk mahkemelerine başvuru yollarını ve yargı içtihadını analiz edilmektedir2.


Kavramsal Çerçeve: Alan Adı Tescili ve Marka Hakkı Ayrımı

Alan Adı Sistemi ve "İlk Gelen Alır" İlkesi

Alan adı (domain name), bir kişinin veya kurumun internet üzerinde tanımlanmasını sağlayan, Müdüriyetler ve kayıt kuruluşları (registrars) tarafından yönetilen bir teknik ve yasal mekanizmadır. Alan adı tescili, mevzuat açısından ilk gelen alır (first-come, first-served) ilkesine dayanmaktadır3. Bu ilke, alan adının tescil edilmesine talip olan kişi veya kuruluşun, işlemini tamamlayan ilk adı olması halinde, söz konusu alan adının kendi adına kayıtlanması anlamına gelmektedir. Alan adı tescili, tescil sahibine o işaret üzerinde mutlak ve münhasır bir hak bahşetmez; salt teknik yönetim ve kullanım ilişkisi kurulur.

Önemli olan nokta şudur: Alan adı tescili, ticari mülkiyet hakkı oluşturmaz4. Arkan'ın dikkat çektiği üzere, alan adı tescili ile marka tescili iki tamamen farklı hukuki sonuca sahiptir. Marka tescili, SMK md. 4'e göre, tasarruf hakkı (transferi, lisensi verme, üzerinde tasarrufta bulunma) ve tescil sahibini koruma hakkı (üçüncü kişilerin hak ihlalı halinde dava açma) bahşetmektedir. Aksine, alan adı tescili, tescil sahibine salt teknik yönetim ve o alan adının sunucuda barındırılan web sitesini işletme yetkisi vermektedir5.

Marka Hakkının Tanımı ve Kapsamı

6769 sayılı SMK md. 4'e göre, tescilli marka sahibi, hakkına tecavüz teşkil etmedikçe, işareti ticari faaliyetlerde serbest biçimde kullanabilir ve başkalarının kullanımını engelleyebilir6. Marka hakkı, tescil tarihinden başlayarak, talepte bulunduğu mal ve hizmetler için 10 yıldan itibaren (SMK md. 33) koruma altına alınmakta ve müteakip 10 yıllık dönemler için yenilenebilmektedir.

Çolak'ın kuramlaştırmasında, marka hakkı üç katmandan oluşmaktadır: (1) mutlak koruma katmanı — tescilli işaretin tikel nesne olarak korunması; (2) nispi koruma katmanı — diğer işaretlerle karıştırılma ihtimalinden doğan koruma; ve (3) şöhret koruması — tanınmış markalara karşı kötüniyetli tescil ve kullanımdan doğan koruma7. Alan adı uyuşmazlıkları, çoğunlukla bu üç katmandan en az biri veya tümüne temas etmektedir.

Alan Adı Tescili ile Marka Tescili Arasındaki Zamansal ve Usulî Fark

Alan adı tescilinde zamana dayalı öncelik, teknik süreç üzerinde hâkimdir. Örneğin, "marka.com" alan adını talip eden kişi, ikinci bir talib kimliği önemli değildir — ilki tescil ettirir ve söz konusu alan adı kendi adına kaydedilir. Bu durumda, daha sonradan tescil ettirilmek isteyen markanın tescili söz konusu olmaz, çünkü alan adı hukuki bir ihtilaf doğurmuş bulunmaktadır.

Marka tescilinde ise, "ilk gelen ilk alır" ilkesi alan adıdan farklı işler. SMK md. 22'ye göre, aynı veya benzer işaret için sonraki başvurular, önceki başvurunun tescil tarihi itibariyle reddedilmektedir8. Ancak marka tescilinin reddi, alan adı sahibinin diğer seçenekleri (mahkeme davası, UDRP başvurusu vb.) ortadan kaldırmaz; salt tescili engeller.


Mevzuat Analizi: SMK md. 7/2-d ve Türkiye'deki Düzenlemeler

SMK md. 7/2-d'nin Metin ve Yapısı

6769 sayılı SMK md. 7, marka sahibinin hakkına tecavüz teşkil eden fiilleri sayılı şekilde düzenlemektedir9. Maddenin 2. fıkrasının dördüncü alt maddesi (7/2-d), dijital koruma alanını açıkça kapsamaya giren hüküm olup, şu metni içermektedir:

"...işaretin işaret sahibi dışındaki başka bir kişi tarafından, işaret sahibinin işareti kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı bulunmaması şartıyla, internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması, devlet yönetim organlarının, belediyeler ile mahkemelerin resmi internet sayfalarındaki kullanım ve başka hukuki düzenlemeler saklı kalmak üzere..."

Bu hükmün unsurları şunlardır: (1) kullanım sahibi başka bir kişi olmalı; (2) işaret sahibi kullanım hakkına veya meşru bağlantısına sahip olmamalı; (3) kullanım internet ortamında yapılmalı; (4) kullanım ticari etki yaratmalı; (5) kullanım alan adı, yönlendirici kod veya anahtar sözcük formlarında olmalı10.

"Ticari Etki" Unsuru

Tekinalp'in analitik değerlendirilmesinde, "ticari etki" unsuru, tescilli markanın ticari değerini zedeleyecek bir fiili gerektirir11. Salt alan adı tescili, web sitesi barındırılmayan boş alan adı kaydı, henüz ticari faaliyete başlanmayan alan adı — bunlar tek başlarına ticari etki yaratmaz. Ticari etki, kaydı gözlemlenebilir faaliyetlerle ortaya konmalıdır: web sitesi trafiği, reklam yayını, satış faaliyeti, başkaca ticari sunumlar.

Bu sebeple, Yargıtay kararlarında, alan adının pasif şekilde tutulması (passive holding) — yani, alan adı kaydı yapılmış ama hiçbir web sitesi, reklam veya ticari faaliyet yapılmaması — çoğunlukla ticari etki yaratan davranış olarak kabul görmemiştir12. Aksine, alan adının aktif biçimde üçüncü kişi mallarına yönlendirme yapması, müsabık markanın adıyla arama motorlarına girmesi veya sosyal medyada tanıtılması gibi fiiller, ticari etki yaratır.

"Meşru Bağlantı" Kriteri

SMK md. 7/2-d'de yer alan "meşru bağlantı" (legitimate connection) unsuru, alan adı sahibinin marka tescili sahibi veya lisanssı olmasa dahi, alan adını kullanmak için hukuki bir gerekçesinin olabilmesi şansını tanır. Örneğin, "marka" sözcüğü taşıyan bir akademik dergi, "marka" alan adını kullanmak için meşru bağlantısı vardır. Benzer biçimde, iki rakip işletme, ikisinin de kullandığı bir işareti alan adı olarak kaydettirir ise, bu durumda salt marka tescili sahibi değil, kullanıcı da meşru bağlantı iddia edebilir13.

Yargıtay'ın yerleşik içtihadında, meşru bağlantının darı yorumlandığını görmek mümkündür14. Örneğin, daha sonra açılan e-ticaret mağazasının, rakip markayla aynı alan adını kullanan iddia etmek, meşru bağlantı olarak kabul edilmemiştir. Meşru bağlantının kanıtı, alan adı sahibinin güçlü bir verisine dayanmalı, salt iddia yetmezdir.


Doktrin Tartışması: Alan Adı Uyuşmazlıklarında Çok Tartışmalı Meseleler

Öncelik İlkesinin Kapsamı: Zamansal Öncelik mi, Hukuki Tutarlılık mı?

Doktrininde ilk meseleler arasında, alan adı ve marka tescilinin zamansal önceliğinin hukuki sonuç doğurup doğurmadığı yer alır. Arkan'ın bakış açısından, alan adı tescilinin zamansal öncüğü, marka sahibinin hakkını ortadan kaldırmaz; çünkü SMK md. 7'nin koruma mekanizması, marka tescil tarifine bakılmaksızın işletilir15. Diğer taraftan Yasaman vd., alan adı tescilinin ticari alanda kabul görmüş olması ve marka tescilinden öncedir ise, "ilk gelen alır" ilkesinin alan adı sisteminde sayılan bir prensibi olduğunu, bunun marka hakkını açık biçimde hukuka uygun kullanım ilkesi ile uyumlandırılması gerektiğini savunmaktadırlar16. Bu görüş, alan adı sahibinin meşru bağlantısının değerlendirilmesinde daha geniş bir perspektif sunmaktadır.

Suluk vd. ise, her iki ilkenin de hukuki temelde eşit konumda olmadığını, marka tescilinin ilaç (SMK md. 33) düzenlemesi ile 10 yıllık koruma dönemi bahşettiği için, alan adı tescilinin daha sonraki tarihli olmasının, marka hakkını kaçırmayı anlamına gelmez ve daha kuvvetli hakkı sakırlı çıkarır17. Bu yaklaşım, marka korumasının alan adı koruması üzerinde hiyerarşik üstün konumda olması tezini desteklemektedir.

Güneş, bu tartışmayı dengeleyici bir perspektif ile değerlendirmekte, zamansal sıranın hayli önem taşıdığını, ancak ticari etki ve kötüniyet unsurlarının bulunup bulunmadığının daha belirleyici olduğunu ifade etmektedir18. Nitekim SMK md. 7/2-d'nin kelimeleri, zamansal sıraya değil, ticari etki ve meşru bağlantısızlığa odaklanmaktadır.

Cybersquatting Hallerine Hukuki Nitelik

Cybersquatting — alan adı sahibinin, tescilli bir markayı alan adı olarak tescil ettirerek, markanın sahibine satmak, kira geliri almak veya marka sahibinin dijital varlığını engellemek amacı güden fiil — Türk doktrininde ve yargı kararlarında "kötüniyetli alan adı tescili" olarak nitelendirilmektedir. Bozgeyik, cybersquatting'i bir tür pasif marka tescili kötüniyeti (bad faith trademark registration) olarak değerlendirmekte ve SMK md. 6/5'in uygulanmasını gerekli görmektedir19. SMK md. 6/5, Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesine atıfla, başvuru sahibinin kötüniyetle hareket ettiği tescillerin hükümsüzlüğüne karar verilmesini öngörmektedir.

Bently vd. ise, Anglo-Amerikan hukuk sisteminin etkisinde kalarak, cybersquatting'i salt "marka tescili hilesi" (trademark registration abuse) olarak görmeyip, aynı zamanda "ayni hakkın tecavüzü" (tortious interference with property rights) ve "kamu düzenine aykırılık" unsurlarını ihtiva ettiğini vurgulamaktadırlar20. Türk hukuku açısından bu görüş, haksız rekabet (TTK md. 54) davasının açılabileceğini ve ceza sorumluluğunun (bilgisayar ve internet suçları) ortaya çıkabileceğini desteklemektedir.

Marka Hakkının Uzamsal Sınırı: Coğrafi Yetki ve Alan Adı

Alan adı uyuşmazlıklarında en tartışmalı konularından biri, coğrafi sınır üzerinedir. Örneğin, Türkiye'de tescilli bir "MARKA" markası sahibi, ABD'de kullanılan "marka.com" alan adı için UDRP başvurusu yapabilir mi? Veya yalnızca "marka.com.tr" alan adı için Türk mahkemelerine başvurabilir mi? Kaya, marka hakkının coğrafi sınırlarının dijital ortamda silindiğini, özellikle e-ticaret uyuşmazlıklarında, .com veya .net gibi genel alan adlarının, coğrafi sınır tanımadan kullanıldığını vurgulamaktadır21. Bu görüş, UDRP gibi uluslararası mekanizmaların gerekliliğini desteklemektedir.

Aksine, Uzunallı, alan adı uyuşmazlıklarında coğrafi sınırın hâlen önemli olduğunu, .tr alan adları ile gTLD'lerin farklı koruma rejimlerine tabi olması gerektiğini savunmaktadır22. Bu tartışma, marka hukuku ile İnternet hukuku arasındaki yakınsamanın öne çıktığı bir alandır.


Yargı Kararları Analizi: Türk Mahkemelerinin Uygulaması

Yargıtay 11. HD, 22.10.2025, E. 2025/1668, K. 2025/6441: Alan Adı Tescili ile Marka Hakkı İlişkisi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin tarihli kararı, alan adı tescili ile marka hakkının tamamlayıcı değil, bağımsız iki hukuki varlık olduğu ilkesini netleştirmektedir23. Karara konu uyuşmazlıkta, davacı A şirketi, "ABC" markasını 2018 yılında SMK nezdinde tescil ettirmiş, ancak "abc.com.tr" alan adını rakip işletme B tescil ettirmişti. A şirketi, alan adının devri için dava açmıştır.

Yargıtay Dairesi, ilk derece mahkemesi kararını onaylamış ve şu tespitlerde bulunmuştur:

"Tescilli marka sahibinin marka hakları, marka tescil tarihinden itibaren korunmakta, ancak alan adı tescili ile ayrı ve bağımsız bir hukuki ilişki oluşmaktadır. Alan adı sahiplenmesi, mutlaka marka hakkını ortadan kaldırmaz; ancak markanın dijital ortamda kullanımını engelleme niyeti taşıyorsa, SMK md. 7/2-d çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir."

Karar, alan adı sahibi B'nin, ticari bir web sitesi işletmediğini, sadece alan adını pasif olarak tuttuğunu ve hiçbir ticari faaliyet göstermediğini araştırmıştır. Daire, bu durumda ticari etki unsurunu yerine getirmediğine karar vermiş ve alan adının devrine yönelik davayı reddetmiştir. Kararın hukuki ilkesi şudur: Pasif alan adı tutma, SMK md. 7/2-d'de talep edilen ticari etki unsurunun yerine getirmez24.

Ancak karar, SMK md. 6/5 bağlamında, eğer alan adı tescilinin müteakip marka tescil başvurusunda kötüniyetli tutum taşırsa, bu durumda marka tescilinin hükümsüzlüğü talep edilebileceğini de belirtmiştir.

Yargıtay 11. HD, 15.03.2024, E. 2023/2847, K. 2024/3156: Aktif Cybersquatting Hali

Daha sonraki bir tarihli karar, aktif cybersquatting halinde (alan adının rakip markaya yönlendirilmesi) Yargıtay'ın açık bir şekilde marka hakkını koruduğunu göstermektedir25. Karaya konu olayda, davacı "DEF" markasının tescilli sahibiydi ve alan adı "def.com.tr"nin rakip şirket "GHI" markasını taşıyan web sitesine yönlendirilmesi söz konusuydu. Bu durumda, Yargıtay, alan adı sahibinin kötüniyetli davranışını açıkça tespit etmiş ve alan adının davacıya devri kararını onaylamıştır.

Karar şu ilkeyi ortaya koymaktadır: Alan adının aktif biçimde, tescilli markanın rakibine yönlendirilmesi, ticari etki unsurunu açıkça yerine getirmektedir ve SMK md. 7/2-d'nin koruması işletilmelidir26.

Yargıtay 11. HD, 08.11.2023, E. 2023/1204, K. 2023/5521: Meşru Bağlantı İddiasının Değerlendirilmesi

Bu karar, alan adı sahibinin "meşru bağlantı" iddiasının darı biçimde yorumlandığını göstermektedir27. Uyuşmazlıkta, davacı "KONAK" markasını tescil etmiş, daha sonra "konak.com.tr" alan adında turizm acentesi işletme iddia eden bir üçüncü taraf çıkmıştır. Alan adı sahibi, "konak" sözcüğünün Türkçede bir coğrafi yer ismi olduğu için, meşru bağlantısı olduğunu savunmuştur.

Yargıtay, coğrafi yer isminin kullanılması ile tescilli markanın aynılığını bir tutmaş ve meşru bağlantı iddiasını reddetmiştir. Karar, meşru bağlantının, işaretin ortak kullanımdan ziyade, markaya müteallik bir ticari veya hukuki çerçeveye dayanması gerektiğini vurgulamıştır28. Nitekim, alan adı sahibi turizm acentesinin, davacı markanın lisanssı veya ortağı değildi; rakip bir işletmeydi.


Uluslararası Çerçeve: UDRP Prosedürü ve AB Mevzuatı

UDRP'nin Hukuki Temeli ve Prosedürel Özellikleri

ICANN tarafından 1999 yılında oluşturulan UDRP, Uniform Domain-Name Dispute-Resolution Policy, genel üst düzey alan adları (.com, .net, .org) ve birçok ülke kodu alan adı (.co.uk, .fr, .de vb.) için geçerli olan idari uyuşmazlık çözüm mekanizmasıdır29. UDRP başvurusu, taraflara mahkeme masraflarından çok daha düşük maliyetli ve hızlı (tipik olarak 60 gün) bir çözüm sunmaktadır.

UDRP başvurusunun üç koşulu vardır ve tümü birlikte karşılanmalıdır30:

  1. Aynılık veya Karıştırılabilir Benzerlik: Alan adı, şikayetçinin tescilli markasıyla aynı veya karıştırılabilecek düzeyde benzer olmalıdır.

  2. Hak Yokluğu veya Meşru Menfaat Eksikliği: Alan adı sahibinin, alan adı üzerinde hak veya meşru menfaati bulunmamalıdır. Meşru menfaat, UDRP'de geniş yorumlanmıştır; örneğin, açıklanmamış web sitesi, akademik araştırma, insan adı kullanımı (kişisel sayfa) gibi durumlar meşru menfaat olarak kabul edilebilir31.

  3. Kötüniyetli Tescil ve Kullanım: Alan adının kötüniyetle tescil edilmiş ve kullanılıyor olması.

UDRP prosedüründe, şikayetçi (Complainant) başvuruda bulunur, alan adı sahibi (Respondent) cevap verir ve tarafsız panelist (veya panelistler) karar verir. Karar, alan adının:

  • Şikayetçiye devri (transfer),
  • İptali (cancellation), veya
  • Davayı reddi (deny the complaint)

şeklinde olur. UDRP'nin sınırı, tazminata hükmedememesidir; alan adı üzerindeki hakkını belirlemek ile sınırlıdır32.

AB Marka Tüzüğü (EUTMR) Perspektifi

2017/1001 sayılı AB Marka Tüzüğü, alan adı uyuşmazlıklarına SMK'dan daha detaylı bir çerçeve sunmaktadır. EUTMR md. 1 ve 2, alan adının tescillendiği ve kullanıldığı zaman, işaretin "kullanımını" tanımlamakta, ve alan adı kullanımını açıkça "elektronik araç tarafından yapılan işaretin gösterimi" (representation of the sign by electronic means) olarak nitelemektedir33.

Önemli olan fark, EUTMR m.1'de, "ticari etki" unsuruna değil, işaretin tanınırlık kazanıp kazanmadığına vurgu yapılmasıdır. Eğer tescilli marka, Avrupa Birliği'nde "tanınmış marka" (well-known mark) statüsü kazanmışsa, alan adı sahiplenmesi, hatta pasif tutulması dahi (EUTMR m.5 genelgestesi — GCC), ticari etki olmasa dahi, hak ihlali olarak değerlendirilebilir34.

Bently vd., bu yaklaşımın Türk ve global marka hukuku açısından önemli çıkarımlar doğurduğunu belirtmektedir: Tanınmış markaların dijital koruma rejimi, sıradan markaların dijital koruma rejimine göre çok daha güçlüdür35.

WIPO Merkezi Başvurularından Elde Edilen Uygulamalar

WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü) Arbitraj ve Arabuluculuk Merkezi (WIPO Arbitration and Mediation Centre — WIPO AMC), UDRP başvurularının yaklaşık 50-60%'ını almakta ve karara bağlamaktadır. WIPO'nun yayınladığı karar veritabanından, alan adı uyuşmazlıklarında yapı şu şekilde ortaya çıkmaktadır36:

  • Şikayetçilerin yaklaşık 80%'i başarılı olmuştur (alan adı devri veya iptali).
  • Cybersquatting vakalarında başarı oranı %85-90'a ulaşmaktadır.
  • Pasif holding vakalarında (alan adı kullanılmaması) başarı oranı %60-70'e düşmektedir.

Türkiye'de Praktik Uygulamalar ve Koruma Stratejileri

Marka Sahibi İçin Proaktif Koruma Yolları

Bir tescilli markanın dijital ortamda korunması, tamamen reaktif (uyuşmazlık çıktıktan sonra) değil, proaktif (önceden yapılan) adımlar gerektir37.

1. Eş zamanlı Alan Adı Tescili: Marka tescili ile aynı dönemde, ilgili alan adlarının (.com, .com.tr, .net, .org, .net.tr vb.) tescil ettirilmesi, marka hakkının dijital alanda sağlamlaşmasının ilk basamağıdır.

2. TMCH (Trademark Clearinghouse) Kaydı: Yeni genel üst düzey alan adları (new gTLDs) açıldığında, marka sahibine "yasaklı dönem" (sunrise period) içinde başvuru hakkı verilerek, başkalarının aynı işareti alan adı yapması önlenir. Bu yasaklı dönem genellikle 30 gündür ve TMCH'ye tescilli markasının kaydını yaptıran markalara özel bir haktır38.

3. Marka İzleme Hizmetleri: Uluslararası marka izleme kuruluşları (örn. Thomson CompuMark, Corsearch), tescilli markanın aynı veya benzer şekilde yeni alan adı olarak tescil edilmesini izler ve uyarır.

Reaktif Koruma Yolları: Hukuki Seçenekler

Cybersquatting veya benzer hallerde, marka sahibinin başvurabileceği çeşitli hukuki seçenekler vardır:

1. UDRP Başvurusu (.com, .net, .org ve diğer katılımcı TLD'ler için):

  • Maliyet düşük, süre kısa (60 gün).
  • Tazminata değil, alan adı devirine karar verir.
  • Başarı oranı cybersquatting hallerinde yüksektir.

2. Türk Mahkemesinde Marka Tecavüzü Davası (SMK md. 149):

  • .tr ve diğer ulusal alan adları için zorunlu yol.
  • Tecavüzün tespiti, durdurulması, giderilmesi talep edilebilir.
  • Maddi ve manevi tazminat talep edilebilir39.
  • İhtiyati tedbir yoluyla alan adının kullanımının durdurulması mümkündür.

3. Haksız Rekabet Davası (TTK md. 54):

  • Markanın tescili bulunmasa dahi açılabilir.
  • Alan adının ticari dürüstlüğe aykırı kullanılması halinde gündeme gelir.

4. Alan Adı Tahsis Kararının İptali (TRABİS Nezdinde):

  • TRABİS'in alan adı tahsis kararına karşı idari dava açılabilir.

Sonuç ve Değerlendirme

Domain adı ve marka uyuşmazlıkları, dijital ekonominin büyümesiyle birlikte, marka hukuku pratisinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Alan adı tescilinin "ilk gelen alır" ilkesi ile marka tescilinin münhasır koruma sistemi arasındaki gerilim, Türk hukuku, UDRP mekanizması ve AB mevzuatı tarafından farklı şekillerde çözülmektedir.

Türk marka hukuku açısından, SMK md. 7/2-d, dijital ortamda marka hakkının korunmasını sağlayan modern bir hüküm olup, ancak "ticari etki" unsuru, mahkeme uygulamalarında yeterince titizlikle incelenmektedir. Yargıtay kararlarından anlaşılacağı üzere, pasif alan adı tutma çoğunlukla koruma kapsamı dışında kalmakta, aktif cybersquatting ise açıkça haklı bulunmaktadır.

Doktrin tartışması, zamansal öncelik, coğrafi sınır ve meşru bağlantı kavramlarında çeşitli görüşlerin olduğunu göstermektedir. Ancak, Türk mahkemelerinin ve Yargıtay'ın tutumu, marka hakkının dijital ortamda da korunması yönünde net ve istikrarlı bulunmaktadır.

Uluslararası çerçevede, UDRP mekanizması, hızlı ve ekonomik bir çözüm sunmakta, WIPO karası veritabanı, cybersquatting hallerinde yüksek başarı oranları göstermektedir. AB Marka Tüzüğü ise, tanınmış markaları daha güçlü bir koruma rejimi ile desteklemektedir.

Sonuç olarak, marka sahibinin, alan adı stratejisini marka tescili ile eş zamanlı olarak planlaması, izleme hizmetleri kullanması ve uyuşmazlık çıktığında UDRP, mahkeme davası ve haksız rekabet seçenekleri arasında doğru tercih yapması, dijital marka korumasının başarısı için kaçınılmazdır40.


Kaynakça

Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997).

Bently, Lionel vd., Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford University Press 2022).

Bozgeyik, Hayri, Marka Hakkının Korunması: Hukuki ve Pratik Perspektifler (Adalet Yayınları 2024).

Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023).

Güneş, İlhami, 6769 Sayılı SMK Işığında Uygulamalı Marka Hukuku (Adalet Yayınları 2021).

Kaya, Aslan, Marka Hukuku: Bilim ve Sanat Eserlerinin Korunması (Arıkan Yayınları 2006).

Paslı, Ali, Marka Hukukunda Ürün Benzerliği ve Tüketici Algısı (Vedat Kitapçılık 2018).

Suluk, Cahit vd., Fikri Mülkiyet Hukuku (Seçkin Yayıncılık 2021).

Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat Kitapçılık 2012).

Uzunallı, Sevilay, Marka Hukuku: Türkiye ve Avrupa Birliği Karşılaştırması (Adalet Yayınları 2019).

Yasaman, Hamdi vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019).

ICANN, Uniform Domain-Name Dispute-Resolution Policy (UDRP) (https://www.icann.org/resources/pages/udrp-2012-02-25-en) [Erişim: 2026].

WIPO Arbitration and Mediation Centre, UDRP Decision Statistics (https://www.wipo.int/amc/en/domains/statistics/) [Erişim: 2026].

Avrupa Birliği, Regulation (EU) 2017/1001 on the European Union Trade Mark (2017).

Türkiye Cumhuriyet, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (Resmi Gazete, 16.12.2016).

Türkiye Cumhuriyet, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (Resmi Gazete, 13.02.2011).


Dipnotlar

  1. Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997) 38-40.

  2. Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023) 210-225.

  3. ICANN, Uniform Domain-Name Dispute-Resolution Policy (UDRP) (https://www.icann.org/resources/pages/udrp-2012-02-25-en) [Erişim: 2026]; Bently, Lionel vd., Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford University Press 2022) 456-480.

  4. Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat Kitapçılık 2012) 145-150.

  5. Yasaman, Hamdi vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019) 285-295.

  6. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, md. 4.

  7. Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023) 95-130.

  8. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, md. 22; Suluk, Cahit vd., Fikri Mülkiyet Hukuku (Seçkin Yayıncılık 2021) 125-135.

  9. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, md. 7/2.

  10. Güneş, İlhami, 6769 Sayılı SMK Işığında Uygulamalı Marka Hukuku (Adalet Yayınları 2021) 178-195.

  11. Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat Kitapçılık 2012) 156-160.

  12. Yargıtay 11. HD, 22.10.2025, E. 2025/1668, K. 2025/6441.

  13. Kaya, Aslan, Marka Hukuku: Bilim ve Sanat Eserlerinin Korunması (Arıkan Yayınları 2006) 89-95.

  14. Yargıtay 11. HD, 08.11.2023, E. 2023/1204, K. 2023/5521.

  15. Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997) 41-45.

  16. Yasaman, Hamdi vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019) 295-305.

  17. Suluk, Cahit vd., Fikri Mülkiyet Hukuku (Seçkin Yayıncılık 2021) 140-150.

  18. Güneş, İlhami, 6769 Sayılı SMK Işığında Uygulamalı Marka Hukuku (Adalet Yayınları 2021) 200-210.

  19. Bozgeyik, Hayri, Marka Hakkının Korunması: Hukuki ve Pratik Perspektifler (Adalet Yayınları 2024) 120-135.

  20. Bently, Lionel vd., Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford University Press 2022) 500-520.

  21. Kaya, Aslan, Marka Hukuku: Bilim ve Sanat Eserlerinin Korunması (Arıkan Yayınları 2006) 98-105.

  22. Uzunallı, Sevilay, Marka Hukuku: Türkiye ve Avrupa Birliği Karşılaştırması (Adalet Yayınları 2019) 145-160.

  23. Yargıtay 11. HD, 22.10.2025, E. 2025/1668, K. 2025/6441; uygulamanın doktrinel değerlendirmesi: Çolak, Türk Marka Hukuku 215-220.

  24. Yargıtay 11. HD, 22.10.2025, E. 2025/1668, K. 2025/6441.

  25. Yargıtay 11. HD, 15.03.2024, E. 2023/2847, K. 2024/3156; Bozgeyik, Marka Hakkının Korunması 125-130.

  26. Yargıtay 11. HD, 15.03.2024, E. 2023/2847, K. 2024/3156; Güneş, Uygulamalı Marka Hukuku 205-210.

  27. Yargıtay 11. HD, 08.11.2023, E. 2023/1204, K. 2023/5521.

  28. Yargıtay 11. HD, 08.11.2023, E. 2023/1204, K. 2023/5521; karşılaştırması: Kaya, Marka Hukuku 100-108.

  29. ICANN, Uniform Domain-Name Dispute-Resolution Policy (UDRP) (https://www.icann.org/resources/pages/udrp-2012-02-25-en) [Erişim: 2026]; Bently vd., Intellectual Property Law 470-490.

  30. WIPO Arbitration and Mediation Centre, UDRP Rules (https://www.wipo.int/amc/en/domains/rules/) [Erişim: 2026].

  31. WIPO AMC karar özetleri, https://www.wipo.int/amc/en/domains/statistics/ [Erişim: 2026].

  32. Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku 158-165.

  33. Avrupa Birliği, Regulation (EU) 2017/1001 on the European Union Trade Mark, md. 1, 2.

  34. Bently vd., Intellectual Property Law 510-525.

  35. Bently vd., Intellectual Property Law 520-530.

  36. WIPO Arbitration and Mediation Centre, UDRP Decision Statistics (https://www.wipo.int/amc/en/domains/statistics/) [Erişim: 2026].

  37. Paslı, Ali, Marka Hukukunda Ürün Benzerliği ve Tüketici Algısı (Vedat Kitapçılık 2018) 180-200.

  38. ICANN Trademark Clearinghouse (TMCH), https://www.icann.org/resources/pages/tmch-2012-02-25-en [Erişim: 2026].

  39. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, md. 149; Suluk vd., Fikri Mülkiyet Hukuku 155-170.

  40. Uzunallı, Marka Hukuku: Türkiye ve Avrupa Birliği Karşılaştırması 155-175.