Kadastroda On Yıllık Hak Düşürücü Süre Nedir?
Kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden sonra işleyen on yıllık hak düşürücü süre, kapsamı, hangi iddialarda uygulanmadığı ve mahkemenin resen denetimi.
Kadastroda On Yıllık Hak Düşürücü Süre Nedir?
İlgili çalışma alanı → İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku: Kadastro, tapu iptali ve tescil ile taşınmaz mülkiyeti uyuşmazlıkları için çalışma alanı.
Kısa cevap: 3402 sayılı Kadastro Kanunu md. 12/3, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceğini ve dava açılamayacağını öngörür. Süre hak düşürücü niteliktedir; kesilmez, durmaz ve mahkemece resen gözetilir1.
Sürenin Başlangıcı
Süre, kadastro tutanağının kesinleştiği tarihte işlemeye başlar. Tespitin yapıldığı tarih ya da tapuya tescil tarihi başlangıç sayılmaz.
Kesinleşme, 3402 sayılı Kanun md. 11'deki otuz günlük askı ilanı süresi içinde dava açılmamasıyla gerçekleşir. Askı süresi içinde dava açılmışsa, kesinleşme o davanın sonuçlanmasına bağlıdır.
Bu nedenle dosyada ilk çıkarılacak belge askı tutanağıdır. Kadastro müdürlüğünden alınacak bu belge olmadan yapılan süre hesapları güvenilir değildir.
Sürenin Kapsamı: Yalnızca Kadastro Öncesi Sebepler
Hükmün sınırı sebep yönündendir. On yıllık süre, yalnızca kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanan iddiaları kapatır.
Kadastro öncesinde yapılmış bir satış, bağış, taksim ya da harici sözleşme, on yıl geçtikten sonra tespite karşı ileri sürülemez. Harici satışın kadastro öncesi dönemdeki hukuki değeri için harici satış sözleşmesi geçerli midir sayfasındaki ölçütler geçerlidir.
Buna karşılık kadastro tespitinden sonra doğan sebepler süre dışındadır. Tespitten sonraki satış, bağış, miras intikali ya da muvazaalı devir iddiaları kendi süre rejimine tabidir ve genel mahkemede görülür.
Önemli: Hak düşürücü süre ile zamanaşımı karıştırılmamalıdır. Zamanaşımı kesilir, durur ve ancak taraf ileri sürerse dikkate alınır. Hak düşürücü süre ise hakkın kendisini sona erdirir; taraflar hiç değinmese bile mahkeme süreyi resen inceler ve dolmuşsa esasa girmeden davayı reddeder.
Sürenin İşlemediği Hâller
Uygulamada asıl tartışma, hangi iddiaların bu sürenin dışında kaldığında toplanır.
Mirasçılık sıfatına dayanan istekler. Kayıt maliki ile mirasçıları arasındaki ilişki kadastro tespitinden doğmaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu md. 599 uyarınca miras, mirasbırakanın ölümüyle kendiliğinden mirasçılara geçer. Mirasçıların terekedeki payına ilişkin talepleri tespite yöneltilen bir itiraz sayılmaz.
Ölü kişi adına yapılan tespitler. Kadastro sırasında kimliği açıkça belirlenen kişi tespit tarihinde ölmüşse, tespit esasen mirasçılar adına yapılmış sayılır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin bu yöndeki değerlendirmesi ölü kişi adına kadastro tespiti ve mirasçılar analizinde incelenmiştir.
Ehliyetsizlik, hile ve irade sakatlığı. Tespit tutanağını imzalayan kişinin ayırt etme gücünden yoksun olduğu ya da imzanın hile ile alındığı ileri sürülüyorsa, uyuşmazlık tespitin içeriğine değil geçerliliğine yönelir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında bu iddialar hak düşürücü sürenin dışında değerlendirilir.
Kamu malı nitelikleri. Orman, mera, yayla ve kıyı gibi özel mülkiyete konu olamayacak yerlere ilişkin iddialarda süre işlemez. Tespitin kesinleşmesi, taşınmazın niteliğini değiştirmez.
Kadastro çalışması dışında kalan yerler. Çalışma alanı dışında bırakılmış ya da hiç tespit görmemiş taşınmazlarda, kesinleşmiş bir tutanak bulunmadığından sürenin başlangıcı da doğmaz.
Süre Dolmuşsa Ne Kalır
On yıl dolmuş ve iddia kadastro öncesi bir sebebe dayanıyorsa, tespite karşı doğrudan dava yolu kapanır. Bu durumda üç ihtimal incelenir.
Birincisi, iddianın kadastro sonrası bir sebebe oturtulup oturtulamayacağıdır. Tespitten sonra gerçekleşen devirlerde muvazaa bulunuyorsa dava bu sebebe dayandırılır; ayrım için muvazaa ve nispi muvazaa tapu davaları makalesindeki ölçütler kullanılır.
İkincisi, tespit tarihinden sonra gerçekleşmiş bir zilyetliğin kazandırıcı zamanaşımı koşullarını sağlayıp sağlamadığıdır. Koşullar olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı makalesinde ayrıntılıdır.
Üçüncüsü, tapu sicilinin tutulmasından doğan zarardır. 4721 sayılı Kanun md. 1007, sicilin tutulmasından doğan zararlardan Devletin sorumlu olduğunu öngörür. Bu talep, mülkiyetin geri alınmasını değil zararın karşılanmasını sağlar.
Uygulamada
Dosyanın ilk aşamasında yapılacak iş kronoloji çıkarmaktır. Kadastro tespit tarihi, askı ilanı tarihleri, kesinleşme tarihi, tapu tescil tarihi ve dayanılan hukuki sebebin doğduğu tarih tek bir tabloda toplanmalıdır. Süre değerlendirmesi ancak bu tablo üzerinden yapılır.
İkinci iş, hukuki sebeplerin ayrıştırılmasıdır. Aynı olay örgüsü içinde hem kadastro öncesi hem kadastro sonrası sebepler bulunabilir. Dilekçede sebepler karıştırılırsa, süre dışında kalan ve kabul edilebilecek talep de reddedilen talebin içinde kaybolur. Bu ayrım dava dilekçesinde açık başlıklarla kurulmalıdır.
Üçüncü iş, kayıt malikinin nüfus kaydının incelenmesidir. Malikin tespit tarihinden önce ölmüş olması, dosyanın tamamının hukuki çerçevesini değiştirir. Mirasçılık belgesi ve nüfus kayıt örneği baştan temin edilmelidir.
Karşı taraf vekili bakımından hak düşürücü süre en güçlü savunmadır ve ilk cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Süre resen incelenecek olsa da, kesinleşme tarihini gösteren belgelerin dosyaya erken sunulması yargılamanın esasa girmeden sonuçlanmasını sağlar. Sürenin bütün süreç içindeki yeri kadastro tespitine itiraz ve tapu kayıt düzeltme rehberi sayfasında ele alınmıştır.
İlgili içerikler için bkz. Kadastro Tespitine İtiraz ve Tapu Kayıt Düzeltme Rehberi, Kadastro Tespitine Nasıl İtiraz Edilir, Ölü Kişi Adına Kadastro Tespiti ve Mirasçılar, İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku.
Dipnotlar
-
3402 sayılı Kadastro Kanunu, RG 09.07.1987/19512, md. 11, md. 12 ve md. 14; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, RG 08.12.2001/24607, md. 599, md. 713 ve md. 1007. ↩
Sonraki dosya · Soru
Kazandırıcı Zamanaşımı ile Tapu Nasıl Alınır?
Dosyayı aç →