Av. Zeki Demirci
Av. Zeki DemirciSoruNº 601Tasarım Hukuku

Teknik Zorunluluktan Kaynaklanan Görünüm Tasarım Olarak Korunur mu?

Teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı görünüm özellikleri SMK md. 58/4 uyarınca koruma dışıdır. Çoklu biçim ölçütü, must-fit parçalar ve modüler sistem istisnası.

Av. Zeki DemirciSık Sorulan SorularPaylaş:XLinkedIn

Teknik Zorunluluktan Kaynaklanan Görünüm Tasarım Olarak Korunur mu?

İlgili hizmet sayfası → Tasarım Avukatı: Tasarım tescili, hükümsüzlük ve taklit uyuşmazlıkları için hizmet sayfası.

Kısa cevap: Hayır. SMK md. 58/4-b uyarınca ürünün teknik fonksiyonunun zorunlu kıldığı görünüm özellikleri koruma kapsamı dışındadır. Aynı fıkranın (c) bendi, başka bir ürüne mekanik olarak monte edilmek veya bağlanmak için belirli biçim ve boyutlarda üretilmesi zorunlu ürünlerin görünüm özelliklerini de korumanın dışında bırakır1.

Kuralın gerekçesi tekel endişesidir. Tasarım hakkı görünümü korur, teknik çözümü değil. Teknik çözümün korunması patent ve faydalı model rejimine aittir ve bu rejim buluş basamağı, açıklama yükümlülüğü ve daha kısa koruma süresi gibi ağır şartlar taşır. Fonksiyonun zorunlu kıldığı biçimi tasarım tesciliyle korumak, patent şartlarını karşılamadan yirmi beş yıla kadar teknik tekel elde etmek anlamına gelir.


1. "Zorunlu Kılma" Nasıl Ölçülür

Hükmün uygulanmasındaki asıl güçlük, hangi özelliğin gerçekten zorunlu olduğunun belirlenmesidir. Doktrin ve uygulama bu noktada iki yaklaşım arasında gider gelir.

Çoklu biçim yaklaşımı. Bu yaklaşıma göre aynı teknik sonuca ulaştıran alternatif biçimler varsa, seçilen biçim zorunlu sayılmaz ve korunur. Ölçü basittir: tasarımcının önünde başka seçenek var mıydı? Varsa yaptığı tercih serbest bir tasarım tercihidir.

Fonksiyon zorunluluğu yaklaşımı. Bu yaklaşım alternatif biçimlerin varlığını yeterli görmez. Sorulan soru, o özelliğin yalnızca teknik işlevi karşılamak amacıyla mı belirlendiğidir. Görünüm özelliği seçilirken estetik veya görsel hiçbir mülahaza rol oynamamışsa, alternatif biçimler bulunsa bile özellik koruma dışında kalır.

Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın DOCERAM kararından bu yana ağırlık kazanan çizgi ikinci yaklaşımdır ve Türk uygulamasında da bilirkişi raporlarında karşılığını bulmaktadır. Değerlendirmede ürünün objektif özellikleri, ilgili teknik bilgi ve alternatif tasarımların varlığı birlikte gözetilir; tasarımcının beyan ettiği sübjektif niyet tek başına belirleyici sayılmaz.

Önemli: Bu ayrım salt teorik değildir. Bir görünüm özelliği koruma dışı kabul edildiğinde, o özellik hem hükümsüzlük değerlendirmesinden hem de tecavüz karşılaştırmasından ayıklanır. Karşılaştırma, geriye kalan serbest tercihler üzerinden yapılır. Zorunlu unsurlar ayıklandığında ortada karşılaştırılacak bir şey kalmıyorsa, tasarım fiilen korumasız hale gelir.


2. Zorunlu Birleşme Parçaları ve Modüler Sistem İstisnası

SMK md. 58/4-c, ara bağlantı unsurlarını hedefler. Bir parça, başka bir ürüne mekanik olarak monte edilmek veya bağlanmak için belirli biçim ve boyutlarda üretilmek zorundaysa, bu görünüm özellikleri korunmaz. Uygulamada bu düzenleme, bağlantı ağzı, dişli profili, geçme kanalı ve montaj deliği gibi unsurları kapsar.

Hükmün amacı yan pazarların kapanmasını engellemektir. Bağlantı geometrisi tasarım tesciliyle korunsaydı, ana ürünün üreticisi uyumlu parça üreten herkesi piyasadan dışlayabilirdi.

Kanun bu kuralın hemen ardından bir istisna getirir. SMK md. 58/5 uyarınca, SMK md. 56'daki şartları karşılamak kaydıyla farklı veya eş birimlerden oluşan modüler bir sistemde bu birimlerin birbirleriyle sonlu ya da sonsuz biçimlerde bağlantı kurmasını sağlayan tasarımlar korumadan yararlanır. Yapı taşı setleri, modüler mobilya ve raf sistemleri ile birleşen ambalaj birimleri bu istisnanın klasik örnekleridir.

İki hüküm arasındaki sınır işlevseldir. Bağlantı unsuru yalnızca tek bir ürüne monte edilebilmek için belirli bir biçimi zorunlu kılıyorsa koruma yoktur. Buna karşılık bağlantı, sistemin kendisini oluşturan ve çok sayıda kombinasyona imkan veren bir tasarım fikrinin parçasıysa koruma devam eder.


3. Koruma Dışı Unsurun Tecavüz Davasındaki Etkisi

Bu hüküm en çok tecavüz davalarında iş görür ve çoğunlukla davalının elindedir. SMK md. 58/1 uyarınca tasarım sahibi, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı hakkını kullanabilir. SMK md. 58/2 ise koruma kapsamı belirlenirken tasarımcının seçenek özgürlüğünün derecesinin dikkate alınacağını söyler.

Sıralama şudur: önce zorunlu unsurlar ayıklanır, sonra kalan unsurlar üzerinden genel izlenim karşılaştırması yapılır. Benzerlik yalnızca teknik zorunluluktan doğan unsurlarda yoğunlaşıyorsa tecavüz sonucuna varılmaz. Bu karşılaştırmanın kimin gözüyle yapılacağı ayrı bir tartışmadır; ölçütün ayrıntısı tasarım tecavüzünde bilgilenmiş kullanıcı testi başlığında ele alınmıştır.

Aynı hüküm hükümsüzlük gerekçesi olarak da işler. SMK md. 77/1-a, tasarımın SMK md. 58/4 kapsamında olduğunun ispat edilmesi halinde hükümsüzlüğe karar verileceğini düzenler. Yani tescilin tamamı teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı özelliklerden ibaretse, tescil ayakta kalmaz.


4. Başvuru Aşamasında Ne Yapılmalı

Sorun çoğunlukla dava aşamasında değil, başvuru hazırlığında doğar. Teknik ürünlerde görsel anlatım hazırlanırken üç nokta gözetilmelidir.

Serbest tercihler görünür kılınmalıdır. Yüzey dokusu, oran ilişkisi, kenar geçişi, renk ayrımı ve hacim kurgusu gibi teknik zorunlulukla açıklanamayan unsurlar görsellerde belirgin biçimde yer almalıdır. Koruma kapsamı görsellerle belirlenir; görselde okunmayan unsur korunmaz.

Bağlantı bölgeleri ayrıştırılmalıdır. Montaj ağzı ve geçme kanalı gibi zorunlu unsurlar tasarımın ana konusu haline getirilmemelidir. Bu unsurların ön plana çıktığı bir görsel seti, tescili SMK md. 58/4-c tartışmasının ortasına taşır.

Doğru koruma aracı seçilmelidir. Yeni olan şey biçim değil teknik çözümse, doğru araç patent veya faydalı modeldir. Tasarım tescili bu ihtiyacı karşılamaz ve teknik yeniliği koruma sanısıyla alınan tescil, ilk hükümsüzlük davasında yıkılır. Koruma araçlarının birbiriyle ilişkisi tescilli sınai haklarda kümülatif korumanın sınırı başlığında ayrıca değerlendirilmiştir.


Uygulamada

Bu tartışmanın kazanıldığı yer bilirkişi raporudur. Davalı vekili için pratik yol, teknik zorunluluk savunmasını genel bir iddia olarak değil, unsur bazında kurmaktır. Tasarımın her görünüm özelliği ayrı ayrı listelenir, her biri için o özelliğin hangi teknik işlevi karşıladığı ve o işlev için başka biçimin neden seçilemeyeceği gösterilir. Bilirkişiye yöneltilecek sorular da bu listeye bağlanır.

Davacı vekili için karşı hamle, seçenek özgürlüğünün genişliğini ortaya koymaktır. Aynı işlevi gören rakip ürünlerin farklı görünümleri dosyaya sunulduğunda, tasarımcının önünde gerçek bir tercih alanı bulunduğu görünür hale gelir. Ancak bu argümanın bir bedeli vardır: seçenek özgürlüğü ne kadar geniş kabul edilirse, küçük farkların ayırt edicilik sağlaması o kadar zorlaşır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasında seçenek özgürlüğünün geniş olduğu hallerde ayrıntı düzeyindeki farklar yeterli görülmemektedir.

Üçüncü bir pratik nokta, tescilin kısmen ayakta kalabilmesidir. Teknik zorunluluk savunması tescilin tamamını değil, yalnızca bazı unsurlarını hedefliyorsa, tescil geri kalan unsurlar üzerinden dar bir kapsamla varlığını sürdürebilir. Bu durumda gerçek soru tescilin geçerliliği değil, kapsamın rakip ürünü içine alıp almadığıdır.


İlgili içerikler için bkz. Tasarım Hukuku Rehberi, Tasarımda Yenilik ve Ayırt Edici Nitelik Nedir, Tasarım Tecavüzünde Bilgilenmiş Kullanıcı Testi, Tasarım Hukuku.

Dipnotlar

  1. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu md. 56, md. 57, md. 58, md. 77, RG 10.01.2017/29944.

Sonraki dosya · Soru

Arsa Payı Satışı Yargı Kararıyla İptal Edilirse Ne Olur?

Dosyayı aç →