Fikri Mülkiyet Uyuşmazlıklarında Yargılama Usulü
Fikri mülkiyet uyuşmazlıklarında yargılama usulü: SMK md. 156 görevli ve yetkili mahkeme, dava türleri, ispat, bilirkişi, ihtiyati tedbir ve delil tespiti.
Fikri Mülkiyet Uyuşmazlıklarında Yargılama Usulü
İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı: Marka tescili, ihlal davaları ve uyuşmazlıklar için hizmet sayfası.
Fikri mülkiyet uyuşmazlıklarında yargılama usulü, esasa ilişkin tartışmadan önce kaybedilebilen bir alandır. Yanlış mahkemede açılan dava aylarca beklenip görevsizlikle sonuçlanır; arabuluculuğa gitmeden açılan tazminat davası dava şartı yokluğundan usulden reddedilir; süresinde itiraz edilmeyen bilirkişi raporu dosyanın kaderini belirler.
Bu alanın kendine özgü bir mahkeme yapısı, kendine özgü ispat araçları ve kendine özgü süre rejimi vardır. Genel hukuk yargılamasının kuralları uygulanır, ancak SMK ve FSEK hem görev hem de koruma tedbirleri bakımından özel hükümler getirir. Marka hukukunun maddi çerçevesi için marka hukuku rehberi, ihlal davalarının esasa ilişkin kurgusu için marka ihlali ve tecavüz davaları rehberi ayrı başlıklardır. Burada tartışılan konu usulün kendisidir.
1. Görevli Mahkeme: Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri
SMK md. 156/1 uyarınca bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir1. Bu mahkemeler tek hakimli ve asliye mahkemesi derecesindedir; Adalet Bakanlığının lüzum gördüğü yerlerde, Hakimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulur.
Türkiye'de ihtisas mahkemesi sayısı sınırlıdır. SMK md. 156/1 bu boşluğu şöyle doldurur: fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere asliye hukuk mahkemesi, ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde ise asliye ceza mahkemesi bakar. Ancak her asliye mahkemesi bu sıfatla görevli değildir: hangi asliye mahkemelerinin bu davalara bakacağı ve yargı çevreleri, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir.
Telif uyuşmazlıklarında da tablo aynıdır. FSEK md. 76/1, bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işler ile bu Kanundan kaynaklanan ceza davalarında görevli mahkemenin SMK md. 156/1'de belirtilen mahkemeler olduğunu açıkça söyler2. Yani marka, patent, tasarım, coğrafi işaret ve telif uyuşmazlıkları tek bir görev başlığı altında toplanmıştır.
Önemli: Görev dava şartıdır ve mahkemece resen gözetilir. Fikri mülkiyet davasının asliye ticaret mahkemesinde açılması sık rastlanan bir hatadır. TTK md. 4/1-d uyarınca fikri mülkiyet mevzuatından doğan davalar ticari dava sayılır; ancak ticari nitelik, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu anlamına gelmez. SMK md. 156 özel hüküm olarak görevi ihtisas mahkemesine verir.
2. Yetki Kuralları ve Ankara'nın Münhasır Yetkisi
Yetki, davayı kimin açtığına göre değişir. SMK md. 156 dört ayrı kural kurar.
Hak sahibi üçüncü kişiye dava açıyorsa. SMK md. 156/3 uyarınca yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir. Üç seçenekli bu kural hak sahibine belirgin bir avantaj verir; internet üzerinden gerçekleşen ihlallerde "etkilerin görüldüğü yer" ölçütü geniş bir forum seçimi imkanı yaratır.
Davacının Türkiye'de yerleşim yeri yoksa. SMK md. 156/4 uyarınca yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yer; vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
Üçüncü kişi hak sahibine dava açıyorsa. SMK md. 156/5 uyarınca yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Hükümsüzlük ve menfi tespit davaları bu fıkraya girer.
TÜRKPATENT kararlarına karşı dava açılıyorsa. SMK md. 156/2 uyarınca Kurumun bu Kanun hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda ve Kurumun kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacakları davalarda görevli ve yetkili mahkeme Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. Bu yetki kesindir. YİDK kararına karşı dava süresi ise 5000 sayılı Türk Patent ve Marka Kurumu ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun md. 15/C uyarınca kararın bildirim tarihinden itibaren iki aydır. Süre hak düşürücü niteliktedir. Ayrıntı için görevli ve yetkili mahkeme hangisidir başlığına bakılabilir.
3. Dava Türleri ve Talep Haritası
Fikri mülkiyet yargılamasında talepler dört ana grupta toplanır.
Tecavüz davaları. SMK md. 149 hak sahibinin ileri sürebileceği talepleri sayar: fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti, muhtemel tecavüzün önlenmesi, tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini, tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz ve makinelere elkonulması, elkonulan bu ürünler üzerinde mülkiyet hakkı tanınması, tecavüzün devamını önleyecek tedbirler ve kararın ilanı. Bu taleplerin tamamı tek dilekçede birleştirilebilir.
Hükümsüzlük ve iptal davaları. Hükümsüzlük dava yoluyla ileri sürülür ve kabulü halinde etkisi geçmişe yürür. İptal ise 10.01.2024'ten itibaren TÜRKPATENT nezdinde talep edilir ve etkisi kural olarak talep tarihinden itibaren doğar. İki yolun sonuçları farklı olduğundan seçim baştan yapılmalıdır. Çerçeve için marka hükümsüzlük davası rehberi kullanılabilir.
Menfi tespit davaları. İhtarname alan tarafın, kullanımının tecavüz oluşturmadığının tespitini istemesidir. Karşı tarafın dava açmasını beklemeden inisiyatifi ele geçirmeye yarar.
Ceza yargılaması. SMK md. 30 marka hakkına tecavüz suçunu düzenler; soruşturma ve kovuşturma şikayete bağlıdır. Ceza yolu hukuk davasının alternatifi değil, paralel bir hattır. Delil elde etme gücü bakımından zaman zaman hukuk yolundan daha etkilidir. Taklit ürünlere savcılık yoluyla el koyma başlığı bu hattı ayrıntılandırır.
4. Dava Şartı Arabuluculuk: Hangi Talepler Kapsamda
TTK md. 4/1-d uyarınca fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır3. TTK md. 5/A ise ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar.
Ayrım burada kurulur. Tazminat talebi arabuluculuğa tabidir. Tecavüzün tespiti, men'i, durdurulması, hükümsüzlük, iptal ve ürünlere elkonulması talepleri para alacağı niteliğinde olmadığından dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir. Uygulamada dosyaların çoğu karma taleple açıldığı için kısmi tabiiyet sorunu doğar.
6325 sayılı Kanun md. 18/A/2 uyarınca davacı, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır4. Eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre verir; arabulucuya hiç başvurulmadığı anlaşılırsa dilekçe karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın dava usulden reddedilir. Ayrıntı için marka ihlali davasında zorunlu arabuluculuk var mı başlığına bakılabilir.
5. İspat Yükü ve Delil Tespiti
Tecavüz iddiasında ispat yükü hak sahibindedir. Hak sahibi üç şeyi göstermek zorundadır: hakkın varlığı ve kapsamı, tecavüz fiilinin gerçekleştiği, zararın doğduğu.
Delil tespiti. HMK md. 400 vd. uyarınca taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık dinlenmesi talep edebilir5. Taklit ürün satan işletmede tespit yaptırmak, delilin yok edilmesinden önceki tek şanstır. Noter tespiti ve mahkeme aracılığıyla delil tespiti farklı ağırlıkta araçlardır; ikincisi karşı tarafa haber verilmeden acele hallerde yürütülebildiği için baskın etkiye sahiptir.
FSEK'e özgü karine. FSEK md. 76/2, telif davalarında davacı iddianın doğruluğu hakkında kuvvetli kanaat oluşturmaya yeter miktar delil sunarsa, mahkemenin karşı taraftan izin belgelerini veya yararlanılan eser listelerini istemesine imkan verir. Bu belgelerin sunulamaması, tüm eserlerin haksız kullanılmakta olduğuna karine teşkil eder. İspat yükünü fiilen yer değiştiren bu hüküm uygulamada yeterince kullanılmaz.
Zarar hesabı. Yoksun kalınan kazancın hesabı bilirkişi marifetiyle yapılır. Hesap için davalının ticari defterlerine ulaşmak gerekir; bu nedenle tazminat talebiyle birlikte defter ve kayıtların celbi istenmelidir.
6. Bilirkişi İncelemesi
HMK md. 266 uyarınca mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Aynı madde iki sınır koyar: genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz; hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe bilirkişi olarak görevlendirilemez.
Bu sınır fikri mülkiyet yargılamasının en tartışmalı noktasıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirmesi hukuki bir nitelendirmedir; buna karşın uygulamada iltibas incelemesi düzenli olarak bilirkişiye havale edilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasında bilirkişi görüşünün hakimi bağlamadığı, nihai hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait olduğu vurgulanır. HMK md. 279/4 de bilirkişinin hakim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacağını açıkça düzenler.
Raporun hazırlanma süresi HMK md. 274 uyarınca üç ayı geçemez; basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde bu süre iki aydır. Rapora karşı itiraz süresi HMK md. 281 uyarınca tebliğden itibaren iki haftadır. Teknik çalışma gerektiren hallerde bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre istenebilir. İtirazın teknik kurgusu için bilirkişi raporuna nasıl itiraz edilir başlığı kullanılabilir.
7. İhtiyati Tedbir, Teminat ve Gümrükte Durdurma
İhtiyati tedbir. SMK md. 159/1 uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın ülke içinde kendi haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla ihtiyati tedbir talep edebilir. SMK md. 159/2 tedbirin kapsamını sayar: tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması; tecavüze konu ürünlere ve bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara, gümrük ve serbest bölge dahil bulundukları her yerde elkonulması ve saklanması; zararın tazmini bakımından teminat verilmesi. SMK'da hüküm bulunmayan hususlarda HMK uygulanır.
Teminat. HMK md. 392/1 uyarınca ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep resmi belgeye veya başkaca kesin bir delile dayanıyorsa mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına karar verebilir. Teminatın türü ve tutarı için teminat göstermek gerekir mi başlığına bakılabilir.
Tedbire itiraz. HMK md. 394 uyarınca karşı taraf dinlenmeden verilen tedbir kararına, tedbirin uygulanmasından veya tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde itiraz edilebilir. HMK md. 395 ise aleyhine tedbir kararı verilen kişinin teminat göstererek tedbirin değiştirilmesini veya kaldırılmasını isteyebileceğini düzenler.
Dava açma süresi. Dava açılmadan önce tedbir kararı alınmışsa HMK md. 397/1 uyarınca esas hakkında iki hafta içinde dava açılmalıdır. Bu sürenin kaçırılması tedbiri kendiliğinden kaldırır ve tazminat riski doğurur.
8. Süreler ve Zamanaşımı Haritası
Fikri mülkiyet yargılamasında süreler dağınık kaynaklardan gelir. Dosya açılmadan önce çıkarılacak harita şudur.
| Konu | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| YİDK kararına karşı dava | Bildirimden itibaren 2 ay | 5000 s. K. md. 15/C |
| Dava öncesi tedbirde esas dava | Tedbirden itibaren 2 hafta | HMK md. 397 |
| Tedbire itiraz | Uygulama veya tebliğden 1 hafta | HMK md. 394 |
| Bilirkişi raporuna itiraz | Tebliğden 2 hafta | HMK md. 281 |
| Bilirkişinin reddi | Ret sebebini öğrenmeden 1 hafta | HMK md. 272 |
| Ticari davada arabuluculuk | Görevlendirmeden 6 hafta, 2 hafta uzayabilir | TTK md. 5/A |
| Tecavüzden doğan talepler | TBK zamanaşımı hükümleri | SMK md. 157 |
SMK md. 157, sınai mülkiyet hakkından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanacağını söyler. Buna göre TBK md. 72 uyarınca zarar ve failin öğrenilmesinden itibaren iki, her halde fiilin işlenmesinden itibaren on yıllık süre işler. Tazminat talebi aynı zamanda ceza gerektiren bir fiilden doğuyorsa ve ceza kanunu daha uzun zamanaşımı öngörüyorsa, bu süre uygulanır. Marka tecavüzü SMK md. 30 kapsamında suç oluşturduğundan bu genişleme uygulamada sıklıkla gündeme gelir.
Devam eden tecavüzde zamanaşımı her yeni fiil için yeniden işlemeye başlar. Bu nedenle "yıllardır biliyordu" savunması, kesintisiz ihlallerde tek başına sonuç doğurmaz. Ayrıntı için marka ihlalinde zamanaşımı ne kadar başlığına bakılabilir.
Stratejik Not
Yanlış mahkeme, kaybedilen zaman demektir. Görevsizlik kararı davayı sona erdirmez; dosya talep üzerine görevli mahkemeye gönderilir. Ancak geçen süre ihtiyati tedbir fırsatını, delilin tazeliğini ve karşı tarafın hazırlıksız yakalanma ihtimalini yok eder. Dava açılmadan önce ilgili yerde ihtisas mahkemesi bulunup bulunmadığı, yoksa hangi asliye mahkemesinin bu sıfatla görevlendirildiği doğrulanmalıdır.
Tedbir talebi dilekçeye eklenen bir cümle değildir. SMK md. 159/1 ispat şartı arar. Tedbir talebi; ürün numunesi, satış belgesi, ekran görüntüsü, noter tespiti gibi somut delillerle desteklenmezse reddedilme riski yüksektir. Reddedilen tedbir talebi, karşı tarafa dosyanın zayıf olduğu mesajını verir ve sonraki uzlaşma görüşmesini zorlaştırır.
Karma talepli dosyada arabuluculuk hatası pahalıdır. Tazminat talebi arabuluculuk şartına tabidir. Tazminat ile tecavüzün men'i aynı dilekçede birleştirilmişse, arabuluculuk tutanağı olmadan açılan davada tazminat kısmının usulden reddi gündeme gelir. Pratik çözüm, dava öncesinde arabuluculuk başvurusunu yapıp son tutanağı dosyaya eklemektir; süreç TTK md. 5/A/2 uyarınca altı hafta içinde sonuçlanır.
Ceza ve hukuk hattı birlikte kurgulanır. Savcılık kararıyla yapılan arama ve el koyma, hukuk davasında elde edilemeyecek delilleri dosyaya taşır. Buna karşın uzlaştırma aşamasında verilen taahhüt, hukuk davasındaki tazminat talebini zayıflatabilir. İki hattın sırası ve içeriği baştan planlanmalıdır.
Bilirkişi raporu kader değildir. HMK md. 282 uyarınca hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Rapora yönelik itiraz, sonuca katılmama beyanı değil; yöntem hatasını, dayanak eksikliğini ve hukuki nitelendirmeye taşan bölümleri gösteren teknik bir metin olmalıdır.
İlgili içerikler için bkz. Marka İhlali ve Tecavüz Davaları Rehberi, Marka İhlalinde Delil Tespiti Nasıl Yapılır, Marka Tecavüzünde İhtiyati Tedbir, Marka Hukuku.
Dipnotlar
-
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu md. 30, md. 149, md. 156, md. 157, md. 159, RG 10.01.2017/29944. ↩
-
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu md. 76, RG 13.12.1951/7981. ↩
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 4, md. 5/A, RG 14.02.2011/27846. ↩
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu md. 18/A, RG 22.06.2012/28331. ↩
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 266, md. 272, md. 274, md. 279, md. 281, md. 282, md. 392, md. 394, md. 395, md. 397, md. 400, RG 04.02.2011/27836. ↩
Sonraki dosya · Rehber
Kişisel Verilerin Korunması: Temel Çerçeve ve Yükümlülükler
Dosyayı aç →