Av. Zeki Demirci
Av. Zeki DemirciMakaleNº 106Marka Hukuku

Madrid Protokolü ile Uluslararası Marka Tescili: SMK m. 14 ve Türkiye Uygulaması

Madrid Protokolü kapsamında Türkiye'yi belirleyen uluslararası marka başvuruları, SMK m. 14, ret bildirimi süreleri, merkezi saldırı ve dönüştürme.

Av. Zeki DemirciMarka TesciliPaylaş:XLinkedIn

Giriş

Bir markayı yurt dışında korumanın iki yolu vardır: her ülkenin ofisine ayrı ayrı başvurmak ya da tek bir işlemle birden çok ülkeyi belirlemek. İkinci yol Madrid Protokolü'dür ve Türkiye 1999'dan bu yana sistemin tarafıdır. Türk marka sahipleri Türk Patent ve Marka Kurumu'nu menşe ofis olarak kullanarak yüz yirmiden fazla akit tarafta koruma talep edebilir; yabancı marka sahipleri ise Türkiye'yi belirleyerek ulusal başvuruyla aynı sonucu doğuran bir hak elde eder.

İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı — Marka tescili, itiraz ve hükümsüzlük uyuşmazlıkları için hizmet sayfası.

Sistemin cazibesi tek başvuru, tek dil ve tek ücret yapısında toplanır. Riski ise daha az bilinir: uluslararası tescil, beş yıl boyunca menşe ofisteki esas başvuru veya tescile bağımlı kalır. Bu yazının konusu, Türkiye'yi belirleyen başvuruların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu karşısındaki durumu, TÜRKPATENT'in ret pratiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024-2026 arasındaki yaklaşımı ve sistemin iki teknik kurumudur: merkezi saldırı ile dönüştürme. Marka hukukunun genel çerçevesi için marka hukuku rehberine bakılabilir.

Uluslararası Başvurunun Ulusal Başvuruyla Eşdeğerliği

SMK m. 14/1, Madrid Protokolü kapsamında yapılan bir uluslararası başvurunun Kuruma doğrudan yapılan başvuruyla aynı sonuçları doğuracağını düzenler. Hüküm, eşdeğerliği bir adım öteye taşır ve öncelik sırasını da çözer: uluslararası başvuru, uluslararası başvuru tarihinin ilk saat ve dakikasında yapılmış sayılır. Aynı tarihli birden çok uluslararası başvuru varsa, uluslararası tescil numarası küçük olan önce yapılmış kabul edilir.

Bu düzenlemenin pratik sonucu şudur: Türkiye'yi belirleyen bir uluslararası tescil, ulusal bir tescilden ne fazla ne eksik bir koruma sağlar. Karıştırılma ihtimaline dayalı itirazlar, mutlak ret incelemesi, kullanmama nedeniyle iptal, hükümsüzlük ve tecavüz davaları bakımından aynı rejime tabidir. Uluslararası tescil sahibi, markasını Türkiye'de SMK m. 9 uyarınca ciddi biçimde kullanmakla yükümlüdür ve bu yükümlülüğü yerine getirmezse markası SMK m. 26 kapsamında iptal edilebilir.

Arada Kalan Başvuru Sorunu

SMK m. 14/2, sistemin en teknik ama en çok işe yarayan hükmüdür. Uluslararası başvuru, kendisinden sonraki tarihte yapılmış olmasına rağmen Kuruma daha önce sunulmuş bir marka başvurusu ya da tescilli marka nedeniyle reddedilemez.

Sorun şuradan doğar. Madrid sisteminde uluslararası başvuru menşe ofise sunulur, oradan Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı'na iletilir ve Türkiye'ye ancak haftalar veya aylar sonra ulaşır. Bu gecikme sırasında üçüncü bir kişi TÜRKPATENT'e doğrudan başvuru yapmış olabilir. Kanun koyucu, kronolojik gerçeği sicil kaydının önüne geçirmiştir: rüçhan tarihi veya başvuru tarihi daha eski olan uluslararası başvuru, aradaki ulusal başvuruya feda edilmez. Sonraki tarihli ulusal başvuru ise SMK m. 16/1 hükmüne göre yeniden değerlendirilir.

Uygulamada bu hüküm, Madrid yoluyla Türkiye'ye gelen başvurular bakımından bir güvence işlevi görür. Rüçhan hakkının doğuşu ve sonuçları bakımından SMK m. 12 ile m. 13 hükümleri paralel biçimde uygulanır.

TÜRKPATENT Nezdinde İnceleme ve Ret Bildirimi

SMK Uygulama Yönetmeliği m. 24, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı tarafından Kuruma gönderilen uluslararası başvuruların incelenmesinde Madrid Protokolü ile Protokolün Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerinin esas alınacağını belirtir. Kurum, kendisine bildirilen başvuruyu mutlak ret nedenleri bakımından resen inceler; yayıma itiraz üzerine nispi ret nedenlerini değerlendirir.

Protokol, belirlenen akit tarafa ret bildirimi için on iki veya on sekiz aylık bir süre tanır. Türkiye, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı'na bildirimde bulunarak on sekiz aylık süreyi tercih etmiştir1. Üçüncü kişi itirazından kaynaklanan retlerde bildirimin on sekiz ayın bitiminden sonra da yapılabilmesi mümkündür; bunun için itirazların on sekiz ayın bitiminden sonra yapılabileceği ihtimalinin varlığı sürenin dolmasından önce Büro'ya bildirilmelidir.

Sürenin kaçırılmasının yaptırımı ağırdır. Bildirim süresi içinde ret bildirilmezse koruma, belirlenen akit tarafta kendiliğinden doğar. Marka sahibi bakımından bu, sessizliğin lehe sonuç ürettiği ender hâllerden biridir.

Mutlak Ret Nedenleri Bakımından Bütünsel Değerlendirme

Yabancı kaynaklı başvurular bakımından en sık karşılaşılan engel, işaretin Türkçe konuşan ortalama tüketici nezdinde tanımlayıcı sayılmasıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.02.2025 tarihli ve E. 2024/2148, K. 2025/779 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta, mineralden üretilen kâğıtlar için Madrid Protokolü kapsamında Türkiye'yi de kapsar şekilde yapılan uluslararası başvuru, TÜRKPATENT tarafından SMK m. 5/1-b ve m. 5/1-c bentleri gerekçesiyle reddedilmişti.

İlk derece mahkemesi ret kararını yerinde bulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi ise kararı kaldırmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi'nin gerekçesi, kelime unsurunun ayırt edicilik gücünün düşüklüğünü kabul etmekle birlikte, başvurunun yalnızca sözcüklerden ibaret olmayıp karakteristik şekil ve kelime unsurlarını birlikte taşıyan karma nitelikte bir marka olduğunu saptamış ve bu bileşimin SMK m. 5/1-b ile m. 5/1-c anlamında tescil engelini ortadan kaldırdığı sonucuna varmıştır. Yargıtay kararı onamıştır.

Kararın uluslararası başvurular bakımından değeri, inceleme yönteminde toplanır. Yabancı bir markanın esas unsuru İngilizce ise ve Türkçeye çevrildiğinde ürünün hammaddesini ya da niteliğini anlatıyorsa, bu tek başına reddi gerektirmez. Şekil unsurları ve kompozisyonun bütünü değerlendirmeye alınmalıdır. Mutlak ret nedenlerinin genel çerçevesi için mutlak ret nedenleri incelemesine bakılabilir.

Ayniyet ve Aynı Tür Ölçütü

SMK m. 5/1-ç, aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer markanın aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetlerde tescilini resen engeller. Hükmün iki ayağı vardır ve ikisi birlikte gerçekleşmedikçe ret verilemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24.06.2024 tarihli ve E. 2023/3154, K. 2024/5135 sayılı kararına konu olayda, Madrid Protokolü aracılığıyla yapılan uluslararası başvuru, önceki tarihli bir marka gerekçe gösterilerek 25. sınıftaki "motosiklet eldivenleri" bakımından kısmen reddedilmişti. Yargılama sonunda işaretler arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu kabul edilmiş; buna karşın redde mesnet markanın kapsamındaki elbise, pantolon, etek, ceket, yelek, gömlek, tişört, mont, kaban ve şort emtiası ile koruyucu amaçlı giysi niteliğindeki motosiklet eldivenlerinin aynı veya aynı tür olmadığı saptanmıştır. Ret koşulu bu nedenle oluşmamış, kısmi ret kararı iptal edilmiştir.

Uyuşmazlık mülga 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1-b bendi çerçevesinde çözülmüştür. Bugünkü karşılığı SMK m. 5/1-ç'dir ve ölçütler değişmemiştir. Karar, benzerlik ile aynı türlük değerlendirmelerinin ayrı ayrı yapılması gerektiğini gösterir: işaretler neredeyse özdeş olsa dahi, mallar aynı tür değilse resen ret verilemez; bu durumda inceleme, itiraz üzerine SMK m. 6/1 çerçevesine taşınır. Karıştırılma değerlendirmesinin ölçütleri için karıştırılma ihtimali incelemesine bakılabilir.

Ret Kararı Karşısında Başvuru Sahibinin Yolları

Türkiye'yi belirleyen bir uluslararası başvuru reddedildiğinde marka sahibinin önünde üç ayrı yol vardır ve bunlar birbirini dışlamaz.

Birincisi, ret kararına karşı Kurum nezdinde itiraz ve ardından Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali davasıdır. Bu yol, ret kararının hukuka aykırılığını hedefler. İtiraz mekanizmasının işleyişi için marka itiraz süreci rehberine bakılabilir.

İkincisi, mal ve hizmet listesini sınırlandırarak çekişmeyi ortadan kaldırmaktır. Ret yalnızca bazı sınıflar bakımından verilmişse, kalan sınıflarda koruma doğar.

Üçüncüsü ve uygulamada en az bilineni, engel markayı hukuken zayıflatmaktır. Ret gerekçesi yapılan önceki tarihli marka beş yıldan uzun süredir tescilliyse ve fiilen kullanılmıyorsa, uluslararası tescil sahibi SMK m. 26 uyarınca kullanmama nedeniyle iptal talebinde bulunabilir. Engel ortadan kalktığında ret kararının dayanağı da çöker.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.12.2025 tarihli ve E. 2025/2721, K. 2025/7402 sayılı kararı bu stratejinin işlediği bir örnektir. Kararda, Madrid Protokolü çerçevesinde 26.08.2019 tarihinde yapılan ve 3, 7 ve 8. sınıfları kapsayan uluslararası başvuru, TÜRKPATENT tarafından önceki tarihli bir marka gerekçe gösterilerek SMK m. 5/1-ç uyarınca reddedilmiştir. Başvuru sahibi bunun üzerine engel markaya karşı kullanmama nedeniyle iptal davası açmış; yargılama sonunda marka, ciddi kullanımın ispatlandığı dar bir emtia grubu dışında iptal edilmiştir. Yargıtay kararı onamıştır. Bu uyuşmazlığın ayrıntılı incelemesi Madrid başvurusunun reddi ve engel markaya karşı iptal davası analizinde yer almaktadır.

Uygulamada en sık hata, ret kararına karşı yalnızca YİDK yoluna gidilip engel markanın kullanım durumunun hiç araştırılmamasıdır. Oysa sicilde duran markaların önemli bir bölümü fiilen kullanılmamaktadır ve iptal davası, itiraz yolundan çoğu zaman daha kesin sonuç verir. İptal ölçütleri için kullanmama nedeniyle marka iptali rehberine bakılabilir.

Uluslararası Tescilin Esas Tescile Bağımlılığı ve Merkezi Saldırı

Madrid Protokolü'nün 6. maddesi uyarınca uluslararası marka, menşe ofiste başvuru hâlinde bulunan veya tescil edilmiş esas markaya uluslararası tescil tarihinden itibaren beş yıl süreyle bağımlı kalır. Beş yılın dolmasıyla uluslararası tescil bağımsız hâle gelir.

Bağımlılık süresi içinde esas başvuru geri alınır, hükümsüz kılınır, kendisinden feragat edilir ya da ret, fesih, iptal veya geçersizlik konusunda kesin bir karar verilirse, uluslararası tescil de son bulur. Sona erme, belirlenen tüm akit taraflardaki korumayı birlikte ortadan kaldırır. Doktrinde bu sonuç merkezi saldırı olarak adlandırılır1.

Kurumun mantığı şudur: tek bir başvuruyla çok sayıda ülkede şeklî hak sahipliği kazanan kişi, korunmaya değer bir menfaati yoksa ve daha eski tarihli hak sahiplerinin menfaatlerini ihlal ediyorsa korunmamalıdır2. Buna karşılık kurumun kapsamı geniş tutulduğunda, marka sahibi kendi ülkesindeki bir uyuşmazlık nedeniyle onlarca ülkedeki korumasını aynı anda yitirebilir.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken nokta, esas başvurunun reddi için mahkeme kararına ihtiyaç bulunmamasıdır. Menşe ofis, mutlak ret nedenlerine ya da üçüncü kişi itirazı üzerine nispi ret nedenlerine dayanarak başvuruyu reddedebilir ve bu idari karar da bağımlılık sonucunu doğurur. Bu nedenle uluslararası tescilin dayanağının henüz derdest bir başvuru yerine kesinleşmiş bir tescil olması daha güvencelidir1.

Beş yıllık sürenin işleyişi bakımından Protokol üç istisna öngörür. Süre içinde esas başvurunun reddine karşı kanun yoluna başvurulması ya da geri alma veya iptal işleminin sürenin dolmasından sonra sonuçlanması hâllerinde, sonucun beş yıl dolduktan sonra ortaya çıkması uluslararası tescili yine etkiler. Süreye sığınarak sonucu bertaraf etmek mümkün değildir.

Dönüştürme ve Ulusal Tescilin Yer Değiştirmesi

Merkezi saldırının sertliği, Protokol'ün 5 inci mükerrer 9 uncu maddesindeki dönüştürme kurumuyla yumuşatılmıştır. SMK Uygulama Yönetmeliği m. 27, dönüştürmenin Türkiye bakımından usulünü düzenler.

Menşe ofiste uluslararası başvuru veya tescil herhangi bir nedenle hükmünü yitirdiğinde, marka sahibi uluslararası tescilin ulusal tescile dönüştürülmesini talep edebilir. Talep, uluslararası tescilin iptalinden itibaren üç ay içinde Kuruma sunulmalıdır. Dönüştürme için talep formu, dönüştürmeye konu mal ve hizmetlerin yeminli tercüman onaylı Türkçe çevirisi ve ücretin ödendiğini gösterir bilgi verilir.

Dönüştürmenin asıl değeri tarih korumasındadır: ulusal tescilin tarihi, dönüştürmenin yapıldığı tarih değil, ilk uluslararası başvuru tarihidir. Marka sahibi böylece öncelik hakkını yitirmez. Buna karşılık işlem masraflıdır ve her belirlenen ülkede ayrı ayrı yürütülmesi gerekir1.

Dönüştürmenin sınırı da vardır. Uluslararası tescil, marka sahibinin kendi talebi üzerine Uluslararası Büro tarafından iptal edilmişse dönüştürme yoluna başvurulamaz. Kurum, yalnızca merkezi saldırı sonucu ortaya çıkan hak kaybını telafi eder.

Bunun yanında Yönetmelik m. 26, ulusal bir tescilin uluslararası tescille yer değiştirmesini düzenler. Marka sahibinin doğrudan talebi üzerine, ulusal tescilin uluslararası tescille değiştirildiği Sicile kaydedilir ve durum Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı'na bildirilir. Yer değiştirme için üç şartın birlikte gerçekleşmesi aranır: ulusal ve uluslararası başvurular aynı sahip adına olmalı, uluslararası başvurunun koruma alanı belirlenmiş akit tarafı da kapsamalı ve ulusal başvurudaki tüm mal ve hizmetler uluslararası başvuru kapsamında da bulunmalıdır.

Uluslararası Tescil ve Kötüniyet İddiası

Madrid sistemi üzerinden elde edilen tesciller, Türkiye'deki kötüniyet tartışmalarında sık sık delil işlevi görür. Yabancı marka sahibinin markasını çok sayıda ülkede tescil ettirmiş olması, Türkiye'deki tescil sahibinin bu durumdan habersiz kalmasını güçleştirir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.05.2025 tarihli ve E. 2024/5052, K. 2025/3369 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta, davacının markası Madrid Protokolü uyarınca yaklaşık yirmi yedi ülkede tescilliydi ve taraflar arasında marka tescilinden önce ticari ilişki bulunuyordu. Mahkeme, davacının tanınmışlık iddiasını ispatlayamamış olmasına rağmen, uluslararası tescillerin varlığı ile ticari ilişkiyi birlikte değerlendirerek davalının markanın kullanıldığını bilmemesinin mümkün olmadığı sonucuna varmış; basiretli tacir ölçüsü karşısında aksi yöndeki savunmanın dinlenemeyeceğini belirterek tescilin kötüniyetli olduğunu kabul etmiş ve markayı hükümsüz kılmıştır. Yargıtay kararı onamıştır.

Uyuşmazlık 2011 tarihli başvuruya ilişkin olduğundan mülga 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanmıştır. Bugün aynı olgular SMK çerçevesinde değerlendirilir: kötüniyetli başvuru SMK m. 6/9 uyarınca itiraz ve hükümsüzlük nedenidir; ticari vekil veya temsilcinin izinsiz tescili SMK m. 6/2'de, tanınmış markaya dayalı koruma ise SMK m. 6/4 ile m. 6/5'te düzenlenmiştir.

Kararın pratik değeri, uluslararası tescilin tanınmışlıktan bağımsız bir işlev taşıdığını göstermesidir. Marka Türkiye'de tanınmış sayılmasa bile, Madrid sistemi üzerinden elde edilmiş geniş bir tescil portföyü, karşı tarafın bilgi sahibi olduğunu ortaya koymaya yarayan somut bir veri kümesidir. Kötüniyet ispatının genel çerçevesi için kötüniyetli marka tescili karar analizine bakılabilir.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

Sistemin teknik yapısı, marka sahiplerinin belirli hatalara tekrar tekrar düşmesine yol açar.

Esas başvurunun dayanağı olarak henüz incelenmemiş bir ulusal başvurunun seçilmesi, bağımlılık riskini gereksiz yere büyütür. Menşe ofiste tescil kesinleşene kadar beklemek, beş yıllık dönemi güvenceye alır.

Mal ve hizmet listesinin menşe ofisteki esas başvurudan daha geniş tutulması mümkün değildir; uluslararası başvuru esas markanın kapsamını aşamaz. Listenin başlangıçta doğru kurulmaması, sonradan telafisi güç kayıplara yol açar.

Belirlenen ülkelerdeki kullanım yükümlülüğünün ihmal edilmesi de yaygındır. Türkiye bakımından SMK m. 9 ile m. 26 hükümleri uluslararası tescil sahibine de aynen uygulanır; uluslararası tescil, kullanmama nedeniyle iptal karşısında ayrıcalık sağlamaz.

Son olarak, ret bildirimi sonrası tanınan sürelerin Türkiye'de vekil aracılığıyla takip edilmemesi, esasa girilmeden hak kaybına yol açar. Yabancı marka sahibi bakımından Türkiye'de yerleşik vekil ataması zorunludur.

Sonuç

Madrid Protokolü, çok ülkeli marka korumasını tek bir işleme indirgeyerek maliyeti ve bürokrasiyi ciddi biçimde azaltır. SMK m. 14, Türkiye'yi belirleyen başvuruyu ulusal başvuruyla eşdeğer sayar ve m. 14/2 ile arada kalan ulusal başvurular karşısında öncelik korumasını güvenceye bağlar.

Sistemin bedeli, beş yıllık bağımlılık dönemidir. Menşe ofisteki esas başvurunun akıbeti, belirlenen tüm ülkelerdeki korumayı doğrudan etkiler. Dönüştürme kurumu bu riski tümüyle ortadan kaldırmaz; yalnızca ilk başvuru tarihini koruyarak telafi imkânı sunar ve üç aylık hak düşürücü nitelikte bir süreye bağlıdır.

Türkiye'ye yönelen başvurular bakımından Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024-2026 arasındaki kararları üç noktayı netleştirmektedir. Mutlak ret incelemesinde işaretin bütünü değerlendirilir ve zayıf kelime unsuru tek başına reddi gerektirmez. SMK m. 5/1-ç kapsamındaki resen ret için işaret benzerliği yetmez; mal ve hizmetlerin aynı tür olması da gerekir. Ret gerekçesi yapılan engel markanın kullanılmadığı hâllerde, kullanmama nedeniyle iptal yolu itiraz yolundan daha etkili sonuç verebilir.

Uygulamada başvuru öncesi yapılması gereken çalışma nettir: menşe ofisteki esas markanın hukuki durumunun sağlamlığı, hedef ülkelerdeki önceki tarihli haklar ve bu hakların fiilen kullanılıp kullanılmadığı birlikte değerlendirilmelidir. Türkiye'deki ulusal tescil süreci için marka tescil süreci rehberine, fikri mülkiyet uyuşmazlıklarının bütünü için marka hukuku çalışma alanına bakılabilir.

Kaynakça

Dipnotlar

  1. Mutlu Karaman, Uluslararası Tescil Sisteminde Madrid Protokolü ve Türkiye Uygulamasının İncelenmesi, Türk Patent Enstitüsü Markalar Dairesi Başkanlığı Uzmanlık Tezi (Tez Danışmanı: Doç. Dr. Mehmet Özdamar), Ankara 2011, s. 72-73 ve s. 80-83. Çalışmada ret bildirimi süresi bakımından Türkiye'nin on sekiz aylık seçeneği tercih ettiği, uluslararası tescilin esas tescile beş yıllık bağımlılığının merkezi saldırı olarak adlandırıldığı ve dönüştürmede tescil tarihinin ilk başvuru tarihi olarak korunduğu ayrıntılı biçimde incelenmektedir. 2 3 4

  2. İsmail Kırca, Markaların Milletlerarası Tescili, Ankara 2005, s. 86 (Karaman, adı geçen eser, s. 81'den naklen). Yazar, merkezi saldırı hükmünü, tek başvuruyla çok sayıda ülkede şeklî hak sahipliği kazanan kişinin korunmaya değer menfaati bulunmadığı hâllerde daha eski tarihli hak sahiplerinin menfaatine üstünlük tanınması olarak açıklamaktadır.

Sonraki dosya · Makale

Zorunlu Geçit Hakkında Güzergâh Seçimi ve Bedelin Belirlenmesi

Dosyayı aç →