MAKALE
Marka Kavramı, Fonksiyonları ve Hukuki Çerçeve
SMK md. 4 kapsamında marka kavramı, doktrinel yaklaşımlar, marka türleri ve Yargıtay içtihadı ışığında tescil ilkesinin uygulaması.
Giriş
Marka kavramı, sınai mülkiyet hukukunun merkezinde yer alan ve hem doktrinel hem de pratik boyutlarıyla kapsamlı bir incelemeyi hak eden bir kavramdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte, Türk marka hukuku 556 sayılı KHK döneminin kavramsal yapısından önemli ölçüde farklılaşmıştır. SMK md. 4, marka kavramını geniş bir çerçevede tanımlayarak sicilde gösterilebilirlik koşulunu getirmiş ve grafik gösterim zorunluluğunu kaldırmıştır. Bu değişiklik, ses, koku, hareket ve hologram markaları gibi geleneksel olmayan marka türlerinin tescilinin önünü açmıştır.
Bu çalışmanın amacı, marka kavramının doktrinel çerçevesini, marka olabilecek işaretlerin kapsamını ve marka hakkının doğuşunu düzenleyen tescil ilkesini, Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu içtihadı eşliğinde analiz etmektir. İncelemede, doktrindeki farklı yaklaşımlara yer verilmiş, uygulamadaki temel sorunlar tespit edilmiş ve AB marka mevzuatı ile karşılaştırmalı bir perspektif sunulmuştur.
Kavramsal Çerçeve
Marka Tanımının Doktrinel Boyutu
Marka, en genel anlamıyla bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerinkinden ayırt etme fonksiyonunu yerine getiren işarettir. Çolak'a göre marka, "ticaret hayatında ayırt etme gücüne sahip olan ve sicilde gösterilebilir nitelikte bulunan her türlü işarettir"1. Bu tanımda iki unsur belirleyicidir: ayırt etme gücü ve sicilde gösterilebilirlik. Arkan ise marka kavramını daha geniş bir perspektiften ele alarak, markanın yalnızca bir ayırt etme aracı değil, aynı zamanda "kaynak gösterici, garanti edici ve ekonomik değer taşıyıcı" bir kurum olduğunu savunmuştur2.
Tekinalp, marka tanımında fonksiyonel yaklaşımı ön plana çıkararak, markayı "işletme mal ve hizmetlerini, ayırt edebilme fonksiyonu üstlenmesi suretiyle diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırmaya elverişli her türlü işaret" olarak nitelendirmektedir3. Yasaman ve diğerleri, SMK şerhinde markanın asli unsurunun "ayırt etme kabiliyeti" olduğunu, bu kabiliyetin soyut ve somut boyutlarda birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır4.
Kaya, marka kavramının ekonomik boyutuna dikkat çekerek, markayı "teşebbüsün gayri maddi mal varlığının en önemli unsurlarından biri" olarak nitelendirmiş ve marka hakkının mülkiyet hakkı niteliğine sahip olduğunu belirtmiştir5. Bozgeyik ise marka kavramını işaret teorisi temelinde ele almakta, markanın yalnızca bir işaret olmayıp, o işaretin belirli mal ve hizmetlerle kurduğu bağın bütününü ifade ettiğini savunmaktadır6.
SMK md. 4 ve Marka Tanımının Yasal Çerçevesi
SMK md. 4'ün tam metni şöyledir:
"Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir."
Hükümden iki zorunlu unsur ortaya çıkmaktadır: (i) ayırt etme kabiliyeti ve (ii) sicilde gösterilebilirlik7. Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliği marka tesciline engeldir.
Ayırt etme kabiliyeti, markanın özünü oluşturan niteliktir. İşaret, bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt edebilmelidir. Bu kabiliyet, SMK md. 5/1-b kapsamında mutlak ret incelemesinin temel ölçütüdür. Suluk ve diğerleri, ayırt etme kabiliyetinin soyut (işaretin doğasından kaynaklanan) ve somut (başvuru kapsamındaki mal/hizmet bakımından) olmak üzere iki boyutta değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır8.
Sicilde gösterilebilirlik koşulu, 2017 SMK ile getirilen önemli bir yeniliktir. 556 sayılı KHK döneminde aranan "grafik gösterim" zorunluluğu kaldırılmış ve yerine daha esnek bir kavram getirilmiştir9. Bu değişiklik, AB Marka Tüzüğü (2017/1001) md. 3 ve AB Marka Direktifi (2015/2436) md. 3 ile uyumludur. Güneş, sicilde gösterilebilirlik koşulunun "korumanın kapsamının açık ve kesin olarak anlaşılmasına yeterli olma" kriterine dayandırıldığını, bunun ses ve koku markaları bakımından özellikle kritik olduğunu belirtmektedir10.
Markanın Fonksiyonları
Doktrinde markanın fonksiyonları, klasik sınıflandırmaya göre dört ana başlık altında incelenir: ayırt etme (köken gösterme), kalite garantisi, reklam ve yatırım fonksiyonları11. Bently ve diğerleri, modern marka hukukunda köken gösterme fonksiyonunun hâlâ temel fonksiyon olduğunu, ancak reklam ve yatırım fonksiyonlarının uluslararası içtihatta giderek belirleyici rol üstlendiğini vurgulamaktadır12.
Uzunallı, Türk hukukunda markanın fonksiyonlarının SMK md. 7/2 kapsamında marka sahibinin yetki alanını belirlemede doğrudan etkili olduğunu, tanınmış markanın genişletilmiş korumasının (SMK md. 6/5) reklam ve yatırım fonksiyonlarına dayandığını belirtmektedir13. Paslı ise marka fonksiyonlarının ürün benzerliği değerlendirmesindeki rolünü inceleyerek, köken gösterme fonksiyonunun karıştırılma ihtimali analizinin temel referans noktası olduğunu savunmaktadır14.
Marka Olabilecek İşaretler
SMK md. 4 Kapsamındaki Örnekseme
SMK md. 4'te sayılan işaret türleri sınırlayıcı değil, örnekseyici niteliktedir. Madde metninde "her tür işaretten oluşabilir" ifadesi, kanun koyucunun marka olabilecek işaret türlerini dar bir katalogla sınırlamama iradesini yansıtır15. Uygulamada şu işaret türleri marka olarak tescil edilebilir:
Sözcük markaları, en yaygın türdür. Kelimeler, isimler, sloganlar ve kısaltmalar bu kategoriye girer. Kişi adları da tescil edilebilir; ancak ayırt edicilik eşiği, sık karşılaşılan isimler bakımından yüksektir.
Şekil markaları, logolar, amblemler ve grafik tasarımlardan oluşur. Sözcük unsuru ile birleştirilerek kompozit marka oluşturabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, şekil unsurunun karma markalarda tanımlayıcılığı dengeleyerek bütünsel izlenimde ayırt edici sonuç doğurabileceğini belirtmiştir16.
Renk markaları, soyut ayırt edicilik eşiği yüksek işaretlerdir. Tek rengin marka olarak tescili kural olarak SMK md. 5/2 kapsamında kullanımla ayırt edicilik kazanma şartına bağlıdır. Tekinalp, renk markalarında "serbest kullanım" ilkesinin korunması gerektiğini, bir rengin tekelleştirilmesinin rekabet özgürlüğünü kısıtlayabileceğini belirtmektedir17.
Ses markaları, 2017 SMK ile tescil yolu belirginleşen tür arasındadır. Sicilde ses dosyası formatında gösterilir. AB Adalet Divanı'nın Shield Mark kararı (C-283/01), ses markalarının grafik gösterim şartını nasıl karşılayacağına ilişkin erken içtihadı oluşturmuştur18.
Üç boyutlu markalar ve hareket markaları ise malın doğası, teknik fonksiyonu veya asli değer bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken türlerdir. SMK md. 5/1-e kapsamında malın doğasından kaynaklanan veya teknik zorunluluk taşıyan şekiller tescil edilemez.
Marka Türleri: Kullanım Amacına Göre
SMK, markayı kullanım amacına göre dört ana türe ayırır: ticaret markası, hizmet markası, garanti markası ve ortak marka. Ticaret ve hizmet markaları arasında koruma farkı bulunmaz; ikisi de SMK'nın genel hükümlerine tabidir.
Garanti markası (SMK md. 31), belirli nitelikleri garanti etme fonksiyonuna sahiptir. TSE damgası veya organik ürün sertifikası örneği olarak değerlendirilebilir. Uzunallı, garanti markasının özelliğinin "belirlenmiş objektif standartlara uygunluğun belirtilmesi" olduğunu belirtmektedir19.
Ortak marka (SMK md. 32), bir kuruluş veya birliğin üyelerinin mal veya hizmetlerini üçüncü kişilerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılır. Türk marka sicilinde ortak marka kullanımı sınırlı kalmış, çoğunlukla meslek odaları ve kooperatifler tarafından tercih edilmiştir.
Marka ve Ticaret Unvanı Ayrımı
Marka ile ticaret unvanı, farklı hukuki rejimlere tabi kurumlardır. Marka SMK kapsamında; ticaret unvanı ise 6102 sayılı TTK md. 39 vd. kapsamında düzenlenir. Uygulamada iki kavram sıklıkla karıştırılır; ancak tescil rejimleri, koruma kapsamları ve işlevleri farklıdır.
Çolak, ticaret unvanının taciri tanımlama fonksiyonunu, markanın ise mal ve hizmeti ayırt etme fonksiyonunu üstlendiğini vurgulamaktadır20. Ticaret sicilinde kayıtlı bir unvan, otomatik marka koruması sağlamaz. SMK md. 6/6, ticaret unvanının önceki hak olarak marka tescilini engelleyebileceğini düzenler; ancak bu engel, unvanın marka olarak kullanıldığının ispatını gerektirir.
Bir işletme ticaret unvanı olarak "ABC Gıda Limited Şirketi" adını kullansa bile, "ABC" ibaresini marka olarak korumak istiyorsa TÜRKPATENT'e ayrıca başvurmalıdır. Yasaman ve diğerleri, uygulamada en yaygın hatanın bu ayrımın göz ardı edilmesi olduğunu belirtmektedir21.
Marka Hakkının Doğuşu: Tescil İlkesi
Tescil Prensibi ve İstisnaları
Türk marka hukukunun temel ilkesi SMK md. 7/1'de düzenlenen tescil prensibidir: marka hakkı tescil ile doğar. Kullanım, tek başına marka hakkı kazandırmaz. Bu ilke, AB marka hukuku ve Paris Sözleşmesi sistemiyle uyumludur22.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadı, tescil prensibini sıkı bir şekilde uygulamaktadır. Daire, 14.03.2025 tarihli kararında, uzun süreli kullanımın tescil yerine geçmediğini ve SMK md. 6/8'deki tescilsiz marka istisnasının dar yorumlanması gerektiğini belirtmiştir23. Karar metninde şu ifade yer almaktadır:
"Marka hakkı, 6769 sayılı Kanun'un 7/1 maddesi uyarınca tescil ile kazanılır. Tescilsiz kullanım, tek başına marka üzerinde mutlak hak doğurmaz; ancak SMK md. 6/8'deki sınırlı istisna kapsamında itiraz imkânı tanınmıştır."
Tescil prensibinin dar istisnaları şöyle sıralanabilir: tescilsiz kullanıma dayalı itiraz hakkı (SMK md. 6/8), tanınmış marka koruması (SMK md. 6/4 ve 6/5) ve hükümsüzlük davası açma hakkı (SMK md. 25). Ancak bu istisnalar, tescilli markaya göre zayıf ve sınırlı bir koruma sağlar.
Başvuru Tarihi ve Rüçhan Hakkı
Aynı veya benzer marka için birden fazla başvuru bulunduğunda, önce başvuran korunur (SMK md. 11/1). Bu kural, marka hukukunda "önce başvuran" sisteminin yansımasıdır24.
Rüçhan hakkı (SMK md. 12), Paris Sözleşmesi'nin 4. maddesinden kaynaklanır. Sözleşmeye taraf ülkelerden birinde yapılan başvurudan itibaren altı ay içinde Türkiye'de başvuru yapılırsa, yabancı ülkedeki başvuru tarihi esas alınır. Bu mekanizma, uluslararası marka stratejisinin temelidir.
AB Marka Hukuku ile Karşılaştırma
AB marka sistemi, Madrid Sistemi ve EUIPO üzerinden tescil imkânları ile Türk sisteminden yapısal olarak farklılaşır. AB Marka Tüzüğü (2017/1001) md. 6 tescil prensibini benimser; ancak tescilsiz markaya Türkiye'den daha dar bir koruma tanır25. ABAD içtihadı, tescilsiz markanın ancak haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabileceğini kabul etmiştir. Bu bakımdan Türk sisteminin SMK md. 6/8 ile tanıdığı itiraz imkânı, AB sistemine göre göreli bir avantaj oluşturmaktadır.
Markanın Ekonomik Değeri ve Hukuki İşlemler
Marka, işletmenin maddi olmayan varlıkları (gayri maddi mal varlığı) arasında en değerli unsurlardan biridir. Uluslararası sıralamalarda bazı markaların değeri, sahibi teşebbüsün fiziksel varlıklarını aşmaktadır. Bu gerçek, markaya ilişkin hukuki işlemlerin titizlikle düzenlenmesini gerektirir.
SMK, marka üzerinde üç temel hukuki işlem imkânı tanımıştır: lisans (SMK md. 148), devir (SMK md. 148 vd.) ve rehin/haciz. Lisans sözleşmeleri, kullanım hakkının devri niteliğindedir ve inhisari veya basit lisans olarak düzenlenebilir. Kaya, marka lisans sözleşmesinin hukuki niteliğini incelerken, lisansın bir "yenilik doğuran hak" değil, "kullanım yetkisi veren bir borçlar hukuku sözleşmesi" olduğunu belirtmektedir26.
Devir işlemi, markanın mülkiyetinin bir başka kişiye aktarılmasıdır. Devir, sicile kaydedilmediği sürece üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Rehin ve haciz işlemleri ise markanın teminat olarak kullanılmasını veya cebri icra yoluyla satışını mümkün kılar.
Marka lisans sözleşmesinin detaylı analizi için bkz. Marka Lisans Sözleşmesi.
Uygulamada Değerlendirme
Marka seçimi ve tescil süreci, yalnızca pazarlama değil, stratejik bir hukuki karardır. Uygulamada karşılaşılan başlıca sorunlar şunlardır:
İşaret seçiminde ayırt edicilik. Tanımlayıcı veya jenerik ibareler (SMK md. 5/1-b ve 5/1-c), kullanımla ayırt edicilik kazanma istisnası dışında tescil edilemez27. Fantezi sözcükler en güçlü korumaya sahip olup, çağrıştırıcı işaretler orta düzeyde ayırt edicilik taşır. Tanımlayıcı işaretlerin tescili için SMK md. 5/2 kapsamında başvuru tarihinden önce yoğun ve kesintisiz kullanım ispatlanmalıdır.
Ticaret unvanı – marka ayrımı. İki ayrı tescil rejimine tabi bu kurumlar, işletmeler tarafından sıklıkla karıştırılmaktadır. Asıl ibarenin marka olarak korunması isteniyorsa, TÜRKPATENT'e ayrı başvuru zorunludur.
Marka araştırması. Başvuru öncesi TÜRKPATENT veritabanında benzer marka taraması yapılmaması, sık karşılaşılan bir uygulama hatasıdır. Bu hata, hem mutlak ret (aynılık) hem nispi ret (karıştırılma ihtimali) riskini beraberinde getirir.
Portföy yönetimi. Tescil sonrası bülten takibi yapılmadığında, benzer marka başvurularına itiraz süresi (SMK md. 18/1 kapsamında 2 ay) kaçırılır. Yargıtay 11. HD, itiraz süresinin hak düşürücü nitelikte olduğunu ve re'sen göz önünde bulundurulacağını teyit etmiştir28.
Sonuç
Marka kavramı, modern sınai mülkiyet hukukunun merkezinde yer alan, hukuki, ekonomik ve sosyolojik boyutları olan kapsamlı bir kurumdur. SMK md. 4'ün geniş tanımı, sicilde gösterilebilir her türlü ayırt edici işaretin marka olarak tescil edilebilmesine imkân tanımaktadır. Bu esneklik, geleneksel olmayan marka türlerinin (ses, koku, hareket) korunmasının önünü açarak AB marka mevzuatı ile paralel bir yapı oluşturmuştur.
Marka hakkının doğuşunda tescil prensibi (SMK md. 7/1) temel kuraldır. Tescilsiz kullanım, tek başına marka hakkı doğurmaz; ancak SMK md. 6/8, 6/4 ve 25 kapsamındaki dar istisnalar, sınırlı bir koruma sağlar. Yargıtay içtihadı, tescil prensibini sıkı biçimde uygulamakta ve tescilsiz kullanıma dayalı taleplerin ancak özel koşullarda kabul edileceğini vurgulamaktadır29.
Doktrin, marka kavramının fonksiyonel boyutlarını (köken gösterme, garanti, reklam, yatırım) ön plana çıkararak, her fonksiyonun hukuki korumaya etkisini incelemektedir30. Uygulamada, tescil öncesi ayırt edicilik ve benzerlik araştırması, tescil sonrası bülten takibi ve portföy yönetimi, marka korumasının üç temel direğini oluşturmaktadır. Marka koruması tescille başlar, ancak yönetim ve strateji olmadan sürdürülebilir değildir.
İlgili içerikler için bkz. Ayırt Edicilik Nedir?, Markalarda Karıştırılma İhtimali, Marka Tescilinde Mutlak Ret Nedenleri, Marka Lisans Sözleşmesi, Türkiye'de Marka Tescil Süreci, Marka Hukuku Rehberi.
Kaynakça
Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997).
Bently, Lionel / Sherman, Brad / Gangjee, Dev / Johnson, Phillip, Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford University Press 2022).
Bozgeyik, Hayri, Marka Hakkının Korunması (Adalet Yayınevi 2020).
ÇOLAK, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık, 4. Bası 2018).
Güneş, İlhami, 6769 Sayılı SMK Işığında Uygulamalı Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2020).
Kaya, Arslan, Marka Hukuku (Arıkan Yayınları 2006).
Paslı, Ali, Marka Hukukunda Ürün Benzerliği (Vedat Kitapçılık 2019).
SULUK, Cahit / Karasu, Rauf / Nal, Temel, Fikri Mülkiyet Hukuku (Seçkin Yayınevi, 5. Bası 2022).
TEKİNALP, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat Kitapçılık, 6. Bası 2012).
Uzunallı, Sevilay, Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2019).
Yasaman, Hamdi / Yusufoğlu, Fülürya / Ayoğlu, Tolga / Altay, Sıtkı Anlam / Yüksel, Sinan, Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019).
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (RG: 10.01.2017 – 29944).
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (RG: 14.02.2011 – 27846).
Regulation (EU) 2017/1001 of the European Parliament and of the Council of 14 June 2017 on the European Union trade mark (EUTMR).
Directive (EU) 2015/2436 of the European Parliament and of the Council of 16 December 2015 (Trade Mark Directive).
Paris Convention for the Protection of Industrial Property (20 March 1883; Türkiye tarafından 1925'te onaylanmıştır).
Dipnotlar
-
Çolak, Türk Marka Hukuku, s. 5. ↩
-
Arkan, Marka Hukuku C.I, s. 13-15. ↩
-
Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, s. 353. ↩
-
Yasaman vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi, s. 49-52. ↩
-
Kaya, Marka Hukuku, s. 24-26. ↩
-
Bozgeyik, Marka Hakkının Korunması, s. 17-19. ↩
-
SMK md. 4/1 ile md. 5/1-a hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir; Suluk vd., Fikri Mülkiyet Hukuku, s. 121. ↩
-
Suluk vd., Fikri Mülkiyet Hukuku, s. 127-130. Ayrıca bkz. Yargıtay HGK, 24.09.2025, E. 2024/365, K. 2025/564 — soyut/somut ayırt edicilik ayrımına ilişkin. ↩
-
556 sayılı KHK'nın "grafik gösterim" zorunluluğu, 2017 SMK ile "sicilde gösterilebilirlik" kavramıyla değiştirilmiştir. Bu değişikliğin doktrinel analizi için bkz. Güneş, Uygulamalı Marka Hukuku, s. 54-57. ↩
-
Güneş, Uygulamalı Marka Hukuku, s. 58. ↩
-
Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, s. 358-362; Çolak, Türk Marka Hukuku, s. 12-18. ↩
-
Bently vd., Intellectual Property Law, s. 895-902. ↩
-
Uzunallı, Marka Hukuku, s. 61-65. ↩
-
Paslı, Marka Hukukunda Ürün Benzerliği, s. 34-39. ↩
-
Çolak, Türk Marka Hukuku, s. 45. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 10.04.2025, E. 2024/3916, K. 2025/2311 — karma markada şekil unsurunun rolüne ilişkin. Kararın analizi için bkz. Kullanımla Ayırt Edicilik Kazanma Karar Analizi. ↩
-
Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, s. 371-373. ↩
-
Shield Mark BV v. Joost Kist (C-283/01), ECLI:EU:C:2003:641. Ses markasının grafik gösterim koşulunu karşılaması için notalarla ve müzik anahtarıyla sunulmasının yeterli olduğu belirtilmiştir. ↩
-
Uzunallı, Marka Hukuku, s. 92. ↩
-
Çolak, Türk Marka Hukuku, s. 34-36. ↩
-
Yasaman vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi, s. 112-115. ↩
-
Paris Sözleşmesi md. 4 — tescil prensibinin uluslararası yansımaları. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 14.03.2025, E. 2024/8220, K. 2025/1841. Daire, tescilsiz kullanıma dayalı bir marka uyuşmazlığında marka hakkının tescil ile doğduğu, kullanımın tek başına marka hakkı oluşturmadığı ilkesini yeniden teyit etmiş; uzun süreli kullanımın tescil yerine geçmediğini ve SMK md. 6/8'deki istisnanın dar yorumlanması gerektiğini ortaya koymuştur. ↩
-
Arkan, Marka Hukuku C.I, s. 72-74. ↩
-
Bently vd., Intellectual Property Law, s. 875-880; EUTMR md. 6. ↩
-
Kaya, Marka Hukuku, s. 189-192. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 07.05.2025, E. 2024/9102, K. 2025/3105. Daire, tanımlayıcı nitelikteki bir ibarenin marka olarak tescil edilemeyeceğine ilişkin TÜRKPATENT ret kararını onamış; işaretin mal veya hizmetin niteliğini, cinsini ya da amacını doğrudan betimlemesi halinde SMK md. 5/1-c kapsamında tescile engel teşkil edeceğini belirtmiştir. ↩
-
SMK md. 18/1 — itiraz süresi 2 ay; hak düşürücü niteliktedir. Bkz. Güneş, Uygulamalı Marka Hukuku, s. 213-218. ↩
-
Yargıtay 11. HD'nin tescil prensibi uygulamasının doktrinel değerlendirmesi için bkz. Yasaman vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi, s. 234-240. ↩
-
Marka fonksiyonlarının genişletilmiş koruma üzerindeki etkisi için bkz. Uzunallı, Marka Hukuku, s. 144-149; Bently vd., Intellectual Property Law, s. 920-928. ↩