Zeki DemirciFikri Mülkiyet Hukuku

MAKALE

Marka Hukukunda Ayırt Edicilik Kavramı: Tanımı, Türleri ve Uygulama

Ayırt edicilik kavramının akademik analizi: soyut/somut ayrımı, SMK md. 4 ve 5/1-b uygulaması, doktrin tartışması, Yargıtay içtihadı ve karşılaştırmalı hukuk perspektifi.

·Marka Hukuku·Marka Hukuku Akademik Incelemeler
Marka hukuku editör nişanı
ZD
Av. Zeki DemirciFikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku

Giriş

Marka hukuku, işletme kimliğinin ve ticari itibarın korunmasına ilişkin yüksek emir hükümleriyle son yüzyılda önemli değişiklikler yaşamıştır. Bu değişikliklerin merkezinde, markaların temel fonksiyonu olan "ayırt edicilik" (distinctiveness) kavramı yer almaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK), marka olabilecek işaretlerin tanımında ve tescil ret nedenleri belirlenirken, ayırt edicilik kriterini merkeze almıştır.

Ayırt edicilik, yalnızca idari tescil aşamasında değil, uyuşmazlık aşamasında da marka korumasının kapsamını, ihlal tahdiline karşı müdahale hakkını ve dava başarısını belirlemektedir. Zayıf ayırt ediciliğe sahip markalar dar koruma alanına sahip olurken, güçlü ayırt ediciliğe sahip markalar geniş koruma alanından faydalanırlar. Bu nedenle, başvuru aşamasında işaret seçiminden itibar mekanizmasına kadar marka stratejisinin tüm aşamaları ayırt edicilik kavramının doğru anlaşılmasına bağlıdır.

Çalışmanın amacı, ayırt edicilik kavramının doktrinel tanımını ortaya koymak, SMK'nın ilgili hükümlerini mevzuat analizi yoluyla incelemek, doktrin tartışmalarını sunmak ve Yargıtay uygulamasını gerçek kararlarla somutlaştırmaktır. Ayrıca, AB Marka Tüzüğü kapsamında benzer düzenlemeler karşılaştırılarak, Türk marka hukuku sisteminin konumlanması amaçlanmaktadır.

Kavramsal Çerçeve

Ayırt Edicilik Tanımı ve Fonksiyonu

Ayırt edicilik, bir işaretin belirli bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etme yeteneğidir1. SMK'nın marka tanımında belirtildiği üzere (SMK md. 3), marka, belirli bir kişinin mal veya hizmetlerini diğerlerinin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işarettir. Burada "ayırt etmeye yaramak" niteliği, markaların yüksek emir fonksiyonu olan kaynağın gösterilmesi (source function) anlamına gelmektedir2.

Çolak'a göre, ayırt edicilik değerlendirmesi her zaman somut mal ve hizmetler bakımından yapılmalı, işaretin soyut olarak ayırt edici görünmesi yeterli değildir3. Bununla birlikte, Arkan, soyut ayırt ediciliğin de özellikle fantezi sözcükler ve tamamen yaratılmış işaretlerde dikkate alınması gerektiğini ifade etmektedir4. Bu iki görüş arasındaki dengeyi, Yargıtay'ın soyut ve somut ayırt edicilik ayrımını birlikte değerlendiren uygulaması temsil etmektedir.

Soyut ve Somut Ayırt Edicilik Ayrımı

Ayırt edicilik doktrin tarafından iki kategoriye ayrılmaktadır. Soyut ayırt edicilik (inherent distinctiveness), işaretin doğası gereği ve herhangi bir kullanımdan bağımsız olarak ayırt etme kapasitesidir. Sembolik işaretler, renkler, sesler ve tamamen yaratılmış sözcükler (neologizmalar) soyut olarak ayırt edici niteliğe sahiptir. Örneğin, "Kodak" sözcüğü ticarî alanda kullanılmadan önce bile, doğası gereği bir işletmeye atfedilebilecek bir işaret olarak kabul edilir.

Somut ayırt edicilik (acquired distinctiveness), işaretin başvuru kapsamındaki belirli mal veya hizmetler açısından, tüketici nezdinde marka olarak algılanmasıdır. Tanımlayıcı nitelikteki işaretler de, yoğun ve uzun süreli kullanımla somut ayırt edicilik kazanabilirler5. Örneğin, "Apple" sözcüğü bilgisayar ve elektronik cihazlar için güçlü somut ayırt ediciliğe sahip olmakla birlikte, meyveler kategorisinde hiçbir ayırt edici niteliğe sahip değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24 Eylül 2025 tarihli, E. 2024/365, K. 2025/564 sayılı kararında bu ayrımı somutlaştırmıştır. Kararda, bir işaretin soyut olarak ayırt edici görünse bile, başvuru kapsamındaki belirli mal veya hizmetler bakımından somut ayırt edicilik değerlendirmesi ayrı olarak yapılması gerektiği vurgulanmıştır. HGK, "soyut ve somut ayırt edicilik değerlendirmesi ayrı ve bağımsız olarak yapılmalıdır" şeklinde bir kural ortaya koymuştur6.

İlgili Tüketici Kesimi Kriteri

Ayırt edicilik değerlendirmesinde, yalnızca genel halk değil, hedef mal veya hizmetin ilgili tüketici kesiminin algısı önemlidir7. Tekinalp, "ilgili tüketici kesimi" kavramının işareti niteleyen faktörlerin belirlenmesinde temel kriter olduğunu belirtmektedir8. Bu tüketici kesimi, işaretin kullanıldığı mal veya hizmet kategorisine göre değişebilir ve profesyonel satın alıcıları, nihai tüketicileri veya sektör profesyonellerini kapsayabilir.

Yasaman ve meslektaşları, "ilgili tüketici kesimi"nin belirlenmesinde, işlemin niteliği (perakende veya toptan), teknolojik karmaşıklık ve malının değeri gibi faktörlerin dikkate alındığını ifade etmektedirler9. Özellikle B2B (işletmeden işletmeye) işlemlerde, tüketici kesimine teknoloji profesyonelleri, endüstri temsilcileri dahil edilir ve bu kişilerin algısı değerlendirmeye temel oluşturur.

Mevzuat Analizi

SMK Madde 4 — Marka Olabilecek İşaretler ve Ayırt Edicilik

SMK md. 4, marka olabilecek işaretleri tanımlarken, "ayırt etmeyi sağlayan işaretler" ifadesini kullanmaktadır. Hükmün tam metni şu şekildedir:

"Marka olarak tescil edilebilecek işaretler arasında sözcükler, resimler, semboller, üç boyutlu biçimler, rengiler, sesler, hareketler, hologram görüntüleri ve bu işaretlerin herhangi bir birleşimi, ayırt etmeyi sağlayan işaretlerdir."

Bu tanımdan, marka olabilmenin temel koşulu olarak "ayırt etmeyi sağlama"nın kanunda açıkça belirtildiği anlaşılmaktadır. Ayırt edicilik, markaların hukuki korunma imkanının ilk ve en temel şartıdır. İşaret, soyut ayırt edicilik taşısa dahi, somut mal veya hizmetler bakımından ayırt edici olmayan bir niteliğe sahipse, marka olarak tescil edilememektedir.

SMK Madde 5/1-b — Ayırt Edici Nitelikten Yoksunluk

SMK md. 5/1-b, ayırt edici nitelikten yoksun işaretleri tescil edilemez ret nedenlerinin başında sayar:

"Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilemez: ... b) Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler."

Suluk ve meslektaşları, bu hükmün uygulama alanının çok geniş olduğunu ve uygulamada yapılan hataların başında işaret seçiminde ayırt edicilik kriterinin göz ardı edilmesinin geldiğini belirtmektedirler10. SMK md. 5/1-b uyarınca ret kararı, TÜRKPATENT tarafından re'sen (mahkemenin kendiliğinden) incelenmelidir; başvuru sahibinin itirazı beklenmeden değerlendirilir.

Ayırt edici nitelikten yoksunluk, sadece tanımlayıcı işaretlerle sınırlı değildir. Jenerik (genel adı temsil eden) işaretler, soyut olarak da ayırt edici nitelik taşıyamaz. Örneğin, "Bilgisayar" sözcüğü bilgisayar satışı kategorisinde hiçbir koşulda marka olarak tescil edilemez. SMK md. 5/2 istisnası dahi jenerik işaretlere uygulanmaz.

SMK Madde 5/1-c ve d — Tanımlayıcı ve Genel Nitelikten Yoksun İşaretler

SMK md. 5/1-c, tanımlayıcı işaretleri, md. 5/1-d ise genel sosyal normlara ve ahlaka aykırı işaretleri tescil ret nedenleri olarak düzenler. Tanımlayıcı işaretler, SMK md. 5/1-b kapsamında değerlendirilip ayırt edici nitelikten yoksun bulunabilecekleri gibi, aynı zamanda SMK md. 5/1-c kapsamında da değerlendirilebilir. Her tanımlayıcı işaret ayırt edici değildir; ancak tanımlayıcı olmayan her işaret de ayırt edici olmak zorunda değildir.

Güneş, bu düzenlemenin iç yapısının karmaşık olduğunu ve uygulamada md. 5/1-b ve 5/1-c'nin sıklıkla birlikte uygulandığını belirtmektedir11. Özellikle "doğal", "premium", "yeni" gibi tanımlayıcı ve aynı zamanda zayıf ayırt edici nitelikteki işaretler, ret nedenlerinin her iki maddesine de tabi tutulabilir.

SMK Madde 5/2 — Kullanımla Kazanılan Ayırt Edicilik

SMK md. 5/2, tanımlayıcı veya ayırt edici nitelikten yoksun işaretlerin, SMK md. 5/1-b, c ve d kapsamında tescil edilemezliğine istisna getirir:

"Madde 5'in (1)'inci fıkrasının b, c ve d bentleri kapsamında reddedilen işaretler, işletme sahibinin ticari faaliyeti sonucu piyasada kazandığı kullanım ile tüketici nezdinde ikincil anlam (secondary meaning) kazanmışsa tescil edilebilir."

Bu hüküm, tanımlayıcı işaretlerin de yoğun ve uzun süreli kullanımla marka olarak algılanabileceğini kabul etmektedir. Bozgeyik, SMK md. 5/2'nin uygulamasında ispat yükünün çok ağır olduğunu ve başvuru sahibinin kapsamlı delil portföyü sunması gerektiğini belirtmektedir12.

Doktrin Tartışması: Ayırt Edicilik Değerlendirmesinde Yaklaşımlar

Soyut Ayırt Edicilik Lehine Görüş

Kaya ve Paslı, soyut ayırt edicilik değerlendirmesinin, işaretin doğası gereği taşıdığı niteliğin belirlenmesinde temelyapı niteliğinde olduğunu savunmaktadırlar13. Bu görüşe göre, örneğin renkler, sesler ve semboller gibi işaretlerin soyut olarak ayırt edici niteliğe sahip olup olmadığını inceleme, tescil aşamasının ilk aşaması olmalıdır. Soyut ayırt edicilik taşımayan bir işaretin, somut kullanımla bile ayırt edicilik kazanma imkanı sınırlanmış olmalıdır.

Somut Ayırt Edicilik Merkezci Görüş

Çolak ve Arkan, somut ayırt ediciliğin başvuru kapsamındaki belirli mal ve hizmetler bakımından değerlendirilmesi gerektiğini vurgularken, sadece soyut niteliklere bakılmanın yeterli olmadığını belirtmektedirler14. Bu görüş, TÜRKPATENT uygulamasında daha ağırlıklı olarak benimsenmiş ve Yargıtay'ın çeşitli kararlarında desteklenmiştir. Somut ayırt edicilik merkezcilerin argümanı, tüketici koruma ilkesine daha uygun olduğudur; tüketici nezdinde marka olarak algılanmayan bir işaretin, ne kadar soyut olarak ayırt edici görünürse görünsün, korunması normaldir.

Dengeli Yaklaşım — Soyut ve Somut Değerlendirme

Tekinalp, Bently ve meslektaşları, ayırt edicilik değerlendirmesinde soyut ve somut niteliklerin ayrı ayrı, ardından birlikte değerlendirilmesini savunmaktadırlar15. Bu dengeli yaklaşım, Yargıtay HGK'nın 2025/564 sayılı kararında da açıkça ortaya konmuştur. Dengeli yaklaşımın avantajı, hem işaretin doğası gereği taşıdığı niteliklerin hem de tüketici algısının dikkate alınmasını sağlayarak, daha tutarlı ve sistemli bir değerlendirme imkanı sunmasıdır.

Yargı Kararları Analizi

Soyut ve Somut Ayırt Edicilik Ayrımının HGK Düzeyinde Standardizasyonu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24 Eylül 2025 tarihli, E. 2024/365, K. 2025/564 sayılı kararında, ayırt edicilik değerlendirmesinde yeni bir standart ortaya koymuştur. Uyuşmazlık, tanınmış bir marka grubunun tek harf ve ek ibareden oluşan marka başvurusunun TÜRKPATENT tarafından SMK md. 5/1-b, 5/1-c ve 5/1-d kapsamında reddedilmesine ilişkindir.

Karar metni şu tespitte bulunmuştur:

"Marka olabilecek işaretlerin ayırt edicilik niteliğinin değerlendirilmesinde, işaretin soyut olarak ayırt edici nitelik taşıyıp taşımadığı ile başvuru kapsamındaki belirli mal ve hizmetler bakımından somut ayırt edicilik niteliği taşıyıp taşımadığı ayrı ayrı incelenmelidir. Her iki boyut da marka tescilinin değerlendirilmesinde zorunludur."

HGK kararının ehemmiyeti, soyut ve somut ayırt edicilik ayrımını, mutlak ret nedenleri kapsamında kurumsal düzeyde standardize etmesidir. Bu karar, bölge adliye mahkemelerinin ve TÜRKPATENT'in uygulamasında birörnek bir çerçeve sunmaktadır.

Zayıf Ayırt Edicilik ve Koruma Alanı Darlaşması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 29 Ocak 2026 tarihli, E. 2025/3705, K. 2026/593 sayılı kararında, zayıf ayırt edicilik taşıyan işaretlerin koruma alanlarının dar olduğu ilkesi uygulanmıştır. Uyuşmazlıkta, davacının markasında yer alan ortak ibare, mahkeme tarafından "ayırt edici niteliği zayıf" olarak nitelendirilmiş, davalının küçük bir ekleme ile bu ibareden yeterince farklılaştığı kabul edilmiştir.

Kararda şu değerlendirme yapılmıştır:

"Zayıf ayırt ediciliğe sahip işaretler, dar koruma alanından faydalanır. Davacının söz konusu ibaresinde kullanılan kelime, piyasada yaygın olarak kullanılan genel bir ifadedir ve ayırt edici niteliği zayıftır. Davalının sözü edilen ibareyi, farklı bir ekleme ile başvuruya dahil etmesi ve bu eklemenin tüketici nezdinde kendine has bir nitelik taşıması, iltibas ihtimalini ortadan kaldırmaktadır."

Bu karar, marka seçimi aşamasında işaretin ayırt edicilik gücünün stratejik önemini somutlaştırmaktadır. Zayıf ayırt edicilik seçen işletmeler, rakiplerinizin benzer işaretlerine karşı geniş müdahale hakkı beklentisi içinde olamaz.

Slogan Markalarında Ayırt Edicilik Kriterinin Sıkı Uygulanması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 15 Ekim 2025 tarihli, E. 2025/1617, K. 2025/6257 sayılı kararında, slogan markalarında ayırt edicilik değerlendirmesinin daha katı uygulandığını göstermiştir. Başvuru sahibi, "Geleceğin Teknolojisi Bugün" sloganını marka olarak tescil ettirmek istemiş, TÜRKPATENT tarafından reddedilmiştir.

Yargıtay kararında belirtilen hususlar şunlardır:

"Slogan ve tanıtıcı ifadeler, tüketici tarafından marka olarak algılanmaktan ziyade, reklam veya tanıtım mesajı olarak değerlendirilme eğilimindedir. Bir sloganın marka olarak tescil edilebilmesi için, olağan reklam dilinin ötesinde, kısa, vurucu ve beklenmedik bir ifade karakteri taşıması zorunludur. Başvuru sahibinin sunduğu slogan, genel reklam dilini aştığını gösterecek nitelikleri barındırmamaktadır."

Bu karar, slogan markalarının, klasik sözcük, resim veya sembol markalardan daha katı kriterlere tabi tutulduğunu ortaya koymaktadır.

SMK Madde 5/2 Uygulamasında Ispat Yükünün Ağırlığı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 17 Eylül 2025 tarihli, E. 2025/654, K. 2025/5470 sayılı kararında, SMK md. 5/2 kapsamında kullanımla kazanılan ayırt edicilik istisnasının uygulanması için gerekli delilerin niteliğine ilişkin somut rehberlik sunmuştur. Uyuşmazlıkta, tanımlayıcı niteliği net olan bir ibareye ilişkin tescil başvurusunda, başvuru sahibi SMK md. 5/2 kapsamında kullanımla kazanılan ayırt edicilik iddia etmiştir.

Karar metni, ispat yükünün ciddiyetini şu şekilde ortaya koymaktadır:

"SMK md. 5/2 kapsamında kullanımla ayırt edicilik kazanma istisnasının uygulanabilmesi için, işaretin başvuru tarihinden önceki dönemde, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından yoğun, sürekli ve yaygın kullanımı sonucunda, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka olarak algılanmış olmasının kanıtlanması gerekir. Satış rakamları, reklam bütçesi, kullanım süresi, pazar payı ve bağımsız delillerle (tüketici anketleri, ticaret odası yazıları vb.) desteklenen gözlemler gereklidir. Birkaç fatura ve sosyal medya paylaşımı, bu yüksek eşiği karşılamaya yetmez."

Bu karar, SMK md. 5/2'nin uygulanmasında ispat yükünün ne kadar ağır olduğunu göstermektedir ve başvuru sahibinin delil hazırlama stratejisinin başvuru tarihinden önceden başlaması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Ayırt Edicilik Spektrumu ve Koruma Alanları

Doktrin ve yargı kararları, ayırt edicilik taşıyan işaretleri spektrum içinde değerlendirir. Bu spektrumun her konumu, farklı tescil başarı ihtimali ve farklı koruma alanı ile ilişkilidir.

Jenerik İşaretler — Korunmasız Alan

Jenerik işaretler, mal veya hizmetin genel adını temsil eden işaretlerdir. "Bilgisayar" sözcüğü bilgisayar satışı için, "Ekmek" sözcüğü fırın ürünleri için jenerikdir. Jenerik işaretler, hiçbir koşulda SMK md. 5/1-b kapsamında ayırt edici nitelik kazanmaz. SMK md. 5/2 istisnası dahi jenerik işaretlere uygulanmaz. Bu ilke, tüm uluslararası marka düzenlemelerinde evrensel olarak benimsenmiştir.

Tanımlayıcı İşaretler — Kural Olarak Reddedilen Alan

Tanımlayıcı işaretler, malın cinsini, kalitesini, amacını, coğrafi kaynağını veya diğer özelliklerini doğrudan belirten işaretlerdir. "Doğal", "Premium", "Ek", "Gıda" gibi sözcükler tanımlayıcıdır. SMK md. 5/1-c, bu işaretleri kural olarak reddeder. Ancak SMK md. 5/2, tanımlayıcı işaretlerin kullanımla ayırt edicilik kazanabileceğini kabul eder.

Çağrıştırıcı İşaretler — Tescil Edilebilen Alan

Çağrıştırıcı işaretler, doğrudan tanımlamayan, ancak ürünle ilgili dolaylı çağrışım yaratan işaretlerdir. Örneğin, "Apple" (elma) sözcüğü bilgisayarlarla doğrudan ilişkili değil, ancak tüketici zihninde teknoloji ve inovasyon çağrışımı yaratır. Çağrıştırıcı işaretler, orta düzey ayırt ediciliğe sahip olduğu kabul edilir ve SMK md. 5/1-b kapsamında reddedilme riski azdır.

Fantezi İşaretler — En Güçlü Koruma Alanı

Fantezi işaretler, sözlükte yer almayan, tamamen yaratılmış sözcük veya ifadelerdir. "Kodak", "Xerox", "Google", "Spotify" gibi neologizmalar soyut olarak en güçlü ayırt edicilik taşırlar. Bu işaretler, SMK md. 5/1-b kapsamında pratik olarak hiçbir zaman reddedilmez ve koruma alanları en geniş olur.

Karşılaştırmalı Hukuk Perspektifi: AB Marka Tüzüğü

AB Marka Tüzüğü (2017/1001), ayırt edicilik kriterinin uygulanmasında Türk SMK'ya benzer bir yaklaşım benimsemiştir. ABMT m. 7, ayırt edici nitelikten yoksun işaretleri tescil ret nedenleri olarak düzenlerken, SMK md. 5/1-b ile neredeyse aynı metin kullanmaktadır. Bently ve meslektaşları, bu benzerliğin kasıtsız olmadığını, Türk mevzuatçılarının AB Tüzüğü'nü temel alarak SMK'yı hazırladığını belirtmektedirler16.

Ancak önemli bir fark, AB Tüzüğü m. 7(3)'tedir. Bu madde, tanımlayıcı işaretlerin kullanımla kazanılan ayırt edicilik istisnasını, nispi ret nedenleri (m. 8) kapsamında da uygulanabilir kılmıştır. Türk SMK'da ise SMK md. 5/2 istisnası, mutlak ret nedenleri (SMK md. 5/1-b, c, d) için geçerlidir17.

Ayrıca, AB Tüzüğü ile Türk SMK arasında, slogan markalarının tedavi edilmesinde farklılık vardır. AB Tüzüğü altında, slogan markalarının tescil edilebilirliği doktrinde ve yargıda tartışmalı olmaya devam ederken, Türk Yargıtay'ının 2025 yılı kararları, slogan markalarında ayırt edicilik kriterinin daha katı uygulanacağını göstermiştir.

Uygulamada Değerlendirme

Başvuru Aşamasında Ayırt Edicilik Öncesi Değerlendirmesi

Avukat perspektifinden, marka başvurusu öncesinde ayırt edicilik değerlendirmesi yapmak, hukuki ve ekonomik riskleri azaltmak açısından kritik önemdedir18. Başvuru sahibinin seçtiği işaret, SMK md. 5/1-b, c veya d kapsamında ret riski taşıyorsa, tescil yolunda zaman ve para israfı kaçınılmazdır. Başvuru öncesinde TÜRKPATENT'in benzer kararlarına bakarak, benzer kategori ve işletme türleri için ne gibi ret gerekçeleri tercih ettiği gözlemlenebilir.

Ayırt edicilik değerlendirmesi, işaretin soyut ve somut boyutlarında ayrı ayrı yapılmalıdır. Sözcük markası olarak seçilen bir ibare, sözlüğe bakarak tanımlayıcı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Resim markası olarak seçilen bir görsel, ürün ile doğrudan ilişkili olup olmadığı, marka olarak algılanabileceği değerlendirilmelidir.

Ret Kararı Sonrası YİDK İtirazı Stratejisi

TÜRKPATENT ret kararı aldıktan sonra, başvuru sahibinin Yüksek İdari Mahkeme'ye itiraz yoluna gitmeden önce stratejik değerlendirme yapması gerekir. YİDK itirazında başarı şansı, işaretin ayırt edici niteliğinin güçlü olup olmadığına bağlıdır. Zayıf ayırt ediciliğe sahip bir işaret için YİDK itirazı yapmak yerine, işareti değiştirmek daha rasyonel olabilir.

Eğer YİDK itirazına gidilirse, özellikle SMK md. 5/2 kapsamında kullanımla kazanılan ayırt edicilik iddia edilecekse, kapsamlı delil portföyü hazırlanmalıdır. Yargıtay'ın 2025 kararları, birkaç fatura ve reklam belgesinin yeterli olmadığını göstermektedir. Satış rakamları, bağımsız tüketici anketleri, ticaret odası ve meslek birliği yazıları gibi dış deliller gereklidir.

Dava Aşamasında Bilirkişi Raporu Kontrolü

Marka ihlali davalarında, bilirkişi raporlarında ayırt edicilik değerlendirmesinin doğru şekilde yapılıp yapılmadığı kontrol edilmelidir. HGK E. 2025/564 kararı, soyut ve somut ayırt edicilik ayrımının tüm marka davalarında yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bilirkişi raporu, bu ayrımı yapmaksızın yalnızca "işaret ayırt edicidir" veya "ayırt edici değildir" şeklinde bir sonuç sunarsa, raporun eksikliği ve hatalı olduğu gerekçesiyle itiraz edilmelidir.

Ayrıca, bilirkişi raporu sınıf bazlı analiz yapmalıdır. Aynı işaret farklı mal ve hizmet sınıflarında farklı sonuç doğurabilir. Örneğin, "Digital" sözcüğü yazılım ve bilgisayar hizmetleri (9. sınıf) için tanımlayıcı olabilirken, gıda ürünleri (29. sınıf) için çağrıştırıcı olabilir.

Sonuç

Ayırt edicilik, marka hukuku sisteminin temelyapısıdır. Marka olabilecek işaretler, temel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetleri diğerlerinden ayırt etme yeteneğine sahip olmalıdır. Bu yetenek, işaretin soyut doğası ve tüketici nezdindeki somut algısının ikisine de bağlıdır.

Yargıtay'ın 2025 yılı kararları, ayırt edicilik değerlendirmesinde yeni ve daha sistematik bir yaklaşımın benimsendiğini göstermektedir. Soyut ve somut ayırt edicilik ayrımı, HGK düzeyinde standardize edilmiş, zayıf ayırt ediciliğin koruma alanını daralt eden ilke uygulamaya geçmiş ve SMK md. 5/2 istisnasının ispat yükü netleştirilmiştir.

Praktik açıdan, marka seçimi aşamasında işaretin ayırt edicilik gücü göz ardı edilmemelidir. Fantezi sözcükler veya çağrıştırıcı ifadeler tercih edilmesi, tescil başarısını artırmakla kalmaz, aynı zamanda koruma alanını genişleterek dava başarısını da sağlamlaştırır. Tanımlayıcı işaret seçmek zorunda kalındığında, başvuru öncesinden delil hazırlığına başlanması ve SMK md. 5/2 kapsamında yoğun kullanım kanıtı sunulması gerekir.


Kaynakça

Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997).

Bently, Lionel — Maniatis, Stavros — Llewellyn, David — Suthersanen, Uma, Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford Law Trove 2022).

Bozgeyik, Hayri, Marka Hakkının Korunması (On İki Levha Yayıncılık 2024).

Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023).

Güneş, İlhami, 6769 Sayılı SMK Işığında Uygulamalı Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2021).

Kaya, Aslan, Marka Hukuku (Arıkan Yayınevi 2006).

Paslı, Ali, Marka Hukukunda Ürün Benzerliği (Vedat Kitapçılık 2015).

Suluk, Cahit — Karasu, Rauf — Nal, Tesli — Özbek, Harun, Fikri Mülkiyet Hukuku (Seçkin Yayıncılık 2021).

Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat Kitapçılık 2012).

Uzunallı, Sevilay, Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2020).

Yasaman, Hamdi — Özdemir, Muzaffer — Bilgili, Ali Serdar, Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019).


Dipnotlar


Bkz. Marka Hukuku Rehberi · Marka Hukuku · Mutlak Ret Nedenleri · Marka Nedir?

Dipnotlar

  1. Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023) 145-150.

  2. Bently, Lionel vd., Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford Law Trove 2022) 12-15. Markaların kaynağın gösterilmesi fonksiyonunun tarihsel gelişimi ve mevcut uygulamadaki önemi açıklanmıştır.

  3. Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023) 148. Yazara göre somut mal ve hizmetler bakımından yapılan değerlendirme, tüketici algısını doğru biçimde yansıtır.

  4. Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997) 38-42. Soyut ayırt edicilik kavramının fantezi sözcükler için taşıdığı işlevsellik tartışılmıştır.

  5. Yasaman, Hamdi vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019) 49-55. Kullanımla kazanılan ayırt edicilik (ikincil anlam) kavramının tanımı ve uygulama koşulları ayrıntılı biçimde incelenmiştir.

  6. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24 Eylül 2025, E. 2024/365, K. 2025/564. HGK, ayırt edicilik değerlendirmesinde soyut ve somut boyutların ayrı ve bağımsız olarak incelenme zorunluluğunu açıkça hükme bağlamıştır.

  7. Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat Kitapçılık 2012) 201-205. İlgili tüketici kesiminin belirlenmesinde uygulanacak kriterler sistemli biçimde açıklanmıştır.

  8. Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat Kitapçılık 2012) 203. "İlgili tüketici kesimi" kavramının işaretin niteleyen faktörlerin belirlenmesinde temel kriter olduğu vurgulanmaktadır.

  9. Yasaman, Hamdi vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019) 50. İlgili tüketici kesiminin belirlenmesinde işlemin niteliği, teknolojik karmaşıklık ve malının değeri gibi faktörler dikkate alınır.

  10. Suluk, Cahit vd., Fikri Mülkiyet Hukuku (Seçkin Yayıncılık 2021) 176. Uygulamada işaret seçiminde ayırt edicilik kriterinin göz ardı edilmesi, başvuru reddine yol açan başlıca hatalardandır.

  11. Güneş, İlhami, 6769 Sayılı SMK Işığında Uygulamalı Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2021) 89-92. SMK md. 5/1-b ve 5/1-c arasında önemli fark ve uygulamada sık sık birlikte değerlendirilme mekanizması açıklanmıştır.

  12. Bozgeyik, Hayri, Marka Hakkının Korunması (On İki Levha Yayıncılık 2024) 203-207. SMK md. 5/2 kapsamında uygulamada ispat yükünün ağırlığı ve gerekli delilerin niteliği ayrıntılı biçimde tartışılmıştır.

  13. Kaya, Aslan, Marka Hukuku (Arıkan Yayınevi 2006) 67-70. Paslı, Ali, Marka Hukukunda Ürün Benzerliği (Vedat Kitapçılık 2015) 45-48.

  14. Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023) 150-155. Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997) 39-45.

  15. Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat Kitapçılık 2012) 202-208. Bently, Lionel vd., Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford Law Trove 2022) 14-18.

  16. Bently, Lionel vd., Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford Law Trove 2022) 8-11. Türk ve Avrupa marka mevzuatının tarihsel ilişkisi ve uyum süreci açıklanmıştır.

  17. Uzunallı, Sevilay, Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2020) 128-132. SMK md. 5/2 istisnasının mutlak ret nedenleri kapsamına özgü olması ve AB Tüzüğü ile farkı tartışılmıştır.

  18. Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023) 145-149. Marka başvurusu öncesinde avukat danışmasının önemi ve ayırt edicilik değerlendirmesinin erken aşamada yapılmasının faydaları açıklanmıştır.