Av. Zeki Demirci
Av. Zeki DemirciSoruNº 529İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku

Kesin Hükümsüzlük ile İptal Edilebilirlik Farkı Nedir?

Kesin hükümsüzlük hâkim tarafından resen gözetilir ve süreye tabi değildir; iptal edilebilirlikte hak yalnızca iradesi sakatlanan tarafa aittir.

Av. Zeki DemirciSık Sorulan SorularPaylaş:XLinkedIn

Kesin Hükümsüzlük ile İptal Edilebilirlik Farkı Nedir?

İlgili çalışma alanı → İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku: Taşınmaz devri, tapu iptali ve sözleşme uyuşmazlıkları için çalışma alanı.

Kısa cevap: Kesin hükümsüzlükte sözleşme kurulduğu andan itibaren hiçbir sonuç doğurmaz. 6098 sayılı Kanun md. 27 uyarınca emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız sözleşmeler bu gruba girer. Hukuki yararı olan herkes ileri sürebilir, hâkim resen gözetir, süre işlemez ve onama ile geçerli hâle gelmez. İptal edilebilirlikte ise sözleşme kurulmuş ve hüküm doğurmuştur; yalnızca iradesi sakatlanan taraf, 6098 sayılı Kanun md. 39 uyarınca bir yıl içinde iptal hakkını kullanabilir.


Kesin Hükümsüzlüğün Sonuçları

Kesin hükümsüz sözleşme hukuk düzeninde yok sayılır. Taraflar arasında borç doğurmaz, ifa edilmişse verilenler sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenir. Sonradan yapılan bir onay bu sözleşmeyi ayağa kaldırmaz.

Usul yönünden iki sonuç doğar. Birincisi, hâkim dosyadan anlaşılan hükümsüzlüğü kendiliğinden dikkate alır; tarafın ileri sürmesi aranmaz. İkincisi, iddia süreye bağlı değildir. Muvazaa iddiasında zamanaşımının işlememesinin nedeni budur; ayrıntı için muvazaa ve nispi muvazaa yazısına bakılabilir.

İptal Edilebilirliğin Sonuçları

İptal edilebilir sözleşme geçerli olarak kurulur ve sonuç doğurur. Sakatlık iradenin oluşumundadır: yanılma, aldatma veya korkutma. İradesi sakatlanan taraf hakkını kullanırsa hukuki ilişki geçmişe etkili olarak ortadan kalkar; kullanmazsa sözleşme kesin biçimde geçerli hâle gelir.

Hak kişiseldir. Karşı taraf, kendi aldattığı kişinin iptal hakkını onun yerine kullanamaz; hâkim de resen dikkate almaz. 6098 sayılı Kanun md. 39/1 uyarınca bir yıl içinde kullanılmayan hak düşer ve sözleşme onanmış sayılır.

Önemli: Kesin hükümsüzlük ile iptal edilebilirlik aynı olaya birlikte uygulanmaz. Muvazaada taraflar devri gerçekte istemez; hilede ise devir istenir, ancak isteme iradesi aldatma altında oluşmuştur. İki iddianın aynı dilekçede yan yana ileri sürülmesi kurgusal tutarsızlık yaratır ve gerekçeyi zayıflatır.

Karşılaştırma Tablosu

Ölçüt Kesin hükümsüzlük İptal edilebilirlik
Dayanak 6098 sayılı Kanun md. 27, muvazaa 6098 sayılı Kanun md. 30, 36, 37
Sözleşmenin durumu Baştan itibaren sonuç doğurmaz Kurulmuştur, sonuç doğurur
İleri sürebilecek kişi Hukuki yararı olan herkes Yalnızca iradesi sakatlanan taraf
Hâkimin resen gözetmesi Evet Hayır
Süre Süreye tabi değil Bir yıllık hak düşürücü süre
Onama Mümkün değil Açık ya da örtülü onama mümkün

Taşınmaz Davalarında Nitelendirme

Taşınmaz uyuşmazlıklarında nitelendirme hatası doğrudan sonuca yansır. Aslında hile bulunan bir olayı muvazaa olarak kuran davacı, "kişi kendi muvazaasına dayanamaz" ilkesiyle karşılaşır. Tersine, gerçekte inançlı işlem olan bir ilişkiyi hile olarak sunan davacı aldatma unsurunu ispat edemez.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 01.04.2026 tarihli, E. 2025/3611 K. 2026/2530 sayılı kararında; dava dilekçesi ve 6100 sayılı Kanun md. 140/3 uyarınca düzenlenen ön inceleme tutanağı davanın hile nedenine dayandığını gösterdiği hâlde uyuşmazlığın inançlı işlem olarak nitelendirilip yazılı delil yokluğundan reddedilmesi bozma sebebi sayılmıştır. Hukuki nitelendirme 6100 sayılı Kanun md. 33 uyarınca hâkime aittir; ancak bu yetki taraf vakıalarını değiştirmeye izin vermez.

Uygulamada

Dava kurgusu üç soruyla test edilmelidir. Devir gerçekten istendi mi? İstenmediyse muvazaa yolu açıktır ve süre işlemez. İstendiyse iradenin nasıl sakatlandığı gösterilmelidir. Sakatlık aldatmaya dayanıyorsa öğrenme tarihi baştan belirlenmeli, bir yıllık süre planlanmalıdır.

Terditli talep, iki rejim arasındaki tereddüdü yönetmenin doğru yolu değildir; asıl çözüm vakıaların tutarlı anlatımıdır. Ön inceleme tutanağında hukuki sebebin net biçimde yer alması, istinaf aşamasında yapılacak yanlış nitelendirmeye karşı en güçlü kayıttır. Bütünsel çerçeve için sözleşmenin hükümsüzlüğü ve irade sakatlıkları makalesi okunmalıdır.1


İlgili içerikler için bkz. Sözleşmenin Hükümsüzlüğü ve İrade Sakatlıkları, Muvazaa ve Nispi Muvazaa: Tapu Davaları, Hile Nedeniyle Tapu İptalinde Hukuki Nitelendirme, İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku.

Dipnotlar

  1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, RG 04.02.2011/27836; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, RG 08.12.2001/24607; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, RG 04.02.2011/27836.

Sonraki dosya · Soru

Kira Sözleşmesi Tapuya Şerh Edilir mi?

Dosyayı aç →