Av. Zeki Demirci

Kamulaştırmasız El Atmada Dava Hakkının Sınırları

Kamulaştırmasız el atma davasında süre, geçici madde 6 rejimi, kesinleşen kamulaştırmanın etkisi ve temyiz sınırı; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi kararlarıyla.

Kamulaştırmasız El Atmada Dava Hakkının Sınırları

İlgili çalışma alanı → İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku: Kamulaştırma, tapu iptali ve tescil, ecrimisil ve kentsel dönüşüm uyuşmazlıkları için çalışma alanı.

Kamulaştırmasız el atma davası, idarenin usulüne uygun kamulaştırma yapmadan taşınmaza el koyması hâlinde malike tanınan bedel ve el atmanın önlenmesi yoludur. Davanın açılabilmesi kadar, açılamayacağı durumların bilinmesi de dosyanın sonucunu belirler: kamulaştırma işlemi daha önce kesinleşmişse, sürenin hangi rejime tabi olduğu yanlış belirlenmişse veya temyiz sınırı gözden kaçmışsa malikin tazminat talebi karşılıksız kalabilir. Aşağıda, dava hakkının dayanağı, süre sorunu, geçici madde 6 rejimi ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli kararları birlikte incelenir. Konunun idari ve değerleme yönü kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma rehberinde yer alır.

Dava Hakkının Hukuki Dayanağı

Mülkiyet hakkı Anayasa md. 35 ile güvence altındadır; kamulaştırmanın ancak kamu yararı gerekçesiyle ve gerçek karşılığın ödenmesi koşuluyla yapılabileceği Anayasa md. 46'da düzenlenmiştir.1 İdare bu usule uymadan taşınmaza el koyduğunda mülkiyet hakkı fiilen ortadan kaldırılmış olur. Malik bu durumda iki ayrı talebe başvurabilir: taşınmazı geri almak amacıyla el atmanın önlenmesini istemek veya taşınmazın idarede kalmasını kabul ederek bedelini talep etmek.

Birinci talebin dayanağı 4721 sayılı Kanun m. 683'tür; malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davasını ve her türlü haksız el atmanın önlenmesi davasını açabilir.2 İkinci talep, özünde idarenin kamulaştırma bedeline eşdeğer bir tazminatla yükümlü tutulmasını amaçlar ve bedelin belirlenmesinde 2942 sayılı Kanun m. 11'deki değerleme esasları gözetilir.

Öğretide kamulaştırmasız el atmaya karşı üç dava yolu sayılır: el atmanın önlenmesi, kamulaştırmasız el atma (bedel) davası ve ecrimisil davası.3 Üçü birbirinin yerine geçmez; talep sonucu, taşınmazın akıbetine ilişkin malik iradesine göre seçilir.

Fiili El Atma ve Hukuki El Atma Ayrımı

Uyuşmazlığın hangi yargı kolunda görüleceği, el atmanın niteliğine bağlıdır. İdare taşınmaza fiilen yol, tesis veya yapı yapmışsa fiili el atma söz konusudur ve dava adli yargıda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre görülür. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 11.03.2013 tarihli kararı bu ayrımda sık anılan dayanaktır.4

İmar planıyla taşınmazın kamu hizmetine ayrılması ve uzun süre kamulaştırılmaması ise hukuki el atma olarak adlandırılır. İmar kısıtlılığından doğan tazminat talepleri idari yargının görev alanına bırakılmıştır.5 Görev ayrımının yanlış yapılması süre kaybına yol açtığından, dava açmadan önce el atmanın fiili mi hukuki mi olduğu belirlenmelidir. Ayrımın pratik sonuçları fiili el atma ile hukuki el atma farkı nedir sorusunda ayrıca işlenmiştir.

Mülga Madde 38 ve Yirmi Yıllık Sürenin Kaldırılması

2942 sayılı Kanun'un mülga 38. maddesi, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz için malik, zilyet veya mirasçıların her türlü dava hakkını el koyma tarihinden itibaren yirmi yıllık hak düşürücü süreye bağlamıştı. Anayasa Mahkemesi bu hükmü iptal etmiştir. Öğretide bu iptalin, mülkiyet hakkının özüne dokunan bir sınırlamayı ortadan kaldırdığı belirtilmektedir.6

İptal kararının ardından uygulamada iki uç görüş belirmiştir. Birine göre yirmi yıllık süreyi geçiren malik artık dava açamaz; diğerine göre dava hiçbir süreye tabi olmaksızın açılabilir. Bu ayrılığın bir bölümünü gidermek için geçici madde 6 kanuna eklenmiştir.7 Güncel kabul, taşınmazın aynından doğan davalarda (el atmanın önlenmesi gibi) dava hakkının süreye bağlı olmadığı, diğer taleplerin ise zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerektiği yönündedir.8 Kanaatimizce bu ayrım isabetlidir; zira aynî hak, süre geçmekle kendiliğinden sona ermez, tazminat alacağı ise borçlar hukukunun süre kurallarına tabidir.

Zamanaşımı savunması uygulamada sık ileri sürülür. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2026 tarihli kararında davalı idare, cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuş; bölge adliye mahkemesi taşınmaza 1983 yılından sonra el atıldığını belirleyerek davayı kabul etmiş, Daire de kararı onamıştır.9

Geçici Madde 6 Rejiminin Kapsamı

Geçici madde 6, kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihleri arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara ilişkindir. Maddenin ilk fıkrasına göre bu kapsamdaki talepler ve bedel tespiti madde hükümlerine göre yapılır; öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması da dava şartıdır.10

Dört nokta bu rejimin sınırını çizer. Birincisi, madde yalnızca belirtilen tarih aralığındaki el atmaları kapsar. Daha sonraki el atmalarda geçici madde 6 uygulanmaz ve genel hükümler işler. İkincisi, uzlaşma ön şartının dava şartı olması, usulüne uygun başvuru yapılmadan açılan davanın usulden reddi sonucunu doğurur. Üçüncüsü, Anayasa Mahkemesi uzlaşmanın dava şartı sayılmasını Anayasa'ya aykırı bulmamıştır.11 Dördüncüsü, maddenin bazı fıkraları Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir; bu nedenle kanunun güncel konsolide metni ve iptal kararları somut dosyada ayrıca kontrol edilmelidir.

Uygulamada: El atma tarihi tespit edilmeden dava türü ve usul seçilemez. Tapu, kadastro ve imar kayıtları ile keşif sonucu, el atmanın 1983 öncesine mi sonrasına mı ait olduğunu gösterir. Tarih belirsizse hem uzlaşma başvurusu yapılması hem de dava dilekçesinde el atma tarihinin gerekçeli biçimde belirtilmesi, usulden ret riskini azaltır.

Kesinleşen Kamulaştırma ve Dava Hakkı

Kamulaştırmasız el atma, kamulaştırmanın hiç yapılmadığı veya tamamlanmadığı durumlarda söz konusudur. İdare gerçekte kamulaştırma işlemini yürütmüş, tebligatı yapmış ve bedel konusunda malik ile yargı yoluyla karşılaşmışsa, malikin aynı taşınmaz için sonradan el atma tazminatı istemesi çelişkili bir tablo doğurur.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bu sorunu 07.09.2026 tarihli kararında ele almıştır. Mirasçılar, murisleri adına kayıtlı taşınmazlara kamulaştırmasız el atıldığını ileri sürerek bedel ve ecrimisil istemişti. İdare, taşınmazlara el atılmadığını, kamulaştırma tebligatının yapıldığını ve malikler tarafından tezyid-i bedel davaları açıldığını savundu. Bölge adliye mahkemesi, ödemenin yapıldığı idarece ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı kabul etti. Daire ise kamulaştırma tebliğ edilmiş, malikler tezyid-i bedel davası açmış ve bedeller artırılmış olduğundan kamulaştırma işleminin kesinleştiğini belirleyerek hükmü bozdu.12

Karar: Yargıtay 5. HD, 07.09.2026, E. 2026/1828, K. 2026/12299. Karar, kamulaştırma işleminin tebligat ve tezyid-i bedel davasıyla kesinleşmiş olduğu hâlde kamulaştırmasız el atma bedelinin istenemeyeceğini ortaya koyar. Önemi şuradadır: Savunma, el atmanın varlığına karşı bir inkâr olmaktan çıkar ve işlemin kesinleşmiş bir kamulaştırma olduğu yönünde belgeye dayanan bir karşı iddiaya dönüşür. Ayrıntılı değerlendirme kesinleşen kamulaştırma karar analizinde yapılmıştır.

Bu yaklaşım ödeme ispatı tartışmasını geri plana iter. Bölge adliye mahkemesi, bedelin ödendiğini ispat yükü idarede kabul ederek davayı kabul etmişti; Daire ise ilk sırada kamulaştırma işleminin kesinleşip kesinleşmediğine baktı. Kararın gerekçesi kısadır ve kesinleşmenin ödeme ile ilişkisini ayrıca açıklamaz; bu nedenle ödemenin hiç yapılmadığı bir dosyada aynı sonuca varılıp varılmayacağı kararın lafzından kesin olarak çıkarılamaz.

Dava Sürecinde Malik Değişikliği ve Temyiz Sınırı

Dava devam ederken taşınmazın devredilmesi, davacı sıfatını etkiler. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2026 tarihli bir kararında dava konusu taşınmaz, yargılama sürerken davacı tarafından trampa yoluyla başka bir kuruma devredilmişti. Daire, 6100 sayılı Kanun m. 125/2 uyarınca devralanın davacı yerine geçeceğini, mahkemenin devralan kurumu davaya katarak davaya devam edip etmeyeceğini sorması gerektiğini belirterek onama kararını maddi hata nedeniyle kaldırdı ve hükmü bozdu.13

Temyiz yolu da sınırlıdır. Aynı tarihli diğer bir kararda Daire, davalı idarelerden birinin temyizini, her paydaş için hüküm altına alınan tazminatın dava tarihindeki kesinlik sınırı olan 78.630 TL'nin altında kalması nedeniyle miktar yönünden reddetti.14 Kesinlik sınırında esas alınan an, 6100 sayılı Kanun'a Ek-1 maddesinin 7550 sayılı Kanun'la değişik ikinci fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihtir. Çok paydaşlı taşınmazlarda sınır, toplam bedel yerine paydaş başına bedel üzerinden uygulandığından, yüksek bedelli bir dosyada dahi temyiz yolu kapanabilir.

Bedelin Belirlenmesi

Dava sonunda hükmedilecek bedel, 2942 sayılı Kanun m. 11'deki esaslara göre saptanır. Arsa niteliğindeki taşınmazda emsal karşılaştırması yapılarak, emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslama yoluyla değer biçilir; Daire 20.05.2026 tarihli kararında arsa niteliğindeki taşınmaza m. 11/1-(g) uyarınca bu yöntemle değer biçilmesinde isabetsizlik görmemiştir.15 Arazi niteliğindeki taşınmazda ise gelir metodu uygulanır; bu yönteme ilişkin ayrıntılar gelir metoduna ilişkin karar analizinde bulunur.

İdare, hüküm altına alınan bedelden düzenleme ortaklık payı kesintisi, objektif değer düşüklüğü ve rızai terk gibi savunmalar öne sürebilir. Bunların karşılığı bilirkişi raporuna süresinde ve somut hesap kalemleri üzerinden itiraz etmektir.

Uygulamada ve Stratejik Not

Dosyanın başında üç soru yanıtlanmalıdır: el atma fiili mi hukuki mi, el atma hangi tarihte gerçekleşti ve taşınmaz için daha önce kamulaştırma işlemi başlatılmış mıdır. İlk sorunun yanıtı yargı kolunu, ikincisi geçici madde 6'nın ve uzlaşma şartının uygulanıp uygulanmayacağını, üçüncüsü ise idarenin kesinleşmiş kamulaştırma savunmasını belirler.

Üçüncü soru için tapu kayıt geçmişi, kamulaştırma tebligat evrakı ve varsa eski tezyid-i bedel dosyaları celp edilmelidir; bu belgeler 07.09.2026 tarihli kararın gösterdiği üzere sonucu doğrudan değiştirebilir. Davalı idare yönünden de tersine bir risk vardır: kamulaştırma dosyasının eksik sunulması, zamanaşımı veya kesinleşme savunmasını belgesiz bırakır. Taşınmazın dava sırasında devri hâlinde HMK m. 125 uyarınca yeni malikin sıfatı da dosyada netleştirilmelidir.

Sonuç

Kamulaştırmasız el atma davasında hak kaybı çoğu zaman esastan değil, rejim ve ön koşul hatalarından doğar. Mülga madde 38'in iptali nedeniyle yirmi yıllık hak düşürücü süre artık işlemez; ancak tazminat talepleri zamanaşımına, 1956-1983 arası el atmalar ise geçici madde 6'nın uzlaşma şartına tabidir. Kamulaştırma işleminin tebligat ve tezyid-i bedel davasıyla kesinleşmiş olması, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 07.09.2026 tarihli kararına göre el atma bedelinin istenmesine engeldir. Temyiz aşamasında paydaş başına kesinlik sınırı ve dava sırasında devir de sonucu etkiler.

Bu çerçevede, davadan önce el atma tarihi, kamulaştırma geçmişi ve yargı kolu birlikte belgelenmelidir. Somut durumda profesyonel hukuki destek yerinde olur. Ana çerçeve için kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma rehberi, taşınmazı kullanan idareye karşı mali taleplerin ayrımı için ecrimisil ve el atmanın önlenmesi rehberi ve dava açma usulü için kamulaştırmasız el atma davası nasıl açılır sorusu esas alınabilir. Çalışma alanı sayfası: İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku.

Dipnotlar

  1. T.C. Anayasası, md. 35 ve md. 46; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, RG 08.11.1983/18215, m. 10 ve m. 11. ↩

  2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, RG 08.12.2001/24607, m. 683; ayrıca bkz. Uysal, Afra, Kamulaştırmasız El Atma Halinde Açılabilecek Davalar, Taraf Ehliyetleri ve Nitelikleri, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 1, Bahar 2015, s. 204 vd. ↩

  3. Uysal, Afra, Kamulaştırmasız El Atma Halinde Açılabilecek Davalar, Taraf Ehliyetleri ve Nitelikleri, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 1, Bahar 2015, s. 199-215 (s. 204). ↩

  4. Uyuşmazlık Mahkemesi, 11.03.2013, E. 2012/313, K. 2013/326 (Aktaran: Uysal, Afra, Kamulaştırmasız El Atma Halinde Açılabilecek Davalar, Taraf Ehliyetleri ve Nitelikleri, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 1, Bahar 2015, s. 203). ↩

  5. Uyuşmazlık Mahkemesi, 24.12.2012, E. 2012/615, K. 2012/485 (Aktaran: Uysal, Afra, Kamulaştırmasız El Atma Halinde Açılabilecek Davalar, Taraf Ehliyetleri ve Nitelikleri, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 1, Bahar 2015, s. 202-203). ↩

  6. Uysal, Afra, Kamulaştırmasız El Atma Halinde Açılabilecek Davalar, Taraf Ehliyetleri ve Nitelikleri, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 1, Bahar 2015, s. 203; Ayhan, Fatma, Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 6. Maddesi ve Türk Hukukunda "Dolayısıyla Kamulaştırma" Uygulaması Üzerine Bir Deneme, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C. LXIX, S. 1-2, 2011, s. 1140-1142. ↩

  7. Ayhan, Fatma, Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 6. Maddesi ve Türk Hukukunda "Dolayısıyla Kamulaştırma" Uygulaması Üzerine Bir Deneme, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C. LXIX, S. 1-2, 2011, s. 1140-1142. ↩

  8. Uysal, Afra, Kamulaştırmasız El Atma Halinde Açılabilecek Davalar, Taraf Ehliyetleri ve Nitelikleri, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 1, Bahar 2015, s. 203. ↩

  9. Yargıtay 5. HD, 20.05.2026, E. 2025/15198, K. 2026/9504. ↩

  10. 2942 sayılı Kanun, geçici madde 6/1 (5999 sayılı Kanunla eklenmiş, 6487 sayılı Kanunla değiştirilmiştir); Uysal, Afra, Kamulaştırmasız El Atma Halinde Açılabilecek Davalar, Taraf Ehliyetleri ve Nitelikleri, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 1, Bahar 2015, s. 203. ↩

  11. Uysal, Afra, Kamulaştırmasız El Atma Halinde Açılabilecek Davalar, Taraf Ehliyetleri ve Nitelikleri, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 1, Bahar 2015, s. 203-204. ↩

  12. Yargıtay 5. HD, 07.09.2026, E. 2026/1828, K. 2026/12299 (Sakarya BAM 13. HD, 2024/755 E., 2025/2247 K. sayılı kararın bozulması). ↩

  13. Yargıtay 5. HD, 20.05.2026, E. 2025/14363, K. 2026/9428; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 125/2. ↩

  14. Yargıtay 5. HD, 20.05.2026, E. 2025/15198, K. 2026/9504; 6100 sayılı Kanun, Ek-1 madde, ikinci fıkra (7550 sayılı Kanun m. 20 ile değişik). ↩

  15. Yargıtay 5. HD, 20.05.2026, E. 2025/15198, K. 2026/9504; 2942 sayılı Kanun m. 11/1-(g). ↩

Sonraki dosya · Makale

Yurt Dışına Kişisel Veri Aktarımı: Kurul Uygulaması ve Yeni Rejim

Dosyayı aç →