Yabancı Marka Türkiye'de Tescilli Değilse Kullanabilir miyim?
Türkiye'de tescilli olmayan yabancı markanın kullanımı: ülkesellik ilkesi, Paris Sözleşmesi tanınmış marka koruması, kötüniyet ve haksız rekabet riski.
Yabancı Marka Türkiye'de Tescilli Değilse Kullanabilir miyim?
İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı: Marka tescili, ihlal davaları ve uyuşmazlıklar için hizmet sayfası.
Kısa cevap: Teoride mümkün, pratikte riskli. Yabancı marka Türkiye'de tescilli değilse, ülkesellik ilkesi gereği o markanın Türkiye'de tescilli marka koruması yoktur; herkes kural olarak tescilsiz bir işareti kullanabilir ve tescil için başvurabilir. Ancak bu kural üç cephede delinir: Paris Sözleşmesi kapsamındaki tanınmış marka koruması, kötüniyet engeli ve haksız rekabet hükümleri. Bilinen bir yabancı markayı Türkiye'de sahiplenme girişiminin reddedilme veya hükümsüz kılınma riski yüksektir.
Karar vermeden önce sorulacak soru şudur: bu markayı seçme sebebiniz, markanın yurt dışındaki bilinirliği mi?
Ülkesellik İlkesi: Kuralın Kendisi
Marka hakkı ülkeseldir; her ülkede o ülkenin tescili kadar koruma sağlar. ABD'de veya Almanya'da tescilli bir markanın sahibi, Türkiye'de tescil almadıkça SMK'nın tescilli markaya tanıdığı yetkileri burada kullanamaz. Bu nedenle Türkiye'de tescilsiz kalmış yabancı işaretler, ilk bakışta serbest alan gibi görünür.
Görüntü yanıltıcıdır. Türk hukuku, tescilsiz işaret sahiplerine ve yabancı hak sahiplerine tescil dışı koruma kanalları tanır; bu kanallar uygulamada sık ve etkili biçimde işletilir.
Paris Sözleşmesi ve Tanınmış Marka Engeli
SMK md. 6/4, Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi bağlamındaki tanınmış markaları, Türkiye'de tescilli olmasalar bile korur: aynı veya benzer mal ve hizmetler için yapılan başvuru, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir1. Türkiye'de tescili bulunmayan bir markanın hangi koşullarda tanınmış sayıldığı Tanınmış Marka Nedir? sayfasında yer alır.
Tanınmışlık Türkiye'deki ilgili sektör çevresinde aranır; markanın Türkiye'de fiilen satılması şart değildir. Küresel bir markanın Türk tüketicisince biliniyor olması, itiraz ve hükümsüzlük için yeterli zemin oluşturabilir. Korumanın kapsamı ve ispat araçları için Tanınmış Marka Koruması sayfası ayrıntı içerir.
Kötüniyet: En Geniş Engel
Tanınmışlık eşiğine ulaşmayan yabancı markalarda dahi kötüniyet engeli işler. SMK md. 6/9 uyarınca kötüniyetli başvurular itiraz üzerine reddedilir; tescil alınmışsa süresiz hükümsüzlük davasına konu olur. Yabancı markayı bilerek, onun bilinirliğinden yararlanmak veya sahibinin Türkiye pazarına girişini engellemek amacıyla yapılan başvurular bu kapsamda ele alınır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasında, yurt dışında bilinen bir markanın Türkiye'de tesadüfle açıklanamayacak biçimde birebir tescili, kötüniyet karinesi gibi işleyen güçlü bir emare kabul edilir. Aynı isimli markaların hangi koşullarda yan yana yaşayabildiği Aynı İsimde Marka Alınır mı? sorusunda yer alır.
Haksız Rekabet Boyutu
Marka hukuku engel oluşturmasa bile TTK md. 55, başkasının iş ürünleriyle karıştırılmaya yol açan davranışları haksız rekabet sayar. Yabancı markanın ambalajını, görsel kimliğini veya ticari sunumunu çağrıştıran kullanım, tescil olmadan da haksız rekabet davasına konu olabilir. Bu koruma tescile değil dürüstlük kuralına dayanır; bu yüzden ülkesellik savunması burada işlemez.
Önemli: "Türkiye'de tescili yok, o halde serbest" çıkarımı, uygulamada en pahalı yanılgılardan biridir. Tescil boşluğu kullanım özgürlüğü değil, ispat yükü farkı yaratır. Yabancı marka sahibi tanınmışlığı veya kötüniyeti ispatladığı anda, yapılan yatırım hükümsüzlük ve tazminatla sonuçlanabilir.
Uygulamada En Sık Yapılan Hata
En sık görülen hata, yabancı markayı Türkiye'de tescil ettirip bu tescile güvenerek yatırım yapmaktır. Tescil belgesinin varlığı, kötüniyet temelli hükümsüzlük davasına karşı kalkan değildir; dava süresiz açılabilir ve tescil geçmişe etkili biçimde ortadan kalkar. Markaya bağlı bayilik ağı, ambalaj yatırımı ve pazarlama harcaması, dava kaybedildiğinde tasfiye edilmesi gereken bir yüke dönüşür.
Stratejik Not
Risk analizi üç soruyla yapılır. Birincisi: marka Türk tüketicisinin ilgili kesimince biliniyor mu? Biliniyorsa tanınmışlık engeli ciddidir. İkincisi: marka sahibiyle geçmişte temas, distribütörlük görüşmesi veya sektörel yakınlık var mı? Varsa kötüniyet ispatı kolaylaşır. Üçüncüsü: seçtiğiniz işaretin değeri kendi yatırımınızdan mı, yabancı markanın çağrışımından mı geliyor? İkinci cevap geçerliyse özgün bir marka yaratmak, hem hukuken hem ticari olarak isabetli tercihtir.
İlgili içerikler için bkz. Tanınmış Marka Koruması, Tanınmış Marka Nedir?, Aynı İsimde Marka Alınır mı?, Marka Hukuku.
Dipnotlar
-
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu md. 6/4, md. 6/9, RG 10.01.2017/29944. ↩
Sonraki dosya · Soru
Aynı Marka Farklı Sektörde Kullanılabilir Mi?
Dosyayı aç →