Ses ve Renk Markalarında Tescil: Sicilde Gösterim ve Ayırt Edicilik
Ses markası ve renk markası tescili: SMK m. 4 sicilde gösterim şartı, Yönetmelik m. 7 gösterim tekniği, ayırt edicilik eşiği ve 2024-2026 Yargıtay uygulaması.
Giriş
Bir radyo cıngılı, bir açılış melodisi, bir ambalajın baskın rengi tüketicinin zihninde kaynağı işaret edebilir. Marka hukuku bu işaretleri dışlamaz; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 4. maddesi sesleri ve renkleri marka olabilecek işaretler arasında açıkça sayar. Buna karşılık ses ve renk, kelime ve logodan farklı iki eşikle karşılaşır: İşaretin sicilde açık ve kesin biçimde gösterilmesi ve işaretin kaynak gösterme işlevi görmesi.
İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı: Marka tescili, itiraz ve hükümsüzlük uyuşmazlıkları için hizmet sayfası.
Bu iki eşik uygulamada birbirine karıştırılır. Gösterim şartı, mülga 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname döneminde ses ve renk markalarının önündeki asıl engeldi; 6769 sayılı Kanun bu engeli kaldırdı. Ayırt edicilik eşiği ise yerinde durmaktadır ve Yargıtay'ın 2024-2026 dönemi kararları, ses ve renk markası uyuşmazlıklarının artık bu eşik üzerinden çözüldüğünü göstermektedir.
Aşağıda ses ve renk markalarının hukuki çerçevesi, gösterim tekniği, ayırt edicilik denetimi ve doğrulanmış güncel içtihat ele alınmaktadır. Üç boyutlu marka ayrı bir çalışmanın konusudur; bkz. Üç Boyutlu Markada Ayırt Edicilik ve Şekil Tekelinin Sınırı.
Grafik Gösterim Şartından Sicilde Gösterilebilirliğe
Mülga 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi, marka olabilecek işaretin "çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen" olmasını arıyordu. Görsel olarak algılanamayan bir sesin veya soyut bir rengin bu ölçütü karşılayıp karşılamadığı, o dönemde doktrinin en tartışmalı sorularından biriydi. Ses için nota ve sonogram, renk için uluslararası renk kodu gibi dolaylı gösterim biçimleri savunuluyor; ancak bu biçimlerin "çizimle görüntülenebilme" lafzını karşılayıp karşılamadığı kesinlik taşımıyordu1.
6769 sayılı Kanun'un 4. maddesi, yani SMK m. 4, bu belirsizliği ortadan kaldırmıştır. Hüküm şu şekildedir:
"Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir."
Değişiklik iki düzeydedir. Birincisi, sesler ve renkler örnek listesine açıkça alınmıştır; liste sınırlayıcı değildir, "her tür işaret" ifadesi hareket ve hologram gibi türleri de kapsar. İkincisi, grafik gösterim zorunluluğu kaldırılmış, yerine korumanın konusunun açık ve kesin anlaşılmasını sağlayacak biçimde sicilde gösterilebilirlik ölçütü getirilmiştir2.
Bu ölçütün kaynağı Avrupa Birliği hukukudur. Avrupa Birliği Adalet Divanı, Sieckmann kararında gösterimin açık, kesin, müstakil, kolay erişilebilir, anlaşılır, dayanıklı ve objektif olması gerektiğini belirlemiş; Shield Mark kararında ses markası için nota gösterimini yeterli bulurken salt sözlü tarifi yetersiz saymış; Libertel kararında soyut rengin uluslararası renk koduyla gösterilebileceğini kabul etmiştir3. 2015/2436 sayılı Direktif ve 2017/1001 sayılı Tüzük grafik gösterim şartını kaldırırken bu ölçütleri koruma konusunun açıklığı ve kesinliği ilkesine dönüştürmüştür. 6769 sayılı Kanun'un 4. maddesi aynı yolu izler.
Pratik sonuç şudur: Gösterim tekniği serbest bırakılmıştır; ancak açıklık ve kesinlik eşiği gevşememiştir. Sicile bakan üçüncü kişinin, rakibin ve mahkemenin korumanın neyi kapsadığını tereddütsüz anlayabilmesi gerekir. Kanun Hükmünde Kararname döneminde yazılmış çalışmalar gösterim tartışması bakımından güncelliğini yitirmiş, ayırt edicilik tartışması bakımından ise geçerliliğini korumuştur.
Gösterim Tekniği: Yönetmelik m. 7
Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 7. maddesi, her marka türü için gösterim biçimini ayrı ayrı düzenler.
Ses markası bakımından ikinci fıkra iki koşul arar. Başvurunun ses markası olarak tescilinin talep edildiği başvuru formunda açıkça belirtilir ve işaretin elektronik ortamda dinlemeye ve saklamaya elverişli kaydı Kuruma sunulur. Nota ile gösterimin mümkün olduğu hallerde başvuru sahibi bu gösterimi de sunabilir; nota gösterimi zorunlu değil, tamamlayıcıdır. Bu düzenleme Shield Mark kararının ötesine geçer: Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın yalnızca nota gösterimini yeterli saydığı dönemde tescil edilemeyen gürültü, doğa sesi ve konuşma gibi notaya dökülemeyen sesler, elektronik kayıt sayesinde Türkiye'de gösterilebilir hale gelmiştir.
Renk markası bakımından dördüncü fıkra üç koşul arar. Tescilin renk markası olarak talep edildiği formda belirtilir, renk görseli sunulur ve Kurum tarafından geçerliliği kabul edilen renk kodu belirtilir. Aynı fıkranın ikinci cümlesi uygulamada belirleyici bir sınır çizer: Renk veya renklerin somutlaşmış, sınırları belli bir şekil, figür, resim veya kelime gibi unsurlar dâhilinde kullanılması durumunda işaret renk markası olarak değerlendirilmez ve olağan marka örneği kuralı uygulanır.
Bu cümle, ambalaj üzerindeki renk düzenlemelerinin büyük çoğunluğunu renk markası kategorisinin dışına çıkarır. Belirli bir geometrik form içine yerleştirilmiş renk kombinasyonu, renk markası değil şekil markasıdır; korumanın kapsamı da renk üzerinde değil, o formla birlikte oluşan bütünsel görünüm üzerinde doğar. Yargıtay'ın aşağıda incelenen 2025 tarihli kararı tam bu ayrım üzerine kuruludur.
Beşinci fıkra hareket markasını düzenler: Hareketi tasvir eden bir görüntü veya hareketsiz ya da hareketli görüntü dizisi sunulur. Altıncı fıkra ise sayılanlar dışındaki işaretler için görsel gösterim, elektronik kayıt, yazılı açıklama veya başvuru sahibinin uygun gördüğü başka bir gösterimi kabul eder. Koku markası bu fıkranın kapsamında kalır; ancak kokunun açık ve kesin gösterimini sağlayan kabul görmüş bir teknik henüz bulunmadığından, koku markası tescili fiilen mümkün değildir4.
Ses Markasında Ayırt Edicilik Denetimi
Gösterim eşiği aşıldıktan sonra sıra ayırt edicilik denetimine gelir. 6769 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, yani SMK m. 5/1-b, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretleri mutlak ret nedeni sayar. Ses markasında denetimin özgül sorusu şudur: İlgili tüketici bu sesi duyduğunda onu bir ticari kaynağın işareti olarak mı, yoksa yalnızca bir müzik parçası, bir efekt veya ürünün doğal sesi olarak mı algılar?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu soruyu 23.10.2024 tarihli kararında somut bir ölçüte bağlamıştır5. Uyuşmazlıkta bir çizgi film karakterine ait 58 saniyelik şarkı ses markası olarak tescil edilmek istenmiş, Kurum başvuruyu ayırt edicilik yokluğundan reddetmiştir. İlk derece mahkemesi ret kararını şu gerekçeyle yerinde bulmuştur:
"marka olarak tescil ettirilmek istenen sesin 58 saniye süren bir ses olduğu, giriş, gelişme ve bitiş aşamalarıyla bir müzik parçası mahiyetinde bulunduğu, birden fazla sayıda enstrümanın birlikte kullanıldığı bir eser olduğu, tekrarlayan, akılda kalıcı ve markalaşmaya destek olucu ezgi ve melodiler içermediği, bir müzik eserinin bütününü veya marka olarak algılanamayacak derecede uzun bir bölümünü içeren başvuruların marka olarak ayırt edici niteliğe sahip olmadığının kabul edildiği"
Yargıtay bu değerlendirmeyi onamıştır. Karardan üç ilke çıkar. Birincisi, ses markasının süresi tek başına belirleyici değildir; ancak giriş, gelişme ve bitiş yapısına sahip tam bir müzik parçası, tüketici tarafından marka değil eser olarak algılanır. İkincisi, ayırt ediciliği sağlayan unsur tekrarlayan ve akılda kalıcı ezgidir; çok enstrümanlı karmaşık bir düzenleme bu işlevi zayıflatır. Üçüncüsü, kullanımla ayırt edicilik iddiası ispat yüküne tabidir ve sesin yoğun kullanıldığı iddiası tek başına yeterli değildir; tüketicinin sesi kaynakla özdeşleştirdiğini gösteren somut delil gerekir.
Ses markasında telif hukuku ile marka hukuku arasındaki sınır da bu kararla belirginleşir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser niteliği taşıyan bir müzik parçası, sahibine telif koruması sağlar; ancak eser niteliği marka niteliğini kendiliğinden doğurmaz. Marka koruması kaynak gösterme işlevine bağlıdır ve bu işlev, tüketicinin sesi bir işletmeyle ilişkilendirmesini gerektirir. Uzun bir eserin bütünü değil, kaynağı işaret eden kısa ve tanınabilir bir kesiti marka olabilir.
Ses Markası ile Kelime Markasının Karşılaştırılması
Ses markası tescil edildikten sonra, kelime markalarıyla çatışma sorunu doğar. Bu çatışma iki yönde ortaya çıkar: Ses markası başvurusuna önceki kelime markasının engel olması ve tescilli ses markasının sonraki kelime başvurusuna dayanak yapılması. Yargıtay her iki yönü de 2025 yılında karara bağlamıştır.
İlk yönde, sözlü unsur içeren bir ses markası başvurusu, aynı sözcüğü içeren önceki kelime markası gerekçesiyle 6769 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca re'sen reddedilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 08.05.2025 tarihli kararıyla ret kararının iptalini onamıştır6. Mahkemelerin gerekçesi, ses markasındaki sözlü unsurun kelime markasıyla ortak olmasına karşın ses markasının ek bir slogan cümlesi içerdiği, bu ek unsurun ayırt edicilik taşıdığı ve markaların (ç) bendinin aradığı "aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer" eşiğinden uzaklaştığı yönündedir. Karar, ses markasının sözlü içeriğinin bir kelime markası gibi karşılaştırmaya alınacağını, ancak bütünsel değerlendirmede melodi ve ek sözel unsurların dikkate alınacağını gösterir.
Aynı kararda usule ilişkin iki ilke daha yer alır. Mutlak ret nedenine dayalı Kurum kararının iptali davasında redde mesnet markanın sahibine husumet yöneltilemez. Mahkeme, Kurum kararını iptal edebilir; ancak markanın tesciline karar veremez, çünkü tescil idari bir işlemdir ve iptal kararının doğal sonucu olarak Kurumca yapılır.
İkinci yönde, tescilli ses markası ve kelime markaları, sonraki bir başvuruya karşı itiraz dayanağı yapılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 08.10.2025 tarihli kararıyla itirazın reddini onayan bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur7. Daire, taraf markalarında ortak olan ibarenin slogan niteliğinde ve zayıf ayırt edicilikte olmasının tek başına karıştırılma ihtimalini dışlamadığını; başvuru markasının davacı markalarının serisi gibi algılanabileceğini ve ortalama tüketicinin markaları aynı işletmeye ait sanabileceğini belirtmiştir. Ses markasının sözlü içeriği, itiraz aşamasında kelime markasıyla eşdeğer bir dayanak işlevi görmüştür.
Bu iki karar birlikte okunduğunda ortaya çıkan ilke şudur: Ses markası, sözlü unsuru bakımından kelime markalarıyla aynı karşılaştırma düzlemindedir; melodi ve ek sözel unsurlar bu düzlemde ayırt ediciliği artıran veya azaltan etkenler olarak değerlendirilir. Salt melodiden oluşan ses markalarında ise karşılaştırma işitsel benzerlik üzerinden yürüyecektir; bu alanda henüz yerleşik içtihat oluşmamıştır.
Renk Markasında Ayırt Edicilik ve Tekel Sorunu
Renk markası, ayırt edicilik denetiminde ses markasından daha ağır bir yükle karşılaşır. Libertel kararında formüle edilen ve Türk uygulamasında benimsenen ilke şudur: Renkler, mal ve hizmetlerin tanıtımında çekici özellikleri nedeniyle yaygın biçimde kullanıldıklarından, kaynak gösterme mesajı iletme kapasiteleri doğaları gereği düşüktür. Bu tespit tek başına rengin marka olamayacağı anlamına gelmez; ancak soyut rengin kendiliğinden ayırt edici kabul edilmesi istisnai kalır ve tescil çoğu zaman kullanımla kazanılmış ayırt ediciliğe dayanır8.
Renk tekelinin rekabet üzerindeki etkisi bu yaklaşımın gerekçesidir. Tüketiciyi cezbeden renkler sınırlı sayıdadır; bir sektörde belirli bir rengin tek bir işletmeye bırakılması, rakiplerin ambalaj ve tanıtım özgürlüğünü daraltır. Bu nedenle ürünün doğasından kaynaklanan renkler, ürünün türünü veya niteliğini gösteren renkler ve sektörde herkesin kullandığı renkler, kullanımla ayırt edicilik kazansa bile tescile elverişli görülmez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.01.2026 tarihli kararı bu ilkeyi hükümsüzlük davasında uygulamıştır9. Davacı, çay ambalajındaki sarı zemin ve figüratif unsurların davalı markasında kopyalandığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, taraf ambalajlarında ağırlıklı olarak yer verilen sarı rengin çay paketlerinde yaygın kullanıldığını, sarı rengin kimsenin tekeline bırakılamayacağını ve davacı markasının renk markası olmadığı dikkate alındığında davacının bu renk kullanımını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceğini belirtmiş; markalar bütün olarak karşılaştırıldığında ana ayırt edici unsurların farklı kelimeler olduğunu saptayarak davayı reddetmiştir. Yargıtay kararı onamıştır.
Kararın önemi, renk üzerindeki hak iddiasının kaynağını netleştirmesindedir. Kelime ve şekil unsurlarıyla birlikte tescil edilmiş bir markanın zemin rengi, o markanın koruma kapsamının merkezinde değildir. Renk üzerinde bağımsız bir hak iddia edebilmek için rengin renk markası olarak tescil edilmiş olması veya tescilsiz işaret bakımından haksız rekabet hükümlerinin şartlarının ayrıca ispatı gerekir.
Renk Kombinasyonu ve Şekil Markası Ayrımı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2025 tarihli kararı, Yönetmelik m. 7/4'ün ikinci cümlesindeki ayrımı içtihada taşımıştır10. Karşı davada, bir enerji içeceği üreticisinin mavi ve gri renk kombinasyonunu içeren beş markasının hükümsüzlüğü istenmiş; karşı davacı, markaların renk markası olarak gerekli kriterleri taşımadığını, grafik gösterim şartını karşılamadığını ve hangi renk tonlarının tescil edildiğinin belirsiz olduğunu ileri sürmüştür.
İlk derece mahkemesi, hükümsüzlüğü talep edilen markaların yalnızca renk markası olmadığını, renklerin bir form oluşturacak şekilde dikey konumlandırılan dikdörtgen içine yerleştirildiğini ve çapraz olarak birbirine bakan dört dik yamuktan oluşan bir kompozisyon meydana getirdiğini saptayarak hükümsüzlük koşullarının oluşmadığına hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesi bu sonuca ek olarak, markanın kendiliğinden ayırt edici olduğunu, enerji içecekleri üzerinde yoğun kullanımın bu ayırt ediciliği pekiştirdiğini ve mavi-gri renk kombinasyonunun ilgili emtia bakımından davacı markalarıyla özdeşleştiğini belirtmiştir. Yargıtay kararı onamıştır.
Bu karar üç düzeyde yol göstericidir. Birincisi, belirli bir geometrik düzen içine yerleştirilmiş renk kombinasyonu şekil markasıdır; renk markası için aranan renk kodu ve soyut renk ölçütleri bu tür markalara uygulanmaz. İkincisi, renk kombinasyonunun belirli bir emtia grubunda yoğun kullanımı, markanın kendiliğinden ayırt ediciliğini pekiştiren bir olgu olarak değerlendirilir. Üçüncüsü, tescil tarihinden itibaren beş yıl geçtikten sonra aynı sektördeki rakibin açtığı hükümsüzlük davası, 6769 sayılı Kanun'un 25. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunmasıyla karşılaşır; bu savunma, kararda hakkın kötüye kullanılması yasağıyla birlikte değerlendirilmiştir.
Kararda tartışılan grafik gösterim itirazı, zaman bakımından uygulama sorununu da gündeme getirir. Kanun Hükmünde Kararname döneminde tescil edilmiş markalar bakımından gösterim şartı o dönemin kurallarına göre değerlendirilir; 6769 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki sicilde gösterilebilirlik ölçütü, eski tescilleri geçmişe dönük geçersiz kılmaz. Bununla birlikte, renk tonunun belirsizliği, tescilin kapsamının tespitinde ve tecavüz davasında koruma sınırının çizilmesinde marka sahibinin aleyhine işleyebilir.
Uygulamada En Sık Hata
Ses ve renk markası başvurularında en sık karşılaşılan hata, tür seçiminin yanlış yapılmasıdır. Başvuru sahibi, kelime ve şekil unsurlarıyla birlikte bir ambalaj görselini "renk markası" olarak nitelendirdiğinde, Yönetmelik m. 7/4 uyarınca işaret renk markası sayılmaz ve olağan şekil markası olarak incelenir; ancak başvuru formundaki yanlış nitelendirme, koruma kapsamı hakkında sicilde belirsizlik yaratır. Tersine, gerçek bir soyut renk başvurusunda renk kodunun belirtilmemesi, başvurunun şekli eksiklik nedeniyle işlemden kaldırılmasına yol açar.
Ses markasında en sık hata, tam bir müzik eserinin marka olarak sunulmasıdır. 23.10.2024 tarihli karar bu yolu kapatmıştır. Doğru yaklaşım, eserin kaynağı işaret eden kısa ve tekrarlanan kesitinin, örneğin bir cıngılın açılış ezgisinin, ses markası olarak seçilmesidir. Ses kaydı, dinlemeye ve saklamaya elverişli standart bir formatta sunulmalı; nota gösterimi mümkünse eklenmelidir.
Kullanımla ayırt edicilik iddiasında en sık hata, kullanım yoğunluğunu gösteren delillerin tüketici algısını gösteren delillerin yerine geçtiğinin sanılmasıdır. Reklam harcaması, yayın süresi ve satış rakamları kullanımı ispatlar; ancak 6769 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrasının aradığı, işaretin kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış olmasıdır. Bunun için tüketici araştırması, sektör beyanları ve işaretin tek başına kullanıldığına ilişkin örnekler gerekir. Bkz. Kullanımla Ayırt Edicilik Kazanma.
Dava ve İtiraz Riski
Ses ve renk markalarına dayalı itiraz ve dava stratejisi, korumanın kapsamına ilişkin gerçekçi bir değerlendirmeyle başlamalıdır. Sözlü unsur içeren ses markası, 2025 tarihli iki kararın gösterdiği gibi, kelime markasıyla aynı düzlemde karşılaştırılır ve seri marka algısı yaratan başvurulara karşı etkili bir dayanaktır. Salt melodiden oluşan ses markası ise ancak işitsel benzerlik üzerinden ileri sürülebilir ve bu alanda ispat, bilirkişi incelemesine bağlı kalır.
Renk markası bakımından risk daha yüksektir. Renk markası olarak tescil edilmemiş bir markanın zemin rengi, 28.01.2026 tarihli kararın gösterdiği gibi, hükümsüzlük veya tecavüz davasında bağımsız bir dayanak oluşturmaz. Renk üzerinde hak iddiası, ya renk markası tesciline ya da ambalajın bütünsel görünümünü esas alan tasarım tescili veya haksız rekabet hükümlerine dayandırılmalıdır. Karşı taraf, rengin sektörde yaygın olduğunu, teknik veya pazarlama zorunluluğundan kaynaklandığını ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını savunacaktır; 2025 ve 2026 tarihli kararlar bu savunmanın mahkemelerce ciddiye alındığını göstermektedir.
Stratejik Not
Ses ve renk markası portföy planlamasında tek başına değil, kelime ve şekil markalarıyla birlikte düşünülmelidir. Sözlü unsur içeren bir cıngıl, aynı sözcüğün kelime markası tescili ile desteklendiğinde itiraz ve dava aşamasında çift dayanak sağlar. Renk kombinasyonu, hem belirli bir form içinde şekil markası olarak hem de kullanımla ayırt edicilik delilleri biriktirildikten sonra soyut renk markası olarak tescil edildiğinde, koruma hem bütünsel görünümü hem de rengin kendisini kapsar.
Yönetmelik m. 7/4'ün ikinci cümlesi, başvuru stratejisinin merkezine alınmalıdır. Renk üzerinde gerçek bir tekel hedefleniyorsa başvuru soyut renk için, renk kodu belirtilerek ve tek başına kullanım delilleriyle yapılmalı; ambalaj görünümü korunmak isteniyorsa başvuru şekil markası olarak, ayrıca tasarım tesciliyle birlikte kurgulanmalıdır. İki amacı tek bir başvuruyla karşılamaya çalışmak, kararlarda görüldüğü üzere, korumanın kapsamını belirsizleştirir ve karşı tarafa güçlü bir savunma alanı açar.
Somut durumda hangi tür ve gösterim biçiminin seçileceği, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler ile sektördeki kullanım alışkanlıklarına bağlıdır; profesyonel hukuki destek bu değerlendirmede yerinde olur. Marka hukukunun genel çerçevesi için bkz. Marka Hukuku Rehberi ve Marka Hukuku; tescil sürecinin işleyişi için bkz. Marka Başvurusu Nasıl Yapılır; mutlak ret nedenlerinin bütünü için bkz. Mutlak Ret Nedenleri.
Dipnotlar
-
Hasan Tolga Karadenizli, Yeni Marka Türleri ve Tescil Edilebilirlikleri, Uzmanlık Tezi, Türk Patent Enstitüsü Markalar Dairesi Başkanlığı, Ankara 2008, s. 7-9. Yazar, ses markasında gerçek anlamda marka örneğinin sesin akustik hali olduğunu, grafik gösterimin ise markanın görsel anlatımı niteliği taşıdığını belirtmekte ve gösterimin yapılması halinde baskı yoluyla yayınlanma şartının kendiliğinden sağlanacağı görüşünü savunmaktadır. Ayrıca bkz. Sevilay Eroğlu, "Soyut Renk, Ses ve Üç Boyutlu İşaretlerin Marka Olarak Tescili", Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 5, S. 1, 2003, s. 95-159. ↩
-
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 4 ve m. 5, RG 10.01.2017/29944. Hükmün Kanun Hükmünde Kararname düzenlemesiyle karşılaştırması için bkz. Hamdi Yasaman v.d., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi, C. I, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2019, s. 55-70. ↩
-
ABAD, C-273/00, Ralf Sieckmann v. Deutsches Patent- und Markenamt, 12.12.2002, para. 46-55; ABAD, C-283/01, Shield Mark BV v. Joost Kist, 27.11.2003, para. 55-64; ABAD, C-104/01, Libertel Groep BV v. Benelux-Merkenbureau, 06.05.2003, para. 27-38. Kararların Türk hukuku bakımından değerlendirmesi için bkz. Karadenizli, s. 30-35 ve s. 88-112. ↩
-
Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 7, RG 24.04.2017/30047. Koku markasının gösterim sorunu için bkz. Ünal Tekinalp, Fikrî Mülkiyet Hukuku, 5. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2012, s. 373-376. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 23.10.2024, E. 2023/5631, K. 2024/7548. Daire, 58 saniyelik çizgi film şarkısının ses markası olarak tescili talebinin reddine ilişkin Kurum kararının iptali istemini reddeden bölge adliye mahkemesi kararını, 6769 sayılı Kanun'un 4. ve 5. maddeleri kapsamında onamıştır. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 08.05.2025, E. 2024/5490, K. 2025/3228. Daire, sözlü unsur ve slogan içeren ses markası başvurusunun önceki kelime markası gerekçesiyle 6769 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca reddine ilişkin Kurum kararının iptalini onamış; mutlak ret nedenine dayalı iptal davasında redde mesnet marka sahibine husumet yöneltilemeyeceğini ve mahkemenin tescile karar veremeyeceğini belirten gerekçeyi benimsemiştir. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 08.10.2025, E. 2025/1061, K. 2025/6014. Daire, tescilli kelime ve ses markalarına dayalı itirazın reddini onayan bölge adliye mahkemesi kararını, ortak ibarenin slogan niteliğinde olmasının seri marka algısını ve karıştırılma ihtimalini dışlamadığı gerekçesiyle bozmuştur. ↩
-
Beşir Fatih Doğan, "Soyut Renklerin Marka Olarak Tescil Edilebilirliği", Fikrî Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi, Y. 5, C. 5, S. 2005/4, s. 37-65; Sabih Arkan, Marka Hukuku, C. I, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, Ankara 1997, s. 41-44. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 28.01.2026, E. 2025/5785, K. 2026/543. Daire, bozmaya uyularak verilen ret kararını onamış; ilk derece mahkemesinin sarı rengin çay ambalajlarında yaygın kullanıldığı, kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve davacı markasının renk markası olmadığı yönündeki gerekçesini yerinde bulmuştur. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 16.01.2025, E. 2024/1009, K. 2025/193. Daire, mavi-gri renk kombinasyonunu belirli bir geometrik form içinde içeren markaların hükümsüzlüğü istemini reddeden kararı onamış; markaların yalnızca renk markası olmadığı, renklerin dikdörtgen form içine yerleştirildiği ve kombinasyonun ilgili emtiada davacı markalarıyla özdeşleştiği gerekçesini benimsemiştir. ↩
Sonraki dosya · Makale
Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması ve Tapu İptali
Dosyayı aç →