Av. Zeki Demirci
Zeki DemirciKarar AnaliziE. 2023/5631 · K. 2024/7548Marka Hukuku23.10.2024

Ses Markasında Ayırt Edicilik: Müzik Eseri ile Marka Arasındaki Sınır

Yargıtay 11. HD: Giriş, gelişme ve bitiş yapısına sahip 58 saniyelik müzik parçası, tekrarlayan ve akılda kalıcı ezgi içermediğinden ses markası olarak ayırt edici değildir.

Av. Zeki DemirciPaylaş:XLinkedIn
Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5631
Karar No
2024/7548
Karar Tarihi
23.10.2024
Kararın Özü

Giriş, gelişme ve bitiş aşamalarıyla bir müzik parçası niteliği taşıyan, birden fazla enstrümanla düzenlenmiş ve tekrarlayan, akılda kalıcı bir ezgi içermeyen 58 saniyelik ses, tüketici tarafından ticari kaynağı gösteren bir işaret olarak algılanmadığından ses markası olarak tescil edilemez; kullanımla ayırt edicilik iddiası ispat edilmedikçe sonucu değiştirmez.

Karar Metni"marka olarak tescil ettirilmek istenen sesin 58 saniye süren bir ses olduğu, giriş, gelişme ve bitiş aşamalarıyla bir müzik parçası mahiyetinde bulunduğu, birden fazla sayıda enstrümanın birlikte kullanıldığı bir eser olduğu, tekrarlayan, akılda kalıcı ve markalaşmaya destek olucu ezgi ve melodiler içermediği, bir müzik eserinin bütününü veya marka olarak algılanamayacak derecede uzun bir bölümünü içeren başvuruların marka olarak ayırt edici niteliğe sahip olmadığının kabul edildiği, davacının, başvuru konusu sese kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandırıldığı iddiasının ispat edilemediği"

Ses Markasında Ayırt Edicilik: Müzik Eseri ile Marka Arasındaki Sınır

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 4. maddesi sesleri marka olabilecek işaretler arasında sayar. Bu hüküm sesin tescil edilebilirliğini ilke olarak kabul eder; ancak hangi sesin marka, hangi sesin yalnızca müzik eseri olduğunu söylemez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23.10.2024 tarihli kararı bu sınırı ilk kez somut ölçütlerle çizmiştir.

İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı: Marka tescili, itiraz ve hükümsüzlük uyuşmazlıkları için hizmet sayfası.

Karar Kimliği

  • Mahkeme: Yargıtay
  • Daire: 11. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2023/5631
  • Karar No: 2024/7548
  • Tarih: 23.10.2024
  • İlk derece: Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
  • İstinaf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
  • Sonuç: Onama

Uyuşmazlık

Davacı, lisans, yayıncılık ve televizyon alanında faaliyet gösteren ve bir çizgi filmdeki kaplumbağa karakterinin hak sahibi olan şirkettir. Şirket, bu karaktere ait şarkıyı ses markası olarak tescil ettirmek üzere TÜRKPATENT'e başvurmuş; Kurum, işaretin ses markası olma koşullarını taşımadığı gerekçesiyle başvuruyu reddetmiş, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu da ret kararını onamıştır.

Davacı, sesin dinlendiği anda çizgi filmi ve karakteri çağrıştırdığını, melodinin yanında tescilli kelime markasını da sözcük olarak içerdiğini, 58 saniyelik sürenin markasal olarak algılanamayacak kadar kısa ya da bir müzik eseri kadar uzun olmadığını, kanunda ses markası için süre sınırı bulunmadığını, yoğun kullanım sonucu sesin kendisiyle özdeşleştiğini ileri sürerek Kurul kararının iptalini ve tescil işlemlerinin devamını istemiştir.

Kurum, sesin dinlendiği anda herhangi bir ticari kaynağa işaret etmediğini, yalnızca bir çocuk şarkısı olarak algılandığını ve işaretin soyut ayırt ediciliğe sahip olsa bile somut ayırt ediciliğe sahip olmadığını savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin Değerlendirmesi

Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi davayı reddetmiştir. Mahkeme, başvuru konusu sesi doğrudan inceleyerek şu tespitlere ulaşmıştır:

"marka olarak tescil ettirilmek istenen sesin 58 saniye süren bir ses olduğu, giriş, gelişme ve bitiş aşamalarıyla bir müzik parçası mahiyetinde bulunduğu, birden fazla sayıda enstrümanın birlikte kullanıldığı bir eser olduğu, tekrarlayan, akılda kalıcı ve markalaşmaya destek olucu ezgi ve melodiler içermediği, bir müzik eserinin bütününü veya marka olarak algılanamayacak derecede uzun bir bölümünü içeren başvuruların marka olarak ayırt edici niteliğe sahip olmadığının kabul edildiği, davacının, başvuru konusu sese kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandırıldığı iddiasının ispat edilemediği"

Gerekçenin yapısı dikkat çekicidir. Mahkeme, sesin süresini tek başına belirleyici saymamış; süreyi, müzikal yapı ve enstrüman çokluğuyla birlikte değerlendirerek sesin bir eser olarak algılanacağı sonucuna varmıştır. Ayırt ediciliğin olumlu ölçütü olarak tekrarlayan ve akılda kalıcı ezgiyi göstermiş, bu ölçütü karşılamayan sesin kaynak gösterme işlevi taşımadığını kabul etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin Gerekçesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığını belirterek istinaf itirazlarını esastan reddetmiştir. Mahkeme yalnızca harç yönünden kararı kaldırmış, davacı şirkete Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun kayyım olarak atandığını ve şirketin harçtan muaf olduğunu gözeterek davanın reddine yeniden karar vermiştir.

Yargıtay'ın Denetimi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları olarak 6769 sayılı Kanun'un 4. ve 5. maddelerini, yani SMK m. 4 ve SMK m. 5 hükümlerini göstermiş; bölge adliye mahkemesince esastan verilen kararda dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön bulunmadığını belirterek kararı onamıştır. Onama kararı 23.10.2024 tarihinde kesin olarak verilmiştir.

Kararın Getirdiği Ölçüt

Karar, ses markası başvurusunda ayırt edicilik denetimini dört soru üzerinden yürütür.

Birinci soru, sesin müzikal yapısına ilişkindir. Giriş, gelişme ve bitiş aşamaları taşıyan bir parça, tüketici tarafından kaynak işareti olarak değil, dinlenen bir eser olarak algılanır. Süre bu değerlendirmenin bir bileşenidir; ancak tek başına ölçüt değildir. Kanunda süre sınırı bulunmadığı yönündeki savunma bu nedenle sonucu değiştirmemiştir.

İkinci soru, ezginin niteliğine ilişkindir. Ayırt ediciliği sağlayan unsur, tekrarlayan ve akılda kalıcı bir melodidir. Çok enstrümanlı ve karmaşık bir düzenleme, tüketicinin zihninde tek bir kaynak imgesi oluşturmaz.

Üçüncü soru, sözlü unsurun etkisine ilişkindir. Davacı, seste tescilli kelime markasının da geçtiğini ileri sürmüştür. Mahkemeler bu iddiayı bütünsel değerlendirme içinde eritmiştir: Uzun bir müzik parçasının içinde geçen bir sözcük, parçanın bütününe ayırt edicilik kazandırmaz. Bu yaklaşım, sözlü unsur içeren kısa cıngılların ayırt edici kabul edildiği 2025 tarihli kararlarla çelişmez; fark, sözcüğün marka olarak algılanan kısa bir kesitin parçası mı, yoksa eser niteliğindeki uzun bir bütünün içinde mi yer aldığındadır.

Dördüncü soru, kullanımla ayırt ediciliğe ilişkindir. 6769 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrası, başvurudan önce kullanılmış ve kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış işaretlerin (b) bendi gerekçesiyle reddedilemeyeceğini öngörür. Davacı bu yola başvurmuş; ancak sesin çizgi filmle özdeşleştiği iddiası, tüketicinin sesi bir ticari kaynakla ilişkilendirdiğini gösteren somut delille desteklenmemiştir. Yoğun yayın ve arama motoru sonuçları kullanımı gösterir; kaynak algısını göstermez.

Uygulamada

Karar, ses markası başvurularında tür ve kapsam seçimini doğrudan etkiler. Bir çizgi film, dizi veya reklam kampanyası için üretilmiş şarkının bütünü marka olarak sunulmamalıdır. Doğru yaklaşım, şarkının kaynağı işaret eden kısa ve tekrarlanan kesitini, örneğin nakaratın açılış ezgisini veya karakter adının söylendiği birkaç saniyelik bölümü, ses markası olarak seçmektir. Bu kesit, Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 7. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca elektronik ortamda dinlemeye ve saklamaya elverişli kayıtla sunulmalı; nota gösterimi mümkünse eklenmelidir.

Kullanımla ayırt edicilik iddiasında delil planlaması baştan yapılmalıdır. Yayın süreleri ve reklam harcamaları dosyaya girmeli; ancak asıl ağırlık, ilgili tüketici kesiminin sesi duyduğunda kaynağı tanıdığını gösteren tüketici araştırmasına ve sesin tek başına, görsel unsurdan bağımsız kullanıldığını gösteren örneklere verilmelidir.

Eser niteliği ile marka niteliği ayrı korumalardır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser olan bir şarkı, sahibine mali ve manevi haklar sağlar ve bu haklar tescil gerektirmez. Marka tescili bu korumaya ek olarak, sınırsız süreli ve mal-hizmet sınıfına bağlı bir kaynak koruması getirir; ancak yalnızca kaynak gösterme işlevi gören kesit için. Ses ve renk markalarının genel çerçevesi için bkz. Ses ve Renk Markalarında Tescil: Sicilde Gösterim ve Ayırt Edicilik.

Stratejik Not

Ret kararının ardından yeniden başvuru yolu açıktır. Bu karar, sesin bütününü değil bir kesitini konu alan yeni bir başvuruya engel oluşturmaz; çünkü ret gerekçesi sesin marka olamayacağı değil, sunulan haliyle ayırt edici olmadığıdır. Kesit seçilirken, karşı tarafın "eserin marka olarak algılanamayacak derecede uzun bir bölümü" savunmasına alan bırakmayacak kısalıkta ve tek bir tanınabilir ezgiden oluşan bir bölüm tercih edilmelidir.

Ses markasının kelime markasıyla desteklenmesi, itiraz ve dava aşamasında çift dayanak sağlar. Karakter adı kelime markası olarak zaten tescilliyse, ses markası bu tescilin işitsel uzantısı olarak kurgulanmalı; başvuru formunda ses markası niteliği açıkça belirtilmeli ve sözlü unsurun içeriği gösterimde yer almalıdır.


İlgili içerikler için bkz. Marka Hukuku, Marka Hukuku Rehberi, Ayırt Edicilik Nedir, Ses, Renk ve Koku Marka Olarak Tescil Edilebilir Mi?.

Sonraki dosya · Karar Analizi

Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılmasında Kasıt ve Üçüncü Kişinin İyiniyeti

Dosyayı aç →