Av. Zeki Demirci
Zeki DemirciKarar AnaliziE. 2025/4037 · K. 2026/1129Marka Hukuku26.02.2026

Üç Boyutlu Markada Kelime Unsurunun Ayırt Ediciliği

Yargıtay 11. HD: Ürün şeklinden ibaret olmayan, üzerinde görülebilir kelime unsuru taşıyan üç boyutlu işaret bütün olarak ayırt edici kabul edilir.

Av. Zeki DemirciPaylaş:XLinkedIn
Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4037
Karar No
2026/1129
Karar Tarihi
26.02.2026
Kararın Özü

Malın şeklinden oluşan bir işaret, ürünün normal kullanımında algılanabilen ve kendi başına ayırt edici olan bir kelime unsuru taşıyorsa, işaret bütün olarak ayırt edici kabul edilir ve şeklin tanımlayıcı olup olmadığının ayrıca incelenmesine gerek kalmaz.

Karar Metni"eğer ayırt edici olmayan bir şekil kendi başına ayırt edici bir unsur içeriyorsa, bunun işaretin bir bütün olarak ayırt edici olmasına yeterli olacağı, kelime veya şekil unsurlarının boyutu ve oranının, şekle nazaran kontrastlığı ve şekil üzerindeki konumlarının, ayırt edicilik değerlendirilirken işaretin algılanmasını etkileyebilecek faktörler oldukları"

Üç Boyutlu Markada Kelime Unsurunun Ayırt Ediciliği

Ürün biçiminden ibaret bir işaretin marka olarak tescili, uygulamada en zor aşılan eşiklerden biridir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.02.2026 tarihli kararı bu eşiği aşmanın somut bir yolunu gösterir: Şeklin üzerine yerleştirilen ve ürünün normal kullanımında görülebilen bir kelime unsuru, işareti bütün olarak ayırt edici kılabilir.

İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı: Marka tescili, itiraz ve hükümsüzlük uyuşmazlıkları için hizmet sayfası.

Karar Kimliği

  • Mahkeme: Yargıtay
  • Daire: 11. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/4037
  • Karar No: 2026/1129
  • Tarih: 26.02.2026
  • İlk derece: Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
  • İstinaf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
  • Sonuç: Onama

Uyuşmazlık

Davacı şirket, dünya çapında ürettiği bir viski kadehinin biçimini üç boyutlu marka olarak tescil ettirmek üzere Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü aracılığıyla Türkiye'ye yönlendirilen başvuruda bulunmuştur. Başvuru, TÜRKPATENT Markalar Dairesi Başkanlığınca 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5. maddesinin, yani SMK m. 5 hükmünün birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca re'sen reddedilmiş; ret kararına yapılan itiraz Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca nihai olarak reddedilmiştir.

Davacı, kadehin 2001 yılından bu yana üretildiğini, İskoçya'da viski için seçilmiş resmî kadeh olarak onaylandığını, birçok ülkede üç boyutlu marka olarak tescilli bulunduğunu, başvuru konusu görselin hem kendiliğinden ayırt edici olduğunu hem de kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek Kurul kararının iptalini istemiştir. Davacı ayrıca aynı işaretin Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdindeki tescilinin hükümsüzlüğü talebiyle açılan davanın reddedildiğini ve gerekçenin bu uyuşmazlıkta da geçerli olduğunu savunmuştur.

Kurum, kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin Değerlendirmesi

Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi davayı kabul etmiştir. Mahkeme, başvuru görselini inceleyerek kadehin ağız kısmının yukarıya doğru daraldığını, dip kısmına doğru özel bir açıyla genişleyerek bombe halini aldığını, alt kısmında aşağıya doğru genişleyen bir dibe sahip olduğunu ve en altında ürünün davacıya ait olduğunu belirten kelime unsurunun bulunduğunu saptamıştır.

Bu özellikler nedeniyle işaretin diğer viski bardakları karşısında ayırt edicilik kazandığı, marka olarak tescil ettirilebilecek ve soyut ayırt edici niteliği haiz işaretlerden olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri koşullarının somut olayda bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesinin Gerekçesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, Kurumun istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Gerekçe, aynı kadeh hakkında Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi Hükümsüzlük Dairesinin verdiği ve Temyiz Kurulu kararıyla kesinleşen karara dayandırılmıştır.

O kararda benimsenen ölçüt, şekil markalarının yalnızca üç boyutlu biçimlerden oluşan değil, aynı zamanda kelime veya logo gibi figüratif unsurları da içeren markaları kapsadığıdır. Bölge adliye mahkemesi kararında ölçüt şu biçimde aktarılmıştır:

"eğer ayırt edici olmayan bir şekil kendi başına ayırt edici bir unsur içeriyorsa, bunun işaretin bir bütün olarak ayırt edici olmasına yeterli olacağı, kelime veya şekil unsurlarının boyutu ve oranının, şekle nazaran kontrastlığı ve şekil üzerindeki konumlarının, ayırt edicilik değerlendirilirken işaretin algılanmasını etkileyebilecek faktörler oldukları"

Mahkeme bu ölçütü somut işarete uygulamıştır. Kelime unsuru şeffaf bir objeye beyaz harflerle kazınmıştır; kontrast çarpıcı olmamakla birlikte görünebilirdir ve kazıma, sektörde bardakların alt kısmına marka eklemek için kullanılan yöntemdir. Unsurun ürüne göre boyutu küçüktür; buna karşılık bardak gibi mallarda kaynağı gösteren küçük işaretlerin yaygın kullanıldığı, spesifik pazar gerçekliklerinin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Küçük boyutuna rağmen kelime unsuru görünümde ayırt edici unsur olarak belirlenebilmektedir.

Mahkeme ayrıca, dava konusu başvuruda kadehin yedi açıdan görseline yer verildiğini, marka başvurusunda kelime unsurunun ayrıca bildirildiğini ve bu unsurun bardak mallarında mutat olduğu üzere tabanda konumlandığını saptamıştır. Üç boyutlu markanın kelime unsuru ile birlikte koruma altına alınmak istendiği aşikâr görülmüştür. Ulaşılan sonucun Dairenin 20.09.2022 tarihli ve E. 2021/4057, K. 2022/6071 sayılı kararıyla uyumlu olduğu belirtilmiştir.

Kararda vurgulanan genel ilke şudur: Kendi başına ayırt edici olan herhangi bir unsur, ürünün normal kullanımında algılanabilir olduğu sürece şekil markasına ayırt edicilik katar. İşaret salt malın şeklinden oluşmadığından, şeklin tanımlayıcı olup olmadığının ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

Yargıtay'ın Denetimi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığını, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararı onamıştır.

Kararın Getirdiği Ölçüt

Karar, üç boyutlu marka başvurusunda ayırt edicilik denetimini üç aşamalı bir yapıya oturtur.

İlk aşamada işaretin salt malın şeklinden oluşup oluşmadığı belirlenir. İşaret şeklin yanında bağımsız bir unsur taşıyorsa, inceleme şeklin kendi ayırt ediciliği üzerinden değil bütünsel algı üzerinden yürür.

İkinci aşamada eklenen unsurun kendi başına ayırt edici olup olmadığına bakılır. Tanımlayıcı bir sözcük veya sektörde herkesin kullandığı bir sembol bu işlevi görmez.

Üçüncü aşamada unsurun algılanabilirliği ölçülür. Ölçüt soyut görünürlük değil, ürünün normal kullanımında algılanabilirliktir. Boyut, kontrast ve konum bu değerlendirmenin bileşenleridir; hiçbiri tek başına belirleyici değildir. Sektörün kaynak gösterme alışkanlığı, küçük boyutu telafi eden bir etkendir.

Uygulamada

Karar, şekil markası başvurularında pratik bir yol açar: Kendiliğinden ayırt ediciliği tartışmalı bir ürün biçimi, üzerine yerleştirilen görülebilir bir kelime veya logo unsuruyla tescil eşiğini aşabilir. Bunun için gösterimde kelime unsurunun tüm görünümlerde yer alması ve başvuru formunda kelime unsurunun ayrıca bildirilmesi gerekir; kararda bu iki husus, başvuru sahibinin unsuru koruma kapsamının parçası saydığının göstergesi olarak değerlendirilmiştir.

Yabancı ofis kararlarının rolü de netleşmiştir. Bu kararlar Türk mahkemelerini bağlamaz. Ancak aynı işaret hakkında verilmiş, gerekçesi ayrıntılı bir hükümsüzlük kararı, mahkemenin kendi değerlendirmesini kurarken dayandığı ikna edici bir kaynak haline gelebilir. Uluslararası tescil yoluyla Türkiye'ye yönelen başvurularda menşe ofis ve Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi dosyalarının tercümeli olarak sunulması, dosyanın gücünü artırır.

Gösterim tekniği bakımından bir uyarı gerekir. Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 7. maddesinin üçüncü fıkrası, üç boyutlu marka gösterimlerinin en fazla altı farklı açıdan görünüm içermesini öngörür. Uluslararası tescilden gelen dosyalarda menşe ofiste kabul edilen görünüm sayısı bu sınırın üzerinde olabilir; ulusal aşamada gösterimin bu kurala göre yeniden düzenlenmesi gerekebilir.

Stratejik Not

Kelime unsuruyla sağlanan ayırt ediciliğin bir bedeli vardır. Ayırt ediciliğini kelimeye borçlu olan üç boyutlu tescil, kelimeyi taşımayan bir taklit biçime karşı ileri sürüldüğünde koruma kapsamı tartışmasına düşer. Karşı taraf, tescilin ayırt ediciliğinin kelimeden kaynaklandığını, kendi ürününde o kelime bulunmadığı için tecavüzün oluşmadığını savunacaktır.

Bu nedenle biçim üzerinde gerçek bir tekel hedefleniyorsa, kelime unsuru içermeyen ikinci bir başvurunun kullanımla ayırt edicilik delilleri biriktirildikten sonra yapılması yerinde olur. Kısa vadede tasarım tescili, biçimin görünümünü yenilik ve ayırt edici nitelik ölçütleri üzerinden koruyacaktır. Marka ve tasarım korumalarının bu şekilde sıralanması, uygulamada en dengeli sonucu verir.


İlgili içerikler için bkz. Marka Hukuku, Üç Boyutlu Markada Ayırt Edicilik ve Şekil Tekelinin Sınırı, Marka Hukuku Rehberi, Mutlak Ret Nedenleri.

Sonraki dosya · Karar Analizi

Gürültü Şikayetinde Son Çare İlkesi ve Devir Davası

Dosyayı aç →