Marka Hakkının İstisnaları ve Dürüst Kullanım Savunması
SMK m. 7/5 uyarınca marka hakkının istisnaları: kişi adı, tanımlayıcı işaret ve amaca yönelik kullanım ile dürüst kullanım ölçütü, güncel Yargıtay 11. HD kararları üzerinden incelenir.
Giriş
İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı — Marka tescili, ihlal ve hükümsüzlük uyuşmazlıklarında hizmet sayfası.
Marka sahibi, SMK m. 7 uyarınca tescilli işareti münhasıran kullanma ve üçüncü kişilerin izinsiz kullanımını engelleme yetkisine sahiptir. Bu yetki mutlak değildir. Aynı maddenin beşinci fıkrası, ticaret hayatının olağan akışında dürüstçe yapılan üç tür kullanımı marka hakkının kapsamı dışında bırakır: kişinin kendi adının veya adresinin kullanılması, malın veya hizmetin niteliğini gösteren tanımlayıcı ibarelerin kullanılması ve ürünün kullanım amacını belirtmek için zorunlu kullanım.1 Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2026 yılı içinde art arda verdiği üç karar, bu istisnaların sanıldığından dar yorumlandığını ve savunmanın nerede çöktüğünü somut biçimde gösterir.
SMK m. 7/5'in Normatif Çerçevesi ve KHK m. 12'den Farkı
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK, aynı istisnaları m. 12'de düzenlemişti. SMK, hükmü içerik olarak büyük ölçüde korudu; hukuki dayanağı kanun düzeyine taşıdı ve madde numarasını 7/5 olarak yeniden düzenledi. Dönemin doktrini, KHK m. 12'yi yorumlarken üç kullanım türünü ayrı ayrı ele almış ve bu çözümleme SMK döneminde de geçerliliğini korumuştur.2
Maddenin ortak paydası "dürüstçe" ölçütüdür. Üç bentten hiçbiri kullanımı kendiliğinden serbest bırakmaz; kullanımın ticari dürüstlük kurallarına uygun olması şarttır. Dürüstlük şartı sağlanmadığı anda, kullanım tanımlayıcı görünse dahi marka hakkına tecavüz oluşturur.
Dürüstçe Kullanım Ölçütü: Doktrindeki Tartışma
Maddede geçen "dürüstçe" ibaresinin içeriği doktrinde tartışmalıdır. Bir görüş, ölçütü Türk Medeni Kanunu m. 2 anlamındaki genel dürüstlük kuralına bağlar. Karşı görüş, ölçütün ticari hayattaki teamülleri yansıttığını ve MK m. 2'den bağımsız, sektöre özgü bir standart olduğunu savunur.3
Bu tartışmanın pratik sonucu sınırlıdır. Hangi ölçüt esas alınırsa alınsın, mahkemeler kullanımın markaya yaklaştırılıp yaklaştırılmadığını merkeze koyar. Kullanım tanımlayıcı unsurun ötesine geçip tescilli markanın esas unsuruna veya bütünsel izlenime yaklaşıyorsa, hangi dürüstlük tanımı benimsenirse benimsensin savunma reddedilir.
Bent A: Kişinin Kendi Adının veya Adresinin Kullanılması
SMK m. 7/5-a, gerçek kişinin kendi ad ve soyadını ticari hayatta kullanmasını korur. Bu istisna, isim hakkının marka tekeli karşısında tamamen feda edilmemesi düşüncesine dayanır. Ancak istisna, adın tescilli markayla iltibas yaratacak biçimde kullanılmasını kapsamaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24.03.2026 tarihli kararı bu sınırı açıkça çizer. Davalı, seri markalarıyla tanınan davacının işaretine yakın bir ibareyi, kendi adının baş harflerinden oluştuğu savunmasıyla tescil ettirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davalının bu savunmasını değerlendirirken şu tespiti yapmıştır:
"Davalının marka içinde davacı markası ile iltibas oluşturan isminin baş harflerini tescil ettirmesinin SMK'nın 7/5-a maddesi kapsamında ticari hayatın olağan akışı içinde dürüst kullanım olarak kabul edilebilecek bir kullanım olmadığı."
Yargıtay, bu gerekçeyle verilen hükümsüzlük kararını onamıştır.4 Karar, kendi adını kullanma hakkının, üçüncü kişinin tescilli seri markasıyla karıştırılma tehlikesi doğuracak bir tescile dönüştüğü anda korumasını yitirdiğini gösterir.
Bent B: Tanımlayıcı ve Tasviri İşaretlerin Kullanımı
SMK m. 7/5-b, malın veya hizmetin cinsini, kalitesini, miktarını, amacını veya diğer özelliklerini gösteren tanımlayıcı ibarelerin üçüncü kişilerce kullanılmasına izin verir. Klasik örnek, tamir hizmeti veren bir işletmenin, rakip bir markanın adında geçen tasvir edici bir sözcüğü kendi tabelasında tanımlayıcı biçimde kullanmasıdır; bu kullanım, markanın esas unsuru tekrar edilmediği sürece hakka tecavüz sayılmaz.2
Yargıtay'ın 05.03.2026 tarihli kararı, bu istisnanın nasıl aşıldığını gösteren güncel bir örnektir. Davacının tescilli markası, zayıf ayırt ediciliğe sahip bir ürün adı ile bir ek sözcükten oluşmaktadır. Davalı, aynı ürünü tanımlarken sözcüğe davacı markasını çağrıştıran bir ek getirmiş ve bu ekle internet sitesi adresini oluşturmuştur. İlk derece mahkemesi ve istinaf, kullanımı dürüst tanımlayıcı kullanım sayarak davayı reddetmiştir. Yargıtay bu değerlendirmeyi bozmuş ve şu ilkeyi ortaya koymuştur:
"Davacının tescilli markasının sonuna sadece bir harf eklemek suretiyle alan adı alması ve kullanması SMK'nın 7/5-b bendi uyarınca dürüst kullanım olarak değerlendirilemez."
Bozma gerekçesi, davalının ürünün cinsini gösteren sade bir ibare yerine davacının markasına yaklaşan bir kullanımı tercih ettiğini vurgular.5 Karar, zayıf markaların dahi tanımlayıcı kullanım istisnasının sınırsız biçimde genişletilmesine karşı korunduğunu gösterir.
Bent C: Yedek Parça ve Aksesuar Amaçlı Kullanım
SMK m. 7/5-c, malın veya hizmetin kullanım amacını belirtmenin zorunlu olduğu hâllerde, özellikle yedek parça ve aksesuar üretiminde, başkasına ait markanın kullanılmasına imkân tanır. Bir işletme, ürettiği yedek parçanın belirli bir markalı ürüne uygun olduğunu reklamlarında belirtebilir; bu kullanım için marka sahibinin izni aranmaz.2
Bu serbestinin sınırı, reklamın orijinal üreticiyle ticari bağlantı izlenimi uyandırmamasıdır. Reklamda kullanılan ibare, yedek parçanın da orijinal üreticiden geldiği izlenimini yaratıyorsa, kullanım dürüstçe olma niteliğini kaybeder ve istisna uygulanmaz. Doktrindeki yerleşik örnek, bir markanın adını doğrudan ürün adıymış gibi öne çıkaran yedek parça reklamlarının bu sınırı aştığıdır.
Ticaret Unvanında Marka İbaresinin Kullanılması
Uygulamada sık karşılaşılan bir uyuşmazlık türü, davalının tescilli markayla örtüşen bir ibareyi kendi ticaret unvanında taşımasıdır. Bu durumda hem SMK m. 7/5'teki tanımlayıcı kullanım savunması hem de TTK m. 52 çerçevesindeki unvan hakkı gündeme gelir.
Yargıtay'ın 22.01.2026 tarihli kararı, bu iki savunmanın birlikte nasıl değerlendirildiğini gösterir. Davalı şirket, ticaret unvanında yer alan yabancı kökenli bir kısaltmayı, sektöründe herkesçe kullanılan tanımlayıcı bir ifade olduğu ve unvanın markasal kullanım oluşturmadığı gerekçesiyle savunmuştur. Mahkeme, davalının unvanını yıllardır kullandığını ve davacının bu kullanıma uzun süre sessiz kaldığını da tespit etmiş; kullanımın tanımlayıcı nitelikte ve markasal olmayan bir unvan kullanımı olduğu sonucuna vararak davayı reddetmiştir. Yargıtay bu değerlendirmeyi onamıştır.6
Karar, tanımlayıcı kullanım savunmasının ticaret unvanı uyuşmazlıklarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunmasıyla birlikte ileri sürülebileceğini ve iki savunmanın birbirini güçlendirdiğini gösterir.
Savunmanın Ortak Sınırı: Markaya Yaklaştırma Testi
Üç karar birlikte okunduğunda ortak bir ilke ortaya çıkar. Mahkemeler, dürüst kullanım savunmasını değerlendirirken tek bir soruyu merkeze koyar: davalının kullanımı tanımlayıcı unsurun gerektirdiği ölçüde mi kalmış, yoksa davacının tescilli markasına kasıtlı ya da kasıtsız biçimde yaklaştırılmış mı? Kullanım markaya yaklaştıkça, hangi bent gündeme gelirse gelsin savunma zayıflar.
Bu ölçüt savunmanın öngörülebilirliğini artırır. Davalı, tanımlayıcı bir ibareyi kullanırken markanın esas unsurunu birebir veya yakın biçimde tekrarlamaktan kaçınır ve kendi eklemelerini tercih ederse savunma güçlenir. Tam tersine, tanımlayıcı ibareye markanın esas unsuruna yakın bir ek yapılırsa mahkeme bunu tesadüf değil bilinçli yaklaştırma olarak okur.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Hatalar
Uygulamada üç hata tekrarlanır. Birincisi, davalı tarafın tanımlayıcı kullanım savunmasını, markanın esas unsurunu aynen veya yakın biçimde tekrarlayan bir kullanıma dayandırmasıdır; bu durumda savunma başından zayıftır. İkincisi, kendi adını kullanma savunmasının, adın yalnızca baş harflerinden oluşan ve davacı markasıyla örtüşen bir işarete indirgenmesidir; Yargıtay bu tür kullanımları dürüstlük ölçütünü karşılamadığı için reddeder. Üçüncüsü, yedek parça reklamlarında marka adının ürün adıymış gibi öne çıkarılmasıdır; bu kullanım orijinal üreticiyle bağlantı izlenimi doğurduğu için istisna kapsamı dışında kalır.
Stratejik Not
Davalı vekili açısından dürüst kullanım savunmasının başarı şansı, dava açılmadan önceki kullanım biçimine bağlıdır; dava sürecinde kullanım biçimi değiştirilemez. Bu nedenle marka sahibi olmayan işletmelerin tanımlayıcı ibareleri, aksesuar ve yedek parça reklamlarını, unvan kullanımlarını davacı markasının esas unsurundan görsel ve işitsel olarak uzak tutacak biçimde tasarlaması önerilir. Davacı vekili açısından ise stratejinin odağı, davalının kullanımının salt tanımlayıcı ihtiyacın ötesine geçtiğini ve markaya yaklaştırma içerdiğini somut karşılaştırmayla göstermektir.
Sonuç
SMK m. 7/5, marka hakkının münhasırlığına karşı sınırlı ama gerçek bir denge kurar. Kişinin kendi adını kullanması, tanımlayıcı ibarelerin kullanılması ve yedek parça amaçlı kullanım, ticari hayatın gerektirdiği asgari serbestiyi güvence altına alır. Ancak Yargıtay'ın 2026 tarihli içtihadı, bu serbestinin markaya yaklaştırma noktasında sona erdiğini istikrarlı biçimde vurgular. İstisnaya dayanan taraf için belirleyici olan, kullanımın tanımlayıcı ihtiyacın sınırında kalıp kalmadığıdır.
Konuya ilişkin savunma stratejileri için marka itirazında ve hükümsüzlük davasında kullanım ispatı def'i ve marka hakkının rekabeti sınırlayıcı kullanımı makalelerine, tecavüz davalarının genel çerçevesi için marka ihlali ve tecavüz davaları rehberine bakılabilir. Kapsamlı çerçeve için marka hukuku rehberi ve marka hukuku sayfaları takip edilebilir.
Dipnotlar
-
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, RG 10.01.2017/29944, m. 7/5. ↩
-
İsmail Fidan, Marka Hakkının İhlali, Türk Patent Enstitüsü Markalar Dairesi Başkanlığı Uzmanlık Tezi, Ankara 2001, s. 14-16; çalışmadaki KHK m. 12 çözümlemesi kaynak olarak Sabih Arkan, Marka Hukuku, Cilt 2, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, Ankara 1998, s. 132-133'e dayanır. ↩ ↩2 ↩3
-
Sabih Arkan, Marka Hukuku, Cilt 2, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, Ankara 1998, s. 132; Ünal Tekinalp, "Markanın Üçüncü Kişi Tarafından Kullanılması", Prof. Dr. Oğuz İmregün'e Armağan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, İstanbul 1998, s. 633-653; Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Beta Yayınları, İstanbul 1999, s. 416. ↩
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4828, K. 2026/1618, 24.03.2026 — SMK m. 7/5-a kapsamında kişi adının kullanılmasında dürüst kullanım sınırı. ↩
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4273, K. 2026/1330, 05.03.2026 — tanımlayıcı ibarenin markaya yaklaştırılarak kullanılmasının SMK m. 7/5-b kapsamı dışında kalması. ↩
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3472, K. 2026/385, 22.01.2026 — ticaret unvanında yer alan ibarenin tanımlayıcı kullanımı ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının birlikte değerlendirilmesi. ↩
İLGİLİ DOSYALAR
Karar Analizi
Tanımlayıcı Kullanımın Markaya Yaklaştırılması Dürüst Kullanım Sayılmaz
Soru
Marka Hakkının İstisnaları Nelerdir?
Rehber
Marka Hukuku: Tescilden Korumaya
Soru
Başkasının Markasını Yedek Parça Satışında Kullanmak Yasal Mı?
Soru
Ticaret Unvanımda Tescilli Bir Marka İbaresini Kullanmak Tecavüz Sayılır Mı?
Sonraki dosya · Makale
Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Erişim Yetkisinin Sınırı
Dosyayı aç →