Sosyal Medyada Paylaşılmış Fotoğrafın Yeniden Yayımlanması: Yargıtay Kararı
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026: Kişinin kendi hesabından paylaştığı fotoğrafın başkasınca yeniden yayımlanması TCK m. 136 suçudur; haber amacı savunma olmaz.
- Mahkeme
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/4940
- Karar No
- 2026/4133
- Karar Tarihi
- 21.04.2026
Katılanın daha önce kendi sosyal medya hesabında paylaştığı fotoğraf kişisel veri niteliğini korur; bu fotoğrafın katılanın bilgisi ve rızası dışında başka bir hesaptan üçüncü kişilerin görebileceği şekilde yayımlanması TCK m. 136/1 kapsamında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur. Bölge Adliye Mahkemesinin kamuoyunu aydınlatma amacıyla haber yapıldığı gerekçesiyle verdiği beraat kararı hukuka aykırıdır.
Sosyal Medyada Paylaşılmış Fotoğrafın Yeniden Yayımlanması: Yargıtay Kararı
İlgili çalışma alanı → Kişisel Verilerin Korunması: Kişisel veri suçları, Kurul kararları ve tazminat uyuşmazlıkları için çalışma alanı.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 21.04.2026 tarihli ve E. 2023/4940, K. 2026/4133 sayılı kararıyla sosyal medya çağının en sık sorulan sorusuna açık bir yanıt verdi: Bir kişinin kendi hesabından paylaştığı fotoğraf, başkası tarafından yeniden yayımlanabilir mi? Dairenin yanıtı olumsuzdur. Fotoğrafın önceden alenileştirilmiş olması onu kişisel veri olmaktan çıkarmaz; "haber yapma" gerekçesi ise tek başına hukuka uygunluk nedeni sayılmaz.
Uyuşmazlığın Konusu
Sanık, bir sosyal medya hesabından, katılan ile eşinin birlikte çekilmiş fotoğrafını paylaştı. Fotoğraf daha önce katılanın kendi kullanımındaki sosyal medya hesabında yayımlanmıştı. Sanık, fotoğraftaki kişilerin gözlerini siyah şeritle kapatarak paylaşımı yaptı.
İlk Derece Mahkemesi, fiili TCK m. 136/1 kapsamında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu olarak nitelendirdi ve zincirleme suç hükümlerini de uygulayarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmetti. Bölge Adliye Mahkemesi ise duruşmalı inceleme sonunda bu hükmü kaldırdı. Gerekçe, sanığın kamuoyunu aydınlatma amacıyla haber yaparak katılanın ve eşinin fotoğraflarını yayımladığı, suç işleme kastı ve hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği, suçun unsurlarının oluşmadığı yönündeydi. Katılan vekili kararı temyiz etti; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da bozma görüşü bildirdi.
Kararın Gerekçesi: Kişisel Veri Kavramının Sınırları
Daire, önce suçun maddi konusunu tanımladı. TCK m. 136/1'de belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesinin suç olarak düzenlendiğini belirten Daire, kişisel veri kavramının kapsamına nüfus bilgilerinden banka hesap bilgilerine, telefon numarasından sağlık bilgilerine kadar kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan her türlü bilginin girdiğini vurguladı.
Ardından Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2014 tarihli ve E. 2012/1510, K. 2014/331 sayılı kararına dayanarak yerleşik ilkeyi tekrarladı:
"Bu nedenle herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda 'kişisel veri' olarak kabul edilmektedir. Ancak, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da tespit edilmesi gerekir."
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 21.04.2026, E. 2023/4940, K. 2026/4133
Bu paragraf iki mesaj taşır. Birincisi, gizlilik kişisel veri niteliğinin koşulu değildir; herkesin ulaşabileceği bilgi de kişisel veridir. İkincisi, kavramın genişliği suçun sınırsız uygulanmasını haklı kılmaz; mahkeme her olayda hukuka uygunluk nedeni bulunup bulunmadığını ve failin hukuka aykırılık bilincini ayrıca araştırmalıdır.
Ele Geçirme ve Yayma Hareketlerinin Tanımı
Daire, m. 136'nın gerekçesine atıfla kişisel verilerin verildiğinin, yayıldığının veya ele geçirildiğinin kabul edilebilmesi için verinin kaydedilmiş hâlde bulunması ve kaydedilmiş hâliyle aktarılması gerektiğini belirtti. Ele geçirme bakımından ise şu ölçütü koydu: verinin üzerinde yazılı olduğu belgenin bulunduğu yerden alınması ya da kaydedilmiş hâliyle başka bir nesne üzerine taşınarak sabitlenmesi, böylece istenildiğinde tekrar kullanılabilmesi olanağını sağlayan her türlü faaliyet ele geçirme sayılır. Daire, örnek olarak yazının başka bir kâğıt veya deftere geçirilmesini, taşınabilir belleğe veya CD'ye aktarılmasını gösterdi.
Bu tanım dijital ortama doğrudan uyarlanabilir. Bir sosyal medya hesabındaki fotoğrafın ekran görüntüsünün alınması veya indirilmesi ele geçirme; bu görüntünün başka bir hesaptan üçüncü kişilerin görebileceği biçimde paylaşılması yaymadır. Olayda her iki hareket de gerçekleşmiştir.
Somut Olaya Uygulama
Daire, olayın özelliklerini yukarıdaki ilkelere şu şekilde bağladı:
"sanığın, katılanın eşi ile birlikte çekilmiş oldukları ve daha öncesinde katılanın kendi sosyal medya hesabında paylaşmış olması nedeniyle kişisel veri niteliğinde olan fotoğrafı, katılan ve mağdurun bilgisi ve rızası dışında '...' isimli ... hesabından üçüncü kişilerin görebileceği şekilde yayımlanması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle sanık hakkında zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkûmiyet kararı verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilmesi"
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 21.04.2026, E. 2023/4940, K. 2026/4133
Daire bu gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle bozdu. Dikkat çekici olan, önceki paylaşımın nasıl nitelendirildiğidir. Bölge Adliye Mahkemesinin savunma lehine okuduğu olgu, yani fotoğrafın katılan tarafından zaten paylaşılmış olması, Daire tarafından fotoğrafın kişisel veri niteliğini gösteren bir olgu olarak ele alınmıştır. Katılanın hesabında yayımlanan fotoğraf onun kimliğiyle bağlantılıdır; bu bağ, fotoğrafı bir kişisel veriye dönüştürür.
Önemli: Gözlerin siyah şeritle kapatılması sonucu değiştirmemiştir. Kişisel veri için kişinin belirli olması gerekmez; belirlenebilir olması yeterlidir. Katılan ve eşi, kendi hesaplarında yayımlanmış bir fotoğrafın üzerinden çevreleri tarafından kolayca tanınabilir durumdaydı. Bu nedenle kısmi anonimleştirme girişimi, fiili suç olmaktan çıkarmaz.
Haber Verme Savunması Neden Kabul Görmedi
Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi, basın özgürlüğü ve haber verme hakkına dayanan bir hukuka uygunluk nedeni arayışıydı. Daire bu gerekçeyi "dosya kapsamına uygun olmayan" olarak nitelendirdi. Kararın metni bu savunmanın neden yetersiz kaldığını açıkça tartışmaz; ancak Dairenin genel ilke paragrafıyla birlikte okunduğunda sonuç anlaşılır. Hukuka uygunluk nedeninin soyut bir amaç beyanı değil, herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek somut bir dayanak olması gerekir. Haber verme hakkının koşulları, yani gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve konu ile ifade arasındaki düşünsel bağ ortaya konmadan, "kamuoyunu aydınlatma" ifadesi tek başına bir hukuka uygunluk nedeni oluşturmaz.
Daire aynı yaklaşımı 28.04.2026 tarihli ve E. 2026/1366, K. 2026/4359 sayılı kararında da sürdürmüştür. O olayda sanık, katılanın bir hayvana kötü muamele ettiği iddiasıyla kendisine gönderilen fotoğrafları, kamuoyu oluşturma amacıyla sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Daire, olayın gerçekliğine dair araştırma yapılmadan görüntülerin katılan aleyhine paylaşılmasını m. 136 kapsamında değerlendirmiş ve bozma sonrası kurulan mahkûmiyet hükmünü onamıştır. İki karar birlikte, sosyal medyada "ifşa" olarak adlandırılan paylaşım biçiminin ceza hukuku karşılığını gösterir.
Kararın Anlamı
Karar, 6698 sayılı Kanun m. 5/2-d'deki alenileştirme kavramının ceza hukukundaki sınırını çizer. İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş verinin işlenmesi, Kanun'a göre açık rıza aranmadan mümkündür. Ancak alenileştirme, verinin alenileştirildiği amaçla sınırlıdır. Kişinin kendi çevresiyle paylaştığı bir aile fotoğrafını, onu eleştiren veya hedef gösteren bir paylaşımın parçası hâline getirmek, alenileştirme amacının dışına çıkar ve hukuka aykırılığı yeniden doğurur. Öğretide de kişinin kendisinin paylaşmış olmasına rağmen, rızasının açıkça bulunmadığı ya da bulunmadığının anlaşıldığı, verinin paylaşılma amacına aykırı bir biçimde işlenmesi hâlinde suçun oluşacağı kabul edilir.1
Kararın ikinci katkısı, m. 134 ile m. 136 arasındaki sınırın korunmasıdır. Fotoğraf, çiftin birlikte çekilmiş sıradan bir görüntüsüdür; özel hayatın gizli alanına ilişkin mahrem bir içerik taşımaz. Bu nedenle fiil, özel hayatın gizliliğini ihlal olarak değil kişisel verinin hukuka aykırı yayılması olarak nitelendirilmiştir. Mahrem içerik söz konusu olsaydı nitelendirme m. 134/2'ye kayacaktı.
Uygulamada
Katılan tarafında delil düzeni belirleyicidir. Paylaşımın yapıldığı hesap, tarih ve erişilebilirlik düzeyi noter tespiti veya güvenilir ekran kaydıyla belgelenmeli; fotoğrafın kaynağının katılanın kendi hesabı olduğu ve paylaşımın bu amacın dışında kullanıldığı gösterilmelidir. TCK m. 139 uyarınca suç şikâyete bağlı olmadığından süreç savcılığa ihbarla başlatılabilir; şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Ceza yargılamasına paralel olarak 6698 sayılı Kanun m. 11 ve genel hükümlere dayanan manevi tazminat davası açılabilir.
Savunma tarafında ise "fotoğraf zaten herkese açıktı" ve "amacım kamuoyunu bilgilendirmekti" savunmaları bu karar karşısında yetersizdir. Savunma, haber verme hakkının somut koşullarına, ilgilinin rızasına veya failin veriyle olan meşru ilişkisine dayandırılmalı; paylaşımın gerçekliğinin araştırıldığı ve kamu yararının bulunduğu belgelenmelidir. Suçun genel çerçevesi için kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçu makalesi, pratik soru için başkasının sosyal medya fotoğrafını paylaşmak suç mu sayfası birlikte okunmalıdır.2
İlgili içerikler için bkz. Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme, Yayma veya Ele Geçirme Suçu, Kişisel Verilerin Korunması Rehberi, KVKK İhlalinde Kişiler Tazminat Davası Açabilir mi? ve Kişisel Verilerin Korunması.
Dipnotlar
-
DÜLGER, Murat Volkan, "Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Türk Ceza Kanunu Bağlamında Kişisel Verilerin Ceza Normlarıyla Korunması", İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2016, C. 3, S. 2, s. 144. ↩
-
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 134, m. 136, m. 139 ve m. 43; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, RG 07.04.2016/29677, m. 3, m. 5 ve m. 11. Hukuka uygunluk nedenlerinin kişisel veri suçlarındaki işlevi için bkz. GÜRLER, Mehmet, "Türk Ceza Kanunu'ndaki Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Suçlar Bakımından Hukuka Uygunluk Sebepleri", Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2025, C. 11, S. 2, s. 979-1008. ↩
İLGİLİ DOSYALAR
Soru
Başkasının Sosyal Medya Fotoğrafını Paylaşmak Suç mu?
Makale
Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme, Yayma veya Ele Geçirme Suçu
Soru
Kamuoyunu Bilgilendirme Amacı Kişisel Veri Suçunda Savunma Olur mu?
Karar Analizi
Yurt Dışı Sunucuda Barındırma ve Aktarım: KVKK Kurul Kararı
Soru
Kişisel Veri Suçu Şikâyete Bağlı mı, Uzlaştırma Var mı?
Sonraki dosya · Karar Analizi
Madrid Başvurusunun Reddi ve Engel Markaya Karşı Kullanmama İptali
Dosyayı aç →