Marka Hukukunda Müktesep Hak: SMK m. 5/1-ç ve Kullanım Şartının Yükselişi
Marka hukukunda müktesep hak kümülatif ölçütleri, Yargıtay'ın 2024-2026 içtihadı, ciddi kullanım şartı, TÜRKPATENT uygulaması ve SMK m. 155 ayrımı.
Giriş
Marka portföyünü yıllar içinde büyüten her işletme aynı soruyla karşılaşır: elimdeki eski tescil, yeni başvurumu üçüncü kişinin itirazına karşı ayakta tutar mı? Türk marka hukuku bu soruya müktesep hak kurumuyla cevap verir. Kurumun ilginç yanı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hiçbir hükmünün bulunmamasıdır. Müktesep hak, tümüyle yargı içtihadı ve TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararlarıyla şekillenmiş bir uygulamadır.
İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı — Marka tescili, itiraz ve hükümsüzlük uyuşmazlıkları için hizmet sayfası.
Bu yazının konusu, kurumun bugünkü sınırlarıdır. 2024-2026 döneminde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nden çıkan kararlar, müktesep hakkın ağırlık merkezini sicil kaydından piyasadaki fiili kullanıma kaydırmıştır. Sicilde duran ama kullanılmayan eski bir tescil, artık yeni başvuruya kalkan olmamaktadır.
Müktesep Hak Kavramının Kanuni Dayanağı Neden Yok
Müktesep hak, ne mülga 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de ne de 10 Ocak 2017'de yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda tanımlanmıştır. TÜRKPATENT'in yayımladığı Marka İnceleme Kılavuzu'nda da kuruma yer verilmemiştir1. Buna karşın uygulama, kurumu SMK m. 5/1-ç kapsamındaki mutlak ret incelemesinin ve SMK m. 6 kapsamındaki nispi ret incelemesinin fiili bir istisnası olarak işletmektedir.
Kavramın işlevi şudur: önceki tarihli bir markanın sahibi, o markanın asli unsurunu koruyarak yeni bir başvuru yaptığında, üçüncü kişinin itirazına rağmen tescil alabilir. Marka sahibi böylece portföyünü zaman içinde yenileyebilir, ürün çeşidini genişletebilir ve markasını piyasadaki değişime uyarlayabilir.
Kurum, marka sahibinin tekliği ilkesinin dar bir istisnasıdır. Kural olarak bir marka ya da onunla karıştırılma ihtimali bulunan bir işaret, aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetlerde birden fazla kişi adına tescil edilemez. Müktesep hak, bu ilkenin yumuşatıldığı sınırlı alandır2.
KHK Döneminden SMK Dönemine Geçişte Ne Değişti
Müktesep hakka ilişkin kurucu içtihat KHK döneminde oluşmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarihli ve E. 2007/7547, K. 2008/10251 sayılı "Ece Lady / Ece Toff" kararı ile 14.11.2008 tarihli ve E. 2007/11505, K. 2008/12839 sayılı "Ülker Donut" kararı, bugün hâlâ atıf yapılan çerçeveyi kurmuştur. Bu kararlarda taraflardan her birinin ortak ibare üzerinde kendi önceki tesciline dayalı hakkı bulunduğu ve markaların birlikte var olabileceği kabul edilmiştir.
KHK dönemi kaynaklarını okurken madde karşılıklarının çevrilmesi gerekir. Karıştırılma ihtimaline dayalı nispi ret için 556 sayılı KHK m. 8/1-b yerine bugün SMK m. 6/1 uygulanır. Ayniyet veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik gerekçesiyle resen ret için KHK m. 7/1-b yerine SMK m. 5/1-ç geçerlidir. Kullanmama nedeniyle iptal bakımından KHK m. 14'ün yerini SMK m. 26 almıştır; Anayasa Mahkemesi'nin KHK m. 14'ü iptal etmesinden doğan boşluk böylece kapanmıştır.
SMK'nın getirdiği en belirleyici yenilik ise müktesep hak tartışmasının seyrini değiştirmiştir. SMK m. 19/2 uyarınca, beş yıldan uzun süredir tescilli bir markaya dayanılarak yapılan yayıma itirazda, başvuru sahibi itiraz gerekçesi markanın kullanıldığının ispatını isteyebilir. Kanunun kullanımı öncelemesi, müktesep hak uygulamasındaki kullanım şartını da güçlendirmiştir1.
Yargıtay'ın Kümülatif Ölçütleri
İçtihat, müktesep hakkın kabulü için altı şartı birlikte aramaktadır. Şartlardan birinin eksikliği tek başına iddiayı düşürür.
Asli Unsurun Korunması
Yeni başvuru, müktesep hak yaratan markanın asli unsurunu, işletmeyle bağını ve tüketicide bıraktığı izlenimi koruyarak oluşturulmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.06.2017 tarihli ve E. 2017/11-1729, K. 2017/1186 sayılı kararı seri markayı, önceki markanın esas unsuruna eklenen asli veya tali unsurlarla oluşturulan ve aynı işletmesel kökeni işaret eden markalar olarak tanımlar. Aynı kararda, önceki markadaki şekil unsurunun terk edilerek yalnızca kelime unsurundan oluşan başvurunun seri marka sayılamayacağı ve müktesep haktan yararlanamayacağı kabul edilmiştir.
Mal ve Hizmet Kapsamının Aynı Olması
Müktesep hak, dayanak markanın tescil kapsamıyla sınırlıdır. Kapsamı büyütme amacı taşıyan başvuru korumadan yararlanamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.06.2026 tarihli ve E. 2025/5982, K. 2026/3242 sayılı kararında onanan gerekçede, davalının müktesep hakka mesnet gösterdiği 2004 tarihli markasının kapsamında uyuşmazlık konusu 29. sınıf et ürünlerinin bulunmadığı saptanmış ve müktesep hak iddiası bu nedenle reddedilmiştir.
Uygulamada sık görülen bir alt sorun, mal ile o malın satışına ilişkin hizmetin aynı sayılıp sayılmayacağıdır. İçtihat bunları ayrı kabul eder: 4. sınıfta akaryakıt için tescilli marka, 37. sınıftaki servis istasyonu hizmetleri bakımından müktesep hak doğurmaz1.
Çekişme Konusu Olmaktan Çıkma
Dayanak marka, taraflar arasında çekişmesiz hâle gelmiş olmalı ve hükümsüzlük tehdidi altında bulunmamalıdır. Yenilenmeyerek koruma süresi dolmuş bir marka da müktesep hak sağlamaz. Buradaki mantık açıktır: kendisi tartışmalı olan bir tescil, ikinci bir tescilin dayanağı yapılamaz.
Tescilde Süre Ölçütü
İçtihat, dayanak markanın tescilinden itibaren en az beş yıl geçmiş olmasını arar. Süre, markanın hükümsüzlük davasına konu edilmeden çekişmesiz biçimde kullanıldığını gösteren bir karine işlevi görür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2026 tarihli ve E. 2025/6641, K. 2026/3095 sayılı kararında onanan gerekçede, dayanak markanın 07.07.2017 tescil tarihi ile 09.06.2020 başvuru tarihi arasında yeterli sürenin geçmediği ve önceki marka ile yeni başvurunun asli unsurlarının aynı olmadığı saptanarak müktesep hak koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Karar, iki ölçütün birlikte uygulandığını göstermesi bakımından öğreticidir.
Yakınlaştırma ve Benzetme Yasağı
Yeni başvuru, kendi önceki markasından uzaklaşıp itiraza mesnet markaya yaklaşıyorsa müktesep hak doğmaz. Değerlendirmede tertip tarzı, renk düzeni ve genel kompozisyon incelenir. Başvurunun kendi serisine değil rakibin markasına benzediği izlenimi doğduğunda iddia reddedilir.
Ciddi Kullanım
Son ölçüt, uygulamanın bugünkü ağırlık merkezidir. Dayanak markanın ilgili pazarda ciddi biçimde kullanılıyor olması aranır. Sicilde tescilli görünmek yeterli değildir.
2024-2026 İçtihadında Kullanım Şartının Sertleşmesi
Uzun yıllar boyunca kullanım şartı kararlarda yazılı olarak yer alsa da esastan incelenmezdi; sicilde tescil bulunması hâlinde diğer ölçütlere geçiliyordu. Son dönemde Bölge Adliye Mahkemelerinden gelen ve Yargıtay tarafından onanan kararlarda kullanımın delil üzerinden incelendiği görülmektedir1.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02.12.2024 tarihli ve E. 2024/353, K. 2024/8555 sayılı kararında bu ölçüt açıkça ifade edilmiştir. Kararda, davacının müktesep hak iddiasına dayanak yaptığı markaya ilişkin sunulan delillerin pil emtiasına ait olduğu ve çekişmeli emtialar üzerinde ciddi kullanımı ispatlamaya elverişli bulunmadığı belirtilerek, yerleşik içtihatta müktesep hakkın varlığı için markanın uzun süreli kullanımının arandığı vurgulanmıştır.
Aynı çizgi 31.03.2026 tarihli ve E. 2025/5383, K. 2026/1824 sayılı kararda da sürmüştür. İlk derece mahkemesi, davacının 2009 tarihli markasını çekişme konusu 36. sınıf hizmetlerde kullandığını ispatlayamadığı gerekçesiyle önceki tescilden kaynaklı müktesep hakkın bulunmadığına karar vermiş; Bölge Adliye Mahkemesi bu gerekçeyi yerinde bulmuş, Yargıtay da kararı onamıştır.
Üç kararın ortak mesajı nettir. Müktesep hak, sicil kaydının otomatik sonucu değildir; ispat yükü müktesep hak iddiasında bulunan taraftadır ve ispat, çekişmeli mal ve hizmetler bakımından yapılmalıdır.
TÜRKPATENT İncelemesinin Yapısal Sınırı
Burada doktrinin işaret ettiği bir çelişki vardır. TÜRKPATENT, SMK m. 5/1-ç kapsamındaki incelemeyi resen ve sicil kayıtları üzerinden yapar. Bu inceleme, niteliği gereği delil değerlendirmesine açık değildir. Buna karşın müktesep hak, kullanımın delillerle ispatını gerektirir.
Sonuç, kurumun uygulandığı aşama ile aradığı ispat standardının uyuşmamasıdır. TÜRKPATENT, mutlak ret incelemesinde yalnızca tescile dayalı bir müktesep hak değerlendirmesi yapmakta; kullanım denetimi ise ancak yargı aşamasında gerçekleşmektedir. Doktrinde, kullanım arayan müktesep hak değerlendirmesinin SMK m. 5 incelemesi içinde yapılmasının yapısal olarak uygun olmadığı ve kurumun itiraz aşamasına taşınması gerektiği savunulmaktadır1.
Bu tespit, marka sahibi bakımından pratik bir sonuç doğurur. Kurum aşamasında kabul edilen bir müktesep hak iddiası, yargı aşamasında kullanım incelemesiyle çökebilir. Kurum kararına güvenerek yatırım yapmadan önce kullanım delillerinin gerçekten mevcut olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Müktesep Hak ile SMK m. 155 Ayrımı
İki kurum sık karıştırılır. Müktesep hak, tescil sürecine ilişkindir: itiraz karşısında yeni başvurunun tescil edilip edilemeyeceğini belirler. SMK m. 155 ise ihlal davasına ilişkindir ve tersi yönde çalışır. Bu hükme göre sınai mülkiyet hakkı sahibi, kendi hakkından önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açtığı tecavüz davasında kendi tescilini savunma gerekçesi olarak ileri süremez.
Ayrım şu biçimde özetlenebilir. Müktesep hak, tescil aşamasında marka sahibinin lehine işleyen bir genişleme imkânıdır. SMK m. 155 ise dava aşamasında tescilin kalkan olma işlevini kaldırır. Bir marka sahibinin müktesep hakka dayanarak tescil alması, önceki tarihli hak sahibinin açacağı tecavüz davasında ona bağışıklık sağlamaz. Bu ayrımın pratik yansıması için Tescilli Markam Varken Dava Açıldı, Ne Yapmalıyım? sorusuna bakılabilir.
Avrupa Birliği Uygulamasıyla Karşılaştırma
Avrupa Birliği hukukunda müktesep hak adında ayrı bir kurum yoktur. Bunun yerine birlikte var olma yaklaşımı uygulanır: başvuruya konu markanın itiraz gerekçesi markayla uzun süredir piyasada birlikte bulunduğu ve tüketici nezdinde karıştırılmadığı ispatlanırsa, karıştırılma ihtimalinin azaldığı kabul edilir.
Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın 11.05.2005 tarihli ve T-31/03 sayılı "Grupo Sada" kararında, birlikte var olma iddiasının kabulü için markaların aynı pazarda eş zamanlı olarak var olduğunun ve ilgili tüketici tarafından karıştırılmadığının ispatı aranmıştır. EUIPO inceleme kılavuzunda da bu iddianın dikkatle değerlendirilmesi gerektiği, pratikte ispatının güç olduğu belirtilmektedir2.
Karşılaştırma, Türk uygulamasının yöneldiği noktayı açıklar. Türk içtihadının kullanım şartını sertleştirmesi, kurumu Avrupa Birliği'ndeki birlikte var olma testine yaklaştırmaktadır. Her iki sistemde de belirleyici olan sicil değil, piyasadaki fiili durumdur.
Uygulamada En Sık Yapılan Hata
En sık hata, portföydeki her eski tescilin otomatik olarak müktesep hak sağladığı varsayımıdır. Bu varsayımla hareket eden marka sahibi, itiraz veya dava aşamasında üç noktada zorlanır.
Birincisi kapsam hatasıdır. Yeni başvuru, dayanak markanın tescil sınıflarını aşacak biçimde hazırlanır ve genişleyen kısım korumasız kalır. İkincisi kullanım delili eksikliğidir. Fatura, katalog, reklam ve satış kaydı gibi deliller yalnızca çekişmeli mal ve hizmetler bakımından anlam taşır; başka bir emtiaya ilişkin yoğun kullanım işe yaramaz. Üçüncüsü tasarım kaymasıdır. Marka yenilenirken logo, renk ve tertip tarzı değiştirilir; yeni görünüm rakibin markasına yaklaşınca müktesep hak iddiası düşer.
Karşı Taraf Argümanı
İtiraz eden veya davacı konumundaki taraf için müktesep hak iddiasını kırmanın yolu, altı ölçütten en zayıfını hedeflemektir.
Pratikte en verimli hat kullanım ve süredir. SMK m. 19/2 kapsamında kullanım ispatı talebinde bulunmak, karşı tarafı delil sunmaya zorlar; sunulan deliller çoğu zaman çekişmeli emtia dışındaki ürünlere ilişkin çıkar. Süre bakımından ise dayanak markanın tescil tarihi ile yeni başvuru tarihi arasındaki aralık hesaplanır; beş yıllık eşiğin altındaki her aralık iddiayı doğrudan zayıflatır. Buna ek olarak, dayanak marka aleyhine kullanmama nedeniyle iptal davası açılması, markanın çekişmesiz sayılma niteliğini de ortadan kaldırır. Kullanmama iptalinin işleyişi için Kullanmama Nedeniyle Marka İptali rehberine bakılabilir.
Marka Sahibi İçin Uygulama Notu
Müktesep hakka dayanacak marka sahibinin hazırlığı üç eksende yürür.
Portföy tarafında, yeni başvuru dayanak markanın asli unsuru ve tescil kapsamı içinde kalacak biçimde tasarlanır. Delil tarafında, dayanak markanın çekişmeli emtia üzerindeki kullanımını gösteren belgeler tarih sırasıyla ve süreklilik gösterecek biçimde saklanır. Zamanlama tarafında ise dayanak markanın tescil tarihinden itibaren beş yıllık sürenin dolması beklenir; erken yapılan başvuru, aynı işaret için sonradan tekrar edilebilecekken süre ölçütü nedeniyle kaybedilir.
Marka portföyünün genel yapısı ve başvuru stratejisi için Marka Hukuku Rehberi ile Seri Marka Nedir? içeriklerinden yararlanılabilir.
Sonuç
Marka hukukunda müktesep hak, kanunda yazmayan ama uygulamayı belirleyen bir kurumdur. İçtihat, kurumun kabulü için asli unsurun korunmasını, mal ve hizmet kapsamının aşılmamasını, dayanak markanın çekişmesiz hâle gelmiş olmasını, tescilden itibaren yeterli sürenin geçmesini, rakip markaya yakınlaştırma amacı bulunmamasını ve markanın ciddi biçimde kullanılıyor olmasını birlikte arar.
2024-2026 kararlarının ortaya koyduğu eğilim, bu ölçütler içinde kullanımın öne çıkmasıdır. Sicilde duran ama pazarda karşılığı olmayan bir tescil, yeni başvuruya dayanak yapılamamaktadır. Marka sahibi için bunun anlamı açıktır: müktesep hak bir kayıt meselesi değil, ispat meselesidir.
İlgili içerikler için bkz. Müktesep Hakta Süre ve Asli Unsur Ölçütü, Markada Müktesep Hak Nedir?, Marka İtiraz Süreci.
Dipnotlar
-
Koyuk Özyurt, Nazmiye Elif, Sınai Mülkiyet Kanunu 5/1(ç) Bendi Kapsamında Müktesep Hak Uygulamasının Marka Kullanımı Yönünden İncelenmesi, Uzmanlık Tezi, Türk Patent ve Marka Kurumu, Ankara 2024, s. 49-51 (kavram ve Yargıtay ilkeleri), s. 57-63 (kapsam, çekişmesizlik ve süre), s. 66-68 (ciddi kullanım) ile s. 79-81 (değerlendirme ve sonuç). Kurucu içtihat ve seri marka bağlantısı için ayrıca Özöztürk, Hayri, Marka Sahibinin Önceki Markalarından Kaynaklanan Müktesep Hakları ve Marka Hukukunda Seri Marka Kavramı, Uzmanlık Tezi, Türk Patent Enstitüsü, Ankara 2016. ↩ ↩2 ↩3 ↩4 ↩5
-
Güven, Burcu, "Başvuru Sahibi Adına Tescilli Markaların Yapılan Yeni Başvuruya Etkisi: Kazanılmış Hak Yaklaşımı", FMR Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi, 2020, s. 76 vd. Marka sahibinin tekliği ilkesi ve seri marka çerçevesi için ayrıca Suluk, Cahit / Karasu, Rauf / Nal, Temel, Fikri Mülkiyet Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara, s. 215-220. ↩ ↩2
Sonraki dosya · Makale
Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kira Bedelinin Belirlenmesi
Dosyayı aç →