- Mahkeme
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6641
- Karar No
- 2026/3095
- Karar Tarihi
- 01.06.2026
Markada müktesep hak iddiasının kabulü için dayanak markanın tescil tarihi ile yeni başvurunun tarihi arasında yeterli sürenin geçmesi ve önceki marka ile yeni başvurunun asli unsurlarının aynı olması gerekir. Bu iki koşuldan birinin eksikliği müktesep hak iddiasını düşürür.
Müktesep Hakta Süre ve Asli Unsur Ölçütü
Marka portföyü olan işletmelerin yaygın beklentisi, eldeki eski tescilin yeni başvuruyu üçüncü kişinin itirazına karşı koruyacağıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2026 tarihli kararı bu beklentinin iki sınırını gösterir: tescil yeterince eski olmalı ve yeni başvuru eski markanın asli unsurunu gerçekten taşımalıdır.
İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı — Marka tescili, itiraz ve hükümsüzlük uyuşmazlıkları için hizmet sayfası.
Karar Kimliği
- Mahkeme: Yargıtay
- Daire: 11. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2025/6641
- Karar No: 2026/3095
- Tarih: 01.06.2026
- İlk derece: Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- İstinaf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sonuç: Onama
Uyuşmazlık
Davacı, 2020/60096 sayılı marka başvurusunun, davalı şirkete ait önceki tarihli markalar gerekçe gösterilerek yapılan itiraz sonucu reddedilmesine karşı TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptalini istemiştir. Davacı, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzemediğini, davalının çekişmeli sınıflarda ciddi kullanımının bulunmadığını, kendisinin ortak ibareyle seri marka oluşturmaya çalıştığını ve 2016/95470 sayılı markasına dayalı müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürmüştür.
Davalı şirket, kendi markasının 28 ülkede çok sayıda sınıfta tescilli olduğunu ve 2012 yılından bu yana kullanıldığını, dava konusu başvurudaki esas unsurun kendi markasını çağrıştırdığını savunmuştur.
Derece Mahkemelerinin Değerlendirmesi
İlk derece mahkemesi, taraf markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı bakımından ortalama tüketiciyi iltibasa düşürecek benzerlik bulunduğunu, mal ve hizmetlerin ilişkili olduğunu ve 6769 sayılı SMK m. 6/1 şartlarının gerçekleştiğini saptamıştır.
Müktesep hak yönünden mahkeme iki tespit yapmıştır. Davacının dayanak markasının tescil tarihi 07.07.2017, dava konusu başvurunun tarihi ise 09.06.2020'dir; aradaki süre yeterli bulunmamıştır. Buna ek olarak, önceki marka ile yeni başvurunun asli unsurları aynı görülmemiştir. Bu iki gerekçeyle müktesep hak koşullarının oluşmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, dava konusu markada baskın unsurun figüratif bir tasarım olduğunu, davalının itiraza mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan ibarenin ortaklığının markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak yakınlaştırdığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; müktesep hak iddiasının koşullarının oluşmadığı yönündeki değerlendirmeyi de benimsemiştir. Yargıtay kararı onamıştır.
Kararın Ölçütü
Karar, müktesep hakkın kümülatif yapısını iki ölçüt üzerinden somutlaştırır.
Birinci ölçüt süredir. İçtihat, dayanak markanın tescilinden itibaren belirli bir sürenin geçmiş olmasını arar. Sürenin işlevi, markanın hükümsüzlük davasına konu edilmeden çekişmesiz biçimde varlığını sürdürdüğünü göstermektir. Yerleşik uygulamada bu eşik beş yıl olarak anılır; somut olayda aradaki aralık üç yıla dahi ulaşmadığından tartışma zaten eşiğin altında kalmıştır.
İkinci ölçüt asli unsurun aynılığıdır. Müktesep hak, marka sahibine yeni bir işaret yaratma imkânı vermez; yalnızca mevcut asli unsurun etrafında portföyü yenileme imkânı tanır. Yeni başvuru, dayanak markanın esas unsurunu ve tüketicide bıraktığı işletmesel köken izlenimini korumalıdır. Somut olayda başvurudaki baskın unsurun figüratif bir tasarım olması, dayanak markayla asli unsur özdeşliğini ortadan kaldırmıştır.
Kararın üçüncü örtük mesajı, müktesep hak iddiasının seri marka savunmasıyla aynı şey olmadığıdır. Davacı ortak ibareyle seri marka oluşturduğunu ileri sürmüş; ancak başvurunun kendi serisine değil karşı tarafın markasına yaklaştığı sonucuna varılmıştır.
Uygulamada En Sık Yapılan Hata
En sık hata, yeni başvurunun zamanlamasının hesaplanmamasıdır. Marka sahibi, portföyünü yenilemek için dayanak markanın tescilinden hemen sonra yeni başvuru yapar; itiraz geldiğinde müktesep hak iddiası süre ölçütünde düşer. Oysa aynı başvuru birkaç yıl beklenerek yapılsaydı, süre ölçütü sağlanmış olacaktı.
İkinci sık hata, marka yenilenirken görsel kimliğin fazla değiştirilmesidir. Logo, renk düzeni ve tertip tarzı yenilendiğinde yeni işaret dayanak markadan uzaklaşır. Bu uzaklaşma, tasarım tercihinden ibaret görünse de hukuken müktesep hak zincirini koparır.
Stratejik Değerlendirme
Marka sahibi açısından karar, portföy planlamasının takvime bağlanması gerektiğini gösterir. Seri marka oluşturma niyeti varsa, dayanak tescilin yaşı ve yeni işaretin dayanak markayla görsel sürekliliği başvurudan önce değerlendirilmelidir. Dosyaya sunulacak kullanım delilleri de dayanak markanın çekişmeli mal ve hizmetlerdeki fiili kullanımını göstermelidir.
İtiraz eden taraf açısından ise karar, savunmanın en kısa yolunu işaret eder. Müktesep hak iddiasıyla karşılaşan taraf, önce tescil tarihi ile başvuru tarihi arasındaki aralığı hesaplamalı, ardından iki işaretin asli unsurlarını karşılaştırmalıdır. Bu iki tespit çoğu dosyada iddiayı esasa girmeden sonuçlandırır.
Sonuç
Markada müktesep hak, eski bir tescilin otomatik sonucu değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, dayanak marka ile yeni başvuru arasında yeterli sürenin geçmesini ve asli unsurun korunmasını birlikte arar. Bu koşullardan birinin eksikliği, kullanımın ve diğer ölçütlerin tartışılmasına gerek kalmadan iddiayı düşürür.
İlgili içerikler için bkz. Marka Hukukunda Müktesep Hak, Markada Müktesep Hak Nedir?, Marka İtiraz Süreci, Marka Hukuku Rehberi.
Sonraki dosya · Karar Analizi
Ambalaj Tasarımında Yenilik, Ayırt Edicilik ve Hükümsüzlük
Dosyayı aç →