Hekimin Özen Yükümlülüğü ve Aydınlatılmış Onam
Hekimin borcu sonucu değil özenli edimi taahhüt eder. Özen yükümlülüğü, aydınlatılmış onamın kapsamı ve onamsız müdahalenin hukuki sonuçları açıklanıyor.
Hekimin Özen Yükümlülüğü ve Aydınlatılmış Onam
İlgili çalışma alanı → Sağlık Hukuku: Tıbbi malpraktis, hekim sorumluluğu, aydınlatılmış onam ve hasta hakları için çalışma alanı.
Hekimin hukuki sorumluluğu iki temel üzerinde durur: tıbbın gereklerine uygun özen ve müdahaleden önce alınan aydınlatılmış onam. Bu iki yükümlülük birbirini tamamlar. Özenli bir müdahale bile onam alınmadan yapıldıysa hukuka aykırı olabilir; usulüne uygun bir onam da özensiz bir tedaviyi meşru kılmaz.
Bu metin, iki yükümlülüğün kapsamını, sınırlarını ve ihlallerinin sonuçlarını ortaya koyar.
Özen Yükümlülüğünün İçeriği
Hekimin edimi bir sonuç borcu değil, özen borcudur. Hekim iyileşmeyi garanti etmez; tıbbın o anki verilerine, mesleki standarda ve hastanın durumuna uygun dikkat ve özeni göstermeyi taahhüt eder. Bu yüzden sorumluluk, sonucun kötü olmasıyla değil, davranışın özen ölçüsüne aykırılığıyla kurulur.
Özel hastanede bu ilişki 6098 sayılı Kanun md. 502 anlamında vekâlet sözleşmesidir; vekilin özen borcunu düzenleyen 6098 sayılı Kanun md. 506 hükmü, hekimin göstermesi gereken özenin ölçüsünü belirler. Estetik ve protez diş gibi belirli sonucun taahhüt edildiği işlerde ise ilişki 6098 sayılı Kanun md. 470 eser sözleşmesine yaklaşır ve hekim sonucun kendisinden sorumlu olur. İlişkinin niteliği, ispat yükünü ve sorumluluğun ağırlığını doğrudan etkiler.
Özen Ölçüsü Nasıl Belirlenir
Özenin ölçüsü, aynı koşullardaki dikkatli ve tedbirli bir hekimin göstereceği davranıştır. Bu ölçü soyut kalmaz; teşhiste gerekli tetkiklerin yapılması, tedavi seçeneklerinin doğru değerlendirilmesi, müdahalenin tekniğine uygun yürütülmesi ve sonrasında hastanın yeterince takip edilmesiyle somutlaşır.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında, öngörülebilir bir riskin fark edilip yönetilmemesi başlı başına özen borcuna aykırılık sayılır. Komplikasyonun ortaya çıkması tek başına sorumluluğu kaldırmaz; belirleyici olan, komplikasyonun tıbbın gereğine uygun biçimde öngörülüp yönetilip yönetilmediğidir. Malpraktis ile komplikasyonun sınırı için malpraktis ile komplikasyon arasındaki fark nedir içeriği ayrım ölçütlerini verir.
Aydınlatılmış Onamın Kapsamı
Aydınlatılmış onam, hastanın tıbbi müdahaleyi anlayarak ve özgür iradesiyle kabul etmesidir. Hekimin, hastalığın niteliğini, önerilen müdahaleyi, olası riskleri, alternatif yöntemleri ve müdahale yapılmazsa doğabilecek sonuçları hastanın anlayacağı bir dille aktarması gerekir. Hekimlik mesleğinin icrasını düzenleyen 1219 sayılı Kanun md. 70, tıbbi müdahale için hastanın rızasını arar; Hasta Hakları Yönetmeliği bu aydınlatmanın içeriğini ayrıntılandırır.
Onam biçimsel bir imzadan ibaret değildir. Matbu bir formun imzalatılması, hastanın gerçekten aydınlatıldığını göstermeye tek başına yetmez. Aydınlatmanın müdahaleye uygun kapsamda, hastaya karar verecek zamanı bırakacak biçimde ve anlaşılır düzeyde yapılmış olması aranır.
Önemli: İspat yükü hekimdedir. Aydınlatmanın yapıldığını ve geçerli bir onam alındığını kanıtlamak, hastanın değil hekimin görevidir. Bu nedenle aydınlatma sürecinin kaydı, imzalı formun ötesine geçmelidir; müdahaleye özgü, tarihli ve içeriği belgelenmiş bir aydınlatma sürecinin tutulması gerekir.
Onamsız Müdahalenin Hukuki Sonuçları
Rıza alınmadan yapılan tıbbi müdahale, tıbben başarılı sonuçlansa dahi kural olarak hukuka aykırıdır ve kişinin vücut bütünlüğüne müdahale sayılır. Bu durumda hekim, herhangi bir tıbbi kusur bulunmasa bile aydınlatma ve onam yükümlülüğünü ihlal ettiği için sorumlu tutulabilir.
Kuralın istisnaları vardır. Bilinci kapalı hastada gecikmesinde tehlike bulunan acil müdahaleler, hastanın açık iradesi alınamadan varsayılan rızaya dayanılarak yapılabilir. Aydınlatmanın hastanın sağlığını ciddi biçimde tehlikeye atacağı sınırlı hâller de ayrıca değerlendirilir. Ancak bu istisnalar dar yorumlanır; kural, önceden alınan aydınlatılmış onamdır.
Uygulamada
Bir tıbbi zarar iddiasında değerlendirme iki soruyla başlar: müdahale tıbbın gereğine uygun özenle mi yürütüldü ve geçerli bir aydınlatılmış onam var mıydı. Bu iki eksen ayrı ayrı incelenir; birinin varlığı diğerinin eksikliğini kapatmaz.
Uygulamada davaların önemli bir bölümü, tıbbi kusurdan çok aydınlatma eksikliği üzerinden kazanılır ya da kaybedilir. Bu yüzden tıbbi kayıtların, onam belgelerinin ve aydınlatma sürecine ilişkin kayıtların baştan temini belirleyicidir. Hastanenin türüne göre izlenecek yol için tıbbi malpraktis: özel hastane ve devlet hastanesi farkı yazısına bakılabilir.
İlgili içerikler için bkz. Sağlık Hukuku: Temel Çerçeve ve Hasta Hakları, Aydınlatılmış Onam Nedir? ve Sağlık Hukuku.
Sonraki dosya · Makale
İnançlı İşlem, Muvazaa ve Tapu İptali
Dosyayı aç →