- Mahkeme
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2010/14-394
- Karar No
- 2010/395
- Karar Tarihi
- 14.07.2010
İnançlı işlem, inananın bir hak veya nesneyi teminat ya da yönetim amacıyla inanılana gerçekten devretmesi ve amaç gerçekleşince iadesini içeren geçerli bir sözleşmedir; devir gerçekten istendiği için muvazaadan ayrılır. İnanç ilişkisi 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca tarafların imzasını taşıyan yazılı delille ispatlanır; bu belgenin tapu devrinden sonra düzenlenmiş olması ispat değerini etkilemez.
İnançlı İşlemde Tapu İptali: Yazılı Delil ve Muvazaadan Farkı
İlgili çalışma alanı → İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku: İnançlı işlem, tapu iptali ve tescil, muvazaa ve taşınmaz devri uyuşmazlıkları için çalışma alanı.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.07.2010 tarihli ve 2010/14-394 E., 2010/395 K. sayılı kararıyla, taşınmazını inançlı işlemle devreden kişinin tapuyu geri isteme davasında iki temel soruyu yanıtladı: inançlı işlem muvazaadan nasıl ayrılır ve inanç ilişkisi nasıl ispatlanır. Karar, taşınmazın teminat ya da yönetim amacıyla bir başkasına devredildiği uygulamada sık görülen uyuşmazlıkların dayanağıdır.
Uyuşmazlığın Konusu
Taşınmazını tapuda satış göstererek devreden kişi, tarafların gerçekte bir kısmın kendisine iade edileceği konusunda anlaştığını, bunun devirden sonra düzenlenen yazılı belgeyle sabit olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istedi. Yerel mahkeme, belgenin tapu devrinden sonraki bir tarihi taşıdığı gerekçesiyle davayı reddetti; uyuşmazlık, bu belgenin inanç sözleşmesi sayılıp sayılamayacağında toplandı.
Kararın Gerekçesi
Genel Kurul, inançlı işlemi ve ispat ölçütünü şu sözlerle ortaya koydu:
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. ... İmza ve içeriği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan belge inanç sözleşmesinin varlığını kabul etmeye yeterlidir. Bu belgenin aktin yapıldığı tarihten sonra düzenlenmesinin bir önemi yoktur.
Karara göre inanç sözleşmesi kaynağını 6098 sayılı Kanun md. 19 iradenin yorumu ilkesi ile 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararından alır. İnanç ilişkisi, tarafların imzasını taşıyan yazılı delille ispatlanır; yazılı delil başlangıcı varsa tanık dahil her delille tamamlanabilir. Belgenin devir tarihinden önce ya da sonra düzenlenmesi, İçtihadı Birleştirme Kararında böyle bir sınır bulunmadığından sonuca etkili değildir.
Kararın Anlamı
İnançlı işlemin muvazaadan farkı, iradededir. Muvazaada taraflar devri gerçekte istemez, görünüşte bir işlem yaratır. İnançlı işlemde ise devir gerçekten istenir; mülkiyet inanılana geçer, ancak inanılan amaç gerçekleşince iade borcu altındadır. Bu nedenle inançlı işleme dayanan dava, ayni hakka değil, inanç sözleşmesinden doğan kişisel hakka dayanır. İnanan, ispat yükünü 4721 sayılı Kanun md. 6 uyarınca taşır ve inanç ilişkisini yazılı delille ortaya koymak zorundadır.
İspat rejimi belirleyicidir. Taşınmaz devri resmî şekle tabi olsa da inanç sözleşmesinin resmî şekilde yapılması gerekmez; yazılı olması yeterlidir ve bu yazılılık bir geçerlilik değil ispat koşuludur. Resmî satışın aksi, 6100 sayılı Kanun md. 200 uyarınca kural olarak senetle ispatlanır; tarafların imzasını taşıyan adi yazılı belge bu ispatı sağlar. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında, inanç konusu elden çıkmışsa iade yerine tazminat istenebilir ve inançlı işlemden doğan iade veya tazminat talebi on yıllık zamanaşımına tabidir.
Önemli: İnançlı işlemi ispat eden yazılı belgenin devirden sonra düzenlenmiş olması davayı zayıflatmaz; belirleyici olan, belgenin tarafların imzasını taşıması ve inanç ilişkisini yansıtmasıdır. Buna karşılık hiçbir yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı yoksa, salt tanıkla inançlı işlem ispatı kural olarak dinlenmez.
Uygulamada
İnançlı işleme dayanan tapu iptali davasında ilk iş, elde tarafların imzasını taşıyan bir belge bulunup bulunmadığını belirlemektir. Belge varsa inanç ilişkisi ispatlanır ve amaç gerçekleştiğinde tapu iptali ve tescil istenir. Belge yoksa yazılı delil başlangıcı, ikrar ya da yemin gibi deliller değerlendirilir. Taşınmaz inanılan tarafından üçüncü kişiye devredilmişse, iyiniyetli üçüncü kişinin 4721 sayılı Kanun md. 1023 tapuya güven ilkesiyle korunacağı gözetilerek talep tazminata çevrilir. Konunun bütünü için inançlı işlem ve muvazaa makalesi ile inançlı işlem nasıl ispatlanır sayfalarına bakılabilir.
İlgili içerikler için bkz. İnançlı İşlem, Muvazaa ve Tapu İptali, Kişi Kendi Muvazaasına Dayanamaz ve İnşaat ve Gayrimenkul Hukuku.
Sonraki dosya · Karar Analizi
Kat Karşılığı İnşaatta Gecikme Tazminatı ve Alt Yüklenici Savunması
Dosyayı aç →