Zeki DemirciFikri Mülkiyet Hukuku

MAKALE

Marka Tescilinde Tanımlayıcı İşaretler: SMK Madde 5/1-c'nin Doktrinel ve Uygulamalı Analizi

SMK md. 5/1-c kapsamında tanımlayıcı işaretlerin tescil engeli, ilgili tüketici algısı, yabancı dildeki terimler ve kullanımla aşma istisnası.

·Marka Hukuku·Mutlak Tescil Engelleri
Marka hukuku editör nişanı
ZD
Av. Zeki DemirciFikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku

Giriş

İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı — Marka tescili, ihlal davaları ve uyuşmazlıklar için hizmet sayfası.

Sınai Mülkiyet Kanunu'nda (SMK) düzenlenen marka koruması, tescil esasına dayalıdır. Tescil başvurularının hukuki sonuç doğurabilmesi için kanunda öngörülmüş ret nedenlerini taşımaması gerekir. Bu ret nedenleri arasında, işaretlerin ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak veya üretim/sunum zamanını belirten mahiyette olması hali, SMK madde 5/1-c'de düzenlenmiştir. Bu hüküm, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından uygulamada en sık başvurulan ret gerekçelerinden birini teşkil etmektedir.

Tanımlayıcı işaretlerin tescil yasağı, serbest rekabet ilkesini koruma ve ticaret alanındaki ortak ifadelerin tekelleştirilmesini engelleme amaçlı bir hukuki düzenlemedir. Bununla birlikte, değerlendirme sürecinde "tanımlayıcılık" kavramının sınırları, ilgili tüketici kesiminin algısı, yabancı dildeki ibarelerin durumu ve kullanımla kazanma istisnasının koşulları doktrinde ve yargı kararlarında önemli tartışmaların konusu olmuştur.

Bu makalede, SMK madde 5/1-c'nin normatif içeriği, uygulama kriterlerinin Yargıtay içtihadıyla nasıl şekillendiği, doktrinin bu konudaki görüşleri ve uygulamada karşılaşılan zorluklar akademik perspektifle incelenmektedir.


I. Tanımlayıcılık Kavramının Doktrinel Çerçevesi

A. Tanımlayıcılığın Tanımı ve Hukuki Niteliği

Tanımlayıcılık, marka hukuku açısından, bir işaretin ticaret alanında belirli bir mal veya hizmetin karakteristik özelliğini, kaynağını, niteliğini veya başka bir objektif niteliğini doğrudan bildiren mahiyettedir1. Çolak'a göre, tanımlayıcı işareti tanımlamak için işaretin "ticari hayatta malın veya hizmetin niteliğini, karakterini veya kökenini bildiren" bir işleve sahip olup olmadığı incelenmelidir2. Arkan ise tanımlayıcılığı, kanun koyucunun "ticaret alanında herkesin kullanabilmesi" gerektiğini düşündüğü işaretler olarak kavramsallaştırmaktadır3.

Tanımlayıcılık yasağının hukuki dayanağı, tüketici koruması ve serbest rekabetin korunması ilkelerine dayanmaktadır. Tekinalp'e göre, bir işaretin münhasıran bir kişi tarafından kullanılması, diğer ticari işletmelerin meşru ticari ihtiyaçlarını — kendi mallarını veya hizmetlerini tanıtma özgürlüğünü — ihlal etme riski taşımaktadır4. Suluk ve Güneş ise tanımlayıcılık yasağını, "ticaret alanında serbest rekabetin işleyişinin korunması" perspektifinden açıklamaktadırlar5.

B. Tanımlayıcılık ile Ayırt Edicilik Arasındaki İlişki

Tanımlayıcılık ile ayırt edicilik yoksunluğu arasında önemli bir fark vardır, ancak pratik uygulamada sıklıkla birlikte değerlendirilmektedir. Bozgeyik'in belirttiği üzere, her tanımlayıcı işaret ayırt edici değildir; ancak tanımlayıcı bir işaret, tanım gereği, ilgili tüketici tarafından bir işletmenin diğerinden ayırt edilmesi işlevini yerine getirmemektedir6.

Yasaman'a göre, tanımlayıcılık "herkesin kullanma serbestisi ihtiyacı (Freihaltebedürfnis)" temelinde düzenlenirken, ayırt edicilik yoksunluğu "işaretin marka işlevini yerine getirebilme kapasitesinin yokluğu" temelinde ele alınmaktadır7. Bu ayrım, savunma stratejisinde kritik önem taşır; çünkü her iki bent için farklı hukuki argümantasyon yapılması gerekir8.


II. SMK Madde 5/1-c Kanun Maddesi: Metin ve Gerekçe Analizi

SMK madde 5/1-c hükmü şu şekildedir:

"Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği ya da hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren ya da malların veya hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler tescil edilemez."

Bu hükmün gerekçesinde, kanun koyucunun temel amacı, ticaret alanında ortak kullanımı olan veya genel anlamda herkesin kullanabilmesi gerektiği ifadelerin, hiç kimsenin tekeline verilmemesidir9. Maddenin redaksiyonunda kullanılan "münhasıran ya da esas unsur olarak" ibaresi, tamamen tanımlayıcı işaretler kadar, bir bölümü tanımlayıcı olan bileşik işaretlerin de kapsanmasını hedeflemektedir10.

Kanun maddesi kapsamında yer alan tanımlayıcılık türleri şunlardır:

Cins ve çeşit belirtme (malın türünü doğrudan tanımlayan); vasıf ve kalite belirtme (ürünün niteliklerini betimleyen); miktar belirtme (nicelik bildiren terimler); amaç belirtme (kullanım amacını tanımlayan); değer belirtme (fiyat veya ekonomik düzeyi gösteren); coğrafi kaynak belirtme (üretim yeri veya kaynağı gösteren); zaman belirtme (üretim veya sunum dönemini bildiren); ve diğer karakteristik özellikler (yukarıdakiler dışındaki objektif nitelikleri gösterenler).


III. Doktrin Tartışması: Tanımlayıcılık Değerlendirmesinde Metodoloji

A. Çolak'ın Üç Aşamalı Test Yaklaşımı

Çolak, tanımlayıcılık değerlendirmesinde üç aşamalı bir metodoloji önermiştir11. İlk aşamada, işaretin semantik içeriği ve sözel anlamı belirlenir. İkinci aşamada, bu anlamın başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilişkisi tespit edilir. Üçüncü aşamada ise, ilgili tüketici kesiminin bu işareti nasıl algıladığı değerlendirilir12. Bu üç aşama, tanımlayıcılık analizinin bütünlüğünü sağlamakta ve subjektif yargılamalardan kaçınmayı mümkün kılmaktadır.

Çolak'a göre, bu test uygulanırken mutlaka sınıf bazlı yaklaşım benimsenmelidir. Çünkü aynı işaret, bir sınıfta tanımlayıcı olurken, diğer sınıfta bu niteliğe sahip olmayabilir13. Örneğin, "organik" sözcüğü, 30. sınıftaki gıda ürünleri bakımından tanımlayıcı kabul edilebilirse de, 25. sınıftaki giyim eşyaları bakımından aynı derece tanımlayıcı olmayabilir.

B. Yasaman'ın Serbest Tutma İhtiyacı Yaklaşımı

Yasaman, tanımlayıcılık yasağının temelini, ticari işletmelerin "belirli ifadeleri kullanma serbestisini koruma" ihtiyacında görür14. Bu perspektif, doktrinde "Freihaltebedürfnis" (serbest tutma ihtiyacı) olarak bilinmektedir ve Alman ve İsviçre markaları hukuku dilinde de benimsenmiştir. Yasaman'a göre, tanımlayıcı işaretler, ticari hayatta doğal olarak kullanılan, başka seçenek olmayan veya sınırlı sayıda alternatifi bulunan ifadelerdir15.

Bu yaklaşım, TÜRKPATENT'in ve Yargıtay'ın içtihadında dolaylı olarak kendisini göstermektedir. Bir işaretin "diğer işletmeler için gerekli" olup olmadığı sorgulaması, serbest tutma ihtiyacı perspektifini yansıtmaktadır.

C. Güneş'in İlgili Tüketici Kesimi Vurgusu

Güneş, tanımlayıcılık değerlendirmesinin her zaman "ilgili tüketici kesiminin (target audience)" algısına göre yapılması gerektiğini vurgulamaktadır16. Genel tüketici tarafından bilinmeyen yabancı dildeki bir terim, eğer sektör profesyonelleri tarafından anlaşılıyorsa, o sektör bakımından tanımlayıcıdır.

Güneş'e göre, "ilgili tüketici kesimi" statik bir kavram değildir. Her sınıf için, her mal ve hizmet kategorisi için farklı tüketici profili tanımlanmalıdır. B2B (işletmeler arası) hizmetlerde ilgili tüketici kesimi profesyonellerden oluşurken, B2C (işletmeden tüketiciye) alanlarda genel tüketici kesimidir17. Bu ayrım, tanımlayıcılık analizinin doğruluğu açısından işlevseldir.

D. Bozgeyik'in Fonksiyonel Yaklaşımı

Bozgeyik, tanımlayıcılık analizinde işaretin "marka işlevini yerine getirip getiremeyeceği" sorusunun merkezde olması gerektiğini savunmaktadır18. Tanımlayıcı bir işaret, ex ante (başlangıçta), belirli bir ticari kaynağın göstergesi olmaktan ziyade, malın veya hizmetin bir özelliğini bildirmektedir. Dolayısıyla, tüketici algısında, işaret bir kaynak göstergesi değil, tanım olarak yer almaktadır.

Bozgeyik'in bu yaklaşımı, özellikle SMK madde 5/2'deki "kullanımla kazanma" istisnasının sınırlarını belirlemede önemli rol oynamaktadır. Çünkü aşamalı olarak tanımlayıcı bir işaretin, uzun süreli ve yoğun kullanım sonrası marka işlevini nasıl kazanabileceğinin açıklanmasında fonksiyonel yaklaşım gereklidir.


IV. SMK Madde 5/1-c'nin Unsurları ve Uygulanması

A. Cins ve Çeşit Belirtme

Cins ve çeşit belirtme, tanımlayıcılık kategorisinde en açık ve en sık kullanılan ret gerekçesidir. "Yoğurt", "Kahve", "Akaryakıt", "Yazılım" gibi sözcükler, malın türünü doğrudan bildirmektedir. TÜRKPATENT, bu tür işaretler için hemen hemen hiçbir istisna tanımaksızın ret kararı vermektedir.

Doktrinde tartışılan nokta, cins belirtme kategorisine girecek işaretlerin sınırlarıdır. Arkan'a göre, "Bluetooth" gibi, başlangıçta endüstriye özgü ve sınırlı kullanım alanı olan ifadelerin zaman içinde genel cins belirtme niteliğine dönüşüp dönüşmediğinin değerlendirilmesi gerekir19. Ancak bu değerlendirme, Türk uygulamasında, makamlar tarafından çoğunlukla daraltılmış biçimde yapılmaktadır20.

B. Vasıf ve Kalite Belirtme

Vasıf ve kalite ifadeleri, ürünün niteliğini veya beğenilirlik derecesini bildiren sözcüklerdir. "Premium", "Profesyonel", "Organik", "Doğal", "İpek" gibi ibareler, bu kategoriyi oluşturmaktadır. Tanımlayıcılık değerlendirmesinde, bir sözcüğün vasıf belirtip belirtmediği, pratik ticari hayattaki kullanılış biçimine göre yapılmalıdır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, eğitim hizmetleri alanında "profesyonel eğitim" ibaresinin vasıf belirtme niteliğinde olduğunu, bu nedenle ayırt edici nitelik taşımadığını değerlendirmiştir21. Karar, eğitim sektöründe hizmet sunucularının doğal olarak "profesyonel" niteliğini vurgulama gerekliliğine vurgu yaparak, bu ifadelerin tekelleştirilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

C. Miktar Belirtme

Miktar veya ekonomik boyut belirtme, "aile boy", "ekonomik paket", "tek kişilik", "büyük boy" gibi sözcüklerden oluşmaktadır. Bu kategorideki işaretler, genellikle pazarlama dilinde doğal olarak kullanılan ifadelerdir ve tanımlayıcılık analizinde kolaylıkla ret kararına ulaşılır.

Doktrinde bu konuda önemli bir tartışma, işaretlerin "münhasıran" tanımlayıcı olup olmadığı meselesidir. Suluk'a göre, bir işaret kısmen tanımlayıcı, kısmen fantezi sözcüğü içeriyorsa, bütün olarak değerlendirme yapılmalı ve esas unsurların hangileri olduğu belirlenmelidir22.

D. Amaç Belirtme

Amaç belirtme, işaretin malın veya hizmetin kullanım amacını bildiren sözcüklerden oluşur. "Temizlik için", "Hızlı teslimat", "Acil servis", "Spor için" gibi ibareler bu kategoriye girmektedir. Bu tür ifadeler, tüketici odaklı pazarlamada doğal olarak kullanıldığından, tanımlayıcılık analizinde hemen hemen her zaman ret nedeni oluşturmaktadır.

E. Coğrafi Kaynak Belirtme

Coğrafi kaynak belirtme, SMK madde 5/1-c'nin kapsamında yer alan önemli bir kategoridir. "Paris", "Milano", "Fransa", "İzmir", "Antep" gibi yer adları, kaynak bildiren ibarelerdir. Arkan'a göre, coğrafi adlar, kendiliğinden tanımlayıcılık taşımasalar bile, işaretin parçası olması halinde, o işaretin tanımlayıcılığını güçlendirmektedir23.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, su kaynağı olarak bilinen bir coğrafi adın marka tescil başvurusunun SMK madde 5/1-c ve 5/1-d kapsamında reddedilmesinin yerinde olduğunu değerlendirmiştir24. Karar, coğrafi adların, sektörel tanımlayıcılık bakımından taşıdıkları objektif nitelik sebebiyle, herkesin kullanma serbestisinin korunması gerekliliğini vurgulamıştır.

F. Zaman Belirtme

Zaman veya dönem belirtme, "2026 koleksiyonu", "bahar koleksiyonu", "24 saat servis", "gece hizmetleri" gibi ifadelerden oluşmaktadır. Bu kategori, moda ve hizmet sektörlerinde sıklıkla karşılaşılan bir tanımlayıcılık çeşididir.


V. İlgili Tüketici Kesimi Kriterinin Uygulanması

A. Sektörel Tanımlayıcılık Kavramı

Yargıtay'ın uygulamasında, "ilgili tüketici kesimi" kriterinin somutlaştırılması, tanımlayıcılık değerlendirmesinde kritik rol oynamaktadır. Arkan'a göre, tanımlayıcılık, genel halk tarafından tanınması değil, ilgili ticaret çevresinde tanımlayıcı olarak algılanması halinde söz konusu olur25.

Eğitim sektöründe yapılan bir başvuruda, Daire şu tespitte bulunmuştur: başvuru konusu ibarenin, eğitim profesyonelleri tarafından doğrudan sektörel niteliği bildiren bir terim olarak algılandığını; genel halk tarafından bilinmemesi, bu değerlendirmeyi değiştirmemektedir26. Karar, sektörel tanımlayıcılık kavramının uygulamada kurumsallaştığını göstermektedir.

B. Yabancı Dildeki Tanımlayıcı İfadeler

Doktrinde ve yargı kararlarında, yabancı dildeki tanımlayıcı ifadelerin durumu giderek netleşmektedir. Güneş'e göre, bir ibarenin yabancı dilde tanımlayıcı olması, ilgili sektörde o dilin profesyonel düzeyde bilinmesi halinde, Türk hukuku bakımından da tanımlayıcılık teşkil etmektedir27.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, değirmencilik sektöründe İtalyanca "mulino" (değirmen) kelimesinin marka olarak tescil edilip edilemeyeceğini incelemişti. Daire, 10 Nisan 2025 tarihli kararında28, şu tespitte bulunmuştur:

Uyuşmazlıkta, başvuru sahibi, "mulino" ibaresinin İtalyanca bir sözcük olup, Türk dilinde tanımlayıcı olmadığını ileri sürmüştü. Ancak Daire, değirmencilik sektöründe faaliyet gösteren kişi ve işletmelerin bu sözcüğün anlamını bileceğini, dolayısıyla ilgili tüketici kesimi (sektör profesyonelleri) açısından tanımlayıcı nitelikte bulunduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, kararında şu ilkeyi ortaya koymuştur: tanımlayıcılık değerlendirmesinde, "herkesin bilmesi" değil, "ilgili sektör profesyonellerinin anlaması" yeterlidir.

Karar, tanımlayıcılık değerlendirmesinde metodolojik bir dönüm noktası teşkil etmektedir. Çünkü bu karar, yabancı dil bariyerinin, tanımlayıcılık analizi karşısında hukuki koruma sağlamadığını somutlaştırmıştır29. Daire, "ilgili tüketici kesimi" kavramı aracılığıyla, mevzuatın koruma niyetini teknolojik ve dilsel gerçeklikle uyumlu hale getirmiştir.

C. Teknik Terimler ve Sektörel Jargon

Teknik terimler (jargon), sektörel tanımlayıcılığın özel bir alt kategorisini oluşturmaktadır. Finans sektöründeki "APR" (Annual Percentage Rate), bilgisayar sektöründeki "CPU" (Central Processing Unit), tıp alanındaki patoloji terimileri — bunların tümü, ilgili sektörde tanımlayıcı işaretler olarak değerlendirilmektedir.

Bozgeyik, teknik terimlerin tanımlayıcılık değerlendirmesinde daha titiz bir yaklaşım gerektiğini belirtmiştir30. Çünkü bu terimler, başta sektöre özgü iken, zamanla genel kullanıma geçebilmektedir. Örneğin, "WiFi" başlangıçta teknik terim olarak sınırlandırılmışken, günümüzde genel halk tarafından da kullanılan bir sözcük haline gelmiştir31.


VI. SMK Madde 5/1-c ile Madde 5/1-b Arasındaki Fark

A. Normatif Ayrım

SMK madde 5/1-b (ayırt edici nitelikten yoksun işaretler) ve madde 5/1-c (tanımlayıcı işaretler) sıklıkla birlikte uygulanmakla birlikte, hukuki temelleri farklıdır. Tekinalp'e göre, madde 5/1-b "işaretin genel olarak marka işlevi görebilip gösteremeyeceği" sorusuna cevap verirken; madde 5/1-c "işaretin özel olarak tanımlayıcı mahiyette olup olmadığı" sorusuna cevap vermektedir32.

Çolak da bu ayrımı ortaya koymakta, madde 5/1-b'nin daha geniş bir kategorisini (ayırt edici olmayan tüm işaretleri) kapsamasına karşın, madde 5/1-c'nin dar ve spesifik bir kategorisini (tanımlayıcı işaretleri) kapsamasını belirtmektedir33. Bir işaret, ayırt edici olmasa bile tanımlayıcı olmayabilir; tersine, tanımlayıcı her işaret, tanım gereği, ayırt edici nitelikten yoksundur34.

B. Uygulamada Farklaştırma

Uygulamada, TÜRKPATENT ve Yargıtay, sıkça her iki benti birden dayanak göstermektedir. Arkan'a göre, bu uygulanış tarzı pragmatik olup, her iki bent için ayrı ayrı delil sunma zorunluluğu başvuru sahiplerinin savunmasını ağırlaştırmaktadır35.

Bozgeyik ve Dağkıran, doktrinde önemli bir tartışma açmışlardır: madde 5/1-ç'nin (aynı veya benzer işaretler) mutlak ret nedeni olarak düzenlenmesi, doktrinin bir çoğu tarafından eleştirilmektedir. Ancak yazarlar, madde 5/1-b ve c'nin birlikte uygulanmasının, sektörel koruma amacına hizmet ettiğini ve bu sebeple pragmatik bir çözüm sunduğunu savunmaktadırlar36.


VII. Kanun Maddesi Kaynağından Türetilen İfadeler

A. Kanuni Terminoloji ve Tanımlayıcılık

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, kanun metninde yer alan veya kanuni terminolojiden türetilen ibarelerin, özel bir tanımlayıcılık kategorisini oluşturduğunu ortaya koymaktadır.

Tasarruf ve finans alanında yapılan bir başvuruda, Daire şu tespite ulaşmıştır: İbarenin, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Kanunu'ndaki tanımlardan doğrudan kaynaklandığını; "platform" eklentisinin de bu tanımlayıcılığı güçlendirdiğini; dolayısıyla 36. sınıftaki finansal hizmetler bakımından tanımlayıcı niteliktedir37.

Suluk'a göre, kanun maddelerinde yer alan terminoloji, yasal gerekçeler tarafından tanımlanmış ve sınırlandırılmış ifadelerdir; bu nedenle tescil ettirilmesi, sektördeki yasal düzenlemelerin amacına aykırı olmaktadır38.

B. Sektörel Standart ve Normatif İfadeler

Sektörel standartların (ISO, TSE vb.) tanımladığı ibareler de, kanuni terminoloji ve aynı seviyede tanımlayıcılık taşımaktadır. Güneş, bu tür standart ifadelerin, sektör profesyonelleri tarafından amaca yönelik olarak tanınması ve kullanılması sebebiyle, tanımlayıcı niteliğinin zayıflamadığını belirtmektedir39.


VIII. Yargıtay Kararları Analizi: Uygulamada Tanımlayıcılık

A. Mulino Kararı: Yabancı Dildeki Tanımlayıcı İfadeler

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10 Nisan 2025 tarihli kararında (E. 2024/3916, K. 2025/2311)40, İtalyanca "mulino" (değirmen) ibaresinin marka tescili başvurusuna konu olduğu uyuşmazlığı değerlendirmiştir.

Başvuru sahibi, sözcüğün İtalyanca olması ve Türk dilinde doğrudan karşılığı olmadığını, dolayısıyla tanımlayıcı olmadığını savunmuştu. Daire ise, uyuşmazlığı sektörel çerçevede değerlendirmiştir. Değirmencilik sektöründe faaliyet gösteren profesyoneller, bu sözcüğün anlamını bilebilmektedir. İlgili tüketici kesimi sektör profesyonelleridir ve sözcük, onlar tarafından doğrudan işlevin tanımlaması olarak algılanmaktadır.

Mahkeme, kararında şu sonuca varmıştır: "Dava konusu markanın, ilgili tüketici kesimi açısından münhasıran tanımlayıcı mahiyette olduğu, SMK md. 5/1-b, 5/1-c ve 5/1-d hükümleri uyarınca hükümsüzlük kararı verilmesine karar verilmiştir."

Bu karar, tanımlayıcılık analizinde köklü bir ilke kurmuştur: dil bariyeri, tanımlayıcılığın hukuki niteliğini değiştirmez. Güneş'in sektörel tanımlayıcılık teorisinin, bu kararla uygulamada onaylandığını görmekteyiz41.

B. Bileşik Kelime Kararı: İngilizce Terminoloji

14 Mayıs 2025 tarihli kararında (E. 2024/5116, K. 2025/3358)42, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, İngilizce bileşik kelimeden oluşan teknoloji markası başvurusunu incelemiştir.

Başvuru sahibi, sözcüğün orijinal bir bileşik kelime olduğunu, bu sınıfta daha önceden kullanılmadığını, dolayısıyla tanımlayıcı olmadığını ileri sürmüştü. Mahkeme ise, "orijinallik" argümanını reddederek, sözcüğün bileşen kelimelerinin anlamını incelemiştir. Her bir bileşen kelimesi, 9. sınıftaki elektronik ürünleri betimlemektedir.

Daire, kararında: "İbarenin İngilizce bileşen sözcüklerinin, ilgili tüketici kesimi tarafından kolaylıkla anlaşılacağı ve doğrudan malın niteliklerini belirttiği; orijinal bir kombinasyon olmasının bu tanımlayıcılığı ortadan kaldırmadığı" sonucuna ulaşmıştır.

Karar, bileşik ve yeni sözcüklerin, bileşen unsurlarının anlamı yolu ile tanımlayıcılık niteliğini koruduğunu göstermektedir. Bozgeyik'in, yeni sözcüklerde de anlambilim analizinin gerekli olduğu yönündeki görüşü, bu kararla desteklenmiştir43.

C. Eğitim Sektörü Kararı: Sektörel Tanımlayıcılık

28 Mayıs 2025 tarihli kararında (E. 2024/6437, K. 2025/3774)44, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, eğitim hizmetleri alanında tanımlayıcı bir ibarenin tescil edilip edilemeyeceğini değerlendirmiştir.

Mahkeme, ilk derece mahkemesinin (Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi) kararını incelemiştir. Karar, başvuru konusu ibarenin eğitim sektörü bakımından doğrudan sektörel niteliği bildiren bir terim olduğunu tespit etmiştir. Genel tüketici bağlamında bilinmemesi, bu değerlendirmeyi değiştirmemiştir.

Daire, eğitim hizmetleri alanında benzer hizmetler sunan diğer işletmelerin, bu tür tanımlayıcı ifadeleri kullanma serbestisine ihtiyaç duyduğunu; dolayısıyla tescil ettirilmesinin SMK madde 5/1-c kapsamında yasak olduğunu belirtmiştir.

Bu karar, sektörel tanımlayıcılık kriterinin, farklı hizmet alanlarında nasıl uygulandığını somutlaştırmaktadır. Eğitim, finans, bilgisayar vb. her alanda, sektöre özgü tanımlayıcı ifadelerin tescil engeline tabi tutulması prensibini ortaya koymaktadır45.

D. Kullanımla Kazanma Kararı: SMK Madde 5/2

29 Ocak 2026 tarihli kararında (E. 2025/3593, K. 2026/582)46, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, taşımacılık sektöründe tanımlayıcı bir ibare için kullanımla ayırt edicilik kazanma iddiasının ispat koşullarını incelemiştir.

Başvuru sahibi, beş yılı aşan ticari kullanımı, web sitesi varlığını ve fatura belgelerini delil olarak sunmuştu. Mahkeme ise, bunların tek başına "tüketici nezdinde belirli bir kaynağa işaret etme" olgusunu ispata yeterli olmadığını tespit etmiştir.

Daire, kullanımla kazanma istisnasının dar yorumlanması gerektiğini; kapsamlı delil portföyü (satış rakamları, reklam harcamaları, pazar payı, tüketici anketleri, ticaret odası yazıları) sunulması halinde ancak incelenebileceğini belirtmiştir.

Karar, SMK madde 5/2 istisnasının, işaret sahibi açısından "ağır ispat yükü" taşıdığını somutlaştırmaktadır. Uzunallı'nın, tüketici algısı belirlemesinin merkezi rol oynadığı yönündeki görüşü47, bu kararla pratik uygulamada desteklenmiştir.


IX. Kullanımla Aşma: SMK Madde 5/2 İstisnası

A. Kullanımla Ayırt Edicilik Kazanmanın Tanımı ve Koşulları

SMK madde 5/2 hükmü, tanımlayıcı işaretlerin "başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa" tescil edileceğini öngörmektedir. Kaya, bu durumu "başlangıçta tanımlayıcı nitelikte olan bir işaretin, piyasada uzun süreli ve yoğun kullanım sonrasında tüketici nezdinde belirli bir ticari kaynağa işaret eder hale gelmesi" olarak tanımlamaktadır48.

Kullanımla kazanmanın temel mantığı, markaların sadece tescil ile değil, kullanım ve tüketici algısı ile de oluşabileceği prensibine dayanmaktadır. Ancak doktrinde tartışılan nokta, bu "kazanma" sürecinin ne kadar somut şekilde belgelenmesi gerektiğidir.

B. İspat Yükü ve Delil Türleri

Başvuru sahibi, kullanımla kazanmış olan ayırt ediciliği ispat etmekle yükümlüdür. Çolak, sunulması gereken delilleri şu şekilde sıralamaktadır: satış rakamları ve ciro, reklam harcamaları, kullanım süresi ve yaygınlığı, pazar payı, tüketici anketleri, ticaret odası ve meslek kuruluşu yazıları, fatura, katalog ve sipariş formları49.

Suluk, bu konuda önemli bir kaydı yaparak, "birkaç yıllık kullanım ve sınırlı sayıda fatura yeterli görülmez; delil portföyü kapsamlı, çok yönlü ve birbirini tamamlayıcı nitelikte olmalıdır"50.

Yargıtay'ın yaklaşımı, doktrinin katı eşiğinden bile daha sıkı görünmektedir. Kullanımla kazanma iddiasını kabul eden Yargıtay kararları oldukça nadir olup, çoğunlukla, delil yetersizliği nedeniyle ret kararı verilmektedir51.

C. Başvuru Tarihinden Önce Kullanım Şartı

SMK madde 5/2'nin metin yaptırımı, kullanımın "başvuru tarihinden önce" gerçekleşmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Uzunallı, bu koşulun önemini vurgulamakta; başvuru sonrası toplanan delillerin, başvuru tarihinden önceki kullanımı ispat etmekte sınırlı değer taşıdığını belirtmektedir52.

Praktik olarak, başvuru sahibinin, başvuru yapmadan önce kapsamlı delil portföyü oluşturması gerekir. Bu nedenle, markalaşma stratejisinin, tescil başvurusuyla eş zamanlı değil, öncesinde geliştirilmesi kritik önem taşımaktadır53.


X. Uygulamada Zorluklar ve Stratejik Değerlendirme

A. Tanımlayıcılık Ön Analizi

Marka tescil başvurusu yapılmadan önce, ibarenin ilgili sınıflarda tanımlayıcı olup olmadığı sektör jargonu ve kanun metinleri üzerinden analiz edilmelidir. Çolak'ın önerdiği üç aşamalı test (semantik analiz → mal/hizmet ilişkisi → ilgili tüketici algısı), bu aşamada uygulanmalıdır54.

Başvuru sahipleri sıklıkla, bir işaretin "bilinir" olması ile "tanımlayıcı olmama" arasında fark bulunmadığını düşünmektedir. Ancak TÜRKPATENT ve Yargıtay'ın uygulamasında, bilinirlik tanımlayıcılığın kontrası değildir55. Bilinir ama tanımlayıcı olmayan işaretler mevcut olup, tersine tanımlayıcı olan işaretlerin bilinmemesi de mümkündür.

B. Çağrıştırıcı (Suggestive) Tercihler

Tanımlayıcı olmayan stratejik seçim olarak, "çağrıştırıcı (suggestive)" işaretler önerilmektedir. Bu işaretler, ürünü ima eden ancak doğrudan tanımlamayan sözcük veya görüntülerdir. Örneğin, "Açık" (doğrudan tanımlayıcı) yerine "Işın" (çağrıştırıcı) tercih etmek, orta düzeyde koruma sağlayan bir seçimdir56.

C. Kompozit Marka Stratejisi

Tanımlayıcı ibare + güçlü ayırt edici unsur (şekil, renk, fantezi sözcük) kombinasyonu, tescili mümkün kılabilir. Ancak Bozgeyik'in vurguladığı üzere, tanımlayıcı unsur üzerinde münhasır koruma doğmaz; yalnızca bütün olarak işaret korunmaktadır57.

Tekinalp de bu konuda, marka tescilinin "münhasır koruma" değil, "nisbi koruma" sağladığını belirtmiştir58. Komposit yapıda, tanımlayıcı kısım zaman içinde genel kültürün parçası haline gelip, koruma kaybedebilir.


XI. SMK Madde 5/1-b ile 5/1-c Arasındaki Farkın Pratik Uygulaması

A. Bent Bazlı Savunma Stratejisi

Uygulamada TÜRKPATENT, sıklıkla her iki benti birden dayanak göstermektedir. Savunma stratejisinde, her bent için ayrı argümantasyon yapılması gerekir. Madde 5/1-b kapsamında, işaretin "herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmadığı" gösterilmelidir. Madde 5/1-c kapsamında ise, "ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite vb. belirttiği" somut biçimde ortaya konmalıdır.

Arkan, bu ayrımın avukat perspektifinde pratik sonuçlarının olduğunu belirtmiştir. Örneğin, 5/1-c'ye karşı Suluk'ün suggestive (çağrıştırıcı) argümanları etkili olabilirken, 5/1-b'ye karşı işaretin "herhangi bir" ayırt edicilik barındırmadığı gösterilmesi daha zordur59.

B. Sınıf Bazlı Değerlendirme Zorunluluğu

Aynı işaret, bir sınıfta tanımlayıcı olurken, diğerinde tanımlayıcı olmayabilir. Güneş, bu sebeple "sınıf bazlı değerlendirme"nin tanımlayıcılık analizinin olmazsa olmazı olduğunu vurgulamaktadır60.

Örnek: "Organik" sözcüğü, 30. sınıftaki gıda ürünleri için tanımlayıcı olmakla birlikte, 25. sınıftaki giyim eşyaları için aynı derece tanımlayıcı olmayabilir. Bunun sebebi, giyim sektöründe "organik" etiketinin, gıda kadar standar olmayan biçimde kullanılmasıdır.


Sonuç

SMK madde 5/1-c'nin düzenlediği tanımlayıcı işaretlerin tescil yasağı, serbest rekabeti koruma ve ticaret alanındaki ortak ifadelerin tekelleştirilmesini engelleme amaçlarına hizmet etmektedir. Doktrinde Çolak, Arkan, Yasaman, Tekinalp, Suluk ve Güneş gibi öğretici yazarlar tarafından farklı açılardan ele alınan bu konu, Yargıtay içtihadında somut uyuşmazlıklar üzerinden şekillenmeye devam etmektedir61.

Tanımlayıcılık değerlendirmesinin merkezinde, "ilgili tüketici kesimi" kriterinin somutlaştırılması yer almaktadır. Çolak'ın üç aşamalı test yaklaşımı, Yargıtay'ın uygulamasında (mulino, bileşik kelime, eğitim sektörü kararları) dolaylı olarak benimsenmiştir62. Yabancı dildeki tanımlayıcı ibarelerin değerlendirilmesi, sınıf bazlı analiz zorunluluğu ve kullanımla ayırt edicilik kazanmanın ispat koşulları, uygulamada en çok tartışılan konuları oluşturmaktadır.

Mulino kararı, tanımlayıcılık analizinde "dil bariyerinin hukuki koruma sağlamadığını" somutlaştırmış; bileşik kelime kararı, "orijinalliğin tanımlayıcılığı ortadan kaldırmadığını" göstermiş; eğitim sektörü kararı, "sektörel tanımlayıcılığın ticari serbestiye öncelik taşıdığını" ortaya koymıştır63. Kullanımla kazanma kararı ise, SMK madde 5/2'nin istisnasal olduğunu ve ispat eşiğinin yüksek tutulması gerektiğini vurgulamıştır64.

Marka tescil başvurusunda tanımlayıcılık riskinin yönetimi, başvuru öncesi kapsamlı ön analiz, sektörel jargon ve kanuni terminoloji hakkında bilgi edinim, ve gerektiğinde çağrıştırıcı (suggestive) işaret seçimi gibi stratejik seçimleri gerektirmektedir. Kullanımla ayırt edicilik kazanma yolunu tercih edecek başvuru sahiplerinin, başvuru tarihi öncesinde kapsamlı delil portföyü oluşturması hayati önem taşımaktadır.

Doktrinin ve yargı kararlarının seyri, tanımlayıcılık yasağının, serbest piyasa ekonomisinin temel prensiplerini koruma çerçevesinde hassas biçimde uygulandığını göstermektedir. Bu hassas denge, işaret sahiplerinin makul koruma beklentileri ile ticari sektörlerin ifade kullanımı serbestisi arasında denge sağlamaktadır.


Kaynakça

Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997).

Bently, Lionel vd., Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford Law Trove 2022).

Bozgeyik, Hayri, Marka Hakkının Korunması (On İki Levha Yayıncılık 2024).

Bozgeyik, Hayri ve Dağkıran, Ahmet Şevki, 'Marka Tescilinde Ayniyet ve Ayırt Edilemeyecek Kadar Benzerliğin Mutlak Ret Nedenleri Arasında Yer Alması ve Kamu Yararı ile İlişkisi — Yargı Kararları Işığında Bir İnceleme' (2024) 10(2) Ticaret Hukuku Mecmuası 203.

Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023).

Güneş, İlhami, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu Işığında Uygulamalı Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2021).

Kaya, Aslan, Marka Hukuku (Vedat Kitapçılık 2024).

Paslı, Ali, Marka Hukukunda Ürün Benzerliği (1. Baskı, Vedat 2018).

Suluk, Cahit vd., Fikri Mülkiyet Hukuku (Seçkin Yayınevi 2024).

Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat Kitapçılık 2012).

Türk Patent ve Marka Kurumu, Marka İnceleme Kılavuzu (Türk Patent 2021).

Uzunallı, Sevilay, Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2024).

WIPO, 'DL 302 An Advanced Course on Trademarks, Industrial Designs and Geographical Indications' (WIPO Academy 2024).

Yasaman, Hamdi vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019).

Yılmaz, Alper Çağrı, Türk Marka Hukuku ve Avrupa Birliği Hukukunda Mutlak Tescil Engelleri (Pozitif Matbaacılık 2008).


Dipnotlar

  1. Çolak (n 11) 148.

  2. Çolak (n 11) 146-152.

  3. Arkan (n 12) 42-45.

  4. Tekinalp (n 13) 370.

  5. Suluk (n 8) 190; Güneş (n 9) 66.

  6. Bozgeyik (n 10) 28-32.

  7. Yasaman (n 14) 445.

  8. Çolak (n 11) 152-155. Yazar, madde 5/1-b ile 5/1-c'nin ayrı değerlendirme kriterleri olduğunu, ancak uygulamada sıklıkla birlikte ele alındığını belirtmektedir.

  9. Yasaman (n 14) 442-448. Gerekçede, "serbest rekabet korunmasının" temel hukuk politikası amacı olarak belirtilmiştir.

  10. Çolak (n 11) 160. Yazar, "münhasıran" ve "esas unsur olarak" ibaresinin geniş kapsam sağladığını ve kısmen tanımlayıcı işaretleri de kapsadığını belirtmektedir.

  11. Çolak (n 11) 148-152.

  12. Çolak (n 11) 151. Üç aşamanın uygulanması, tanımlayıcılık analizinin sağlamlığını ve objektifliğini artırmaktadır.

  13. Çolak (n 11) 152-155. Sınıf bazlı değerlendirme, uygulamada çoğunlukla göz ardı edilmektedir; bu da ret kararlarının hukuki temeli hakkında tartışmalara yol açmaktadır.

  14. Yasaman (n 14) 444-445.

  15. Yasaman (n 14) 445-446. Serbest tutma ihtiyacı, AB hukuku çerçevesinde "Freihaltebedürfnis" olarak bilinmektedir.

  16. Güneş (n 9) 65-67.

  17. Güneş (n 9) 67. Yazarın bu ayrımı, uygulamada sektörel tanımlayıcılığın kriteri olarak sıklıkla kullananılmaktadır.

  18. Bozgeyik (n 10) 32-35.

  19. Arkan (n 12) 45-48.

  20. Arkan'ın belirttiği üzere, TÜRKPATENT uygulamasında, endüstriye özgü yeni sözcüklerin tanımlayıcılık kategorisine alınması, oldukça dar biçimde yapılmaktadır.

  21. Yargıtay 11. HD, 28.05.2025, E. 2024/6437, K. 2025/3774. İlk Derece Mahkemesi: Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2021/244 E., 2022/150 K.

  22. Suluk (n 8) 192-194.

  23. Arkan (n 12) 55-57. Coğrafi adların tanımlayıcılık analizi, SMK madde 5/1-c ve 5/1-d'nin kesişim alanında yer almaktadır.

  24. Yargıtay 11. HD, 23.06.2025, E. 2025/207, K. 2025/4443. Su kaynağı olarak bilinen coğrafi adın marka tescilinde halkı yanıltma riski ve SMK md. 5 kapsamında değerlendirilmesi.

  25. Arkan (n 12) 48-50.

  26. Yargıtay 11. HD, 28.05.2025, E. 2024/6437, K. 2025/3774. Eğitim sektöründe tanımlayıcı nitelikteki ibare, profesyoneller tarafından tanımlayıcı olarak algılandığından ret nedeni oluşturmaktadır.

  27. Güneş (n 9) 66-67. Yazarın bu görüşü, Yargıtay'ın sonraki kararlarında dolaylı olarak benimsenmiştir.

  28. Yargıtay 11. HD, 10.04.2025, E. 2024/3916, K. 2025/2311. İlk Derece Mahkemesi: Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (FSHHM sıfatıyla), 2022/139 E., 2023/499 K.

  29. Bu karara önceki Yargıtay kararlarında eş benzeri bulunmasa da, Güneş'in doktrin görüşü ile paralellik gözlenmektedir (n 27).

  30. Bozgeyik (n 10) 42-45. Yazarın bu görüşü, teknik terimlerin tanımlayıcılık analizinde gözlemsel bir temel sağlamaktadır.

  31. Bozgeyik (n 10) 44. Yazarın "WiFi" örneği, sözcüğün diyakronik tanımlayıcılık niteliğini göstermektedir.

  32. Tekinalp (n 13) 370-375.

  33. Çolak (n 11) 160-165. Yazarın bu ayrımı, bent bazlı savunma stratejisinin temelini oluşturmaktadır.

  34. Bu mantık, tanımlayıcılık ve ayırt edicilik arasındaki küme ilişkisini ortaya koymaktadır: Tanımlayıcı kümesi, Ayırt Edici Olmayan kümenin alt kümesidir.

  35. Arkan (n 12) 75-78.

  36. Bozgeyik ve Dağkıran (n 4) 203-210.

  37. Taşımacılık/finans sektöründe yapılan birçok başvuruda benzer değerlendirmeler yapılmaktadır. Yargıtay kararları, kanuni terminoloji kaynaklı tanımlayıcılık analizinde tutarlı biçimde kanun tabanlı yaklaşım benimsemektedir.

  38. Suluk (n 8) 195-196.

  39. Güneş (n 9) 67-69. Standart ifadelerin tanımlayıcılığının, "herkes tarafından kullanılabilmesi gerekliliği" tarafından desteklendiğini belirtmektedir.

  40. Yargıtay 11. HD, 10.04.2025, E. 2024/3916, K. 2025/2311.

  41. Karar metninde doğrudan atıf yapılmamakla birlikte, "ilgili tüketici kesimi" kriterinin uygulanışı, Güneş'in teorisinin pratik yansıması sayılabilir.

  42. Yargıtay 11. HD, 14.05.2025, E. 2024/5116, K. 2025/3358. İlk Derece Mahkemesi: Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2021/263 E., 2021/367 K.

  43. Bozgeyik (n 10) 45-48. Bileşik sözcüklerin bileşen unsurlarının anlambilim analizi, tanımlayıcılık değerlendirmesinin merkezinde yer almaktadır.

  44. Yargıtay 11. HD, 28.05.2025, E. 2024/6437, K. 2025/3774. İlk Derece Mahkemesi: Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2021/244 E., 2022/150 K.

  45. Karar, eğitim sektöründe benzer nitelikte hizmetlerin tanımlayıcı ifadeleri kullanma serbestisinin korunması gerektiğini göstermektedir.

  46. Yargıtay 11. HD, 29.01.2026, E. 2025/3593, K. 2026/582. İlk Derece Mahkemesi: Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2022/95 E., 2022/393 K.

  47. Uzunallı (n 6) 60-62. Tüketici algısının belirlenmesine yönelik anketler, odak grup çalışmaları vb., yapısal delillerdir.

  48. Kaya (n 7) 95-98.

  49. Çolak (n 11) 160-162.

  50. Suluk (n 8) 196. Kapsamlı delil portföyünün niteliği, kullanımla kazanma ispat sürecinin temel başarı faktörüdür.

  51. Yargıtay kararları tarandığında, kullanımla kazanma iddiasını kabul eden kararlar oldukça sınırlıdır. Çoğunlukla, delil yetersizliği nedeniyle ret kararı verilmektedir.

  52. Uzunallı (n 6) 62-63. Başvuru sonrası toplanan delillerin, başvuru tarihinden önceki kullanımı ispata yeterliliği hakkında ciddi sınırlamalar bulunmaktadır.

  53. Bu nedenle, markaşmayı planlayanların, tescil başvurusundan en az 1-2 yıl öncesinden kullanım stratejisini başlatmaları tavsiye edilmektedir.

  54. Çolak (n 11) 148-152.

  55. Bu yanılgı, başvuru sahiplerinin sıklıkla yaptığı bir hatadir. Bilinirlik, tüketici tarafından "tanıdığı" anlamına gelirken, tanımlayıcılık "tanımlandığı" anlamına gelmektedir.

  56. Bozgeyik (n 10) 50-53. Çağrıştırıcı işaretler, donuk koruma sağlamakla birlikte, tescil edilebilirlik açısından avantaj sunmaktadır.

  57. Bozgeyik (n 10) 55-57. Komposit yapıda, işaretin bütünü korunurken, tanımlayıcı kısım ayrıştırılabilir.

  58. Tekinalp (n 13) 375-378.

  59. Arkan (n 12) 78-82. Bent bazlı savunma stratejisinin etkinliği, savunmanın her bent için ayrı temellendirmesine bağlıdır.

  60. Güneş (n 9) 69-71. Sınıf bazlı değerlendirme, tanımlayıcılık analizinin metodolojik temelidir.

  61. Tüm yazarlar tarafından belirtilen görüşlerin toplamı, tanımlayıcılık yasağının çok yönlü bir hukuki kurum olduğunu ortaya koymaktadır.

  62. Çolak'ın üç aşamalı testi (semantik analiz → mal/hizmet ilişkisi → ilgili tüketici algısı), Yargıtay kararlarında söz konusu yapılar üzerinden dolaylı olarak uygulanmaktadır.

  63. Üç karar da, tanımlayıcılık analizinde "ilgili tüketici kesimi" kriterinin merkeziyetini vurgulamaktadır.

  64. Kullanımla kazanma, istisnasal bir hukuki durumdur ve Yargıtay, bu konuda yüksek bir ispat eşiği belirlemektedir.