MAKALE
Marka Tescilinde Ayırt Edicilik Yoksunluğu: SMK md. 5/1-b Analizi
Ayırt edici nitelikten yoksun işaretlerin marka olarak tescilinin imkansızlığı, soyut-somut ayırt edicilik ayrımı ve kullanımla kazanma istisnası doktrinel ve içtihadi analiz.
Giriş
İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı — Marka tescili, ihlal davaları ve uyuşmazlıklar için hizmet sayfası.
Sınai Mülkiyet Kanunu md. 5/1-b, marka tescil sisteminin birinci filtresi niteliğinde olup, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından en yüksek oranda uygulanmakta olan ret nedenlerinden biridir1. Hüküm basit görülse de, ayırt edici nitelik kavramı hukuk teorisi ve yargı uygulamasında karmaşık bir tartışma alanıdır. Nitekim bir işaretin ayırt edici niteliğe sahip olup olmadığı sorusu, tüketici algısından mevzuat kapsamına kadar geniş bir spektrumda değerlendirilmektedir.
Bu makalede, SMK md. 5/1-b kapsamında ayırt edicilik yoksunluğu kavramı, soyut ve somut ayırt edicilik ayrımı, doktrinde kabul gören görüşler, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması ve SMK md. 5/2 kapsamında kullanımla kazanma istisnası geniş biçimde incelenmektedir2. İnceleme, Türk marka hukuku doktrinin önde gelen eserlerine ve uygulamada belirleyici olan son tarihli Yargıtay kararlarına dayanmaktadır.
I. Marka Kavramı ve Ayırt Edicilik İşlevinin Önemi
A. Marka Tanımı ve Temel İşlevi
Marka, genel anlamda bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini, başka teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaret olarak tanımlanmaktadır (SMK md. 4)3. Çolak'ın ifadesiyle, markanın en temel işlevi, "tüketici nezdinde ticari kaynağı göstermek ve böylece piyasada doğru seçim yapılmasını sağlamak"tır4. Bu tanımdan görüleceği üzere, markanın varlığı için iki şart bulunmaktadır: işaret niteliğine sahip olmak ve ayırt edici niteliğe sahip olmak.
Tekinalp, ayırt ediciliği "markanın işletmenin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan bir güce sahip olması" olarak tanımlamaktadır5. Yasaman ve çalışma grubu ise bu kavramı, "işaretin tüketici nezdinde belirli bir ticari kaynağa işaret ettirme kapasitesi" şeklinde daha geniş bir çerçevede ele almaktadır6. Bu farklı tanımlamalar, ayırt ediciliğin teorik temeline ilişkin doktrinel tartışmaları açığa çıkarmaktadır.
B. Ayırt Ediciliğin Piyasa Ekonomisindeki Rolü
Serbest piyasa ekonomisinin düzgün işlemesi, tüketicinin bilinçli tercih yapabilmesine bağlıdır. Marka, bu bağlamda, tüketiciyi yanlış ürün veya hizmet seçiminden koruyan, karşılaştırmalı alışveriş yapabilmesine imkan veren bir araçtır. Bozgeyik bu fonksiyonu şöyle açıklamaktadır: "Marka işareti, tüketicinin ürünün kaynağı hakkında hızlıca bilgi almasını sağlar ve ilgili işletmenin ün ve prestijini taşır"7. Bu açıdan bakıldığında, ayırt edici nitelikten yoksun işaretlerin tescilinin önlenmesi, genel olarak kamu yararını ve serbest rekabeti koruma amacı taşımaktadır.
Suluk ve Güneş de, ayırt ediciliğin değerlendirilmesinde "ortalama tüketici standartı"nın uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır8. Ortalama tüketici, ne aşırı dikkatli ne de çok dikkatsiz bir tüketicidir; ilgili mal veya hizmetler bakımından makul bir dikkate sahip ve ilgili sektörle genellikle tanıdık olan bir kişi olarak tanımlanmaktadır.
II. Kanuni Düzenleme: SMK md. 5/1-b
A. Hükmün Metni ve Kapsamı
SMK md. 5/1-b şu şekilde düzenlenmiştir:
"Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilemez: [...] b) Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler."
Bu hüküm, marka tescilinde mutlak ret nedenleri arasında en kapsamlı olanıdır. Başvuruda yer alan işaretin, somut mal ve hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe sahip olmadığı tespit edilirse, TÜRKPATENT kararı çerçevesinde ret veya kısmi ret kararı verilmektedir9.
B. Avrupa Birliği Hukuku ile Karşılaştırma
Karşılaştırmalı hukuk perspektifinden bakıldığında, AB Marka Tüzüğü (2017/1001) md. 7/1-b de benzer şekilde ayırt edici nitelikten yoksun işaretleri nispi ret nedeni olarak düzenlemektedir. Bununla birlikte, Bently ve İngiliz-Amerika hukuku perspektifine göre, ayırt ediciliğin değerlendirilmesi hem yazılı mevzuatta hem de uygulamada genellikle daha esnektir10. SMK'nın AB hukukuna yaklaştırılması çabaları doğrultusunda, Türk uygulaması da yabancı dil kelimeler ve tanımlayıcı ibareler konusunda giderek daha katı bir yorum izlemektedir.
III. Soyut ve Somut Ayırt Edicilik Ayrımı
A. Doktrin Tartışması: İki Boyutlu Değerlendirme
Ayırt edicilik değerlendirmesinde doktrinde ikili bir ayrım yapılmaktadır. Arkan'a göre, "soyut ayırt edicilik, bir işaretin genel olarak marka işlevi görebilecek nitelikte olup olmadığını, somut ayırt edicilik ise belirli mal veya hizmetler bakımından ayırt edici kapasiteye sahip olup olmadığını ifade eder"11.
Çolak ise bu ayrımı daha belirgin biçimde tanımlamaktadır: soyut ayırt edicilik "doğası gereği fantezi sözcüğü veya orijinal tasarım gibi herhangi bir bağlamdan bağımsız olarak ayırt etme kapasitesi", somut ayırt edicilik ise "belirli mal veya hizmetler bakımından ortalama tüketici nezdinde marka olarak algılanma"dır12. Bu iki düzey arasında bir yönsüz ilişki bulunmaktadır: bir işaret soyut olarak ayırt edici görünse de somut mal veya hizmetler bakımından ayırt edici olmayabilir; ancak soyut olarak ayırt edici olmayan bir işaret, somut düzeyde de ayırt edici olmayacaktır.
Tekinalp ve Güneş, bu değerlendirmenin tüketici odaklı bir "pazar gerçekliği" testinden ibaret olduğunu vurgulamaktadır13. Başka bir deyişle, mevzuat analizi kadar, başvuru kapsamındaki hedef tüketici grubunun o işareti marka olarak algılayıp algılamadığı sorusunun cevabı kritik önem taşımaktadır.
B. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Pozisyonu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ayrım konusunda net bir pozisyon almıştır. HGK'nın yakın tarihli içtihadına göre, ayırt edicilik değerlendirmesinde her zaman soyut ve somut ayrımının yapılması gerekmektedir; bir işaretin soyut olarak ayırt edici görülmesi, somut mal veya hizmetler bakımından da ayırt edici olduğu anlamına gelmez14. Bu yaklaşım, SMK md. 5/1-b değerlendirmesinin her zaman somut mal/hizmet bazında yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
IV. Ayırt Edicilik Yoksunluğunun Görülmediği Tipik Durumlar
A. Tek Harfler, Sayılar ve Temel Geometrik Şekiller
Bağlamsız tek harfler (A, B, C gibi) veya sayılar (1, 2, 3 gibi) genel ilkede ayırt edici nitelikten yoksun sayılmaktadır15. Bunun nedeni, bu tür işaretlerin yaygınlığı ve herkes tarafından kolaylıkla kullanılabileceği varsayımıdır. Ancak, bu temel kuralın istisnası vardır: eğer tek harfe veya sayıya özel bir grafik stilizasyon, renk şeması veya tasarım öğesi eklenirse, ayırt edicilik sağlanabilir.
Benzer biçimde, daire, üçgen veya kare gibi temel geometrik şekiller, özgün bir tasarım veya benzersiz unsur eklenmedikçe, marka olarak tescil edilmemektedir. Bozgeyik'e göre, bu tür şekiller "doğası gereği her tasarımcı veya ürün tasarımında kullanılma intimaline sahip" olduğu için, tekelleştirilmeleri kamu yararına aykırıdır16.
B. Yaygın Dekoratif ve Ambalaj Unsurları
Belirli bir sektörde standar olarak kabul gören süsleme motifleri veya ambalaj elementleri, tüketici nezdinde ayırt edici algılanmamaktadır. Örneğin, gıda sektöründe yaygın olarak kullanılan dalgalı çizgi motifi veya metalik şerit, tek başına ayırt edici nitelik taşımamaktadır. Kaya'nın belirttiği üzere, bu tür unsurlar "sektörel standart" haline geldiğinde, bireysel markalara ayırt edicilik sağlamaktan ziyade, genel işlevsel veya estetik bir rol oynamaktadır17.
C. Jenerik Sloganlar ve Tanıtım İfadeleri
"En iyisi biziz", "Kalitenin adresi", "Güvenin adı" gibi genel nitelikte sloganlar, tüketici tarafından marka göstergesi olarak algılanmamaktadır18. Bu tür ifadelerin tescilinin engellenmesinin nedeni, sloganların genellikle reklam ve tanıtım amaçlı kullanılması ve sektördeki birden fazla işletme tarafından benzer ifadeler kullanılma ihtimalinin yüksekliğidir.
Slogan markalarının tescilinde eşik yüksektir. Başvuru sahibi, sloganın yaygın kullanımın ötesinde, hedef tüketici nezdinde belirli bir ticari kaynağa işaret ettiğini ispat etmeyi zorunlu kılmaktadır. Uzunallı, bu ispat yükünün "çoğu durumda aşılması güç" olduğunu, ancak istisnai durumlarda—örneğin, uzun süreli ve yoğun reklam harcamaları ile desteklenmiş sloganlar—tescil edilebileceğini belirtmektedir19.
V. Sınıf Bazlı Değerlendirme İlkesi
Ayırt edicilik, her mal ve hizmet sınıfı için ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Aynı işaret, bir sınıfta ayırt edici niteliğe sahipken, başka bir sınıfta ayırt edicilik yoksunluğu nedeniyle reddedilebilir. Örneğin, "Apple" sözcüğü, bilgisayar ve yazılım sektörü (9. sınıf) bakımından yüksek ayırt edicilik taşırken, taze meyve satışı (31. sınıf) için ayırt edici nitelikten yoksun sayılması mümkündür. Çolak bu ilkeyi şöyle özetlemektedir: "Ayırt edicilik, sözcüğün semantik anlamı, hedef tüketici kesimi ve ticari alan ekseninde, her başvuru için ayrı ayrı test edilir"20.
Uygulamada, başvuru sahibi bu sınıf bazlı değerlendirmenin farkında olmalı ve başvuruda yer alan mal ve hizmetler için spesifik bir ayırt edicilik stratejisi geliştirmelidir. Örneğin, tanımlayıcı nitelikli bir ibarenin bir sınıfta reddedilmesi, başvuru sahibinin ilişkili sınıflara yapabileceği başvuruları engellememektedir; ancak başvuru koşullarında her sınıf bakımından ayrı inceleme yapılması gerekmektedir.
VI. Yargıtay Kararları Analizi
A. Eğitim Sektöründe Tanımlayıcı İbare ve Ayırt Edicilik Yoksunluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 28.05.2025 tarihli kararında, eğitim teknolojisi sektöründe bir başvurunun ayırt edicilik analizi konusunda önemli ilkeler ortaya koymaktadır21. Başvuru sahibi, eğitim hizmetlerini tanımlayan bir ibare için tescil başvurusunda bulunmuş; başvuru TÜRKPATENT tarafından SMK md. 5/1-b ve 5/1-c kapsamında reddedilmiştir. Daire, başvuru sahibinin "uluslararası alanda kullanılan teknik bir terim" olduğu yönündeki savunmasını değerlendirerek, ibarenin hedef tüketici nezdinde doğrudan eğitim hizmetlerini çağrıştırdığını ve bu nedenle ayırt edici niteliğe sahip olmadığını tespit etmiştir.
Kararın hukuki önemi, aşağıdaki noktada yatmaktadır: yabancı dilde ve uluslararası bilinirliğe sahip olsa dahi, bir ibare İlgili sektördeki hedef tüketici kesimi tarafından tanımlayıcı olarak algılanıyorsa, ayırt edicilik yoksunluğunun tespiti için bu yeterlidir. Başka bir deyişle, küresel tanınırlık, yerel pazara münhasır olmayan tanımlayıcılığın önünü almamaktadır.
B. Yabancı Dil Tanımlayıcı Kelimelerin Sınıf Bazlı Analizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10.04.2025 tarihli kararında, İtalyanca "mulino" (değirmen) ibaresinin değirmencilik sektöründe marka olarak tescil edilip edilemeyeceğini değerlendirmiştir22. Kararın kritik noktası, tanımlayıcılık değerlendirmesinde "ilgili tüketici kesimi"nin ne olduğunun somutlaştırılmasıdır.
Daire, "mulino" ibaresinin değirmencilik sektöründe yaygın kullanım alanı bulduğunu, ilgili sektör profesyonelleri açısından doğrudan bir tanımlayıcı niteliği taşıdığını tespit etmiştir. Mahkeme, bu ibarenin SMK md. 5/1-b, 5/1-c ve 5/1-d hükümleri uyarınca "herhangi bir ayırt ediciliği bulunmayan ve değirmencilik sektöründe oldukça fazla kullanım alanı bulan tanımlayıcı nitelikteki" bir kelime olduğunu belirtmiştir. Kararın başlıca katkısı, yabancı dildeki tanımlayıcı kelimelerin değerlendirilmesinde "genel tüketici algısı" yerine "ilgili sektör profesyonelleri" perspektifinin alınması gerektiğinin teyit edilmesidir.
Güneş'in bu konudaki görüşüne göre, bir ibarenin yabancı dilde tanımlayıcı olması, ilgili sektörde bu dilin bilinirliği halinde, Türk hukuku bakımından da tanımlayıcılık teşkil etmektedir23. Kaya da, sektörel terminoloji kullanılan alanlarda, genel halkın kelimenin anlamını bilmemesi, ilgili profesyoneller açısından tanımlayıcılığın sonlanmasında hiçbir role sahip değildir24.
C. İngilizce Bileşik Kelimelerin Tanımlayıcılığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 14.05.2025 tarihli kararında, İngilizce bir bileşik kelimeden oluşan teknoloji markası başvurusunu incelemiştir25. Başvuru sahibi, ibarenin orijinal bir bileşik kelime olduğunu ve 9. sınıfta daha önce bu kombinasyonda kullanılmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme, ibarenin İngilizce anlamının ilgili tüketici kesimi (teknoloji profesyonelleri ve ürün geliştiriciler) tarafından kolaylıkla anlaşılacağını, doğrudan malın niteliğini belirttiğini ve bu nedenle ayırt edici nitelikten yoksun olduğunu tespit etmiştir.
Bu karar, orijinallik iddiasının—yani, kelimenin daha önce bu kombinasyonda kullanılmamış olmasının—ayırt ediciliği sağlamada yetersiz kaldığını göstermektedir. Tekinalp'in çalışmalarından da anlaşılacağı üzere, ayırt edicilik sadece leksiksel yeniliğe değil, tüketici nezdinde kaynak göstergesi olma kapasitesine bağlıdır26.
D. Kullanımla Ayırt Edicilik Kazanma Ispat Yüküne İlişkin Karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 29.01.2026 tarihli kararında, taşımacılık sektöründe tanımlayıcı nitelikli bir ibare için kullanımla ayırt edicilik kazanma (secondary meaning) iddiasını değerlendirmiştir27. Başvuru sahibi, beş yılı aşan ticari kullanım, web sitesi görseli ve ticari faaliyet belgeleri sunmuştur. Mahkeme, bu delillerin "tüketici nezdinde belirli bir kaynağa işaret etme" olgusunu ispata yeterli olmadığını; kapsamlı tüketici anketleri, pazar payı verisi ve reklam harcamaları gibi ek deliller gerektiğini tespit etmiştir.
Suluk'un bu konudaki görüşüne paralel olarak, mahkeme "birkaç yıllık kullanım ve sınırlı sayıda ticari belge yeterli görülmediğini" açıkça hükme bağlamıştır28. Kara başvuru sahibi, kullanımla kazanma iddiasını ispat etmek için başvuru tarihinden önce geniş kapsamlı bir delil portföyü oluşturması gerekmektedir.
E. Perakende Hizmetlerinde "Market" İbaresi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 29.01.2026 tarihli başka bir kararında, "market" ibaresi içeren bir marka başvurusunu incelemiştir29. 35. sınıf (perakende ticaret hizmetleri) bakımından değerlendirilen başvuru, SMK md. 5/1-b kapsamında ayırt edicilik yoksunluğu nedeniyle reddedilmiştir. Mahkeme, "market" sözcüğünün, Türkçede perakende satış yeri anlamında yaygın kullanımdan dolayı, 35. sınıf perakende hizmetleri bakımından doğrudan tanımlayıcı olduğunu tespit etmiştir.
Bu karar, yazılı dil kullanımındaki yaygınlığın, ayırt edicilik değerlendirmesinde belirleyici rol oynadığını göstermektedir. Uzunallı'nın belirttiği gibi, "sözcüğün Türkçe sözlüklerde ve yaygın kullanımda bir hizmet veya ürün kategorisini göstermesi, ayırt edicilik yoksunluğunun güçlü bir göstergesidir"30.
VII. Doktrin Tartışması: Ayırt Edicilik Eşiğinin Belirlenmesi
A. Soyut vs. Somut: Hangisi Daha Belirleyici?
Doktrinde, ayırt edicilik değerlendirmesinde soyut veya somut boyutun hangisinin daha belirleyici olması gerektiği tartışmalıdır. Arkan, soyut ve somut boyutun eşit ağırlıkta dikkate alınması gerektiğini savunmaktadır; "çünkü hiçbir işaret, soyut düzeyde ayırt edici olmaksızın somut düzeyde ayırt edici olamaz"31. Buna karşılık, Çolak, başvuru aşamasında somut mal ve hizmetler bağlamının daha ağır basması gerektiğini belirtmektedir; zira "marka tescili başvurusu her zaman belirli mal ve hizmetler için yapılmakta, soyut bir işaret tescili söz konusu değildir"32.
Tekinalp ise bu tartışmayı "pazar gerçekliği" perspektifiyle yaklaştırarak, "hukuki anlama göre soyut ve somut etkileşim halinde birlikte çalışır; pratik değerlendirmede somut bağlam belirleyici olsa da, soyut nitelik yok edilmemelidir" diye yazılmıştır33.
B. Ortalama Tüketici Standardının Esnekliği
Ortalama tüketici standardı, marka hukuku doktrinde yaygın olarak kullanılsa da, bu standardın "orta"sının nasıl belirlendiği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bozgeyik, "ortalama tüketici"nin somut mal veya hizmetin niteliğine göre değişken olduğunu; örneğin, teknoloji ürünleri söz konusu olduğunda, ortalama tüketici, teknik konularda yüksek bilgiye sahip bir profesyonel olarak tanımlanması gerektiğini belirtmektedir34. Güneş ise bu esnekliği "sınıf bazlı ortalama tüketici standardı" olarak tanımlamaktadır35.
Suluk ve Güneş'in ortak görüşüne göre, sektör bazlı uzmanlık ve pazar gerçekliği, ortalama tüketici tanımlaması sırasında dikkate alınmalıdır; özellikle B2B (işletmeler arası) alanlarda, tüketici yerine "ilgili işletme kesimi"nin beklentileri değerlendirilmelidir.
VIII. SMK md. 5/2 Kullanımla Ayırt Edicilik Kazanma İstisnası
A. İstisnanın Kapsamı ve Koşulları
SMK md. 5/2, SMK md. 5/1-b, 5/1-c ve 5/1-ç kapsamında reddedilecek işaretler için, başvuru tarihinden öncesi yoğun ve yaygın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının ispatlanması halinde, tescil mümkün kılmaktadır. Bu istisna, dar yorumlanmaktadır; çünkü başvuru sahibine ağır bir ispat yükü getirmektedir.
B. İspat Delilleri ve Portföy Oluşturulması
Kullanımla kazanma iddiası için gerekli deliller, kapsamlı ve çok boyutlu olmalıdır36. Başvuru sahibi aşağıdaki delilleri sunmalıdır:
- Satış rakamları ve yıllara göre ciro artışı
- Reklam harcamaları ve medya görselleri
- Kullanım süresi (en az 3-5 yıl, ancak bu yeterli değildir)
- Coğrafi yaygınlığı gösteren satış noktaları ve distribüsyon verileri
- Pazar payı ve rekabet ortamında pozisyonu
- Tüketici anketleri (bağımsız araştırma şirketi tarafından yapılan)
- Ticaret odası, meslek kuruluşları ve endüstri birliklerinden yazılar
- Faturalar, kataloglar, sipariş formları ve ticari yazışmalar
Kaya'ya göre, bu delil portföyü "tüketici nezdinde işaretin belirli bir kaynağa işaret eder hale geldiğini" gösterir nitelikte olmalıdır37. Uzunallı ise, "web sitesi varlığı veya birkaç yıllık ticari kullanım tek başına yeterli değil; tüketici algısındaki değişimi ispat etmek için sistematik veriler gereklidir" diye vurgulamaktadır38.
IX. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar ve Stratejik Değerlendirmeler
A. Başvuru Öncesi Ayırt Edicilik Ön Analizi
Başvuruda yer alacak işaretin, SMK md. 5/1-b kapsamında ret riski taşıyıp taşımadığı, başvuru öncesinde profesyonel bir analiz ile değerlendirilmelidir. Bu analiz, ortalama tüketici algısını simüle ederek, işaretin başvuru kapsamı mal ve hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe sahip olup olmadığını değerlendirmelidir. Soyut ve somut ayırt edicilik boyutları ayrı ayrı incelenmelidir.
B. Sınıf Bazlı Seçimi ve Dar Kapsam Stratejisi
Ayırt edicilik, sınıf bazlı değerlendirilse de, başvuru sahibi dar bir sınıf seçerek ret riskini azaltabilir. Örneğin, "Innovation" sözcüğü, yazılım geliştirme hizmetleri (42. sınıf) için tanımlayıcı iken, spor ürünleri (25. sınıf) için ayırt edici niteliğe sahip olabilir. Bu nedenle, başvuru stratejisi, en güçlü ayırt edicilik taşıyan dar sınıf seçimine dayandırılabilir.
C. Coğrafi Yer Adları İçeren Başvurularda Risk
Coğrafi yer adları içeren işaretler, Arkan'ın da belirttiği üzere, "kural olarak herkesin kullanımına açık olması gereği" nedeniyle, yüksek ret riski taşımaktadır39. Bu durumda, başvuru sahibi işarete özgün bir grafik unsur ekleme, renk kombinasyonu yapma veya SMK md. 5/2 kapsamında kullanımla kazanma iddiası sunma yollarına başvurabilir.
D. Müteakip Tescilli Markalar ile İlişki
Başvuru sahibi, aynı veya benzer işareti birden fazla sınıfta tescil ettirmek niyetindeyse, ilk tescil başvurusunun kabul edilmesi kritik önem taşımaktadır. Çünkü başarılı bir tescil, eş zamanlı başvurularda ayırt edicilik değerlendirmesine dikkate edilebilir (precedent effect). Bununla birlikte, bu etki her zaman garanti edilmediğinden, her sınıf başvurusu bağımsız biçimde değerlendirilmelidir.
X. Sık Yapılan Hatalar ve Riskler
Uygulamada, başvuru sahipleri aşağıdaki hataları sıklıkla yapmaktadır:
Bilinirliği ayırt ediciliğe karıştırmak. Herkesin bilmesi, ayırt edicilik sağlamaz; bazen tam tersi, jenerikleşmeyi işaret eder. "Google" sözcüğü arama motoru bakımından ayırt edicidir; ancak "internet" sözcüğü jenerik kalmıştır.
SMK md. 5/1-b ve 5/1-c'yi ayrıştıramak. Ayırt edicilik yoksunluğu (b bendi) ile tanımlayıcılık (c bendi) farklı hukuki kriterlere dayanmaktadır. Her birinin ayrı tartışılması gerekir.
Sınıf bazlı değerlendirme göz ardı etmek. Aynı işaret bir sınıfta ayırt edici, diğerinde tanımlayıcı olabilir. Başvuru, her sınıf için ayrı ön analiz yapılıp değerlendirilmelidir.
Kullanımla kazanma delilini hafife almak. Başvuru sonrası toplanan belge ve faturalar, başvuru tarihinden öncesi kullanımı ispat etmekte yetersiz kalacaktır.
XI. Karşılaştırmalı Perspektif: AB Marka Tüzüğü
AB Marka Tüzüğü (2017/1001) md. 7/1-b, benzer şekilde ayırt edici nitelikten yoksun işaretleri nispi ret nedeni olarak düzenlemektedir. Ancak, Bently ve diğer İngiliz-Amerika hukuku yazarlarına göre, AB içtihadında "ayırt edicilik" eşiği, Türk uygulamasına kıyasla daha esnektir40. Özellikle tanımlayıcı unsurlar içeren işaretler, AB'de kullanımla kazanma koşullarında daha kolay tescil edilebilmektedir.
Ayrıca, AB Marka Tüzüğü, nispi ret nedeni olarak düzenlenmiş olması, idari incelemede (examination phase) otomatik aplikasyon (adversarial search) gereksiz olduğu anlamına gelir. Türk sistemi ise, TÜRKPATENT'e mutlak ret nedenleri konusunda re'sen inceleme yetkisi vermektedir; bu da, sistemsel olarak ret oranını yükseltmektedir.
Sonuç
Ayırt edicilik yoksunluğu, marka tescilinin birincil filtresidir ve SMK md. 5/1-b, TÜRKPATENT tarafından en yoğun uygulanmakta olan ret nedenidir. Doktrin yazarları—Çolak, Arkan, Tekinalp, Yasaman, Suluk, Güneş, Bozgeyik, Kaya ve Uzunallı—ayırt edicilik kavramını çok boyutlu biçimde analiz etmiş ve bu kavramın "pazar gerçekliği" ile iç içe olduğunu ortaya koymaktadırlar41.
Soyut ve somut ayırt edicilik ayrımı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve On Birinci Hukuk Dairesi'nin yakın tarihli kararlarında somut biçimde uygulanmaya başlanmıştır. Eğitim sektöründe tanımlayıcı ibareler, yabancı dilde tanımlayıcı kelimelerin sınıf bazlı analizi, bileşik kelimelerin tüketici nezdinde anlamlandırılması ve perakende sektöründe yaygın sözcüklerin değerlendirilmesi—tümü bu soyut-somut ayrımını uygulamaya koymuştur42.
Kullanımla ayırt edicilik kazanma istisnası (SMK md. 5/2), teoride reddedilmiş işaretlere kapı açsa da, uygulamada ispat yükü çok yüksektir. Başvuru sahibi, başvuru tarihinden öncesi kapsamlı bir delil portföyü oluşturması gerekir; sadece ticari belge ve web görseli yetersizdir. Tüketici anketleri, pazar payı verileri ve reklam yatırımı belgeleri, "tüketici algısındaki dönüşüm"ü ispat etmek için gereklidir43.
Sınıf bazlı değerlendirme ilkesi, her başvuru için farklı sonuçlar doğurmaktadır. Aynı işaret, bir sınıfta ret alırken, diğer sınıfta tescil edilebilir. Bu nedenle, başvuru stratejisi, en güçlü ayırt edicilik taşıyan dar sınıf seçimine dayandırılmalıdır. Başvuru öncesi profesyonel ön analiz, ret riskini azaltır ve tescil sürecini hızlandırır.
Son olarak, AB Marka Tüzüğü ile karşılaştırma, Türk sisteminin ret nedenlerine karşı daha katı tutum aldığını göstermektedir. Mutlak ret nedenleri konusunda TÜRKPATENT'e re'sen inceleme yetkisi verilmesi, önceki hak sahibinin itirazını beklemeksizin, sistem genelinde daha yüksek ret oranını doğurmaktadır. Bu yaklaşım, kamu yararı ve serbest rekabeti koruma amacına hizmet etmektedir; ancak başvuru sahiplerinin başvuru öncesi kapsamlı hazırlık yapması gerektiği anlamına gelmektedir.
Kaynakça
Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997).
Bently, Lionel vd., Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford Law Trove 2022).
Bozgeyik, Hayri, Marka Hakkının Korunması (On İki Levha Yayıncılık 2024).
Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023).
Güneş, İlhami, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu Işığında Uygulamalı Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2021).
Kaya, Aslan, Marka Hukuku (Vedat Kitapçılık 2024).
Suluk, Cahit vd., Fikri Mülkiyet Hukuku (Seçkin Yayınevi 2024).
Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat 2012).
Türk Patent ve Marka Kurumu, Marka İnceleme Kılavuzu (Türk Patent 2021).
Uzunallı, Sevilay, Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2024).
WIPO, 'DL 302 An Advanced Course on Trademarks, Industrial Designs and Geographical Indications' (WIPO Academy 2024).
Yasaman, Hamdi vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019).
Dipnotlar
-
TÜRKPATENT istatistiklerine göre, gelen başvuruların yaklaşık %25'i SMK md. 5/1-b kapsamında reddedilmektedir. Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023) 119. ↩
-
Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997) 38; Yasaman, Hamdi vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019) 49. ↩
-
SMK md. 4'teki tanım: "Bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt eden işaret." ↩
-
Çolak (dn. 1) 121. ↩
-
Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat 2012) 370. ↩
-
Yasaman vd. (dn. 2) 445. ↩
-
Bozgeyik, Hayri, Marka Hakkının Korunması (On İki Levha Yayıncılık 2024) 28. ↩
-
Suluk, Cahit vd., Fikri Mülkiyet Hukuku (Seçkin Yayıncılık 2024) 190; Güneş, İlhami, 6769 Sayılı SMK Işığında Uygulamalı Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2021) 45. ↩
-
Türk Patent ve Marka Kurumu, Marka İnceleme Kılavuzu (Türk Patent 2021) 110-145. ↩
-
Bently, Lionel vd., Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford Law Trove 2022) 6-7. ↩
-
Arkan (dn. 2) 42. ↩
-
Çolak (dn. 1) 135-140. ↩
-
Tekinalp (dn. 5) 375; Güneş (dn. 8) 66. ↩
-
Yargıtay HGK, 24.09.2025, E. 2024/365, K. 2025/564. Karar metninde: "Ayırt edicilik değerlendirmesi, soyut ve somut olmak üzere iki düzeyde yapılmalıdır; bir işaretin soyut olarak ayırt edici görülmesi, somut mal veya hizmetler bakımından da ayırt edici olduğu anlamına gelmez." ↩
-
Arkan (dn. 2) 55; Çolak (dn. 1) 165. ↩
-
Bozgeyik (dn. 7) 42-43. ↩
-
Kaya, Aslan, Marka Hukuku (Vedat Kitapçılık 2024) 95. ↩
-
Çolak (dn. 1) 148-152; Güneş (dn. 8) 88. ↩
-
Uzunallı, Sevilay, Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2024) 60-61. ↩
-
Çolak (dn. 1) 145-150. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 28.05.2025, E. 2024/6437, K. 2025/3774. İlk Derece Mahkemesi: Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2021/244 E., 2022/150 K. Başvuru sahibinin "bu ibare uluslararası alanda kullanılan teknik bir terim" savunması ret kararını engellememektedir. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 10.04.2025, E. 2024/3916, K. 2025/2311. İlk Derece Mahkemesi: Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (FSHHM), 2022/139 E., 2023/499 K. Karar özeti: "İtalyanca 'mulino' sözcüğü değirmencilik sektöründe yaygın kullanım alanı bulduğundan, SMK md. 5/1-b, c, d kapsamında ret işlemi yerindedir." ↩
-
Güneş (dn. 8) 66. ↩
-
Kaya (dn. 17) 112. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 14.05.2025, E. 2024/5116, K. 2025/3358. İlk Derece Mahkemesi: Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2021/263 E., 2021/367 K. Karara göre, orijinal bileşik kelime oluşturulmuş olması, ayırt ediciliği sağlamaz; tüketici nezdinde anlamlandırılabilirliği test edilmelidir. ↩
-
Tekinalp (dn. 5) 380-385. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 29.01.2026, E. 2025/3593, K. 2026/582. İlk Derece Mahkemesi: Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2022/95 E., 2022/393 K. Karar: "Beş yılı aşan kullanım, tüketici anketleri ve pazar payı verisi olmaksızın SMK md. 5/2 kapsamında kullanımla kazanma iddiası desteklenemez." ↩
-
Suluk vd. (dn. 8) 196. ↩
-
Yargıtay 11. HD, 29.01.2026, E. 2025/3891, K. 2026/595. İlk Derece Mahkemesi: Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2020/51 E., 2022/66 K. 35. sınıf (perakende hizmetleri) bakımından "market" sözcüğü tanımlayıcıdır. ↩
-
Uzunallı (dn. 19) 70. ↩
-
Arkan (dn. 2) 48-50. ↩
-
Çolak (dn. 1) 138-140. ↩
-
Tekinalp (dn. 5) 378. ↩
-
Bozgeyik (dn. 7) 35. ↩
-
Güneş (dn. 8) 55. ↩
-
Çolak (dn. 1) 160; Suluk vd. (dn. 8) 195. ↩
-
Kaya (dn. 17) 95-100. ↩
-
Uzunallı (dn. 19) 75. ↩
-
Arkan (dn. 2) 55-60. ↩
-
Bently vd. (dn. 10) 5-10. AB içtihadında (özellikle Genel Mahkeme ve ABAD kararlarında) tanımlayıcı unsurlar içeren işaretlere SMK'a kıyasla daha esnektir. ↩
-
Bu bölüm, kullanılan tüm doktrin yazarlarının görüş ve katkılarını özetlemektedir: Çolak (soyut-somut ayrım), Arkan (genel çerçeve), Tekinalp (teorik temeller), Yasaman (mevzuat şerhi), Suluk ve Güneş (uygulamalı perspektif), Bozgeyik (işaret türlerine göre değerlendirme), Kaya (kullanımla kazanma), Uzunallı (sınıf bazlı analiz). ↩
-
On Birinci Hukuk Dairesi, 28.05.2025 (eğitim), 10.04.2025 (yabancı dil), 14.05.2025 (bileşik kelime) ve 29.01.2026 (perakende) tarihli kararları bu sonuca varmamızı sağlamaktadır. ↩
-
Suluk vd. (dn. 8) 195-198; Kaya (dn. 17) 100-105. ↩