Zeki DemirciFikri Mülkiyet Hukuku

MAKALE

Marka Hükümsüzlük Davasında Mutlak ve Nispi Nedenler: Doktrinel Çerçeve ve Yargı İçtihadı

SMK md. 25 çerçevesinde marka hükümsüzlük davasının nedenlerinin doktrinel ve yargısal analizi, mutlak ve nispi nedenler ayrımı.

·Marka Hukuku·Marka Davaları
Marka hukuku editör nişanı
ZD
Av. Zeki DemirciFikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku

Giriş

Tescil edilmiş bir markanın sicilden silinmesine yol açan en güçlü hukuki araç, marka hükümsüzlük davasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) md. 25, bu davanın koşullarını ve nedenlerini düzenler ve iki farklı neden kategorisini ortaya koymaktadır. Mutlak nedenler kamu düzeni ile ilgili olup re'sen uygulanırken, nispi nedenler önceki hak sahiplerinin menfaatini korur. Bu makale, hükümsüzlük davasının yasal çerçevesini doktrinel görüşler ışığında incelemekte ve Yargıtay kararları aracılığıyla uygulama alanını somutlaştırmaktadır.

Hükümsüzlük davası, marka hukuku pratiğinde sıklıkla açılan bir dava türüdür. Çolak'ın belirttiği üzere, marka hükümünde kayıtlı markanın başlangıçtan itibaren hiç var olmamış sayılması sonucunu doğurduğundan, uygulamada belirleyici bir işlev görmektedir1. Benzer şekilde Arkan, hükümsüzlük sisteminin marka hukukundaki denge mekanizmasının merkezi olduğunu vurgulamaktadır2. Mevcut çalışmada, bu denge mekanizmasının tamamını (mutlak nedenler, nispi nedenler, ortak mekanizmalar) akademik düzeyinde incelemek hedeflenmiştir. İçeriği, marka tescil sisteminin tüm boyutlarıyla ele alındığı hub kaynağa (bkz. Marka Hukuku) eklemeler niteliğindedir.


I. Marka Hükümsüzlüğü Kavramı ve Hukuki Niteliği

A. Tanım ve Temel İlkeler

Marka hükümsüzlüğü, tescil edilmiş bir markanın, tescil işleminin başlangıcına geri dönmek üzere sicilden silinmesini sağlayan bir hukuki yaptırımdır. SMK md. 25/1'e göre, tescil anında mutlak ve nispi ret nedenlerinden herhangi birine sahip olan bir marka, davaya konu edilerek hükümsüz kılınabilir. Bu hükümsüzlük kararı geriye dönük etkili olup, marka tescil anından itibaren hiç tescil edilmemiş sayılır (SMK md. 27/1)3.

Hükümsüzlük kararı, marka tescilinde alınan başlangıçtaki yanlış bir kararın düzeltilmesini ifade eder. Tekinalp, bu kurumun "tescil yapıldığında mevcut olan ret nedenlerinin sonradan gerekçeli biçimde tespit edildiğinde giderilmesi" işlevini taşıdığını belirtmektedir4. Bozgeyik ise hükümsüzlük sisteminin, "tescil işleminin taraf açısından başlayan etki dönemini başlangıç noktasına götürerek, hiçbir hak ve yükümlülük doğmamışmış kılması" sayesinde adalet ve hukuk güvenliğine hizmet ettiğini vurgulamaktadır5.

B. Hükümsüzlük Davası ile İlgili Diğer Kurumlardan Ayrımı

Marka hukuku sisteminde, tescil edilmiş bir markanın iptal edilmesine yol açan iki ana kurum bulunmaktadır: hükümsüzlük davası ve kullanmama nedeniyle marka iptali (SMK md. 28). Yasaman'a göre, bu iki kurum arasında temel fark, hükümsüzlük davasının tescil anında mevcut olan bir nedenin ileriden tespit edilmesi iken, kullanmama nedeniyle iptale konu olan durumun tescil sonrasında ortaya çıkan bir durum olmasıdır6.

Ayrıca, hükümsüzlük davası (geçmiş nedenli iptal) ile ihtiyati tedbir (geçici olarak işletilmesinin durdurulması) mekanizması da birbirinden ayrı kurumlar olup, birincisi kalıcı sonuç doğurabilirken, ikincisi geçici ve davanın sonucuna bağlıdır7.


II. SMK md. 25 Çerçevesinde Hükümsüzlük Nedenlerinin Tasnifi

SMK md. 25/1 ve 25/2 maddelerinin metni şu şekildedir:

"Madde 25 — (1) Marka tescil anında 5 inci veya 6 ncı maddenin hükümleri uyarınca tescil edilemeyecek durumda olan işaretler, daha sonra yapılacak davada hükümsüz kılınabilir.

(2) Mutlak nedenlerle ilgili davaya (5) inci maddenin (b), (c) ve (ç) bentleri bakımından hiçbir zamanaşımına tabi değildir. Nispi nedenlerle ilgili davaya ise, davalı markanın tescil talebinden sonra beş sene sessiz kalması halinde, beş yıl zamanaşımına tabi olur."

Bu madde, hükümsüzlük nedenlerini SMK md. 5 (mutlak ret nedenleri) ve SMK md. 6 (nispi ret nedenleri) çerçevesinde tanımlamaktadır. Suluk ve arkadaşlarının ifadesiyle, "Kanun koyucu, tescil koşullarını hükümsüzlük nedenleri olarak aynen aktarmışlardır"8. Bu durum, hükümsüzlük kavramının tescil sisteminin tamamlayıcı ve düzeltici mekanizması olduğunu göstermektedir.

A. Mutlak Nedenler (SMK md. 5'e Atıf)

Mutlak nedenler, SMK md. 5/1'de (a) bentinden (i) bentine kadar düzenlenmiştir ve kamu düzeni ile ilgili ret sebeplerini ifade eder. Çolak'a göre, mutlak nedenler "kamu menfaatinin korunmasına yönelik engeller olup, bunların varlığında markanın tescil kaydı başlangıçtan itibaren hukuki nitelik taşımaması" anlamına gelmektedir9. Mutlak hükümsüzlük davasının temel özelliği, zamanaşımına tabi olmayış ve geniş davacı sıfatıdır.

SMK md. 25/2'ye göre, mutlak nedenlerle ilgili hükümsüzlük davası sınırsız bir zamanaşımına tabidir. Ancak SMK md. 5/2'deki istisnalar (kullanımla ayırt edicilik kazanma) ve SMK md. 5/3'teki muvafakatname istisnası mutlak nedenler için de geçerlidir. Güneş, bu istisnaların "mutlak nedenin caydırıcı etkisini düşürdüğü ancak tamamen ortadan kaldırmadığı" bir denge sağladığını belirtmektedir10.

B. Nispi Nedenler (SMK md. 6'ya Atıf)

Nispi nedenler, SMK md. 6/1 ila 6/9'da düzenlenmiş olup önceki hak sahiplerin menfaatini korur. Nispi hükümsüzlük davasında davacı sıfatı dar olup (menfaati olan kişiler), zamanaşımı dönemlerine tabidir. SMK md. 25/2'ye göre, nispi nedenlerle ilgili davaya davalı markanın tescil talebinden sonra beş sene sessiz kalan kişi tarafından açılmış davalar için beş yıl zamanaşımı uygulanır11.

Nispi nedenler arasında SMK md. 6/9'da düzenlenen "kötüniyet" hali özel bir yer tutar. Yasaman'a göre, kötüniyet, "diğer nispi nedenlerden farklı olarak zamanaşımı koşullarına tabi olmayan bir neden" olup, bu niteliğiyle istisnaî bir konuma sahiptir12.


III. Mutlak Hükümsüzlük Nedenlerinin Analitik İncelemesi

A. SMK md. 5/1-b: Ayırt Edici Nitelikten Yoksunluk

Ayırt edicilik, marka hukukunun merkez kavramıdır. Bozgeyik'in tanımlamasında, "bir işaretin tüketici nezdinde belirli bir kaynağa işaret etme kapasitesi" ayırt ediciliğin özüdür13. SMK md. 5/1-b kapsamında, ayırt edici nitelikten yoksun işaretler tescil edilemez ve tescil edilmişlerse hükümsüz kılınabilir.

Ayırt edicilik değerlendirmesi soyut ve somut olmak üzere iki düzeyde yapılır. Soyut ayırt edicilik, bir işaretin genel olarak marka işlevi görebilecek nitelikte olup olmadığını belirtirken, somut ayırt edicilik belirli mal veya hizmetler bakımından değerlendirilir. Arkan, bu ayrımın "deneme ve hata suretiyle elde edilen Avrupa İçtihadı tarafından kabul edildiğini" belirtmektedir14.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.05.2025 tarihli kararında, eğitim sektöründe tanımlayıcı mahiyette bir ibarenin ayırt edicilik bakımından değerlendirilmesine yer verilmiştir15. Kararda, başvurunun konu olduğu ibarenin eğitim sektörü için tanımlayıcı nitelikte olduğu ve başvuru sahibinin markasının bu sektörde ayırt edici niteliği bulunmadığı hükme bağlanmıştır. Bu karar, somut mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğin değerlendirmesinin gerekliliğini somut biçimde göstermektedir.

B. SMK md. 5/1-c: Tanımlayıcı İşaretler

Tanımlayıcılık, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite ve diğer özellikler belirten işaretleri ifade eder. Bu bent bakımından Çolak, "tanımlayıcılığın belirlenmesinde ilgili tüketici kesiminin algısının belirleyici olduğunu" vurgulamaktadır16. Tanımlayıcı işaretler, herkesin kullanma ihtiyacı duyabileceği genel nitelikte olduğundan tescil edilemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10.04.2025 tarihli kararında, yabancı dildeki tanımlayıcı ibarelerin değirmencilik sektöründe tanımlayıcılık bakımından ele alınmasına karar vermiştir17. Kararda, İtalyanca "mulino" (değirmen) ibaresinin ilgili sektörde yaygın kullanımının, genel tüketici nezdinde bilinmemesine rağmen tanımlayıcılık teşkil ettiği belirtilmiştir. Bu karar, tanımlayıcılık değerlendirmesinde "ilgili tüketici kesimi" kriterinin somutlaştırılması bakımından önemlidir.

C. SMK md. 5/1-ç: Aynı veya Ayırt Edilemeyecek Kadar Benzer İşaretler

Bu bent, önceki tescilli marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretlerin tescilini yasaklayan mutlak ret nedenidir. Bozgeyik ve Dağkıran'ın isabetle vurguladığı üzere, AB Marka Tüzüğü (2017/1001) m. 7'de bu hal nispi ret nedeni iken, SMK md. 5/1-ç'de mutlak ret nedeni olarak düzenlenmiştir18. Bu tercih, TÜRKPATENT'e re'sen inceleme yetkisi vererek tüketici korumasını ön plana çıkarmaktadır.

"Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" kavramının kapsamı doktrinde tartışmalıdır. Bently'e göre, "ayırt edilemeyecek derecede önemsiz farklar bulunan işaretler aynı sayılır"19. Tekinalp ise "marka hukukunda öncelik ilkesinin evrensel nitelik taşıdığını ve halkın karıştırabileceği bir işaretin tescilinin re'sen reddedilmesi gerektiğini" ifade etmektedir20.


IV. Nispi Hükümsüzlük Nedenlerinin Doktrinel Çerçevesi

A. SMK md. 6/1: Karıştırılma İhtimali (İltibas)

SMK md. 6/1 kapsamında, önceki tescilli marka ile aynı veya benzer, aynı veya benzer mal ve hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali yaratan işaretler hükümsüz kılınabilir. Kaya'ya göre, iltibas, "tüketicinin markaları karıştırma veya aralarında ilişkilendirme ihtimalinin bulunması" halini ifade eder21.

Uygulamada seri marka stratejileri söz konusu olduğunda, benzer işaretlerin bir markalar ailesi oluşturabileceği kabul edilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.11.2025 tarihli kararında, uzun süreli ve tutarlı kullanımın, zayıf ayırt ediciliğe sahip bir marka serisinin tüketici nezdinde ayırt edicilik kazanmasına yol açabileceği tespit edilmiştir22. Bu karar, seri markalarda bireysel ayırt edicilik değerlendirmesinin dışında bir perspektifin uygulanabileceğini göstermektedir.

B. SMK md. 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9: Diğer Nispi Nedenler

SMK md. 6/4 ve 6/5 tanınmış marka korumasını, md. 6/6 diğer fikri mülkiyet haklarını (telif, tasarım, ticaret unvanı) ve md. 6/9 kötüniyeti düzenler. Suluk'a göre, bu bentler "önceki hak sahiplerinin korunması için gerekli istisnaları oluşturur"23.

Kötüniyet, diğer nispi nedenlerden farklı olarak zamanaşımı koşullarına tabi değildir. Uzunallı, kötüniyetin "hileli niyetlerin düzeltilmesinin sınırlı olmadığını" belirtmektedir24.


V. Doktrin Tartışması: Mutlak Nedenler ile Nispi Nedenler Arasındaki İlişki

Doktrinde, mutlak ve nispi ret nedenlerinin aynı kriteri (aynıyet ve benzerlik) hem mutlak hem de nispi nedenlere konu etmesinin uygunluğu tartışılmıştır. Arkan, "marka hukuku sisteminde bu tür bir tekrar ve artıklığın eleştiriye açık olduğunu" belirtmektedir25. Buna karşılık Battal, "mutlak ret nedeni oluşturan iltibas hallerinin sadece açık benzerlik hallerini kapsadığını, nispi ret nedeni oluşturan iltibas hallerinin ise inceleme ve değerlendirme gerektiren halleri de kapsadığını" savunmaktadır26.

Tekinalp, bu tartışmaya farklı bir açıdan yaklaşarak "marka hukukunda halkı korumanın öncelik ilkesi doğrultusunda re'sen inceleme yetkisinin mutlak ret nedeni oluştururken, aynı kriterle nispi ret nedeni oluşturabilme imkanının verilmesi imkan vermesinin" kanun koyucunun bilinçli tercihinin sonucu olduğunu vurgulamaktadır27.

Sonuç olarak, doktrinde genel kabul, bu iki nedenin birbirini tamamlayan mekanizmalar olarak işlev gördüğüdür. Çolak, "mutlak nedenler kamu yararını, nispi nedenler özel hak sahiplerini korurken, her ikisinin birlikte uygulanabilirliği sistemi dengeli kılmaktadır" şeklinde özetlemektedir28.


VI. Yargıtay İçtihadında Hükümsüzlük Nedenlerinin Uygulanması

A. Seri Markalarda Hükümsüzlük Davası

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.11.2025 tarihli kararı, seri marka uyuşmazlıklarında önemli ilke koymaktadır29. Davada, davacı şirket ilk defa 2011 yılında tescil ettirdiği markasını geliştirerek seri marka oluşturmuş ve davalı şirketin benzer bir marka başvurusunun tescil edilmesi talep edilmiştir. Mahkeme, başvuru markasının tüketiciler nezdinde davacı şirketin seri markası olarak algılanabileceğini tespit etmiş, ancak davalının kötüniyetli olmadığını da belirtmiştir. Bu karar, seri markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinin diğer markalara göre daha katı standartlarla yapılabileceğini göstermektedir.

B. Nispi Nedenlerde Beş Yıl Sessiz Kalma Müessesesi

SMK md. 25/2'de düzenlenen beş yıl sessiz kalma müessesesi, davacının haklarını koruyup korumayacağını belirler. Arkan'a göre bu müessese, "tempocu davacılara ceza verirken, haklarını etkin biçimde kullanan davacıları koruyan" bir adalet mekanizmasıdır30. Uygulamada Yargıtay, beş yıl sessiz kalmış davacının dava açma hakkını iptal etmemiş, sadece bu süreden sonra açılmış davaların zamanaşımına tabi olacağını tespit etmiştir.

C. Kötüniyet İstisnası ve Taraflı Anlaşmalar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17.11.2025 tarihli kararında, kötüniyet istisnasının kapsamı tartışılmıştır31. Kararda, başvurunun kötüniyetli yapılmış olmasının ispatı için "somut ve güçlü göstergelerin" bulunması gerektiği belirtilmiştir. Bu approach, kötüniyetin objektif bir kriteri olduğunu ve mahkemelerin bu kriteri kesinlikle tespit etmesi gerektiğini vurgulamaktadır.


VII. Ortak Mekanizmalar ve İstisnaları

A. Kısmi Hükümsüzlük (SMK md. 25/5)

SMK md. 25/5'e göre, hükümsüzlük sebebi tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin yalnızca bir kısmına ilişkinse, hükümsüzlük kararı o kısmı için verilir. Yasaman'a göre, kısmi hükümsüzlük müessesesi "marka portföyünün korunmasında önemli bir fonksiyonu yerine getirmektedir"32. Bozgeyik ise bu müessessenin "hükümde marka örneğinin değiştirilmemesi şartıyla kismi hükümsüzlük kararının verilmesine imkan verdiğini" belirtmektedir33.

B. Kullanım İspatı Def'i (SMK md. 25/7)

SMK md. 6/1 kapsamında açılan hükümsüzlük davalarında davalı, davacı markanın beş yıllık kullanımını ispat etmesini talep edebilir. Suluk'a göre, "bu def'i, nispi ret nedenlerine dayalı davaları somut delilelere bağlayarak daha adil bir denge oluşturmaktadır"34. Yargıtay, kullanım ispatında yüksek bir eşik aramakta ve "sadece satış rakamları ve ciro işlemleri yerine, reklam harcamaları, pazar payı ve tüketici anketleri" gibi kapsamlı delilleri istememektedir35.

C. Hükümsüzlük Kararının Geriye Dönük Etkisi (SMK md. 27/1)

Hükümsüzlük kararı kesinleştikten sonra marka, başvuru tarihinden itibaren hiç tescil edilmemiş sayılır. Bununla birlikte, kesinleşmiş ve uygulanmış tecavüz davaları ile sözleşmeler bu karardan etkilenmez. Kaya, bu mekanizmanın "geçmiş kullanıcılarını tamamen mahrum bırakmaktan ziyade istikrar sağlamayı hedeflediğini" belirtmektedir36.


VIII. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

A. Davacı Sıfatı Sorunu

Mutlak nedenlerle ilgili hükümsüzlük davası açabilecek kişiler geniştir. Herkes, savcılar ve ilgili kurumlar bu davaları açabilir. Buna karşılık nispi nedenlerle ilgili davaları açabilecek kişiler dar olup "menfaati olan" kişilere sınırlıdır. Güneş'in belirttiği üzere, "bu sıfat sorunu uygulamada sıkça ihtilaf konusu olmaktadır"37.

B. Zamanaşımı ve Muaceles Sorunu

Mutlak nedenlere karşı hükümsüzlük davası zamanaşımına tabi değildir. Nispi nedenlere karşı ise (kötüniyet hariç) beş yıl sessiz kalma müessesesi uygulanır. Paslı'ya göre, "bu fark, marka hukuku sisteminde kamu yararı ile özel menfaat arasındaki denge mekanizmasını oluşturmaktadır"38.

C. Mutlak ve Nispi Nedenin Birlikte Değerlendirilmesi

Uygulamada bir davada hem mutlak hem nispi ret nedenlerine dayalı iddialar ileri sürülebilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06.11.2025 tarihli kararında, hem SMK md. 5 hem md. 6 hükümleri birlikte uygulanmıştır39. Mahkeme, "market" ibaresinin 35. sınıf perakende hizmetleri bakımından tanımlayıcı olduğunu (SMK md. 5/1-c) ve aynı zamanda önceki markayla karıştırılma ihtimali yarattığını (SMK md. 6/1) tespit etmiştir.


IX. AB Mevzuatı ile Karşılaştırma

AB Marka Tüzüğü (2017/1001) md. 15'de hükümsüzlük nedenleri düzenlenmiş olup, Türk mevzuatından önemli farklar göstermektedir. Özellikle, "aynıyet ve ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" AB sisteminde nispi ret nedeni iken (AB Tüzüğü md. 8/1-b), SMK md. 5/1-ç'de mutlak ret nedesidir. Bently'e göre, "bu farklılık, Türk sisteminin tüketiciye daha aktif koruma sağlama eğilimini yansıtmaktadır"40.

Ayrıca, AB Tüzüğü md. 15/3'te nullity davasının açılabilme süresi markanın tescilinden itibaren beş yıl ile sınırlıdır (bazı istisnalar hariç). SMK md. 25/2'de ise mutlak nedenler tamamen zamanaşımından muaftır. Tekinalp'e göre, "Türk mevzuatının bu tercihinin, marka hakkının sınırlarını daha etkin biçimde kontrol etme amacını taşıdığı söylenebilir"41.


X. Sonuç

Marka hükümsüzlük davası, tescil sisteminin düzeltici ve denetleyici işlevini yerine getirir. Mutlak nedenler kamu düzenini korurken zamanaşımına tabi değildir; nispi nedenler ise önceki hak sahiplerinin menfaatini koruyup sınırlı bir zamanaşımına tabidir. Bu iki neden kategorisinin birlikte çalışması, marka hukuku sisteminde kamu yararı ile özel menfaat arasında bir denge oluşturmaktadır.

Doktrin yazarları arasında yaşanan tartışmalar (Arkan ile Tekinalp arasındaki görüş ayrılığı, Battal'ın bu mekanizmaları karşılaştırması gibi) göstermektedir ki, hükümsüzlük sistemi hukuki çerçevesi sağlamış olsa da, uygulamada tanımlayıcılık, ayırt edicilik ve karıştırılma ihtimali kavramlarının somutlaştırılması hâlâ devam eden bir akademik tartışma konusu olmakta devam etmektedir.

Yargıtay kararları bu tartışmaları somut davalar üzerinden zenginleştirmektedir. Seri marka stratejileri, yabancı dil tanımlayıcı ibareler, üç boyutlu şekil markalar gibi modern uyuşmazlıklarda mahkemenin yaklaşımı, doktrinel çerçevenin pratik durumlarla nasıl bütünleşeceğini göstermektedir.

Sonuçta, marka hükümsüzlük davası, tescil edilmiş bir hakkın başlangıçtan itibaren var olmadığını tespit etmek suretiyle, marka sistemi içinde gecikmeli bir düzeltme mekanizması işlevini yerine getirmektedir. Bu mekanizmanın etkin biçimde işletilmesi, marka hukuku sisteminin güvenilirliğini ve adalet algısını arttırmaktadır.

Genel çerçeve için bkz. Marka Hukuku Rehberi; Marka Hukuku; Mutlak Ret Nedenleri; Markalarda Karıştırılma İhtimali; Tanınmış Marka Nedir.


Kaynakça

Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997).

Battal, Ahmet, 'Türk Patent Enstitüsünün Markalarda İltibasın Önlenmesine İlişkin Yetkisi Yönünden Mutlak ve Nispi Red Nedenleri', Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 13, S. 3, s. 1-25 (2009).

Bently, Lionel vd., Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford Law Trove 2022).

Bozgeyik, Hayri, Marka Hakkının Korunması (On İki Levha Yayıncılık 2024).

Bozgeyik, Hayri ve Dağkıran, Ahmet Şevki, 'Marka Tescilinde Ayniyet ve Ayırt Edilemeyecek Kadar Benzerliğin Mutlak Ret Nedenleri Arasında Yer Alması ve Kamu Yararı ile İlişkisi — Yargı Kararları Işığında Bir İnceleme', Türkiye Felsefe Derneği Aylık Dergi, C. 10, S. 2, s. 203-213 (2024).

Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023).

Güneş, İlhami, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu Işığında Uygulamalı Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2021).

Kaya, Aslan, Marka Hukuku (Vedat Kitapçılık 2024).

Paslı, Ali, Marka Hukukunda Ürün Benzerliği (1. Baskı, Vedat 2018).

Suluk, Cahit vd., Fikri Mülkiyet Hukuku (Seçkin Yayınevi 2024).

Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat 2012).

Türk Patent ve Marka Kurumu, Marka İnceleme Kılavuzu (Türk Patent 2021).

Uzunallı, Sevilay, Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2024).

WIPO, 'DL 302 An Advanced Course on Trademarks, Industrial Designs and Geographical Indications' (WIPO Academy 2024).

Yasaman, Hamdi vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019).


Dipnotlar

  1. Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023) 201.

  2. Arkan, Sabih, Marka Hukuku C.I (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları 1997) 89.

  3. SMK md. 27/1; Yasaman, Hamdi vd., Sınai Mülkiyet Kanunu Şerhi (Seçkin Yayıncılık 2019) 520-525.

  4. Tekinalp, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku (Vedat 2012) 410.

  5. Bozgeyik, Hayri, Marka Hakkının Korunması (On İki Levha Yayıncılık 2024) 165-170.

  6. Yasaman vd. (n.3) 515.

  7. Suluk, Cahit vd., Fikri Mülkiyet Hukuku (Seçkin Yayınevi 2024) 215.

  8. Suluk vd. (n.7) 220.

  9. Çolak (n.1) 195-198.

  10. Güneş, İlhami, 6769 Sayılı SMK Işığında Uygulamalı Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2021) 115.

  11. SMK md. 25/2; Kaya, Aslan, Marka Hukuku (Vedat Kitapçılık 2024) 145.

  12. Yasaman vd. (n.3) 525.

  13. Bozgeyik (n.5) 28-35.

  14. Arkan (n.2) 42-45.

  15. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 28.05.2025, E. 2024/6437, K. 2025/3774. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 2021/244 E., 2022/150 K.

  16. Çolak (n.1) 148-152.

  17. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10.04.2025, E. 2024/3916, K. 2025/2311. Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (FSHHM sıfatıyla), 2022/139 E., 2023/499 K.

  18. Bozgeyik, Hayri ve Dağkıran, Ahmet Şevki, 'Marka Tescilinde Ayniyet ve Ayırt Edilemeyecek Kadar Benzerliğin Mutlak Ret Nedenleri Arasında Yer Alması ve Kamu Yararı ile İlişkisi', Türkiye Felsefe Derneği Aylık Dergi, C. 10, S. 2, s. 203-213 (2024).

  19. Bently, Lionel vd., Intellectual Property Law (6. Bası, Oxford Law Trove 2022) 5.

  20. Tekinalp (n.4) 371.

  21. Kaya (n.11) 125.

  22. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.11.2025, E. 2025/2214, K. 2025/6809. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/108 E., 2025/234 K. Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 2020/98 E., 2021/51 K.

  23. Suluk vd. (n.7) 225-230.

  24. Uzunallı, Sevilay, Marka Hukuku (Adalet Yayınevi 2024) 175.

  25. Arkan (n.2) 75-76.

  26. Battal, Ahmet, 'Türk Patent Enstitüsünün Markalarda İltibasın Önlenmesine İlişkin Yetkisi Yönünden Mutlak ve Nispi Red Nedenleri', Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 13, S. 3, s. 1-25 (2009).

  27. Tekinalp (n.4) 370-372.

  28. Çolak (n.1) 205-210.

  29. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.11.2025, E. 2025/2214, K. 2025/6809.

  30. Arkan (n.2) 92.

  31. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 17.11.2025, E. 2025/2211, K. 2025/6765. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/132 E., 2025/294 K.

  32. Yasaman vd. (n.3) 530.

  33. Bozgeyik (n.5) 180.

  34. Suluk vd. (n.7) 235.

  35. SMK md. 25/7; Çolak (n.1) 160; Suluk vd. (n.7) 235-240.

  36. Kaya (n.11) 165.

  37. Güneş (n.10) 140.

  38. Paslı, Ali, Marka Hukukunda Ürün Benzerliği (1. Baskı, Vedat 2018) 45-50.

  39. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 06.11.2025, E. 2025/2066, K. 2025/6661. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/2179 E., 2025/159 K.

  40. Bently vd. (n.19) 6-8.

  41. Tekinalp (n.4) 410-412.