Av. Zeki Demirci
Zeki DemirciKarar AnaliziE. 2025/4581 · K. 2025/7050Marka Hukuku26.11.2025

Marka Hakkında Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı

Yargıtay 11. HD: Sonraki markaya beş yıl sessiz kalan sahip, marka kötüniyetli değilse hükümsüzlük isteyemez. Beş yıllık süre mahkemece fiilen hesaplanır.

Av. Zeki DemirciPaylaş:XLinkedIn
Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4581
Karar No
2025/7050
Karar Tarihi
26.11.2025
Kararın Özü

Sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bilen ya da bilmesi gereken marka sahibi, birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalırsa, sonraki marka kötüniyetle tescil edilmiş olmadıkça artık hükümsüzlük ileri süremez. Beş yıllık sürenin dolup dolmadığı mahkemece somut biçimde hesaplanır; süre dolmamışsa hak ayakta kalır.

Karar Metni"davacı şirketin 1989 yılında ticaret siciline tescil edildiği, davalı şirketin ise 02.08.2016 tarihinde tescil edildiği, dava tarihi itibarıyla beş yıllık sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmadığı"

Marka Hakkında Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı

Marka hakkı güçlüdür; ama sonsuz beklemeye izin vermez. İhlali gördüğü hâlde yıllarca hareketsiz kalan marka sahibi, bir noktadan sonra hükümsüzlük silahını kaybeder. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.11.2025 tarihli kararı, bu sürenin lafta kalmadığını, mahkemece somut olarak hesaplandığını gösterir.

İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı — Marka tescili, hükümsüzlük ve tecavüz uyuşmazlıkları için hizmet sayfası.

Karar Kimliği

  • Mahkeme: Yargıtay
  • Daire: 11. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/4581
  • Karar No: 2025/7050
  • Tarih: 26.11.2025
  • Sonuç: Onama

Uyuşmazlık

Lojistik alanında faaliyet gösteren davacı, tanınmış markasıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer bir ibareyi aynı hizmetlerde tescil ettiren davalıya karşı hükümsüzlük, ticaret unvanından terkin ve alan adına erişim engeli talep etti. Davacı 1989 yılından beri sicilde kayıtlı; davalı ise markasını 2016 yılında tescil ettirmişti.

Uyuşmazlığın çekirdeğinde iltibas ve tanınmışlık kadar bir başka soru da vardı: davacı, davalının kullanımına karşı geç mi kalmıştı? Sonraki markaya uzun süre ses çıkarmayan bir sahip, hükümsüzlük hakkını yitirir mi?

Dairenin Değerlendirmesi

İlk derece mahkemesi, davacının seri markalarını ve tanınmışlığını kabul ederek iltibas bulunduğunu tespit etti. Aynı incelemede sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşip gerçekleşmediğini de ayrıca ele aldı. Davalının tescil tarihi ile dava tarihi arasındaki süreyi hesaplayarak beş yıllık sürenin dolmadığını, bu nedenle hak kaybının söz konusu olmadığını saptadı. Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde buldu; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de onadı.

Kararın öğrettiği ölçüt nettir: sessiz kalma yoluyla hak kaybı otomatik bir sonuç değildir. Mahkeme, sürenin başlangıcını ve doluşunu somut tarihlerle inceler. Süre dolmuşsa hak erir; dolmamışsa marka sahibi korunmaya devam eder.

Yasal Dayanak

SMK m. 25/6, marka sahibinin sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği ya da bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması durumunda, sonraki marka kötüniyetle tescil edilmiş olmadıkça hükümsüzlük ileri süremeyeceğini düzenler. Kural, karşı tarafta oluşan haklı güveni ve TMK m. 2 dürüstlük ilkesini korur.

Sürenin başlangıcı, marka sahibinin ihlali öğrendiği ya da öğrenmesinin beklendiği andır. Beş yıllık kesintisiz sessizlik, hükümsüzlük hakkını sona erdirir; ancak yalnızca hükümsüzlük yönünden. Sonraki markanın kötüniyetle tescili hâlinde bu süre işlemez.1

Uygulamada En Sık Yapılan Hata

Uygulamada en sık görülen hata, ihlali bilip beklemektir. Marka sahibi, rakip kullanımın büyümesini izler, ticari bir çatışmaya girmek istemez ve harekete geçmeyi erteler. Beş yıl dolduğunda ise en güçlü tanınmış marka bile hükümsüzlük talebini kaybedebilir.

İkinci hata, kötüniyet istisnasına fazla güvenmektir. Kötüniyet varsa süre işlemez; ancak kötüniyeti ispat yükü marka sahibindedir ve her olayda kolay değildir. Süre savunmasını kötüniyetle aşmayı planlamak, delil hazırlığı gerektirir.

Stratejik Not

İhlali fark eden marka sahibinin ilk adımı, sessizliği aktif biçimde bozmaktır. İhtarname, tespit talebi veya TÜRKPATENT nezdinde itiraz, "sessiz kaldı" savunmasının önünü keser. Farkındalık tarihini kayıt altına almak, sürenin başlangıcını tartışmaya açık bırakmamak için önemlidir.

Beş yıllık süre dolmadan açılan dava, hem hükümsüzlük hem tecavüz taleplerini güçlü tutar. Beklemek ise hakkı eritir. Bu karar, marka sahibine tek bir mesaj verir: ihlali gördüğün anda sayacın çalışmaya başlar.

Sonuç

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, marka sahibinin geç kalmasını cezalandıran bir kuraldır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, beş yıllık süreyi somut tarihlerle hesaplar ve süre dolmamışsa hakkı ayakta tutar. Marka sahibi için doğru tutum, ihlali öğrendiği anda ihtar veya dava yoluyla harekete geçmek; kötüniyet varsa bunu somut delille ortaya koymaktır.

İlgili içerikler için bkz. Kötüniyetli Marka Tescili, Tanınmış Marka Korumasında Güncel Yaklaşımlar, Marka Hukuku Rehberi.

Marka Hukuku

Dipnotlar

  1. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 25/6; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2. Ayrıca bkz. Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku (On İki Levha Yayıncılık 2023) 1012-1018; sessiz kalma yoluyla hak kaybının koşulları ve beş yıllık sürenin başlangıcı tartışılmaktadır.

Sonraki dosya · Karar Analizi

Arsa Payı Satışında Rayiç Bedelin Yargısal Denetimi

Dosyayı aç →