Av. Zeki Demirci
Zeki DemirciKarar AnaliziE. 2024/6854 · K. 2024/11367Marka Hukuku11.12.2024

Marka Suçunda Şikâyetten Vazgeçme ve Müsadere

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, marka suçunda şikâyetten vazgeçmenin davayı düşürdüğüne, taklit eşyanın müsaderesinin ise devam ettiğine karar verdi. Çözümleme.

Av. Zeki DemirciPaylaş:XLinkedIn
Mahkeme
Yargıtay 7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/6854
Karar No
2024/11367
Karar Tarihi
11.12.2024
Kararın Özü

6769 sayılı Kanun m. 30 kapsamındaki marka hakkına tecavüz suçu şikâyete bağlıdır. Açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına ilişkin karar kesinleşmeden önce katılanın şikâyetten vazgeçmesi hâlinde kovuşturma şartı ortadan kalkar ve kamu davasının düşmesine karar verilir. Buna karşılık suça konu taklit eşyanın müsaderesine ayrıca hükmolunur.

Karar Metni5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle kanun yararına bozma isteminin kabulüne ve davanın düşmesine karar verilmiştir.

Marka Suçunda Şikâyetten Vazgeçme ve Müsadere

İlgili hizmet sayfası → Marka Avukatı — Marka tescili, ihlal davaları ve uyuşmazlıklar için hizmet sayfası.

Marka sahibi ile taklit ürün satıcısı arasında ceza dosyası derdestken anlaşma sağlanması uygulamada sık görülür. Anlaşmanın hukuki sonucu ise sanıldığı kadar basit değildir: Şikâyetten vazgeçmenin hangi ana kadar sonuç doğuracağı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı devreye girdiğinde tartışmalı hâle gelir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 11.12.2024 tarihli kararı bu kesişimi çözer ve vazgeçmenin taklit mal üzerindeki etkisini de gösterir.

Uyuşmazlığın Seyri

Sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan açılan davada mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiş, denetim süresi içindeki gelişmeler üzerine hüküm açıklanarak sanığın 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Karar 24.12.2021 tarihlidir.

Katılan vekili, bu karara karşı 06.01.2022 tarihli dilekçesiyle şikâyetten vazgeçtiğini beyan ederek istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge adliye mahkemesi, vekilin şikâyetten vazgeçmesi nedeniyle katılan sıfatının kalktığı ve dolayısıyla kararı istinaf etme yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu reddetmiştir. Hüküm 18.04.2023 tarihinde kesinleşmiştir.

Bunun ardından sanık, şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesini talep etmiş; ilk derece mahkemesi 14.06.2023 tarihli ek kararla talebi reddetmiştir. Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bu ek karara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurmuştur.

Dairenin Kurduğu Gerekçe

Daire önce normatif çerçeveyi ortaya koymuştur. 6769 sayılı Kanun m. 30 uyarınca bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. 5237 sayılı Kanun m. 73 uyarınca kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür. 5271 sayılı Kanun m. 223 ise Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâllerinde davanın düşmesine karar verileceğini düzenler.

Belirleyici olgu, vazgeçmenin zamanıdır. Katılan vekilinin 06.01.2022 tarihli dilekçesi, hükmün 18.04.2023 tarihinde kesinleşmesinden önce verilmiştir. Daire bu tespitten sonra sonucu doğrudan kurmuştur.

5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle kanun yararına bozma isteminin kabulüne ve davanın düşmesine karar verilmiştir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 11.12.2024, E. 2024/6854, K. 2024/11367

Daire, hukuka aykırılığın hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirdiğini belirterek 5271 sayılı Kanun m. 309 uyarınca ek kararı bozmuş ve kamu davasının düşmesine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesinde yer verilen bir başka içtihada da atıf yapılmıştır. Buna göre, kovuşturması şikâyete bağlı suçtan tesis edilen ve açıklanması geri bırakılan hükmün 5271 sayılı Kanun m. 231 uyarınca açıklanmak üzere ele alındığı aşamada katılanın şikâyetten vazgeçmesi ve sanık müdafiinin buna itirazının bulunmaması hâlinde, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi isabetlidir.1

Müsadere: Düşme Kararının Kapsamadığı Alan

Kararın en öğretici yönü hüküm fıkrasındadır. Daire kamu davasının düşmesine karar verirken, aynı fıkrada suça konu taklit eşyanın 5237 sayılı Kanun m. 54 uyarınca müsaderesine de hükmetmiştir.

Bu, şikâyetten vazgeçmenin sınırını gösterir. Müsadere bir ceza değil, bir güvenlik tedbiridir. 5237 sayılı Kanun m. 54'ün dördüncü fıkrası, üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşyanın müsaderesine hükmolunacağını düzenler. Eşyanın hukuka aykırı niteliği, failin cezalandırılıp cezalandırılmamasından bağımsızdır.

Önemli: Marka sahibi ile sanık arasında yapılan bir anlaşmayla şikâyetten vazgeçilse ve dava düşse dahi, el konulan taklit ürünler sanığa iade edilmez; müsadere edilir. Sanık tarafında bu ürünlerin ticari değerinin geri kazanılacağı beklentisi hukuken karşılıksızdır.

Kararın Uygulamaya Etkisi

Karar üç noktada yön verir.

Birincisi, şikâyetten vazgeçme beyanının usulüne uygun biçimde dosyaya yansıtılması ve tarihinin belgelenmesi kritiktir. Somut olayda vazgeçme dilekçesi hükmün kesinleşmesinden önce verildiği için sonuç doğurmuş; buna karşılık ilk derece mahkemesi kesinleşmeyi esas alarak yanılmıştır. Vazgeçmenin dosyaya giriş tarihi, sonucu belirleyen tek ölçüttür.

İkincisi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, şikâyete bağlı suçlarda vazgeçme imkânını ortadan kaldırmaz. Açıklanan hüküm kesinleşene kadar kovuşturma şartı denetlenmeye devam eder.

Üçüncüsü, vazgeçme katılan sıfatını sona erdirir. Somut olayda katılan vekili aynı dilekçeyle hem vazgeçmiş hem istinaf başvurusunda bulunmuş; bölge adliye mahkemesi katılan sıfatının kalkması nedeniyle başvuruyu reddetmiştir. Marka sahibi bakımından bu iki iradenin bir arada ileri sürülmesi kendi içinde çelişkilidir ve kanun yoluna erişimi kapatır.

Uygulamada

Marka sahibi tarafında, sanıkla anlaşma yapılacaksa vazgeçme beyanı verilmeden önce anlaşmanın hukuk boyutunun kapatılması gerekir. Vazgeçme yalnızca ceza davasını düşürür; tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talepleri ayrı bir dava konusudur ve ceza dosyasındaki vazgeçme bu talepleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu nedenle uygulamada sıralama, önce yazılı sulh protokolünün imzalanması, sonra ceza dosyasına vazgeçme beyanının sunulması biçiminde kurulur. Tazminat boyutu için Marka İhlalinde Tazminat ve Dava Süreci sayfası incelenebilir.

Sanık tarafında ise vazgeçme beyanının varlığı öğrenildiği anda düşme talebinde bulunulmalı, talep reddedilirse olağan kanun yolları tüketilmeli, kesinleşme hâlinde kanun yararına bozma yoluna başvurulması için Adalet Bakanlığına başvuru yapılmalıdır. Somut olayda sonucu sağlayan mekanizma budur.

Marka suçlarının unsurları, şikâyet ehliyeti ve uzlaştırma rejimi bakımından bütünsel çerçeve için Marka Hakkına Tecavüz Suçu ve Cezai Koruma makalesi ile Marka Hukuku Rehberi birlikte okunmalıdır.


İlgili içerikler için bkz. Marka Hakkına Tecavüz Suçu ve Cezai Koruma, Marka Hukuku Rehberi, Marka İhlalinde Uzlaşma Mümkün mü? ve Marka Hukuku.

Dipnotlar

  1. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 11.12.2024, E. 2024/6854, K. 2024/11367. Kararda 6769 sayılı Kanun m. 30, 5237 sayılı Kanun m. 54 ve m. 73 ile 5271 sayılı Kanun m. 223, m. 231 ve m. 309 hükümleri birlikte uygulanmıştır. Şikâyete bağlı suçlarda açıklanan hükmün kesinleşmesinden önceki vazgeçmenin sonucu bakımından atıf yapılan içtihat için bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28.09.2016, E. 2016/614, K. 2016/16488. Marka suçlarında şikâyet ve etkin pişmanlık rejiminin doktrindeki değerlendirmesi için bkz. KÜÇÜK, Sultan, Türk Marka Mevzuatında Yer Alan Marka Suçları ve Bu Suçların Karşılaştırmalı Hukuk Bakımından Değerlendirilmesi, Türk Patent ve Marka Kurumu Uzmanlık Tezi, Ankara, 2017, s. 68-71.

Sonraki dosya · Karar Analizi

Ortaklığın Giderilmesinde Satışın Umuma Açık Artırmayla Yapılması

Dosyayı aç →